Terör ve Psikolojik Boyutu

0
900

Küreselleşen dünyanın en büyük sorunlarından olan terör kavramının tanımı üzerine pek çok tartışma yapılmıştır. Bu kavram üzerine yapılan tanımların, her biri farklı bir noktadan eksik kalmıştır. Kavram üzerine kesin, bütünleyici ve eksiksiz bir tanım yapmak mümkün olmasa da Terör sorununun ortaya konulabilesi ve bu soruna çözümler sunulabilmesi için kavramın tanımlanması gerekmektedir.

Arapçadan gelen tedhiş ve dehşet sözcüklerinin İngilizce deki karşılığı Terör sözcüğüdür. Dehşet sözcüğü içinde bulunulan durumu adlandırmak için kullanılırken tedhiş kelimesi ise eylemin adıdır. En basit tanımı ile terör dehşet uyandırmak için gerçekleştirilen eylemdir. Terörizm günlük hayatta var olan siyasal düzeni yıkmak ve bu düzene karşı nefret belirtmek amacıyla “aşağıdan gelen şiddet hareketleri olarak değerlendirilir”1

Terör; cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafından girişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir. 2

Terörist ise bu eylemleri gerçekleştiren kişi olarak tanımlanabilir. Teröristler hakkında bilinmesi gereken ilk şey bu kişilerin psikopat olmadıklarıdır. Ruh sağlığı gayet yerinde olarak görülen, normal insanlarda terör eylemlerini gerçekleştirebilmekte ya da bu eylemlerin gerçekleşmesine katkıda bulunabilmektedirler.  Teröristler psikolojisi normal olan, ancak amaçlarına ulaşmak için psikolojik silahları kullanan kişilerdir. Teröristler ile ruh sağlığı bozuk insanlar arasında belirgin farklar vardır.

Bu farklardan en önemli olanı teröristlerin bazılarının yaptıkları eylemlerden suçluluk duyabilmesidir. Teröristler yaptıkları eylemler için gerekli olan motivasyonu ait oldukları gruptan alırlar. Bir terörist tek başına eylemi gerçekleştirmek için yeterli motivasyonu sağlayamaz. Bunun sebebi grubun onlara vermiş olduğu aidiyet hissidir. Teröristlerin belli bir kişilik profili olmasa da genel olarak geçmişinde örselenmiş, ailesinden kötü bir şekilde ayrılmış insanlar oldukları görülür. Bu insanlar kendi kişiliklerini terör grubunun çatısı altında eriterek grubun ideolojisini benimserler. Kendilerini ait hissettikleri –

Politik Psikoloji Abdülkadir Çevik terör tanımı

3713 Sayılı Terörle Mücalede Kanunu madde 1

Grupta değerli olduklarını düşünmeye başlarlar. Sahip oldukları değerlilik düşüncesi ve grubun ideolojisi zamanla onlar için vazgeçilmez bir hal alır. Herhangi bir terör örgütüne mensup bir terörist; grubun düşüncesine aşırı derecede bağlanarak bu ideoloji dışında düşünceye sahip olan herkesi ötekileştirir. Teröristler kendilerinden farklı düşüncelere sahip olan insanların onun varlığını tehdit ettiğini ve bu kişilerin yok edilmesi gerektiği inancına sahip olurlar.

Örgütün içinde kendi bireysel kimliği yok olan terörist zamanla daha saldırgan olmaya başlar. Bu durum terör örgütü için olumlu bir olaydır. Terör eylemlerinin süreklileşmesi, mensupların kendilerini suçlu hissetmelerine engel olduğu için eylemler sürekli olarak gerçekleştirilir. Gelecekte olabilecek bir kayıpla ilgili yaşanan gerginlik ve sıkıntıyı önlemenin en önemli yollarından biri ise sürekli eylemdir. Yani terörist saldırarak kendini korumuş olmaktadır Örgüt üyesi için bağlı olduğu fikir uğruna ölmek kutsal bir durumdur.

Etnik terör gruplarında tablo biraz daha farklıdır. Bu gruplarda Etnik teröristler diğer teröristlerden farklı olarak, kendilerinden olmayanlara karşı yaptıkları hareketleri bir savaş olarak görmekte ve kendilerini grupların kurtarıcısı olarak bakma yönü ile ayrılırlar. PKK teröristlerinin ise kendilerini gerilla savaşçısı olarak görmeleri bu psikolojilerinden kaynaklanmaktadır.

Ancak Etnik bağımsızlıkları için savaşan bu terörist gruplar bir yerde var olabilme nedenlerini korumak için terörün bitmesinden korkarlar. Etnik terörizmin en önemli motivasyonlarından biri ise mağdurluk ve kurban edilmişlik psikolojisidir. Bu psikoloji teröristlerde önemli bir yer tutar.

Çünkü bu gruplar sürekli olarak mağdur olduklarını düşünürler. Etnik gruplara bazı siyasal iktidarlar tarafından verilen bağımsızlık sözleri gerçekleşmez ve o grupta hayal kırıklıkları yaşanır. İşte bu hayal kırıklıkları etnik terörizm için temel bir motivasyon oluşturur.

Terör eylemlerinin çeşitli sebepleri vardır. Ancak Yapılan araştırmalarda görülmüştür ki içinde bulunulan sosyal durum teröristlerin ailelerine yapılan maddi yardımlar gibi olumlu kazançlarla birleşerek şiddet eylemlerine karışmanın temel sebebini oluşturmaktadır. Yapılan görüşmelerde, bazı teröristler idol olarak gördükleri kişilerin bir amaç uğruna savaştıkları için öldürüldüklerini düşünmektedirler. Çevrelerindeki dini kişiler, aileleri, öğretmenleri de bu kişilerin iyi kişiler olduklarını ve önemli bir şey uğruna savaştıklarını söyleyince teröristler öldürülen bu idollerin bütün söylediklerinin doğru olduğunu kabul edip birden kendilerine baktıklarında devlete karşı olan çizgiyi desteklediklerini görmektedirler. Teröristler katıldıkları eylemler veya gruplar için çok yakınlarındaki kişilerden destek/onay gördüklerinde terörist gruplar içinde sosyalleşmeleri için de destek bulmuş olurlar, ancak bu sefer daha da aşırı davranışlar sergileyebilirler.  Terörist gruplara katılım başlangıçta sadece bireysel bir katılım olarak görünse de bu tarz onay/desteklerle giderek gruba duyulan yürekten bir bağlılık haline gelmektedir.” 3

Aslında terörist kişiler kendilerinde beğenmedikleri yönlerini karşı tarafa yansıtarak onları düşman ilan ederler. Yansıtma mekanizması, kötü olanın kendi olmadığını asıl suçlu olanın öbür taraf olduğunu düşündürmeye yarar. Kişi bu sayede gerçekleştirdiği eylemi kendi için, biraz daha haklı ve masum kılmaktadır. Terörist kişilere göre gerçekleştirdikleri eylemlerde ölen kurbanların önemi yoktur. Çünkü teröristler içine girdikleri bu savaşta ideolojileri uğruna kurban ettikleri kişileri yalnızca araç olarak görürler. Nihai amaç ise halk, devlet üzerinde uyandırılacak dehşet duygusu, korku ve politik kararları etkilemektir.

Bir terör eyleminin çok farklı sebepleri olabilir. Zayıf bir devlet modeli, etnik ayrımcılıklar, güç dengesizlikleri, çok sert olarak uygulanan ideolojiler, sosyal yapı duruma uygun değilken modernleşen uluslar… Sayılan sebeplerden sadece biri yada bir kaçı birden aynı anda terörist bir eylemin sebebini oluşturabilir. Sebebi hangisi olursa olsun terör eylemi otoriteye karşı düzeni bozmak amaçlı yapılan davranışlardır.

Eylemlerini gerçekleştirirken teröristlerin en sık kullandığı yöntemler psikolojik yöntemlerdir. Çünkü terör insanla ilgilidir, insanı etkilemek ve kararlarını değiştirmek ile ilgilidir. İnsan psikolojisini bilmek ve bu psikolojiye göre eylemlerini şekillendirmekte teröristlerin izlediği yoldur. İnsanların psikolojilerine çeşitli şekillerde etki ederler.

Bunlardan ilki yıldırma politikasıdır. Bu yöntemle örgüt yapmış oldukları eylemlerle halkı yıldırmayı yani direnmekten vazgeçirmeyi, güçlerini kırmayı amaçlar. Halkı yılgınlığa sürüklemeleri ise örgüte terör unsuruna karşı olan sosyal tepkiyi kırma avantajını sağlamaktadır.

İkinci önemli silah ise sindirme taktiğidir. Karşı etkiyi yok etmek anlamına gelen bu kavram halkta kaygı ve korku oluşturarak halkın teröre karşı psikolojik ve fiziksel tepkisini yok etmeyi amaçlamaktadır.

3-Prof. Dr Kemal Sayar – Terörün Psikolojisi

Bir başka taktik ise korkutmaktır. Halkı korkutarak terör örgütü kendisini güçlü göstermeyi hedefler.

Terör örgütlerinin en önemli silahlarından biride halkın devlet otoritesine olan güvenini sarsmaktır. Çünkü otoriteye olan güveni sarsılan halk kendisini, boşlukta ve savunmasız hissedecektir. Böyle bir ortam ise kaygı ve korkuyu beraberinde getirir. Terör eylemlerinden korkan halk, savunmasız hissedip sindirilecek ve eylemler amacına ulaşacaktır. Örgütler halkın otoriteye olan güvenini sarsmak için sürekli olarak, eş zamanlı eylemler düzenlerler. Bu eylemler düzenlenirken hedeflenen, devletin teröre karşı mücadele eden kolluk güçlerini yetersiz duruma düşürmektir. Aynı zamanda terör örgütünün siyasi kuruluşları ise örgütün varlık nedenini kamuoyunda meşrulaştırmaya çalışarak devleti haksız duruma düşürmeyi amaçlar. Tüm bu eylemler sonucunca halk sosyal yaşamda güvensizlik hissedecektir. Terör örgütüne karşı oluşan korku halkın örgüte karşı işbirliği yapmasına, direnmesine engel olacaktır.

Örgütün propaganda kolları ise otoriteye karşı güveni sarsılan halkı isyana teşvik etmek, kışkırtmak amacıyla farklı eylemler gerçekleştirirler. Varılmak istenen nihai amaç mevcut otoriteyi güçsüz düşürmek, yıpratmaktır.

Terör örgütlerinin halk ve devlet üzerinde uyguladığı psikolojik taktiklerin yanı sıra kendi bünyesi içerisinde de bütünlüğü korumak amacı ile kullandığı silahlar vardır. Örgütün sürekliliğini sağlamak, militanlarını devlete karşı kullanmak, militanlarına cesaret vermek, örgütsel birliği kutsal kılmak amacı ile kendi içlerinde de çeşitli psikolojik taktik ve telkinler uygularlar.

Terör örgütlerine karşı verilen mücadele sadece silahlı düzeyde olduğu sürece, örgütün eylemlerinin önüne geçilebilmesi mümkün değildir. Terörle mücadele konusunda devlete olduğu kadar halka da, medyaya da görev düşmektedir. Çünkü örgütün faaliyet gösterdiği yerlerde yaşayan mağdurluk psikolojisine sahip insanlar korkutulmuş, sindirilmiş ya da bir şekilde ekonomik ve sosyal olarak verilen bazı destekler sayesinde terör örgütüne sempati duymaya başlamış olabilirler. Bu bölgede ki halk, ülkenin geri kalanından ayrı tutulduğu, sorunları yeterince anlaşılmadığı kısacası bölge halkı ötekileştirildiği sürece terör örgütünün bölge üzerinde ki etkisini kırmak güçleşecektir. Bu açıdan terörle mücadele sadece silahlı kuvvetlerin görevi değil halkında görevlerinden biridir. Mağdur insanların bu psikolojisi onlara anlayışla, hoşgörü ile yaklaşılarak gereksinimleri tespit edilmeye çalışılarak, devlet ya da sivil toplum kuruluşları tarafından yürütülen projelerle onarılmaya çalışılmalıdır.

Mağdur halk diğer insanlar tarafından dışlanmadığını, onlar için gereken önlemlerin alınmaya çalışıldığını hissettiği zaman, yani kendisini devlete ve ülkeye ait görmeye başladığı zaman; terör örgütüne karşı olan sempatisi ya da desteği son bulacaktır.

Terör örgütlerinin faaliyetlerde bulunduğu ülkelerde medyanın insanların psikolojisi üzerinde ki etkileri ise yadsınamayacak derecede fazladır. Günümüzde kitle iletişim araçları vasıtası ile dünyanın, ülkenin bir yerinde olan en ufak bir olay çok kısa bir zaman dilimi içerisinde tüm insanlara duyurulabilmektedir. Bu durum terör örgütleri açısından bulunmaz bir nimettir. Gerçekleştirdikleri bir eylem normal şartlar altında sadece görenleri ve bölge halkını etkileyecekken medya sayesinde tüm ülkeye duyurulur. Ve televizyonlarda bütün akşam dönen şehit haberleri ağlayan, yas tutan aileler, yapılan eylemin kanlı dehşet verici görüntüleri, izleyen insanların psikolojisini derinden etkilemektedir. Terör örgütü açısından bakıldığında bu tam anlamıyla istedikleri şeydir. Yaptıkları bir eylemle milyonlara ulaşıp, onları korkutmak, sindirmek, sosyal hayat içerisinde güvende hissetmemelerini sağlamak ve örgütü güçlü göstermek gibi amaçlarının tümüne ulaşırlar. Medyanın böyle bir duruma alet olmaması gerekmektedir. Yapılan eylemler ne kadar zarar verici olursa olsun durum halka bu şekilde yansıtılmamalıdır. Bu haberler günlerce ekranlarda dönüp durmamalıdır. Medya doğru kullanılırsa terör ile mücadele açısından en yararlı silah olabilir. Terör örgütünün siyasi kollarının devlet yöneticileri hakkında yaptıkları haberler gibi herhangi bir terör örgütünün lideri hakkında da gerçekler onu küçültücü haberler yayınlanıp ona verilen desteğin bir bölümü kırılabilir. Halk medya yolu ile terörle mücadele konusunda doğru bir şekilde bilgilendirilebilir.

Terör eylemlerinden insanların bu kadar etkilenmelerinin sebebi ise bu eylemler üzerinde kontrol şanslarının olmamasıdır. Kurbanın gerçekleştirilen eylem üzerinde kendi hayatını korumak adına hiç bir kontrol şansı yoktur. İnsanlar müdahale edemedikleri, gelişmesini engelleyemedikleri ve hakkında fazla bilgi sahibi olmadıkları şeylerden daha çok korkarlar. Bu insan psikolojisinden, yetiştirilmesinden kaynaklanan bir durumdur. Örneğin ufak bir çocuk aile dışından birisi kendisine çok yaklaştığında ağlamaya başlar. Çünkü o kişiyi tanımamaktadır. Hakkında bilgisi olmadığı için hareketlerini tahmin edememekte ve o kişinin hareketleri üzerinde nasıl etki yaratabileceğini bilmemektedir. Böyle bir durum ise çocuktaki korku düzeyini arttırmaktadır.

Yetişkin bireylerde de durum aynıdır. Tanımadığı bir insan tarafından takip edildiği düşüncesi onda korku uyandırabilir. Çünkü birey bu insana karşı savunmasızdır. Ve bu insanın ne gibi davranışlar sergileyebileceğini öngöremez.

Tüm bu durumlardan anlaşılmaktadır ki insan tanımadığı, üzerinde kontrol sağlayamadığı durum ve olaylardan daha fazla korkmaktadır.

İnsanlar terörü tanımalıdır. Ona karşı kullanabilecekleri savunma yöntemleri hakkında bilgilendirilmelidirler. Bilgi, örgütün yarattığı korkuyu hafifletmenin, ortadan kaldırmanın en geçerli yoludur. Medya, sivil toplum kuruluşları, devlet politikaları, eğitim sistemi gibi araçlar ile terörle mücadele bilgisi halka aşılanmalıdır.

Terörün psikolojik boyutu önem arz eden bir konudur. Ancak konuya salt psikoloji boyutundan yaklaşmak bizi yanılgılara sürükleyebilir. Terörle psikolojik olarak mücadele son yıllar içinde hız kazanmış bir süreçtir. Ülkemizde bu konuda araştırmalar yapılması ve bu konuyla ilgili kurumların kurulması 1992 yılından itibaren başlamıştır. 1992 yılında Başbakanlık bünyesinde kurulan Politik Psikoloji Merkezi 1997 yılına kadar görevini sürdürmüştür. Daha sonra 2006 yılında kurulan Politik Psikoloji Derneği günümüzde hala terörün insan ve devlet psikolojisi üzerinde olan etkilerini incelemekte, bu konuda araştırmalarını sürdürmektedirler. Ülkemizde ve dünyada çok yeni olan bu bilim dalının öneminin farkına varılmalı ve bu bilim dalı üzerine yapılan araştırmalar yoğunlaştırılmalıdır.

Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Onu etkilemenin ve yönlendirmenin yolları ise psikoloji bilimi ve bu bilimin alt dallarında sağlanabilecek gelişmeler ile aydınlatılacaktır.

 

Gamze Berçin TATAR

Uluslararası İlişkiler

 

Kaynakça:

İhsan Bal-Alacakaranlıkta Terörle Mücadele ve Komplo Teorileri Usak Yayınları

Abdülkadir Çevik-Politik Psikoloji Dost Kitapevi Yayınları

Kemal Sayar- Terörün Psikolojisi

Nevzat Tarhan- Psikolojik Savaş Gri Propaganda

Arzu Turgut- Terör Korku ve Kurban Psikolojisi USAK Yayınları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.