The Economist-AKP–CHP Üçgenine Yaklaşım

0
58

The Economist dergisinin yayınlamış olduğu iki yazı bugünlerde gündemde ve iç medyanın tartışma alanı haline gelmiştir. Bu yazıları, olası amaçlarını, seçime etkilerinin akislerine,  portreye yansıyan taraflarına bakalım. Şimdi 2 Haziran 2011 yazısını aynen İngilizce orijinalini ve Türkçesini aktarıyorum: “The best way for Turks to promote democracy would be to vote against the ruling party” ve Türkçesi Türkler için demokrasiyi teşvik etmenin en iyi yolu, iktidardaki partiye karşı oy kullanmak olur.”

Yazı çok ilginç yazı da şundan bahsediliyor 2002 de tek başına iktidar olan Ak partinin üyelik müzakerelerinden tutunda ekonomik başarılarına kadar anlatıyor daha sonra Arap devletlerini demokrasi için uyandırdığından bahsediyor ayrıca, hem bölgesinde hem dünya sahnesinde politik ve ekonomik büyümesi, eski hükümetlerin başarısızlıkları, eski banka batıkları, askeri müdahaleler ve başarısız koalisyonları da yazı içinde barındırıyor bunun yanında olumlu Ak parti başarıları sebebiyle halkın minnettar olduğu fakat “AK Parti’nin, yeni hükümeti kuracağı adeta kesin. Ancak biz Türklere, CHP için oy vermelerini tavsiye ederiz.” Diye tavsiye de bulunuyor burada amaçlardan birisi de anayasanın tek hükümetle değiştirilmesinin zarar olacağından bahsediyor ama Ak partinin sadece muhalefet kanadı değil tüm STK, sendika, halk cephesi ve diğer organizasyonları da anayasa içine katacağından bahsetmiyor ayrıca çelişkili olarak 2002 den beri mükemmel bir performans gösteren bir Ak partiden bahsediyor yazı da bir kötüleme yok şu ana kadar 9 yıldır iktidarı omuzlarında taşıyan ve halka hizmet politikası güden Ak partinin tekrar iktidara geleceğini ama bu durumun kaygı verici olduğundan bahsediyor bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demez mi insan? Hem öveceksin hem yereceksin hem de övdüğün halde karşı partiye oy isteyeceksin ayrıca dergi burada kaygının din, irtica değil de demokrasi olduğunu vurguluyor. Erdoğan’ın otokratik ve dikta güdülerinin güçlendiğinden bahsediyor burada The Economist dergisinin asıl istemediği şey yeni bir anayasanın yapılmamasıdır. Bunu dergide ki şu yazıyla değerlendirelim “Ufak partilerin de Meclis’e girmesi ile AK Parti’nin üçte iki çoğunluğu elde etmesi engellenir.” İşte derginin olası amacını böylece açmış bulunuyorum.  Türkiye vatandaşları cephesinden bakarsak halkın özellikle dış kaynaklı mercilere karşı bir anti-sempatisi olduğu aşikâr ve açıktır sayın Devlet bakanımız Egemen Bağış’ın dediği gibi Bağış : ‘Yazmışlar. Olabilir. Ben de sipariş olduğunu söyledim. Yazdıkları yanlıştır. Her medya organı değerlendirme hatası yapabilir. Kulaklarına yanlış üflendiğini daha sonra fark edeceklerdir. Yanlış bilgilendirilmişler. Yazı, iddialar bizi ilgilendirmiyor. Batılı medya organlarının bir iyi huyu vardır. Yanlış yapınca düzeltme yayınlarlar. Genel Başkan Yardımcımız Ömer Çelik parti adına düzeltme gönderir. Ben asıl bu yazının üzerine balıklama atlayan bazı yayın organlarını ilgiyle izliyorum. Merak ettiğim, İngiltere’de aynı etkiyi yaratabilecek bir yazı yazabiliyorlar mı? ‘O şunu dedi, bu bunu dedi’ diye yazdıkları, dedikodu ve magazin medyacılığıdır. Bakın, The Economist şunu yazdı, Dolma dergisi bunu yazdı, Cosmopolitan bunu yazdı, bunların bir önemi yok. Bunu uzatmanın gereği yok.

İki şey söylemek isterim. Türkiye’de CHP’nin ‘beyinsiz’ dediği, ‘bidon kafa’ dediği, ‘göbeğini kaşıyan adam’ dediği seçmen gidip oy verecek. The Economist bunu kaçırmış. O yüzden ‘yanlış bilgilenmişler’ diyorum. CHP, ‘beyinsiz seçmen’ diyor, sonra ‘demokrasi’ diyor. Bakalım seçmen ne yapacak? Ben milletime güveniyorum.” Bağış, ”Muhalefetin bu konudaki yaklaşımı ne olacak?” sorusu üzerine de ”Muhalefetin Türkiye’deki seçimlerde zayıf kaldığı için son dakikada dış destek bulma çabasına girişmediğini ümit ederim. Türk seçmeni için oy ve demokrasi kutsaldır. Dışardan müdahaleyi seçmen hoş karşılamaz. Kemal Kılıçdaroğlu, ‘The Economist yazmış, bu dergi İngiltere’de yayınlanır, bu derginin direktifleri doğrultusunda bana oy vermeniz gerekiyormuş’ diye kampanya yapmak istiyorsa, buyursun yapsın” En büyük hataları, Türkiye’de sanki İngiltere usulü Magna Carta demokrasisi varmış da AK Parti o demokrasiyi geri götürüyor gibi yazmışlar. Tam tersine Magna Carta demokrasisi kurma çabasındayız. Karşımızda, millet iradesini katakulli ile vesayet altında tutmak isteyen baskıcı, darbeci zaptiye zihniyeti var. ‘Beyinsiz’ diyor seçmenimize. Denetleme mekanizması derken, normalde hükümetlerin denetlenmesi ve yürütme gücünün dengelenmesi demek, kuvvetler ayrılığı demek. Ama bu terimin Türkçe anlamını İngiliz editör bilmez. Bu terim, Türkiye’de AK Parti’ye kapatma davası açan en az bir yüksek mahkeme olması ve her iki ayda bir 27 Nisan muhtırası yayınlayan bir askeri web sitesi olması demek. Türkiye’nin AB yolunu açacak icraatların mahkemede durdurulması demek. Türkiye’de de bunlara kuvvetler ayrılığı deniyordu. CHP’nin anladığı ‘checks balances’ budur. İngiliz editör bunu bilmez. Sonuçta, demokrasi dışı müdahaleler durduğu zaman, Türkiye’de AB standardında demokrasiye giden yol kısalacak. Demokrasi, ona layık olanların rejimidir. Demokrasi fazilettir. Millet iradesi ve demokrasi, kendini derin ve karanlık güç odaklarına ezdirmez.”  (Egemen Bağış) Görüldüğü üzere sayın bakanımız Egemen Bağış en güzel yanıtı vermiş bunun yanında yine aynı dergi birkaç gün önce gandhi Kemalin yükselişi adı altında bir yazı daha yayınlamıştı bu yazı da da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı macho, kabadayı olarak nitelendirmiş Gandhi olarak nick alan Kemal Kılıçdaroğlunun bu sefer başbakan olamayacağını ama daha sağlam olarak ilerlediğinden bahsetmişti bu son ki yazı da bunun anahtar deliği olmuş oldu. Zaten The Economist dergisi bunu her zaman yapıyor o yüzden çok kale almamak gerekir bir örnek vermek gerekirse The Economist ABD’de 2008 yılında yapılan seçimler öncesinde “Vakti geldi” başlıklı bir yazıyla Barack Obama’yı desteklediğini açıkladı. Dergi “Amerika şansını deneyip Obama’yı özgür dünyanın lideri yapmalı” demişti. Dergi o zaman şu yorumu yapmıştı: “Hem John McCain hem de Barack Obama ülkeyi kurtarabilir. Amerika’nın ikisinden birini tercih etmesi gerekiyor. Economist’in oy hakkı yok. Ama olsaydı bunu Obama’dan yana kullanırdı. Biz bu desteği tüm kalbimizle veriyoruz demişti. Seçimi oyların yüzde 52,9’unu alan Barack Obama kazandı. Ben bu yazının ülkede Sayın Kemal Kılıçdaroğlunun dediği gibi Batman şehrinde bu konuyla ilgili konuşan Kılıçdaroğlu diyor ki “”Gerçekleri, demek ki sadece benim içeride gördüğümü bütün dünya da görüyor. Mutluyum. CHP iktidarı için de umutluyum.” Diyor ama durum onu gösteriyor ki bu yazı ve The Economist dergisi yine Ak partinin ekmeğine yağ sürdü ve benim görüşümde bundan yana çünkü halkımız dış mihraplara güvenmeyen bir yapıya sahip ayrıca The Economist dergisinin bunu yayınlama sebebi de Türkiye’nin ekonomik istikrarının İngiltere den iyi oluşu ve bence bir ek daha olarak daha önceden yüksek faizle para satan, yüksek enflasyondan beslenen rant kesiminin (iç ve dış)  vanalarını kapanmış gibi görünüyor. Burası verdiğim örnek de ki gibi Amerika ya da İngiltere değil burası Türkiye ve özellikle halkımız türküyle, kürdüyle,  lazıyla, çerkeziyle bu tip yazılara itibar etmez. 13 Haziran günü halkımız mı yoksa dış müdahaleler mi kazançlı çıkacak hep birlikte göreceğiz.

 

TEYFİK EREL

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.