THE VISITOR FİLMİ VE BATI’NIN ÖTEKİSİ: GÖÇMENLER

0
85

    2007 Amerikan yapımı The Visitor filmi, Mannanthan’da tesadüfen karşılaşan Profesör Walter Vale, Suriyeli göçmen Tarek ve Filistinli Zainap arasında geçmektedir. Walter, Connecticut College’de ekonomi profesörüdür. Öğretme ve öğrenme hevesini yitiren Profesör, Batı tarzı klasik müzik dinlemekte ve piyano çalmaya çalışmakta, ancak başarılı olamamaktadır. Walter, bir seminer için Mannathan’da yıllar önce boş bıraktığı evine döndüğünde Tarek ve Zainap ile karşılaşmaktadır. Daire, Walter’ın haberi olmadan yasadışı göçmen olan çifte verilmiştir. Gidecek yerlerinin olmaması ve yasadışı göçmen olmalarından dolayı sıkıntı yaşayan çiftin sokakta kalmaması için, Walter evde birlikte kalmayı teklif etmiş ve çift kabul etmiştir. Film, aslında tam da bu kararın ardından başlamaktadır. Çünkü film, Walter ve Tarek’in dostluğu bağlamında kimlik, göç gibi meseleleri ve kültürlerarası etkileşimi ele almaktadır.

    İkili arasında yavaş yavaş dostluk gelişir ve zamanla Walter, Tarek’in dünyasına girmeye, onun kültürünü, değerlerini öğrenmeye başlar. Öyle ki Walter, Tarek’in davul çalmasından etkilenir ve hem davul çalmaya hem de Afrika, Arap müziğine ilgi duymaya başlar. Bir gün, Tarek ve Walter davullarıyla beraber eve dönmek üzere metro turnikelerinden geçerken bir yanlış anlaşılma üzerine Tarek tutuklanır ve ıslah evine götürülür. Tarek, metro için gerekli ödemeyi yapmayıp turnike üzerinden atlamakla suçlanır. Walter, Tarek’in ödeme yaptığını ancak davullarla sıkıştığı için geçemeyip turnikenin üzerinden atladığını söylese de nihayetinde Tarek kendini ıslah evinde bulur. Tarek suçsuz olduğu halde, göçmen ve farklı bir kültürden olmasından dolayı ıslah evinden çıkamamaktadır. Walter, dostu için mücadele verse de başarılı olamaz ve Tarek sınır dışı edilir.

       Film, kimliklerin ne kadar önemli ve hatta ayrıştırıcı olduğunu göstermektedir. Her ne kadar toplumsal alanda vatandaşlar ve göçmenler arasında kültürel etkileşim olsa da devlet politikaları, göçmenlere karşı sert bir şekilde oluşturulmuştur. Özellikle 11 Eylül sonrasında, Ortadoğu coğrafyasından gelen ya da gelecek olan göçmenlerin ABD ulusal egemenliği, ülkesel bütünlüğü ve güvenliği için tehdit oluşturduğu algısı oluşturulmuştur. Filmde de bu durum, Tarek’ın suçsuz olduğu halde sırf kimliğinden dolayı inanılmayıp ıslah evine götürülmesi ve sonunda yasa dışı göçmen ilan edilip sınır dışı edilmesiyle anlatılmaktadır. 

      Devletler, küreselleşmeyle sınırların ortadan kalkması ve 11 Eylül gibi terör saldırılarının meydana gelmesinin ardından, bazı bölgelerden gelen göçmenleri terörist ya da yasa dışı göçmen olarak görmüş ve politikalarını bu yönde şekillendirmiştir. Devletlerin sert ve sıkı güvenlik politikaları altında ise etkileşim ve iletişim halinde olan, dostluk kurabilen vatandaşlar ve göçmenlerin ezildiği görülmektedir. 

    Küreselleşme ile ortaya çıkan çeşitlilikler, kimi devletler tarafından ötekileştirme ve ayrıştırma amacıyla kullanılmaktadır. Bunun altında yatan sebep ise yeni bir hal alan güvenlik anlayışıyla beraber, tehditlerin ne zaman, kim tarafından ve nereden geleceğinin kestirilemez olmasıdır. Ancak ortaya çıkan çeşitlilikler, çokkültürlülük ya da kültürlerarası etkileşim olarak değerlendirilmelidir. Diğer yandan, filmde görüldüğü üzere, başta Amerika olmak üzere Batılı ülkeler tarafından öne sürülen özgürlük, insan hakları gibi kavramlar, Batılı değerlere ya da ülkesel bütünlüğe zarar vereceği düşünüldüğünde göz ardı edilebilmektedir. 

 

MELİKE ATLIĞ 

TUİÇ Güvenlik ve Strateji Çalışmaları Stajyeri 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.