TİKA Başkan Yardımcısı Dr.Mustafa Şahin ile Röportaj

0
464

1991 sonrasında Sovyetler Birliği ve Eski Yugoslavya’nın dağılması ile dünyada küreselleşme ivme kazanmış uluslararası ilişkiler salt devlet bazlı olmaktan çıkmış ve içinde birçok aracı bulunduran çok boyutlu bir hal almıştır. Artık dış ilişkiler sadece Dışişleri Bakanlığıyla yürütülemez olmuştur. Türkiye’nin bu bağlamda dış politika hedeflerine ulaşma konusunda kamu diplomasisi gibi yeni araçlara ve kurumlara ihtiyacı doğmuştur. Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı da (TİKA) bu ihtiyaç doğrultusunda kurulmuştur. Günümüzde yumuşak güç unsurunun artması, ülkeler arası ortak anlayışın sağlanması ve bölgesel barışın gerçekleştirilebilmesi konusunda TİKA gibi kurumların önemi ve gerekliliği hem Türkiye hem de bölge ülkeleri için artmaktadır.

1992 yılında Dışişleri Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan TİKA, 1999 yılında Başbakanlığa bağlanmıştır. TİKA’nın kuruluş amacı: başta Türk dilinin konuşulduğu ülkeler ve Türkiye’ye komşu ülkeler olmak üzere, gelişme yolundaki ülkelerin kalkınmalarına yardımcı olmak, bu ülkelerle; ekonomik, ticari, teknik, sosyal, kültürel, eğitim alanlarında işbirliğini projeler ve programlar aracılığı ile geliştirmektir. Şimdiye kadar çok sayıda başarılı projeye imza atan TİKA, 2011 yılı itibariyle 100’den fazla ülkede proje ve yardım gerçekleştirmiş, 23 ülkede temsilcilik açmıştır. Biz de bu bağlamda TİKA’nın yaptıklarını, vizyonunu ve gerçekleştirmek istediklerini daha iyi kavrayabilmek ve Türkiye Uluslar arası İlişkiler Çalışmaları Platformu(TUİÇ) olarak elimizden geldiğince destek sağlayabilmek adına TİKA Başkan Yardımcısı Sayın Dr. Mustafa ŞAHİN ile röportaj gerçekleştirmek istedik. Sayın Dr. Mustafa ŞAHİN aynı zamanda İngiltere’de ‘’Uluslararası Hukuk’’ üzerine yüksek lisans ve doktora yapmış. Doktorada  “Azınlık Hakları ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı Temelinde Avrupa Birliği’nin Etnik Politika Arayışları” konusunu çalışmış akademik kimliğe de sahip bir bürokrat.

Mustafa ŞAHİN şimdiye kadar birçok görevi başarıyla yürütmüş birisi. Kendisi; Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde (ASAM) Avrupa Masası Başkanı olarak görev yaptı. Hollanda Avrupa Güvenlik Çalışmaları Merkezi (CESS) ile Avrupa Birliği bağlamında Sivil-Asker İlişkileri projesi üzerinde çalıştı ve AGİT de kısa dönem seçim gözlemciliği görevinde bulundu. 2005 yılından itibaren TİKA da çalışmaya başlayan Dr. ŞAHİN, 6 ay Slovakya, Bratislava da bulunan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, (UNDP) Doğu Avrupa ve Orta Asya Bölgesel Ofisinde Kalkınma İşbirliği Uzmanı olarak görev yaptı. TİKA’daki diğer görevlerinin yanı sıra Türkiye’nin Karadeniz Ülkeleri ve Bulgaristan ile AB Mali Yardımları çerçevesinde yürüttüğü Sınır Ötesi İşbirliği Programları’nı başlangıcından Eylül 2010 tarihinde ABGS ye devrine kadar yönetti. Avrupa Birliği Kurum Daimi Temas Noktası da olan Dr. ŞAHİN, ayrıca Somali üzerine oluşturulan Görev Gücü ne de başkanlık etti. Birçok makale ve bir kitap da yazmış olan Dr. ŞAHİN 2008  TASAM Stratejik Vizyon Sahibi Bürokrat Ödülü’nü de kazanmış bir bürokrat. Kendisi bu bağlamda sosyal bilimler ve özellikle uluslararası ilişkiler alanında çalışmayı planlayanlar için de iyi bir model.

Ümit Nazmi: TİKA’nın Türkiye’ye kazandırdıkları ve kazandırmak istedikleri nelerdir?

Dr. Mustafa Şahin: TİKA her şeyden önce Türkiye’ye yardımlarını organize şekilde yapma yeteneği kazandırıyor. Ayrıca Kurumumuz Türkiye’deki diğer kurumların yaptığı resmi ve özel kalkınma yardımların istatistiklerini de toplamakta ve rapor olarak OECD’ye sunmaktadır.  TİKA aynı zamanda Türkiye’nin kıtalara uzanan dostluk elidir. Ülkeden ülkeye bireysel yardım yapmak zor olduğu için kurumsal yardım daha etkilidir. Kurumumuz bir bakıma yardım konusunda Türkiye’nin kurumsal kapasitesini temsil etmektedir. İslam Dünyası’nda TİKA benzeri bir kurum yoktur. Yani hem mali hem de bunu alanda uygulama kapasitesine sahiptir. Birçok ülke yardım yapıyor olmasına rağmen bunlar daha çok doğrudan para yardımı yapmak şeklinde ortaya çıkmaktadır. TİKA yardımlarını etkili ve verimli bir şekilde yapma açısından iyi bir durumdadır.

 

Ümit Nazmi: TİKA’nın en önemli özelliği gerçekleştirdiği yardımları karşılıksız yapması. Bu bağlamda proje ve yardım gerçekleştirdiğiniz ülke ve halklardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Dr. Mustafa Şahin: Çok olumlu tepkiler alıyoruz, tabi ülkeden ülkeye değişiyor bu tepkiler. Örneğin; Bosna Hersekte 1992-95 arasında süren savaşta Boşnaklar büyük bir etnik temizlik ve soykırıma maruz kaldılar. 1995 Temmuzunda Srebrenica’da bir günde 8.000 kişi katledildi. Bu ise Boşnaklar’da büyük bir travma oluşturdu. Bu travma beraberinde Boşnaklar’da dünyada yalnızlık ve korku hissi uyandırdı. TİKA olarak Bosna-Hersek’te tarım, restorasyon, sağlık, eğitim ve altyapı alanında büyük çalışmalar yürütüyoruz. Ancak Boşnaklar bize sıklıkla “Sizin burada yaptığınız proje ve faaliyetlerin hangi alanda olduğu o kadar önemli değil, bu faaliyetler sizin bizim yanımızda olduğunuzu gösteriyor, bayrağınızı burada görmek bizi rahatlatıyor. Bir daha benzer olaylar başımıza gelirse Türkiye bize sahip çıkar diyoruz ve rahatlıyoruz” diyorlar. Aynı yardımı Senegal’de yaptığımız da Türkiye’nin Afrika’nın sorunlarına bigâne kalmadığını gösteriyor. Afrika’daki insanlar sadece Batı’nın yardımlarını görmek ve Batı’ya minnet duymak istemiyorlar. Orta Asya’daki yardımlar ise birliktelik duygusunu geliştiriyor. Moğolistan’daki çalışmalarımızla ortak kökenlere inme, Tacikistan gibi ülkelere yaptığımız yardımlarla Türkiye’nin her halkla ilgilendiği mesajını verme şansı buluyoruz. Çalışmalarımızda bütün grupları hedef almamız nedeniyle çok olumlu tepkiler alıyoruz.

 

Ümit Nazmi: İlişkilerin çok boyutlu olduğu ve kamu diplomasisinin öneminin arttığı uluslararası ilişkilerde TİKA gibi bir kurumun Türk Dış Politikası’ndaki katkısı ve yerini nasıl buluyorsunuz?

Dr. Mustafa Şahin: TİKA, Dışişleri Bakanlığı’ndan sonra Türk Dış Politikası’ndaki en önemli enstrümanlardan biridir. TİKA somut, Dışişleri Bakanlığı soyut alanda çalışıyor. Dolayısıyla ikisi birbirini bütünlüyor. TİKA Türkiye’nin sadece bölgesel ve küresel ölçekli değil, aynı zamanda yerelde de iş yapabildiğini gösteriyor. TİKA Türkler’den kalma tarihi eserleri restore ederek kültürel mirasımızın sürdürülmesini de sağlıyor.  Dolayısıyla TİKA’nın faaliyetleri çıkarıldığında Türk Dış Politikası’nda büyük bir boşluk oluşur. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi geçici üye olmasında TİKA’nın faaliyetleri çok önemli rol oynamıştır. TİKA’nın da faaliyetleri neticesinde birçok adı duyulmamış ülke Türkiye lehinde oy kullanmıştır.

 

Ümit Nazmi: Devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliğiniz ne ölçüdedir ve TUİÇ gibi öğrenci merkezli kuruluşların projelerinize katkı sunma imkanı var mı?

Dr. Mustafa Şahin: TİKA’nın Ankara’daki merkezinde binlerce personel bulundurmamaktayız. Ancak Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün bakanlıklarında ve kurumlarında çalışan kimselere erişme imkânımız var. Dolayısı ile onların her türlü kapasitesinden yararlanıyoruz. Örneğin; bir ülkeden oto hırsızlığını önleme amaçlı bir talep geldiğinde Emniyet Genel Müdürlüğü ile irtibata geçip bu konuda eğitim verecek öğreticiler talep ediyoruz. Bunun sonucunda Emniyet’in de potansiyelini kullanmış oluyoruz. Sağlıkla ilgili bir talepte Sağlık Bakanlığı ve Üniversitelerle işbirliği yapıyoruz. Tarımın geliştirilmesi konusunda Tarım Bakanlığı, Üniversitelerin Ziraat Fakülteleri ile birlikte proje gerçekleştiriyoruz.

Sivil toplum kuruluşları bağlamındaki işbirliğine gelecek olursak da, bu husus doğrultusunda STK’lar ile ilgilenmek için özel birimimiz var. Bu birim sivil toplum kuruluşlarından gelen proje tekliflerini değerlendiriyor ve onlara alanımızla ilgili rehberlik ediliyor. Bu birimin yaptığı faaliyetler sayesinde Afrika’da binlerce insana sağlık alanında çeşitli hizmetlerde bulunuldu ve bulunuluyor. Geçtiğimiz yıl itibariyle Afrika’da 47 bin kişi katarak ameliyatı olarak tekrar görme imkânına kavuştu.

 

Ümit Nazmi: Son olarak uluslararası ilişkiler alanında çalışan TUİÇ gönüllülerine tavsiyeleriniz nelerdir?

Dr. Mustafa Şahin: Öncelikle zamanı iyi değerlendirmelerini tavsiye ediyorum; çünkü Türkiye ve dünya hızlı değişmekte. Diğer ülkelerin dilini bilmek ve halkını tanımak son derece önemlidir. Kendinizi 10 – 20 yıl sonra neye ihtiyaç duyulacaksa ona göre hazırlamakta fayda var. Dünya’da Türkler olarak çok açılmadığımız Çin, Latin Amerika gibi birçok ülke ve bölge var. Bu açılımın gerçekleşeceği ülkelerin dillerini şimdiden öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Kısaca arkadaşlar kendilerini diğer mezunlardan farklılaştıracak ve onların da önüne çıkaracak bilgi birikimine erişmeliler. Bu daha sonra istihdam açısından kendilerine kapıların kolay açılmasını sağlayacaktır. . Bütün TUİÇ gönüllülerine başarılar dilerim.

 

 

Ümit Nazmi HAZIR

TUİÇ Akademi-Orta Asya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.