Türkiye ile Kuzey Irak Arasındaki Ticari İlişkiler Neden Önemli?

0
309

Türkiye’nin yapmış olduğu ihracat ve ithalat tablolarına Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’ndan bakıldığında, Irak ile ticari ilişkilerin 2003 Haziran ayında başladığı görülebilmektedir. Bu ticari ilişkilerde en çok dikkat çeken Türkiye’nin Irak karşısındaki ihracat oranlarıdır. Türkiye’nin ihracatta bulunduğu 233 ülke ve bölge arasında 2003 yılındaki 7 aylık süre içerisinde bile Irak 12. sırada yer almıştır. Daha sonra artarak ilerleyen ilişkiler ile 2011 yılında Irak Türkiye’nin en fazla ihracat geliri elde ettiği ikinci ülke olmuştur.

2011 yılındaki ihracat gelirlerine bakıldığında Almanya birinci sırada yer almaktadır. Almanya gibi bir ülkenin bu listenin başında yer alması hem gurur vericidir hem de şaşırtıcı değildir. Ancak bu listenin ikinci sırasında Irak’ın yer alması pek çok insanın akıllarında soru işareti bırakmakla birlikte aynı zamanda birçok kesimi memnun etmektedir. Amerikan işgalinin ardından AKP yönetimindeki Türkiye bu işgalden çıkar sağlayan ülkelerin başında geldi. Yıllık ortalama 5 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmayı başaran Türkiye, Barzani yönetimindeki Kürt Bölgesi’ne en çok geliri sınır kapımız sayesinde kazandırdı. Kuzey Irak yönetimi Habur sınır kapısından geçen Türk tırlarını teftiş ederken yılda 200 ila 250 milyon dolar arasında bir gelir elde etti.[1]Ayrıca Türkiye’nin 5 Milyar dolarlık ticaret hacminin 1.5 milyar dolarlık payı ise Kürdistan Federe bölgesindeki inşaat ve müteahhitlik işlerine ayrıldı. Buna ek olarak Iraklı Kürtler 1 milyon dolar değerinde Türk malı tüketmektedirler. Irak pazarlarının yüzde 80’ini Türk ürünleri doldurmaktadır. [2]

PKK terör örgütü ile yaşanan sorunlar ve Irak’ta bir Kürt Devletinin varlığının resmilik kazanmasından korkan taraflar, Kuzey Irak’a yapılan bu ticaretin sonlandırılıp terör örgütünün kıskaca alınması gerektiğini de düşündüler. Bu taraflar aynı zamanda Habur sınır kapısını kapatıp Irak’la ticaretin Suriye aracılığıyla kurulması gerektiğini dile getirdiler. Ancak bazı iş adamları böyle bir durumun yaşandığı anda Türkiye’nin zarara uğrayacağını ve bu bölgede bulunan petrol gelirlerinden mahrum kalınacağını dile getirdiler. Elinde petrol gibi değerli bir kaynak bulunduran bir ülkenin bir kıskaca alınamayacağını, bu durumun sadece başka dış güçlerin bölgeyle daha fazla uğraşmasına yol açacağını söylediler. Bu düşünceler içinde olanların haklı tarafları elbette ki vardır. Pekala Kuzey Irak yönetimi ihtiyaç duyduğu malların teminini İran, Suriye gibi bölge ülkelerinden de yapabilir. Ancak unutulmaması gereken konu bu bölgedeki petrolün güvenli ve istikrarlı bir şekilde sadece Türkiye’den geçeceğini bilen Kuzey Irak yönetimi bu ilişkileri kesmemek için elinden geleni yapacaktır. Bu bağlamda bölgede bulunan Pet Oil ve Genel Enerji gibi Türk petrol arama şirketlerinin sayıları arttırılarak bölgede daha çok söz sahibi olunması hedeflenmiştir.[3]

Türk tarafından yapılan ihracatlar zamanla inşaat ve müteahhitlik alanlarını da aşmış, enerji, turizm, tarım, alt yapı çalışmaları ile birlikte Türk Hava Yolları’nın da bölgeye yaptığı uçuşlar ile bölgenin kalkınmasına yardım edilmeye çalışılmaktadır. Ayrıca Erbil’de ilk açılan yabancı banka da Türkiye’den Ziraat Bankası olması bölgenin kalkınmasına ne denli önem verildiğinin kanıtıdır. [4]

Kuzey Irak Bölgesi AB’nin Önüne mi Geçiyor?

Türkiye dışında pek çok ülkenin de dikkatini çekmeye başlayan Irak’a yapılan ihracatın %70’i Kuzey Irak bölgesine yapılmaktadır. Kuzey Irak’taki yatırımcıların yarısından fazlasını ise Türk işadamları oluşturmaktadır. 2010 yılında 7,5 milyar doları bulan ticaret hacmi ile Irak’ın Türkiye için önemi artmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer konu ise Irak’ın Türkiye için AB ülkelerinden daha önemli bir konuma geldiği noktasıdır. Türkiye AB ülkelerinden biri olan Almanya’dan sonra en çok ihracatı Irak’a yapmaktadır ve yapacaktır. Ekonomik bunalım içerisinde olan AB ülkeleri Irak’ın arkasında kalmaktadır. Fransa, İngiltere gibi AB ülkeleri Türkiye’nin ekonomisinde Irak’tan sonra gelmektedir.

Dünyada bilinen ve görünür petrol rezervlerine bakıldığı zaman toplam rezervin üçte birinin Ortadoğu’da yer aldığı bilinmektedir. Bu da petrolün ömrüne biçilen en fazla 70 yılın bölge için hayati önem taşıdığını göstermektedir. Irak gibi petrol barındıran bir ülke eğer ki elindeki başka kaynakları kullanamazsa unutulmaya mahkûm kalacaktır. Türkiye için bir öngörüde bulunulursa eğer şuan petrol güzergâhı için yatırımlarını arttırdığı Kuzey Irak bölgesi daha sonra kendi sırtına kambur olabilir. Şuan için ABD’nin ve AB ülkelerinin önüne geçen Irak, ileriki yıllarda Türkiye’nin uluslararası platformda dışlanmasına yol açabilir. Ayrıca Kuzey Irak’taki yatırımlarda en çok payı Türkiye’nin alması da müttefiklerini kızdırabilir. Kuzey Kutbunda bulunan petrol ve doğal gaz rezervleri bölgenin önemini düşüreceği için Türkiye batılı ülkeleri karşısına almamalıdır.

 

Aybüke İnan

Akdeniz Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü


[1] Kriz Grubu Orta Doğu Raporu, Türkiye ve Irak Kürtleri: Çatışma mı İşbirliği mi?, sayı:81, 13 Kasım 2008

[2] İkbal Mehmet Ali, Irak Kürt Bölgesinin Jeopolitiğine İlişkin Stratejik Öngörüler, Gazi Üniversitesi, 2006.

[3] Kriz Grubu Orta Doğu Raporu, Türkiye ve Irak Kürtleri: Çatışma mı İşbirliği mi?, sayı:81, 13 Kasım 2008

[4] Ziraat Kuzey Irak’a Girdi, Habertuk.com, 16 Şubat 2011.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.