Türkiye Nasıl Kalkınır

0
1309

Uluslararası ilişkilerin temel taşını belirleyen en önemli unsur hiç şüphesiz ki, ekonomik ilişkilerdir ve bir devlet mekanizmasının küresel denklemdeki yerini belirleyen de ekonomik unsurlardır.

Ekonominin önemini uzunuzadıya anlatacak değilim. Burada kalkınmanın nasıl olabileceğine değinmek istiyorum. Türkiye’de özellikle son 10 yılda ekonomi adına birçok reform yapıldı. Ama eksiklerimiz hala çok.

Ekonomik sorunlarımız arasında ekonominin tabana yayılamaması ve İstihdamsız büyüme önemli yer tutmaktadır. Eğer 2023 yılı için kendimize Dünya’nın ilk 10 ekonomisi içine girmeyi hedef koyduysak. Ekonomiyi tabana yaymak zorundayız. Aksi takdirde ekonomi belirli çevrelerin elinden çıkamaz ve Gayri Safi Milli Hâsıla (GSMH) tablosu küçük zikzaklar çizerek yerinde sayar.

Peki, ekonomi tabana nasıl yayılır?

Amerika’da 1950’lerden beri, yine Avrupa’da seneleridir uygulanan Girişimcilik modeli Türkiye’de son birkaç yıldır kamuoyunun dikkatine sunulmuştur. Nitekim bunların ne kadar yeterli olduğu soru işaretidir.

Burada önemli bir husus var oda; Girişimcilik kültürünün yaygınlaştırılması, kaynaklara ulaşımın önündeki engellerin kaldırılması ve bu kültürün, toplumun tabanına yayılmasına olanak sağlanmasıdır.

Bu kültür ile işletme kuracak olan kişi niçin o işletmeyi kurması veya kurmaması gerektiği, kısa, orta ve uzun vadedeki hedeflerinin neler olabileceği, işini nasıl geliştirmesi, finansal, organizasyonel yönetimin nasıl olması gerektiği gibi. Birçok konuda donanım sahibi olmuş olacak. Buda belli bir vizyon çerçevesinde kendi işini daha sağlıklı temeller üzerinde kurmasına olanak sağlayacaktır.

Burada en önemli görev Milli Eğitim Bakanlığı’na düşmektedir. Tüketen bir öğrenci profili değil, tasarlayan ve üreten bir öğrenci profili yetiştirmelidir. Amerikan ekonomisi yaşadığı krizlere rağmen hala dünyanın en güçlü ekonomisi ise hiç şüphesiz ki bunun önemli nedenlerinden biriside, üretkenliğe sevk eden ve girişimci ruhlu eğitim sistemidir.

Girişimciliğin önündeki engeller nelerdir?

Toplumsal algılamalar en önemli sorunlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Ataerkil anlayış ve devletçi toplum yapısı ekonomideki yaklaşımları da etkilemektedir. Gençler memur olmak için teşvik ediliyor. Sistemde bireyi buraya yönlendiriyor. Nitekim ekonomik kalkınma, birey memur olunca değil ticari hayata girince yaşanır. Geçmişten gelen bu yanlış algının değiştirilmesi ve siyasi erkin gençlere yeni opsiyonlar sunması gerekmektedir.

Gençlerin girişimci olması için teşvikler uygulanmalı, bu noktada; en başta vergiler düşürülmeli, ekonomi ve finansal sistem daha şeffaf hale getirilmeli, kendi işini kurmak isteyenler karmaşık bir sistemle karşı karşıya bırakılmamalıdır.

Toplam çalışan nüfus içindeki kadınların oranı % 27 bu oran daha da arttırılarak kadının işgücüne katılımının önündeki engellerin kaldırılması ve girişimci ruhunun açığa çıkarılması için uzun vadeli politikalar geliştirilmesi gerekmektedir.

SONUÇ

Girişimcilik üzerine çok şey söylenebilir; Nitekim özellikle Amerika’da başarı hikâyeleri ile beraber birçok şey söylenmiştir de. Türkiye, 2023 vizyonunu gerçekleştirmek, Kişi Başına Düşen Milli Gelirini arttırmak, refah düzeyi daha yüksek bir toplum oluşturmak ve siyasi arenada daha etkin bir konumda olmak istiyorsa, kendi girişimcilerini yaratmak ve başarı hikâyelerini oluşturmak zorundadır.

3 Aralık 2011’de İstanbul’da düzenlenen Küresel Girişimcilik Zirvesi’nde Amerika Başkan Yardımcısı Joe Biden’in şu sözleri bu konunun önemini çok iyi açıklamaktadır: “Hepimiz buradayız çünkü hepimiz girişimciliğin hayatları değiştirme ve tüm toplumları ve ulusları geliştiren gücüne inanıyoruz. Hanfendiler ve Beyefendiler, dünyanın en refah 20 ülkesinden 19’unun uluslararası endekslere göre dünyanın en girişimci ülkeler olması tesadüf değildir.”

 

Remzi DURMUŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.