Türkiye ve Arnavutluk İlişkileri

0
1588

              Türkiye-Arnavutluk İlişkilerine Genel Bakış

Türkiye için Arnavutluk, Balkanlar üzerindeki dış politikasında önemli bir rol almaktadır. Osmanlıdan kalan kültürel ve tarihsel yakınlığın bulunmasına ilaveten, çeşitli faktörler Türkiye için Balkan politikasında Arnavutluk’un önemini artırmıştır. Arnavutluk, Türkiye için Balkanlarda kilit noktada bulunmaktadır. Arnavutluk içinse, Türkiye yarımadada güvenilir bir ortak konumunda bulunmaktadır.

1517 yılından 1912 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu himayesi altına giren Arnavutluk, Balkan ayaklanmasını fırsat bilen aydınların liderliğinde 28 Kasım 1912 yılında bağımsızlığını ilan etmiştir. Sınırları da 10 Temmuz 1913 tarihinde yapılan Londra Konferansı’nda belirlenmiştir. Londra Konferansı’nda tespit edilen Arnavutluk’un sınırları Paris Barış Konferansı’nda tanınmıştır. Olumlu siyasi gelişmeler sonucu Arnavutluk, Aralık 1920’de de Milletler Cemiyeti’ne kabul edilmiştir. Böylece bağımsızlığını ikinci kez dünyaya onaylatan Arnavutluk, dış barışı sağlamış olmasına rağmen ülke içinde siyasal istikrarı tam olarak oluşturamamıştır.

Türkiye ile Arnavutluk’un diplomatik düzeydeki ilişkileri bu dönemde 1923 yılında başlamıştır. 1928 Eylül’ünde Arnavutluk’ta krallığın ilan edilmesi ve Zog’un kendini kral ataması Arnavut – Türk ilişkilerinin daha da genişleyip derinleşmesine engel olmuş, Mustafa Kemal yeni krallığı ve kralını tanımamıştır. 1931 yılından itibaren Arnavutluk’taki olumlu yapının da etkisiyle, 1928 yılında bozulan Türkiye-Arnavutluk ilişkilerinde, Mustafa Kemal Atatürk’ün girişimleri ile yeniden dostluk dönemi başlamıştır.

İkinci Dünya Savaşı’nın 1939 yılında başlaması ile Arnavutluk için işgal yılları da başlamıştır. 1936 yılında Habeşistan’ı işgal eden ve Milletler Cemiyeti’nin ağır eleştirisini alan Mussolini, 1939 yılında Arnavutluk’u işgal etmiştir. Arnavutluk’un bağımsızlığının sona ermesi ile Türkiye-Arnavutluk ilişkileri, diplomatik düzeyde 1959 yılına kadar kesintiye uğramıştır. Arnavutluk’un bütün diplomatik ve konsolosluk hizmetleri, 03 Haziran 1939 tarihinde Roma’da, Arnavutluk ve İtalya arasında yapılan antlaşma gereği İtalya tarafından yürütüleceğinden, Tiran’daki Türk Elçiliği kapanmıştır. 1980’ler boyunca üç komünist ülkeyle (Kuzey Kore, Laos, Vietnam) ilişkilerini sürdüren Arnavutluk, özellikle Türkiye, İtalya, Fransa, Almanya, Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya ile de ticari ve diplomatik ilişkiler kurmaya çalışmıştır. 1985 yılında Enver Hoca’nın ölmesiyle Ramiz Alia Arnavutluk Komünist Partisinin liderliğine getirilmiştir. Ramiz Alia’nın devlet başkanı olduğu dönemde ülke içindeki baskı ortamını kısmen de olsa yumuşatan, dış dünyadan izolasyona son verme yolunda adımlar atan Arnavutluk; Türkiye, İtalya ve Yunanistan ile olan ilişkilerini geliştirmeye çalışmıştır. 1989’da Arnavutluk Dışişleri Bakanı Türkiye’yi ziyaret etmiş ve Türkiye ile Arnavutluk arasında Kültür Antlaşması ve Posta Hizmetleri Antlaşması imzalanmıştır.

Soğuk Savaş döneminde tüm yabancı ülkelere şüpheyle yaklaşan, ülkenin iç ve dış düşmanlarla çevrili olduğuna inanan Arnavutluk’un dış politikası yeni dönemde büyük değişim göstermiştir. Tiran yönetimi, 1992 sonrasında kendisine en önemli hedef olarak Batı ile bütünleşmeyi seçmiştir. Berlin Duvarı’nın yıkılması, Doğu Avrupa’da komünizmin çökmesi üzerine Arnavutluk hızla Türkiye’ye yaklaşmış, ikili ilişkilerimizde tam bir serpilme olmuştur.

Türkiye’nin 1999 yılında NATO’nun Yugoslavya’ya yönelik müdahalesine katılması, aynı yılda çok sayıda Kosovalı mülteciyi kabul etmesi, 2008’de ise Kosova’nın bağımsızlığını gecikmeden tanıması, Arnavutluk’la Türkiye’yi yakınlaştıran ilave unsurlar olmuştur.

Diplomatik-Siyasi-Askeri İlişkiler

    Arnavutluk ve Türkiye arasındaki ilişkilere tarihsel düzlemde genel bir bakıştan sonra, son yıllarda diplomatik düzeyde nasıl bir ilişki içinde olduklarını, yapılan ziyaretler ve görüşmeler ile anlayabiliriz. Bu bağlamda;

2005 yılında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Erdoğan, Arnavutluk’u ziyaret ederek ülkenin NATO üyeliğine destek verdiğini söylemiş ve iki ülke arasındaki ekonomik, turizm, eğitim alanlarındaki ilişkilerin güçlendirilmesi gerektiği üzerinde durmuştur. Aynı şekilde Arnavutluk Başbakanı Fatos Nano’da siyasi ve askeri ilişkilerin iyi bir düzeyde ilerlediğini ama ekonomik ilişkilerin artırılması gerektiğini belirtmiştir. Böylece iki lider, Türk firmalarının Arnavutluk ekonomisinin stratejik sektörlerinde yapılacak özelleştirmelere katılmaları gerektiği konusunda anlaşmış ve bu konuda, bir ‘deniz’ işbirliği anlaşması imzalanmıştır.

2009’da Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Arnavutluk Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı İlir Meta ile görüşmüş, görüşmeler sonucu iki ülke arası ilişkilerin mükemmel düzeyde olduğunu ve hiçbir problemin olmadığını belirtmiştir. Davutoğlu, bu çerçevede vize muafiyeti ve harçların kaldırılması üzerine anlaşmaya vardıklarını ifade etmiştir. Ekonomik ilişkilere de değinen Davutoğlu, Türk yatırımlarının bir milyar dolara yaklaştığını söylemiştir. Davutoğlu, Arnavutluk’un istikrarı, güvenliği ve refahının Türkiye’nin istikrarı, güvenliği ve refahı olduğunu kaydetti. Meta ise, uluslararası ve önemli konularda siyasi istişare yapma konusunda görüş birliğine vardıklarını belirtmiş, Davutoğlu’nun bu ziyaretiyle ikili ilişkilerin ivme kazanacağını vurgulamıştır. Aynı yıl, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, resmi bir ziyaret için Arnavutluk’a gitmiş ve Arnavutluk Cumhurbaşkanı Bamir Topi ile birlikte heyetler arası görüşmelere başkanlık etmişlerdir. Bu görüşmeler sonucunda “Dışişleri Bakanlıkları Arasındaki İşbirliğine ve Siyasal Danışmalara İlişkin Anlaşma’nın Tadiline İlişkin Mutabakat Muhtırası” imzalanmıştır. Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye’nin, Arnavutluk’u bölgede stratejik ortak olarak gördüğünü ve ilişkilerini bu yönde ilerlettiğini belirtmiştir. Arnavutluk’un NATO’ya üyelik sürecini Türkiye’nin desteklediğini ve AB ile olan ilişkilerine de önem verdiğini böylece iki ülkenin dünya barışına katkı sağlamasından memnuniyet duyduğunu söylemiştir.

2011 yılında Arnavutluk Cumhurbaşkanı Topi, Çankaya Köşküne ziyarette bulunmuştur. Cumhurbaşkanı Gül’ün 2009 yılında Arnavutluk’a gerçekleştirdiği ziyaretin iadesi mahiyetini de taşıyan bu ziyaret ile iki ülke arasındaki yakın dostluk, ittifak ve iş birliği anlayışı bir kez daha teyit edilmiştir. Cumhurbaşkanı Gül yaptığı açıklamasında, “Arnavutluk’a her zaman olduğu gibi bundan sonra da ihtiyaç duyacağı her türlü desteği vermeye hazırız. Her alanda sorunsuz bir seyir takip eden ilişkilerimiz vardır” demiştir. Gül, Bütün Balkanların, Avrupa ve Avrupa-Atlantik çatıları altında yerini almasının Türkiye’nin vizyonu olduğunu ve bu çerçevede Türkiye’nin, Arnavutluk’un Avrupa Birliği yönelimini desteklediğini belirtmiştir. Arnavutluk Cumhurbaşkanı Topi bu ziyaret sırasında, Kosova’nın tanınması konusunda da verdiği destekten dolayı Türkiye’ye teşekkür etmiştir.

2012’de Arnavutluk Dışişleri Bakanı Edmond Panariti, “Balkan Savaşlarından Balkan Barışına” konferansına katılmak üzere İstanbul’u ziyaret etmiştir. Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile İstanbul’da ikili görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenlemişlerdir. Davutoğlu Türkiye’nin Arnavutluk ile ilişkilerini her alanda geliştirme kararlılığını vurgulamış ve “Arnavutluk’u Balkanlar’ın istikrarı bakımından da Türkiye’nin tarihi süreci bakımından da hem bir stratejik ortak olarak görüyoruz hem de başarısını kendi başarımız olarak gördüğümüz bir kardeş olarak değerlendiriyoruz” diye konuşmuştur. Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ekonomik ilişkilerin de hızla geliştiğini kaydeden Davutoğlu, Türkiye’nin şu anda Arnavutluk’ta en büyük üçüncü yatırımcı ülke olduğunu söylemiştir. Görüşmelerde bölgesel sorunları da ele aldıklarını, bu çerçevede Kosova sorununu da görüştüklerini kaydetmiştir. Kosova sorununun en kısa zamanda barışçıl görüşmelerle aşılması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, Türkiye’nin Kosova’yı tanıyan ilk ülke olduğunu da hatırlatmıştır. Aynı zamanda Arnavutluk’un Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığı’nı üstlendiğini de hatırlatarak, Türkiye’nin bu görevinde Arnavutluk’a her türlü desteği vereceğini kaydetmiştir.

Aynı yıl Trakya Üniversitesi’nde “Türkiye – Arnavutluk İlişkileri” konulu konferans için Arnavutluk Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı Edith Harxhi Türkiye’nin konuğu olmuş, Türkiye’de birçok Arnavut’un yaşamasından dolayı mutluluk duyduğunu belirterek, Türk ve Arnavutların Türkiye Cumhuriyeti’nde kardeşçe yaşadığını, iki ülkenin ilişkilerinin eski tarihlere dayandığını ifade etmiştir. Özellikle son 20 yılda Arnavutluk-Türkiye ilişkilerinin gelişerek ilerlediğini belirten Harxhi, “Bundan 100 yıl önce Osmanlı’dan ayrılmamıza rağmen Arnavutluk’ta bağımsızlık kutlaması yapıldığında Türkiye’nin de buna sevindiğine inanıyorum.” demiştir.

Yine 2012 yılında TBMM Başkanı Cemil Çiçek, resmi ziyarette bulunduğu Arnavutluk’ta Parlamento Başkanı Jozefina Topalli ile makamında görüşmüştür. Çiçek Arnavutluk’un bağımsızlığının 100. yıldönümünde, bu ülkede bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirmiş ve Türkiye’nin, Arnavutluk gibi bir Balkan ülkesi olduğuna dikkati çekerek, “Bu nedenle, Balkanlarda barış, huzur ve istikrar olması önemli. Bu noktada Arnavutluk en önemli ülkedir. Türkiye ve Arnavutluk arasındaki ilişkiler ne kadar gelişirse bölge barışına o kadar katkısı olacaktır.” diye konuşmuştur.

2013 yılında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Arnavutluk Parlamentosu Başkanı Jozefina Topalli ve beraberindeki heyeti Çankaya Köşkü’nde kabul etmiştir. Parlamenter diplomasinin günümüz uluslararası ilişkilerinde önemli bir payı bulunduğunu ve iki ülkenin milletvekilleri arasındaki dostluğun ve temasların ilişkilerin gelişmesine yardımcı olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Gül, bu bağlamda, Meclis Başkanı Topalli’nin ziyareti ile TBMM ve Arnavutluk Parlamentosu arasındaki iş birliğinin daha da ilerletilmesini temenni ettiğini belirtmiştir. Türkiye’nin halen Arnavutluk’un ikinci ticari ortağı olduğunu ve Arnavutluk’ta 23 Haziran 2013 tarihinde düzenlenecek genel seçimlere hazırlanıldığını kaydeden Meclis Başkanı Topalli, ülke ekonomisinin gelişimine ve Avrupa Birliği üyelik sürecine yönelik yoğun bir reform programı uyguladıklarını ifade etmiştir.

 Askeri Alanda Yapılan Antlaşmalar

Türkiye ile Arnavutluk arasında siyasi ve kültürel alanda var olan iyi ilişkilerin yanı sıra, iki ülke arasındaki askeri ilişkiler de dikkat çekmektedir. Yıllarca Arnavutluk’un NATO üyeliğini destekledikten sonra, günümüzde Ankara ve Tiran, NATO içinde resmi açıdan da müttefik ülkeler haline gelmiştir. Arnavutluk ordusunun yeniden yapılanmasında önemli rol oynayan Türkiye, diğer askeri yardımlarıyla birlikte, geçtiğimiz yıllarda yüzlerce Arnavut askeri personeline eğitim vermiştir. Arnavut askerlerin Türkiye’deki harp akademilerinde kurmay subay eğitimi, harp okullarında subay eğitimi ve muhtelif sınıf okullarındaki ihtisas eğitimi hala devam etmektedir. Ayrıca günümüze kadar iki ülke arasında askeri alanda şu antlaşmalar yapılmıştır:

·         1992 yılında imzalanan ve 1993 tarihinde yürürlüğe giren, Arnavutluk Cumhuriyeti Hükümeti ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasındaki askeri alanda eğitim, teknik ve bilimsel işbirliği anlaşması yapılmıştır.

·         2005, 2007, 2008, 2009 tarihlerinde, Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında Askeri Hibe Anlaşmaları imzalanmıştır.

·         2010 yılında imzalanan ve 2011 yılında yürürlüğe giren, Arnavutluk Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti arasında askeri – mali Anlaşması vardır.

Ekonomik İlişkiler

Arnavutluk’taki Türklerin ekonomideki yerleri ve geçim kaynakları, daha çok memur olarak çalışmaya dayanmaktadır. Bu durum Osmanlı Devleti geleneğinden kaynaklanmıştır. Devlet görevini üstlenen eğitimli Türkler, NATO harekâtına kadar bu durumu sürdürmüşlerdir. Ancak NATO harekâtı sonrası oluşan Birleşmiş Milletler idaresinde, Arnavut yöneticilerin milliyetçiliği ile Birleşmiş Milletlerin ve Türkiye’nin bu konuya ilgisiz kalmış olması nedeniyle birçok Türk görevinden uzaklaştırılarak, Arnavutlar istihdam edilmiştir. Bu nedenle birçok Türk, NATO harekâtı sonrası ekonomik problemler yaşamıştır ve Türkiye ile gerçekleştirilen küçük çaplı ticari faaliyetler ile geçinmeye çalışmaktadır.

Türkiye, Arnavutluk’un önemli ticaret ortakları arasındadır. Arnavutluk’taki Türk yatırımlarının toplam değeri 1 milyar Euro’yu aşmıştır.

2011 yılında düzenlenen, iki ülke cumhurbaşkanlarının yer aldığı basın toplantısında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, iki ülkenin ekonomisine değinmiş ve şu açıklamaları yapmıştır; “İki ülkenin ticaret hacmi 350 milyon dolar civarındadır, Arnavutluk’ta 1,5 milyar dolara yakın Türk yatırımı bulunmaktadır ve 100’e yakın firma bankacılık, telekomünikasyon, demir-çelik madencilik, sağlık ve eğitim alanlarında yatırım yapmıştır.”

Karma Ekonomik Komisyon’un (KEK) son toplantısı 30 Kasım 2011 tarihinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Fatma Şahin’in eş başkanlığında Tirana’da yapılmıştır. İş Konseyi’nin son toplantısı ise Arnavutluk Cumhurbaşkanı Sayın Topi’nin ülkemizi ziyareti sırasında Ekim 2011’de İstanbul’da düzenlenmiştir.

Önde gelen Türk yatırımları:

§  İnşaat ve inşaat malzemesi: ENKA, Gintaş, Armada, Metal Yapı, Aldemir, Servomatik

§  Telekomünikasyon: Çalık Holding/Türk Telekom, Makro-Tel/Hes Kablo

§  Bankacılık: Çalıkbank/Şekerbank-BKT

§  Demir-Çelik: Kürüm

§  Sağlık: Universal Hastaneler Grubu, Univers-Alb

§  Madencilik: Ber-Oner, Dedeman

§  İmalat, tüketim malları: Yılmaz Kablo, Merinos, Everest, Pino, RM Koçak

§  Eğitim: Gülistan Vakfı

§  Ulaştırma: Albanian Airlines (Evsen Grubu)

Balkanlarda Türk Kültürünün Etkileri

Bilindiği gibi, toplumların gelenek, görenek ve inanç sistemleri, sanat görüşleri, dünyaya bakışları, kültürlerini şekillendirir (Tan, 1981: 145). Bu anlamda kültürü “Devleti yönetmeden, eğitim ve öğretime, hayat tarzlarından gelenek ve göreneğe uzanan değerler manzumesidir.” şeklinde tanımlayabiliriz (Gül, 2007: 13).

Osmanlıların Balkanlara hâkim olmasından sonra doğal olarak; Türklerle, Türk diliyle, Türk kültürüyle iç içe yaşayan Balkan halkları, Türk kültüründen etkilenmişler (Armağan, 1992: 19), Balkanlardaki toplumların hayat tarzı, bir kısım gelenek ve görenekleri, etkileşim sonucu Türk kültür paralelinde şekillenmeye başlamıştır. Bu kültür hem Balkan toplumlarının hem de Türk kültürünün katkısı ile oluşmuş zengin bir birikimi yansıtmaktadır (Ortaylı, 2006: 91).

Balkanlarda Türk kültürünün etkisi, onların dillerine girmiş olan Türkçe kelimelerle anlaşılmaktadır. Balkanlarda genel olarak konuşulan dil Slavca olmasına rağmen, bugünkü Bulgarca’da, Osmanlı Türklerinin bu dile hediye ettiği 4-5 bin civarında kelime yaşamaktadır (Eren, 1987: 74). Hatta Benö Tsonev, “Bulgar Dili’nin Tarihi” başlıklı eserinde, Bulgarca’da birçok Türkçe deyimin, atasözünün, özlü sözlerin kullanıldığını vurgulamakta ve birçok örnek vermektedir (Süleymanoğlu-Yenisoy,1996: 141). Aynı şekilde; Sırpça ve Hırvatçaya yaklaşık yedi bin, Makedoncaya yedi- sekiz bin, Rumcaya üç bin, Arnavutçaya sekiz bin, Macarca ve Romence’ye de çok sayıda Türkçe kelime girmiştir (Genç, 1998: 2). Bütün bunların yanında, âşıklık geleneğini de vurgulamak gerekir. Anadolu’dan gelen âşıklar, âşıklık geleneğini Balkanlara taşımışlardır. Balkan’lı âşıklar da İstanbul’a gelerek âşık kahvehanelerinde Balkan âşıklık geleneğinin örneklerini sunmuşlardır (Hafız, 1985:5–10).

‘İnsanın maddi eşyaları, kültürünün en somut göstergeleridir. Toplum kültürü içinde yer alan maddi eşyaların oluşturduğu kültür; maddi kültürdür. Belleksel değerler ve bu değerlerin oluşturduğu hayat tarzı veya manevi çevre ise manevi kültürü oluşturmaktadır’ (Erdoğan, 1999: 123). Bu yönüyle, Balkanlarda bugün bile; giyim-kuşam, oyun- eğlence, misafirperverlik, acı ve mutlu zamanlarda gösterilen tepki ve duygusal davranışlarda Osmanlı ile gelen Türk kültür özelliklerinin etkilerini görmek mümkündür.

Balkanlardaki egemenliği yaklaşık 500 yıl devam eden Osmanlı, bu uzun dönem boyunca Müslüman-Türk kültürüne ait önemli eserler inşa etmiş ve bölgenin Hıristiyan halkları, bu zengin kültürden etkilenmişlerdir (Irving, 1992: 9). İmar çalışmalarına önem verilmiş; yollar, köprüler, camiler ve medreseler inşa edilmiştir. Bu mirasın yalnızca dini eserler olmaması bu topraklarda asimilasyon amacı güdülmediğinin ve dini yayılmanın temel sebep olmadığının göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Osmanlı sadece Balkanlarda 15.787 adet mimari yapı inşa etmiştir (İbrahimgil,1996: 499). Bu yapılar; cami-mescit, medrese, mektep, tekke-zaviye, imaret, han, hamam-ılıca-kaplıca, türbe, köprü, kervansaray, çeşme, saat kuleleri, hastaneler, bedestenler, kütüphaneler ve çeşitli sanat eserlerinden meydana gelmiştir. Ancak bugün, bu eserlerin büyük bir kısmı yok olmuş; orijinal halini koruyan eser sayısı ise çok az sayıda kalmıştır (Ayverdi, 1988: 12).

Kültürel İlişkiler

İki ülke arasındaki yakın iletişim ve işbirliği, Arnavutluk halkının Türkiye’ye ve Türkçeye ilgi duymasını sağlamaktadır. Tarihi ilişkilerimiz sonucunda Arnavutça’da 3 binden fazla Türkçe kelime bulunmaktadır.

Türkiye ile Arnavutluk arasındaki ilişkilerin turizm ve kültürel boyutunun da olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, bu alandaki ilişkilerin gelişmesinden de memnuniyet duyduğunu ifade etmiştir.

Sayın Bakan Yardımcımız Büyükelçi Naci Koru, 19-22 Ekim 2012 tarihlerinde Arnavutluk’u ziyaretiyle, İşkodra Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’ni hizmete açmıştır.

İki ülke arasında 11 adet kardeş şehir ilişkisi tesis edilmiştir.

T.C. Tirana Büyükelçiliğince 2008 yılı içerisinde düzenlenen kültürel etkinliklerde:

Ø  Durres kentinde 14-20 Nisan tarihlerinde düzenlenen “3. Arnavutluk Modern Dans Buluşması Festivali”ne T.C. Kültür Bakanlığı Modern Dans Topluluğu 15 kişilik bir ekiple katılmış ve Durres Kültür Sarayı’nda başarılı bir performans sergilemiştir.

Ø  Türk-Arnavut Dostluk Derneği tarafından Mustafa Kemal Atatürk isimli ilköğretim okulları öğrencileri arasında, Atatürk konulu bir kompozisyon ve resim yarışması düzenlenmiş, dereceye giren öğrencilere 17 Kasım’da Milli Tarih Müzesi sergi salonunda gerçekleştirilen bir törenle ödülleri verilmiş ve aynı salonda iki gün süreyle Atatürk fotoğrafları sergisi düzenlenmiştir.

TUİÇ BALKAM

Esra BİÇER – Büşra DOĞRU

Türkiye

 

KAYNAKÇA

ARMAĞAN, Mustafa, (1992). Gelenek, İstanbul, Alternatif Üniversite.

AYVERDİ, Samiha, (1988). Hey Gidi Günler Hey, Ankara, Hülbe Yayınevi.

ERDOĞAN, İlhan, (1999). İşletmelerde Davranış, İstanbul, Beta Basım Yayın Dağıtım.

EREN, Hasan, (1987), “Balkan Ülkelerinde ve Macaristan’da Türkoloji Çalışmaları”.

GENÇ, İlhan, (1998), “Balkanlarda Türk Divan Edebiyatı ve İzleri”, Uluslararası Kıbrıs ve Balkanlar Türk Edebiyatları Sempozyumu Bildirileri, İzmir.

GÜL, Sema, (2007), “Türklerin Kültür Tarihi”, İstanbul, Nokta Kitap.

IRVING, Thomas, (1992), “İslam Dünyası II”, İstanbul, Alternatif Üniversite.

ORTAYLI, İlber, (2006), “Son İmparatorluk Osmanlı”, İstanbul, Timaş Yayınevi.

TAN, Mine, (1981), “Toplumbilime Giriş”, Ankara, Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları.

YENİSOY, Hayriye, (1996). “Bulgar Folklorunda Türk Folkloru Etkileri”, Bilig Bilim ve Kültür Dergisi. Sayı: 2, Ankara.

http://www.mfa.gov.tr/_turkiye-arnavutluk-siyasi-iliskileri.tr.mfa

AKYOL, Gürkan, “Balkan Politikasında Arnavutluk (1912 sonrası)”, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2007.

http://www.mfa.gov.tr/tiran_be_kulturel_etkinlikleri.tr.mfa

(TUİÇAkademi, Zambak.ba, dunyabulteni.net, turkiyegazetesi.com, tika.gov, Arnavut.com, setimes)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.