Türkiye’de Sınır Güvenliği ve Sınır Yönetimine AB Etkisi

0
396

 Son iki ayda eylemlerine hız veren PKK’yla mücadelede yaşanan güvenlik zafiyeti yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiştir. Sınır karakollarında yaşanan baskınlar ve her gün yeni bir tanesi eklenen “şehit haberleri” güvenlik ve istihbarat konusunda farklı bir takım düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunun göstermektedir. “Sınır yönetimi” ve “sınır güvenliği” konularında yapılacak düzenlemeler birbirinden farklı ve bağımsız değişikliklerin hayata geçirilmesini öngörmektedir.

Sınır yönetiminin, özellikle AB’ye uyum sürecinde, aday ülkelerin sınırlarıyla ilgili düzenlemeleri ve sınır kontrollerinin sivil otoriteye bağlı profesyonel birliklerce sağlanması gerektiği ve bu doğrultuda geçiş sürecinin aşamalı bir şekilde AB mali yardımı ile desteklenmesini belirtmektedir. AB ülkelerinde sınır yönetimi konusunda, ayrı bir Sınır Yönetim Teşkilatı, Polis Teşkilatı içinde bir şube, Polis niteliği taşımayan tamamen sivil bir yapı veya Askeri Polis/Jandarma şeklinde farklı teşkilatlanmalar söz konusudur. İngiltere’de sınır yönetimi tamamen sivil yapıdaki “Göç ve Vatandaşlık İşleri Direktörlüğü” tarafından yürütülürken, Fransa’da Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı “Sınır Polisi Genel Direktörlüğü” tüm sınırlardan sorumludur. Türkiye’de sınırların denetimi ise hudut kapılarından giriş-çıkışlar ve pasaport kontrolleri Emniyet Genel Müdürlüğü, sınır kapılarında malların dolaşımı Gümrük Müsteşarlığı, İran sınırının 125 km’lik bölümü ile 384 km’lik Irak sınırı Jandarma Genel Komutanlığı (%17), diğer kara sınırları Kara Kuvvetleri Komutanlığı (%83), deniz sınırları da Sahil Güvenlik tarafından denetlenmektedir.[1]

Türkiye’nin coğrafi ve tarihsel olarak göç yolları üzerinde olması ve Türkiye üzerinden AB ülkelerine giriş yapan kaçak göçmen sayısının her yıl bir milyona yaklaşması, sınır yönetimi konusunda düzenleme yapmasının AB tarafından ivedilikle desteklenmesini gerektirmektedir. Bunun yanında Türkiye’nin özellikle doğu ve güneydoğusunun dağlık olması, Irak’taki istikrarsızlık nedeniyle sınır güvenliği konusu hayati önem taşımaktadır. Toplam 11.282 km’lik sınır ve 117 sınır kapısına sahip Türkiye’de daha etkin bir sınır yönetimi politikası kuşkusuz yararlı olacaktır.

Yaşanan olaylar sonrasında gündemden düşmeyen ve oldukça farklı yorumlara neden olan bir başka konu ise, Türkiye’nin terörle mücadelede daha etkin ve başarılı olabilmesini sağlayacak ‘‘profesyonel ordu” (özel güvenlik güçleri veya özel sınır birlikleri) oluşturulması fikridir. Son zamanlarda Türkiye’de    ABD’nin Meksika ve Kanada sınırlarını koruyan “Border Patrol” (Sınır Muhafızı) sistemine benzer bir yapının oluşturulması planlanmaktadır. Buna göre Türkiye’nin sınır güvenliği görevi İçişleri Bakanlığı’na bağlı özel eğitimli sivil personelden oluşacak yeni bir teşkilata devredilecektir. AB uyum kapsamında yapılacak yasa değişikliğinin ardından, Türk ordusu sınır güvenliğindeki yerinin bu kolluk gücüne bırakacaktır. Bunun yanında profesyonel orduyla sınırda görev alacak askerlerin bu işi meslek edinmiş ve ciddi bir askeri eğitimden geçerek sınıra gönderilmesi planlanırken, şimdiki sistemde 3-4 aylık eğitimden sonra 20 yaşındaki tecrübesiz erlerin sınırlarda görevlendirilmektedir. Bu uygulama ile terörle mücadelede daha etkin bir konuma gelinmesi, özellikle son dönemde toplumsal infiale sebep olan “şehit cenazelerinin” azalması hedeflenmektedir.

Türkiye’de muhalefetten ve TSK’dan karşıt seslerin yükselmesine neden olan “profesyonel ordu” fikri AB tarafından da desteklenen bir projedir. 27 üyeli AB’de askerlik hizmetinin zorunlu olduğu ülke sayısı sadece sekizdir (Avusturya, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Almanya, İsveç, Norveç, Danimarka, Estonya) ve bu sayı yakın zamanda profesyonel orduya geçme kararı alan Almanya, Yunanistan ve İsveç ile beşe düşecektir. Askerlik hizmetinin zorunlu olduğu AB ülkelerinde, askerlik hizmeti kamu hizmeti ya da yardım faaliyetlerine katılma gibi seçeneklerle de yapılabilmektedir.  Askerlik yapmak istemeyenler 3. Dünya ülkelerinde yardım gönüllüsü olarak da çalışabilmektedirler.

Türkiye’de oluşturulması muhtemel profesyonel orduya karşı itirazların sebeplerini, askeri hizmetin Türk toplum yapısının vazgeçilmez bir unsuru olarak gösterilmesi ve askerliğin profesyonel yapıya dönüştürülmesi halinde “ordu-millet” bütünlüğünün ve dolayısıyla da “üniter devlet” yapısının bozulacağı yönündeki endişeler olarak belirlemek mümkündür. Terörle mücadelede yaşanan başarısızlık ve buna bağlı olarak artan toplumsal tepkinin ortadan kaldırılması için sivil siyaseti yönlendirmek gibi bir uğraşı olmayan, terörle mücadelede başarı sağlayabilecek, sivil iradenin kontrolü altında teşkilatlanacak profesyonel bir ordunun en kısa zamanda hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, Sınır güvenlik birimlerinin oluşturulması her ne kadar profesyonel orduya geçişin bir adımı olarak görülse de birliklerdeki personelin belli süre için görev yapacak olması profesyonel ordu mantığı ile uyum göstermemektedir. Yapılacak olan sınır yönetimi düzenlemeleri ile sınır birliklerinin oluşturulması TSK’da reformun ve profesyonel orduya geçiş sürecinin başlangıcı olarak değerlendirilebilir.

 {jcomments on}

Amine Yazıcı

Selçuk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Mezunu


[1] Zeynep ÖZLER, “AB’de ve Türkiye’de Sınır Yönetimi,” İktisadi Kalkınma Vakfı Değerlendirme Notu, Nisan 2010. http://www.ikv.org.tr/images/upload/data/files/16-ab_ve_trde_sinir_yonetimi-zeynep_ozler-nisan_2010.pdf (20.07.2010)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.