Türkiye’den Irak’a Uzanan Birlik Köprüsü: Telafer

0
52

Türkiye, Irak’ta yine büyük bir adım daha attı. Adı sıkça şiddet eylemleriyle anılan Irak’ın çevre köyleriyle birlikte 395 bin nüfuslu Türkmen ilçesi Telafer’e barış getirilmesi konusunda önemli bir aşama kaydedildi. 24 Şubat 2011’de Telafer’den Türkiye’ye gelen ve araların Telaferli Türkmen Milletvekilleri Nebil Harbo ve Şeyh Taki El-Mevla ile aşiret başkanlarının bulunduğu 47 kişilik heyet, Telafer’deki huzur ve refahın sağlanması konusunda anlaşmaya vardı.

Bilindiği gibi Irak’ta yaşanan mezhepsel ayrışma ve terörist eylemler, daha çok 2004 ve 2005’te ABD’nin operasyonlarıyla gündeme gelen Telafer’i de oldukça etkilemiştir. Hem ABD operasyonları hem de şiddet eylemleri nedeniyle, Telafer’den 15 ila 17 bin ailenin göç ettiği ve halen ya Irak’ın diğer bölgelerinde ya da Irak dışında yaşamaya çalıştığı bilinmektedir. Öte yandan mezhepsel çatışma da Şii, Sünni ve hatta Alevi-Bektaşilerin yaşadığı Telafer’i de etkilemiş ve ilçe Kuzey (Sünni) – Güney (Şii) olarak ikiye bölünmüş, iki bölge arasındaki geçişkenlik yok denecek kadar azalmıştır. Ancak son 2009’dan beri Telafer’de görece bir iyileşme yaşandığı ve halkın Şii-Sünni ayrımını ortadan kaldırmaya yönelik iyi niyet adımları atıldığı görülmektedir.

Aslında Telafer, Irak’ta birlik ve beraberliğin simgesi olan bir bölgedir. Telafer, 1920’de Irak topraklarında İngiliz işgaline karşı yürütülen halk ayaklanmalarının temellerinin atıldığı bölgelerden biridir. İngiliz kuvvetlerine karşı yürütülen mücadelede birlik ve beraberliğini gösteren Telafer’deki Türkmen halkı, Telafer dışındaki Arap aşiretlerle birlikte, İngiliz ordusu ile mücadele etmiş, İngiliz ordusunun Telafer’e saldırması nedeniyle, Telafer halkı 3 aya yakın bir süre dağlarda yaşamış ve mücadele etmiştir. Irak tarihine “Kaça Kaç Destanı” olarak giren bu hareketlenme, Irak’ın en önemli tarihi olayları arasında yer almaktadır.[1] Ayrıca toprağa bağlılık (Telaferlilik) olgusu da bu ilçe halkının büyük kısmı için önemli bir yer tutmaktadır. Hangi aşirete ya da mezhebe bağlı olursa olsun, Telaferli bir Iraklı, kimliğini önce “Telaferli” olarak ifade etmektedir. Telafer halkındaki milli duruşa, Irak’ın her dönemindeki yöneticiler tarafından değer verilmiştir. Telafer’den çok sayıda önemli asker ve üst düzey subay Irak tarihinde yer bulmuştur. Bu nedenle Telaferliler Irak toplumunda “asker halk” olarak da bilinmektedir.

Telafer’in bu özellikler dikkate alındığı, 2003 sonrası Telafer’de yaşanan olumsuzlukları geçici olduğu sıkça dile getirilmiştir. Bu kapsamda Türkiye’nin de önemli katkısıyla, Telafer’deki birlikteliğin yeniden sağlanması için adımlar atılmaktadır. Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’nun aktif çabaları sonucu Telafer’de kurulan “Milli Barış Komisyonu” son toplantısını Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Musul Başkonsolosu Ahmet Yıldız’ın da katılımıyla Türkiye’de yapmış ve burada bir ilkeler bildirisine imza atılmıştır. Ayrıca Telafer’den gelen 47 kişilik heyetle bizzat Ahmet Davutoğlu’nun da katılımıyla Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesi ve Ahmet Davutoğlu’nun “Telafer’i Türkmenlerin kalesi, Kerkük’ü de Türkmenleri hüviyeti” olarak nitelendirmesi[2], Türkiye’nin hem Irak’a hem de Telafer ve Türkmenlere verdiği önemi gösterir niteliktedir.

“Telafer Milli Barış Komisyonu”nun 26 Şubat 2011’de Türkiye’de yaptığı toplantının sonuç bildirisine göre, İslami birlik ve Irak ile Telafer halkının birlik beraberliği için çalışılacağı vurgulanmıştır. Başta mezhep kaynaklı olmak üzere her türlü şiddet kabul edilmemekle birlikte, Telafer’in Sünni ve Şii ahalisine karşı işlenmiş tüm cinayetler kınanmıştır. Terör eylemi ve teröristlere yataklık yapmak ile suçlanan, ancak suçları ispat edilmeyen kişilere af ve hoşgörü gösterileceğinin ifade edildiği bildiride, Telafer halkı ile yeniden kaynaşmaları için gayret sarf edileceği açıklanmıştır. Ayrıca terör eylemlerinde bulunanlar, terör eylemlerine yardım ve yataklık edenler hariç, evlerinden göç edenler ve ettirilenlerin kendi evlerine geri dönmeleri için çalışmalar yapılacağı, ancak ailelerin suçlu üyelerini hiç bir şekilde savunmayacaklarına dair taahhütte bulunmaları kaydıyla terör eylemlerine karışan ailelerin şehre geri dönebileceği bildiride yer almıştır. Öte yandan Telafer ve İyaziye’de bütün kamu görevlileri ve güvenlik birimleri personelleri arasında adil bir denge sağlanacağı da öngörülmüştür. Sünni ve Şii din adamları, cami imamları, okul müdürleri ve sivil toplum örgütleri, çeşitli basın organları aracılığıyla şehirdeki kardeşliği, dostluğu ve hoşgörü kültürünü, sevgiyi yaymak ve halkı bu doğrultuda yönlendirecek adımların atılacağının ifade edildiği bildiride, Sünni ve Şii’lere karşı işlenen terörü, mezhep ve ırka dayalı şiddeti kınayan yayınlar ve demeçleri verileceği, konferanslar ve toplantılar düzenleneceği açıklanmıştır. İlke olarak önemli kararlar alınmakla birlikte, bu kararların asıl uygulayıcılar olacak halka da önemli görevler düşmektedir. Türkiye’de yapılan bu toplantının Telafer halkında büyük bir heyecan yarattığı gelen haberler arasındadır. Telafer’in sosyal, politik ve ekonomik olarak yükselişi, diğer bölgelerdeki Türkmenlere de olumlu etkiler yapacağı düşünülmektedir. Zira Telafer, Irak’taki tüm Türkmen coğrafyasının özelliklerini bünyesinde barındırmaktadır. Ayrıca halkının neredeyse tamamını Türkmenlerin oluşturduğu bu büyüklükte başka bir yerleşim birimi yoktur. Telafer, yaklaşık 395 binlik nüfusuyla, Irak’ın en büyük ilçesi konumundadır. Bu nedenle burada atılacak adımlar, diğer bölgelerdeki Türkmenleri de yeniden uyandırabileceği gibi, Irak’a örnek teşkil edebilir. Coğrafi olarak düşünüldüğünde Telafer, Irak’taki Türkmen coğrafyasının Türkiye ile tek bağlantı noktasıdır. Bu açıdan Telafer’deki huzurun sağlanması, Türkiye ve Türkmen arasındaki bağlantıyı da kuvvetlendirecektir. Bu bağlantının kuvvetlenmesinin Irak’ın da faydasına olacağı düşünülmektedir. Zira Türkiye ile Irak arasında açılması planlanan yeni sınır kapısının, Telafer’in kuzeyindeki Ovaköy’den açılması planlanmaktadır. Bu doğrultuda Telafer’de sağlanacak barış ve huzur, bu sınır kapısına ilişkin faaliyetlere de yansıyacaktır. Bu yansımanın Türkiye ile Irak arasındaki ilişki ve işbirliğini bir adım daha ileriye götürmesi muhtemeldir. Ahmet Davutoğlu’nun da Telaferlilere yönelik konuşmada vurguladığı gibi, “Türkiye’nin kaderi, Irak’ın kaderiyle” eş değer görülebilir.

 

 

Bilgay Duman

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

 

 http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=1564

 



[1]
Suphi Saatçi, Tarihten Günümüze Irak Türkmenleri, İstanbul, 2003, s. 186-187.

[2]http://www.turkishny.com/index.php?option=com_content&view=article&catid=2&id=48456-davutolu-irakn-kaderi-turkiyenin-kaderidir&Itemid=457, Erişim: 28 Şubat 2011.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.