Ukrayna Dış Politikası ve Türkiye

0
1579

Ukrayna’nın Tarihsel Önemi

Avrupa’nın doğu sınırları, tarih boyunca sahne olduğu travma niteliğindeki olayların da etkisiyle; tarihi, kültürel ve etnik açılardan labirente veya laboratuara benzetilmiştir.[1] Ukrayna, bu benzetmeleri hak edecek pek çok özelliği bünyesinde ve yakın çevresinde taşıyan bir ülkedir. Birden fazla ırk, din, dil ve kültürü içinde barındıran Sovyet Rusya,jeostratejik açıdan büyük öneme sahip Avro-Atlantik (Euro-Atlantic) ve Avro-Asyatik (Euro-Asiatic) şeklinde de isimlendirilen coğrafyada tek hakim güç olarak yaklaşık yetmiş beş yıl hüküm sürmüştür. Bu hükümranlık sürecinde Batı Bloğu, bu coğrafyadaki boşluğunu doldurmanın yollarını aramış,daima kendisine Asya ile Avrupa arasında köprü kurabilecek müttefik bulmanın yollarına girmiştir. Bu birliğin temelini oluşturan ekonomik sistemin, gelişen dünya da kendini yenileyememesi ve iç sorunları sebebiyle dağılması sonucunda, Batı Bloğu sürdürdükleri bu emel için bağımsızlık ilan eden ülkeler ile ilişkilerini artırma yoluna girmişlerdir. Özellikle Ukrayna, böylesi politika için Avrupa ve ABD için ilk başta gelen isim olmuştur. Gerek coğrafi konumu gerek sahip olduğu yer altı kaynakları Batı Bloğu ile ilişkilerinin temelini oluşturmaktadır.

Ukrayna’nın bugünün bütün bağımsız eski Sovyet cumhuriyetleri içinde en fazla demokratikleşebilen ülke olduğu ancak bütün orta ve doğu Avrupa ve batı Balkan ülkelerinden de geride olduğu yazılmaktadır.[2]Bu özelliği de göz önünde bulundurulduğunda Ukrayna, Avrupa ve Amerika için, bölgedeki ülkeler arasında ayrıcalıklı yere sahip olduğu gözlemlenmektedir.

Ukrayna İç Siyasetinde Kutuplaşmaların Kısa Tarihi

Ukrayna’nın bağımsızlığından sonra Leonid Kuchma, eski Sovyet yönetiminin simaları olarak iş başına gelmişlerdir. Kuchma, bir tür “yumuşak otoriteryanizm” yönetimi uygulamaktaydı. Buna, yolsuzluk, medyanın bastırılması ve sivil toplumun zayıflatılması örnek olarak gösterilebilir. Fakat 2000 yılında, Kuchma’nın ekibinde olan Viktor Yuşçenko’nun Başbakan olması ile birlikte, özellikle ekonomi alanında umutlar ortaya çıkmıştır. Özellikle kapsamlı reform programları, özelleştirilmenin teşvik edilmesi, düşük enflasyon hedeflemesi, bütçenin dengelenmesi ve başta enerji sektöründe, yolsuzlukları önleme yönündeki girişimler, Yuşçenko’nun %35’lik bir halk desteği almasını sağlamıştır. Bunlardan sonra Kuchma Yuşçenko’yu Başbakanlık görevinden almış ve Yuşçenko da otomatik olarak bir muhalefet liderine dönüşmüştür.[3] Bu arada “Kuçmagate” ya da “tapegate” olarak bilinen ve Kasım 2000’de Leonid Kuçma’nın illegal emirlerini ifşa eden kaset kayıtlarının eski sosyalist oligark/lider Moroz tarafından yayımlanmasıyla patlak veren skandalla, Ukrayna siyaseti farklı bir mecraya girecek, Kuçmasız günler başlayacaktır. Temmuz 2001’de ortaya çıkan “Bizim Ukrayna” bloğu, Ulusal Demokratik Parti ve Liberal Partileri bir araya getirmiştir. Böylece ilk defa girilen 2002 parlamento seçimlerinde, 450 sandalyeli parlamentoda Yuşçenko, 112 sandalyeyi elde ederek çok önemi bir başarı elde etmiştir. Aynı seçimlerde mevcut Cumhurbaşkanının partisi ise 104 sandalyeyi elde edebilmiştir. Devlet başkanlığı seçimlerine gelindiğinde, farklı taraflardan iki aday ortaya çıkmaya başlamıştır. Bunlar; Viktor Yuşçenko ve Viktor Yanukoviç olmuştur. Hatırlanacağı üzere, Kasım 2004’te yapılan Ukrayna devlet başkanlığı seçimlerine yolsuzluk karıştırıldığı iddiası sonucunda Turuncu Devrim olarak bilinen halk hareketi ortaya çıkmıştır. 21 Kasım 2004’te ikinci turu yapılan seçimde Yanukoviç’in % 46’ya karşı % 49 oyla kazandığı açıklanınca, Ocak ayına dek sürecek siyasi karmaşa başlamış, yeniden yapılan seçimlerde Batı’ya yakın ve Rusya’ya mesafeli tutumuyla bilinen Viktor Yuşçenko seçilmişti. Ocak 2005’te Yuşçenko koalisyonu oluşturduysa da, Timoşenko’nun Eylül 2005’e kadar Başbakan olarak görevde kalması fakat daha sonra Yuşçenko ile aralarındaki görüş ayrılığı nedeni ile yerine Eylül 2005’te Yuri Yekhanurov’un atanması ile istikrarsızlık yeni bir boyut kazanmış ve bu da,2006 ve 2007 seçimlerine doğrudan yansımıştır. 2006 Parlamento seçimlerinde Yanukoviç’in partisi 186 sandalye ile çoğunluğu sağlamış, Timaşenko’nun 129 sandalyelik başarısını Yuşçenko 6 parçalı bir blokla ve ancak 81 sandalye ile takip edebilmiştir. 2007 parlamento seçimleri, uğradığı 11 sandalyelik kayba rağmen Yanukoviç’in Bölgeler Partisi’nin meclis üstünlüğünü perçinleyecek, Timoşenko bloğunu ise %8,5’luk bir artışla güçlendirecektir. Ancak bu Turuncu devrim sürecinin de kesin başarısızlığı anlamına gelecektir. Sonuçta 2007 seçimleri, parlamentoda iki turuncu ve iki mavi parti meydana getirmiştir (Bölgeler partisi 34,4 %, Timoşenko bloğu – 30,7%,Bizim Ukrayna – 14,15%, CPU – 5,39%)[4]. Son beş yıl boyunca istikrardan uzak kalan Ukrayna, ayrıca 2009’da dünyayı sarsan ekonomik krizden en fazla olumsuz etkilenen ülkelerin başında idi. Ukrayna’yı istikrarsızlığa sürükleyen Yüşenko-Timoşenko ikilisi, bu istikrarsızlıktan rahatsız olan Batı (özellikle AB) tarafından da destek alamayınca, 2010 seçimleri kazanan taraf Yanukoviç olmuştur.[5]Kırım deniz üssü meselesini ve ABD ile ilişkilerini yeniden gözden geçireceğini söyleyen Yanukoviç’in, Rusya federasyonu ile ilişkilerini düzelteceği gözlemlenmektedir.

Ukrayna Dış Politikasında Enerji’nin Önemi

Siyasi arena da enerji üstünlüğünü araç olarak kullanan Rusya, dünya doğal gaz ihtiyacının büyük bir oranını karşılamaktadır. Bu yönüyle de başta Batı olmak üzere birçok ülke Rusya’ya olan bu enerji bağımlılığından kurtulmanın yollarını aramaktadır. Burada da yine Ukrayna, Avrupa’ya ulaştırılan doğalgaz hattında köprü görevi görmektedir. Ukrayna, kendi hidrokarbon rezervleri dışında ve bundan daha fazla, arz ettiği transit konum nedeniyle enerji konusunda oldukça önemlidir. AB, toplam gaz ihtiyacının %25’ini Rusya üzerinden karşılamakta ve bu miktarın %80’i de Ukrayna üzerinden temin edilmektedir.[6] 2009 Ocak ayında Rusya’nın gazın vanası üzerinden izlediği politikanın Avrupa’da yaşattığı gaz sıkıntısı, AB’de Rusya’nın bir kaynak, Ukrayna’nın da bir transit ülke olarak güvenilirliğini kuşkulu hale getirmişti.

Rusya’nın özellikle “turuncu yönetim” döneminde geliştirerek vurguladığı alternatif güzergâhların Avrupa’nın acil ihtiyaçlarına cevap verme imkanı kısa vadede bulunmamaktadır. Bu da Ukrayna’nın transit rolünü sürdürmesi anlamına gelir. Kaldı ki, alternatif hatların inşası gerçekleştiğinde dahi, Avrupa’nın artan ihtiyaçlarının Ukrayna hattına bağlılığı sürdüreceği anlaşılmaktadır.[7] Şüphesiz Batı’nın artan enerji bağımlılığı ABD’nin Ukrayna politikasını da etkilemektedir. ABD, Ukrayna’nın AB ile bütünleşmesi sürecinden vazgeçilmemesini, eğer Brüksel bunu sürdürmezse Avrupa’nın doğusunun boşluk kabul etmeyeceğini, boşluğu Rusya’nın dolduracağını değerlendirmektedir.2010 Cumhurbaşkanlığı seçimleri hem iç siyasal şartların doğal bir sonucu, hem de bu öngörünün bir yansıması olarak görülebilir.[8]

Henüz resmi sonuçlar açıklanmamışken bile Batı başkentlerinden Yanukoviç’e kutlama mesajları gelmesini enerjinin yarattığı açık bağımlılığın ve istikrara olan acil ihtiyacın yansımaları olarak görmeliyiz. ABD Başkanı Barack Obama, NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, AB Başkanı Herman Von Rompuy ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barosso, kısa aralarla yeni Ukrayna liderine tebriklerini ilettiler. AB Başkanı dışında, AB’nin en büyük iki patronu sayılabilecek Almanya ve Fransa’da Yanukoviç’in seçimini demokratik olarak gördüklerini ilan ettiler.[9]

Timoşenko döneminde Rusya ile imzalanmış ve bugün de gerginliklere sebep olan anlaşmaların en kısa zaman da giderilmesi için büyük bir umut olarak görülen Yanukoviç, Ukrayna’nın istikrarlılığının yanında düzenli ve dengeli dış politika yapabileceğine dair beklenti içine sokmuştur. Avrupa ve Amerika’nın, Ukrayna ile ilişkilerinde de “Önce Rusya(First Russia)” bakış açısını da göz önünde tutarak Batı ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmeli, Rusya’ya bağımlılığını da asgari düzeye indirmek zorundadır.

Ukrayna-Türkiye İlişkileri

Türkiye, tarihinden aldığı mirası olan Karadeniz’deki söz sahibi olma isteği ve bölgenin kendisi için önemi, Ukrayna ile olan ilişkilerinin temelini oluşturmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde de bölgedeki tek rakibi olan Çarlık Rusya’nın bugünkü yerini alan Rusya Federasyonu, Ukrayna ile ilişkilerinde denge politikası da gütmektedir. Ayrıca Ukrayna’da Özerk Bölge olan Kırım meselesi de yine ikili ilişkilerin ana hatlarını oluşturduğu söylenebilir.

İkili ilişkilerinde hiçbir sorun yaşamadığı Ukrayna ile temaslara, 24 Ağustos 1991 tarihinde bağımsızlık kararı alan ve Aralık 1991’de yapılan bağımsızlık referandumunda % 90’ın üzerinde ‘evet’ oyuyla bağımsızlığı halkın çoğunluğu tarafından teyit edilen Ukrayna, 16 Aralık 1991 tarihinde Türkiye tarafından tanınarak başlanmıştır.

Ticari İlişkiler

Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, 2005 yılı itibariyle bu ülkeye olan ihracatımız 821 milyon $, bu ülkeden ithalatımız ise yaklaşık 2,6 milyar $ olarak gerçekleşmiştir. Türkiye, Ukrayna’nın ihracatında 5. sırada, ithalatında 20. sırada, toplam dış ticaret hacminde ise Rusya, Almanya ve Türkmenistan’dan sonra 4. sırada yer almaktadır.[10]

Ukrayna ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizin yasal çerçevesini oluşturan, “Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması” 1992, “Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması” ile “Çifte Vergilendirmenin ve Vergi Kaçakçılığının Önlenmesi Anlaşması” ise 1996 yılında imzalanmıştır. Türkiye ile Ukrayna arasında Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakerelerinin başlatılmasına yönelik istikşafı görüşmeler devam etmektedir.

Türkiye-Ukrayna Ekonomik İlişkileri

Küresel ekonomik krizden en çok etkilenen ülkeler arasında yer alan Ukrayna ile toplam ticaret hacmimizde 2008 yılında yaklaşık % 50 oranında düşüş yaşanmış, 8,2 milyar dolar olan dış ticaret hacmimiz 2009 yılında 4,1 milyar dolar seviyesine gerilemiştir. 2010 yılında ikili ticaret hacmi 5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiştir. 

Ukrayna’dan ithalatımızda, önde gelen ve hızlı artış gösteren kalemi oluşturan sanayi girdisi niteliği taşıyan hammaddeler ikili ticaretin Ukrayna lehine seyretmesinde başlıca nedeni teşkil etmektedir. Ülkemiz hâlihazırda Ukrayna’nın en çok ihracatta bulunduğu 2. ülke konumundadır.

 İthalatımızın başlıca kalemleri ise, demir, alaşımsız çelik mamulleri, demir-çelik sıcak hadde yassı mamulleri, alüminyum, buğday oluşturmaktadır.

Ukrayna’ya ihracatımızda başlıca kalemleri ise turunçgiller, petrol yağları, motorlu kara taşıtları, plastik/plastikten mamul eşya, elektrikli makine/cihazlar oluşturmaktadır. 

Ukrayna’da 400’ü aşkın Türk firması faaliyet göstermektedir. Türkiye’nin Ukrayna’ya yaptığı doğrudan dış yatırımlarının miktarının 1 milyar doları aştığı tahmin edilmektedir.

Büyük çoğunluğu KOBİ niteliğinde olan Ukrayna’daki şirketlerimiz, ağırlıklı olarak telekomünikasyon, gıda, temizlik malzemeleri üretimi, hazır giyim, orman ürünleri, maden ve metal ile inşaat ve inşaat malzemeleri üretimi alanlarında faaliyet göstermektedir. 

Ülkede faaliyet gösteren müteahhitlik şirketlerimizce 1992-2010 yılları arasında üstlenilen 128 projenin toplam tutarı 2,8 milyar dolara ulaşmıştır. 

Sayın Bakanımızın 5-6 Mayıs 2010 tarihlerinde Ukrayna’yı ziyareti çerçevesinde iki ülke Dışişleri Bakanları arasında imzalanan 2010-2011 yıllarını kapsayan Eylem Planı kısa vadede birçok ekonomik alanın yönlendirilmesinde yol haritası işlevi görmektedir.  

TİKA, Türkiye ile Ukrayna arasında 2002 yılında imzalanan “Teknik ve Mali İşbirliği Protokolü” çerçevesinde Simferopol’de açtığı ofis aracılığıyla bu ülkedeki faaliyetlerini sürdürmektedir. [11]

Siyasi İlişkiler

Türkiye ve Ukrayna genel olarak BM, AK ve AGİT gibi uluslararası örgütlerde birbirlerini desteklemektedir. Askeri ilişkiler ikili düzeyin yanı sıra, NATO-Ukrayna Komisyonu, BLACKSEAFOR ve Karadeniz Uyum Harekâtı çerçevesinde sürdürülmektedir.

Ukrayna ile ilişkilerimizin önemli bir boyutunu da Kırım Tatarları konusu oluşturmaktadır. Ülkemizdeki çok sayıda Kırım Tatar asıllı yurttaşımızın varlığı ve bölge ile yoğun ve eski tarihi/kültürel bağlarımız nedeniyle, ayrıca coğrafi/stratejik özellikleri sebebiyle Kırım’a gösterdiğimiz ayrıcalıklı ilgi, Ukrayna ile ilişkilerimizin bilinen ve Ukrayna tarafından da kabul edilen bir yönüdür. Temel politikamız, Kırım Tatarlarının diğer Ukrayna vatandaşlarıyla birlikte, Ukrayna’nın bütünlüğü içinde ve Ukrayna’nın sadık vatandaşları olarak yaşamaları yönündedir. Kırım Tatarları ile ilişkilerimizin merkezi makamların bilgisi dâhilinde yürütülmesine tarafımızdan özen gösterilmektedir.

Ülkemizin Kiev’de bir Büyükelçiliği, Odesa’da muvazzaf bir Başkonsolosluğu; Dnipropetrovsk’ta ve Simferopol’de birer Fahri Başkonsolosluğu bulunmaktadır. Ukrayna’nın Ankara’da bir Büyükelçiliği, İstanbul’da muvazzaf bir Başkonsolosluğu; Çanakkale, İzmir ve Antalya’da da Fahri Konsoloslukları bulunmaktadır.[12]

Değerlendirme

Yaklaşık yetmiş beş yıl Sovyet Rus yönetimi altında yaşayan Ukrayna, birliğin dağılmasının ardında ilan ettiği bağımsızlığından bugüne kadar ülke içerisinde siyasi kutuplaşmalara maruz kalmıştır. Başarısızlıkla sonuçlanan Turuncu Devrim yine de Batı’ya yaklaştırmış, NATO ve AB ile üyelik sürecinin içerisine girmesine sebep olmuştur. ABD ve Avrupa ise Rusya’yı karşısına almadan Ukrayna ile bölgede etkisini devam ettirmeye çalışmış, buna yönelik desteklerini esirgememiştir. Türkiye ise, ilişkilerinin sağlığı ve devamı için karşısında öncelikle istikrarlı bir Ukrayna istemektedir. Bunun için ülke içindeki reformlara ve Avrupa ile ilişkilerini desteklemektedir. Bunun yanı sıra da yine öncelikle Ukrayna’nın istikrarı için önemli olan Rusya-Ukrayna ilişkilerinde de yapıcı rol oynamakta, kendi çıkarlarında da Ukrayna’yı, Rusya ile ilişkilerinde dengelemekte ve iki ülke arası ticari hacmin genişlemesi politikasını izlemektedir.

 

Halil İbrahim YEYİN

Başkent Üniversitesi

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler

 

 

KAYNAKÇA

Adanalı Neslihan, Türkiye-Ukrayna Ekonomik Ve Ticari İlişkileri, Yeni Ufuklar

ASKER Ali, “Ukrayna’da seçim sonuçları kesinleşti”, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3358&kat=18, 10 Şubat 2010.

Iryna Solonenko, “External democracy promotion in Ukraine: The role of the European Union”, Democratization, Vol. 16, No. 4, August 2009, 710.

Jörg Himmelreich, “Energy Security for Ukraine and Europe”, German Marshall Fund; Foreign Policy and Civil Society Program: Focus on Ukraine, January 11 2010, 1,2.

Sarıkaya Yalçın, “Turuncuya Veda: Ukrayna’nın Kritik Seçimi”, Karadeniz Araştırmaları,Bahar 2010,Sayı 25: 1-10

Silvia Marcu, “The Geopolitics of the Eastern Border of the European Union: The Case of Romania-Moldova-Ukraine”, Geopolitics, 14: 3, 409

West welcomes Ukraine’s Yanukovych as president,12.02.2010, RIA Novosti, http://en.rian.ru/exsoviet/20100212/157859892.html


[1] Silvia Marcu, “The Geopolitics of the Eastern Border of the European Union: The Case of

Romania-Moldova-Ukraine”, Geopolitics, 14: 3, 409.

[2] Iryna Solonenko, “External democracy promotion in Ukraine: The role of the European

Union”, Democratization, Vol. 16, No. 4, August 2009, 710.

[3] Sarıkaya Yalçın, “Turuncuya Veda: Ukrayna’nın Kritik Seçimi”, Karadeniz Araştırmaları,Bahar 2010,Sayı 25: 1-10.

[4] A.g.e.,s.4.

[5] ASKER Ali, “Ukrayna’da seçim sonuçları kesinleşti”, http://www.21yyte.org/tr/yazi.aspx?ID=3358&kat=18, 10 Şubat 2010.

[6] Jörg Himmelreich, “Energy Security for Ukraine and Europe”, German Marshall Fund; Foreign

Policy and Civil Society Program: Focus on Ukraine, January 11 2010, 1.

20 Jörg Himmelreich, 2.

[7] Sarıkaya Yalçın, “Turuncuya Veda: Ukrayna’nın Kritik Seçimi”, Karadeniz Araştırmaları, Bahar 2010,Sayı 25: 1-10.

[8] A.g.e,s.8.

[9] West welcomes Ukraine’s Yanukovych as president,12.02.2010, RIA Novosti,

http://en.rian.ru/exsoviet/20100212/157859892.html

[10]Adanalı Neslihan, Türkiye-Ukrayna Ekonomik Ve Ticari İlişkileri, Yeni Ufuklar.

[11] Adanalı Neslihan, Türkiye-Ukrayna Ekonomik Ve Ticari İlişkileri, Yeni Ufuklar.

[12] Özden Ferhat,Türkiye-Ukrayna Siyasi İlişkileri, http://www.turkishrelations.com/index.php?option=com_content&view=article&id=413:tuerkiye-ukrayna-siyasi-iliskileri&catid=78:ukrayna&Itemid=421

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.