Uluslararası Hukuk’un Kapsamı

0
903

Uluslararası hukukun değişim sürecine baktığımızda genellikle Avrupa ülkelerinin kısıtlı alanlarda gerçekleştirdiği diplomatik ilişkilerin belirleyicisinden, birçok alanda farklı kurumların birbirleriyle ilişkilerini yönlendiren evrensel bir sisteme dönüştüğünü görürüz.

Küreselleşen dünya ile birlikte ülkelerin birbirleriyle olan politik ve ekonomik bağımlılığının artması, bazı problemlerin artık ülkelerin ulusal değil uluslararası olarak hareket etmelerine yol açmıştır. Ulusal bir çerçeve ile çözülemeyecek; iletişim, uluslararası ticaret, ekonomi ve finans, çevre ve gelişim veya göç gibi daha kitlesel olan sorunlar artık uluslararası hukukun kapsamına girmektedir.

Uluslararası Hukukun, ulusal sınırları aşan sorunlu alanlarda hareket etmesinden dolayı kapsadığı alan gün geçtikçe artmaktadır. Bunları genel olarak saymamız gerekirse; uluslararası alanda devletlerin tutumu, devletlerin sorumlulukları, barış ve güvenlik, savaş hukuku, antlaşma hukuku, deniz hukuku, uluslararası su yollarının kullanımı, diplomatik ilişkiler ayrıca uluslararası organizasyonlar, ekonomi ve kalkınma, nükleer enerji, uluslararası hava sahasının kullanımı, derin sularda kaynak kullanımı, çevre, iletişim, ve insan haklarının korunması gibi yeni alanlar uluslararası hukuk kapsamına alınmaktadır.

Oscar Schachter’a göre artık uluslararası hukukun alanını ve bölümlerini genellemeye çalışmak imkansız bir hale gelmiştir. Bundan dolayı uluslararası hukukçular akademik alanda veya pratikte uluslararası hukukun bir alanında uzmanlaşmak zorundadır, uluslararası hukuki her bölüm kendi içinde bir doktrin olarak gelişmelidir.

Tarihsel bir açıdan uluslararası hukuk alanının gelişimi uzun bir döneme yayılmaktadır. Uluslararası hukukun oluşumunu birçok görüşe göre Westphalia Antlaşması’da dayanmaktadır; fakat Uluslararası Hukukun artık geniş ve karmaşık alanlarda daha etkili olmasının başlangıç noktasına baktığımızda I. Dünya Savaşı’na dönmemiz gerekir. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da dengelerin değişmesiyle birlikte uluslararası hukukta da esaslı bir değişikliğe gidilmiştir. Savaştan sonra kurulan Milletler Cemiyeti modern anlamda uluslararası hukukun ilk kodlarını da içinde barındırmıştır. Milletler Cemiyeti bünyesinde kurulan Lahey Uluslararası Daimi Adalet Divanı uluslararası hukukun gelişimine katkı sağlamış, daha sonra kurulacak olan Birleşmiş Milletler Adalet Divanı’nın sağlam temelini bu kurum oluşturmuştur. II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Birleşmiş Milletler ise günümüz uluslararası hukukunun temel normlarını düzenleyen en önemli kurum olmuştur. BM’nin temel hedefi uluslararası ilişkilere hukuk ve düzenin getirilmesi ve kollektif bir düzenin kurulması olmuştur. BM’nin ilk yıllarına baktığınızda Soğuk Savaş’ın da başlamasının etkisiyle uluslar arası hukuku batılı devletlerin kendi çıkarları için kullandıkları bir araç olarak görürüz, daha sonraları ise özellikle sömürge devletlerinin bağımsız olmasından sonra ortaya çıkan birçok devlet uluslararası hukukun alanlarına dahil olmuştur. Uluslararası toplum ve siyasetin geçirdiği birçok değişiklik uluslararası hukukun da kapsamını ve etkinliğini arttırmıştır. Diğer bir açıdan ise özellikle mali kuruluşlar, uluslararası ticaret ve siyaset açısından batılı devletlerin uluslararası hukukun yönünün belirlenmesi konusundaki üstünlüğü devam etmektedir.

Yasemin Tosun

TUİÇ stajyeri

 

Kaynakça

Malanczuk, P. (1997). Akehurst’s Modern Introduction to International Law. The Scope of International Relations. New York. 1-7

Schachter, O. International Theory and Practice, 1991,1.

Uluslararası Hukuk I. [online]: http://eogrenme.anadolu.edu.tr/eKitap/HUK221U.pdf

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.