Uluslararası İlişkiler ile Fizik Arasındaki Benzerlikler veya Benzemezlikler

0
265

Yunanistan’ı ziyaret etmiş ve orada asansör kullanmış her okuyucu bilir ki, asansörlerin girişinde ‘3 atoma’, ‘4 atoma’ vd. yazar; yani, ‘3 kişilik’, ‘4 kişilik’ vd. Hülâsa, atom kişi, ferd, birey (‘individual’) anlamında kullanılmaktadır Grekçe’de. Oysa Klasik Grekçe’den fiziğe ithâl edilen aynı sözcük, ‘bölünemez’ anlamında kullanılmıştı, çok değil bundan bir yüzyıl kadar önce. Gelgelelim, atom adı verilmiş ve maddenin temel tanecikleri sanılan o nesnelerin bölünebildiği çok geçmeden kanıtlanıverdi ve atom sözcüğü yanlış bir adlandırma olarak kalıverdi bilimin o birbirinden görkemli parıltılarla süslü zaferler galerisinde.

Grek ülkesine yakıştırdığımız Yunanistan adı da bir yanlışlıktır; ama bu kez sadece Türkçe ve Anadolu açısından. Zira İon adlı ve Foça’dan Milet’e dek günümüzden üç bin yıl önce yer edinmiş bir kavim, aradaki adalar üzerinden tıpkı deredeki taşlar üstünde sekercesine, Anadolu’da problem olunca Grek ülkesine veya orada problem olunca Anadolu’ya gider gelir ve yahut adalarda saklanır idi. Sonuçta İyonistan zamanla Yonistan’a o da Yunanistan’a dönüştü ki, bugün bir Grek’e Yunan ve ülkesi için Yunanistan deyin de ekşitiversin size yüzünü.

Mevlânâ’nın babasıgil, Horasan’ın Behl yöresinden Konya’ya günümüzden 750 yıl kadar önce göçtüğünde, buralar halen Doğu Roma İmparatorluğu mülkü idi ve o’l nedenle, gönüller efendisi Rûmî takma adı kullanarak yayınlar idi Mesnevî divanını. Onların göçünden 500 yıl kadar önce Batı Roma İmparatorluğu yıkılmıştı ve Avrupa’dan Doğu Roma’nın adı giderek İstanbul’laşan başkenti Constantinople’a yaklaşırken, Balkan Yarımadası’nın hemen kuzeyindeki bir toprak parçasında kurulan bir krallık 1881 yılında Romanya Krallığı adıyla ilân edilecekti. 2004’de NATO’ya, 2007 başında da Avrupa Birliği’ne katılan bugünkü Romanya, Batı tipi demokrasi ile yönetilmektedir.

Özellikle Fransız Devrimi sonrasında kullanılmaya başlayan ulus (‘nation’) kavramı ve dolayısı ile ulus sözcüğü de hayli şaibeli sayılabilir bugün. Babası, Topkapı Sarayı’nda 1705-1711 yılları arasında ‘saray saatçisi’ olan Jean-Jacques Rousseau, Atatürk’ün başucu kitaplarından olan ve üzerine notlar aldığı Fransızca bir nüshası Anıtkabir’deki özel kütüphanede bulunan Toplumsal Sözleşme (‘Du contrat social ou Principes du droit politique’) adlı ve Fransız Devrimi’nin tetikleyicilerinden olan o ünlü kitabını 1762’de yazmıştı. [1] Devletin iktidara değil halka ait olduğu savunulan bu kitapta benimsenmiş ve yine bu kitap sayesinde Dünya siyasetine girmişti ulus devlet anlayışı.

Fizik ve uluslar

Toplumsal Sözleşme’nin merkezinde yer alan şu yalın fikir dikkate şayândır: “Genel kanaatin yönlendirmesi ile belirlenen otorite ve bireylerin konumları, bütünün bölünmez parçaları ve bireylerin grupla ortaklığı temelinde birleşir.” Demek ki, bir otorite vardır ve bireyler bütünün bölünmez parçalarıdır. Bu yaklaşımın fizikle arasında bir benzerlik şöylece kurulabilir: Birey denilen bölünmez tanecikler üzerinde bir güdücü kuvvet (‘driving force’) etkindir.

Toplumsal Sözleşme’den henüz 75 yıl önce basılmış olan Isaac Newton’un Philosophiæ Naturalis Principia Mathematica adlı yapıtında Dünya, Güneş, Ay gibi gökcisimleri birer tanecik olarak işlenmişti. Bu sayede, göksel ve yersel (‘heavenly’ ve ‘terrestrial’) tüm devinimlerin, (r) uzaklığındaki (m) ve (m’) kütleleri arasındaki etkileşimi tarif eden bir

F=mm’/r2  (1)

kuvvet denklemi ile bu kuvvet etkisiyle diyelim ki, (m) kütlesinin nasıl ivmeleneceğini (a) tarif eden bir başka denklem

F=ma            (2)

olmak üzere toplam iki yalın denklemle izah edilebilir olduğu da gösterilmişti. Üstelik bu denklemler kullanılarak çeşitli çıkarsamalar yapılabiliyordu. Örneğin, gözlem yoluyla (‘empric’) bulunmuş olan Kepler Yasaları’nın üçü de ve dahası Güneş Tutulması, Ay Tutulması, Med Cezir gibi o zamana dek gizemli sayılan doğa olayları, bu denklemlerle anlaşılabilir ve kolay anlatılabilir olmuştu; en mühimi, ileride ne zaman meydana gelecekleri de hesaplanabiliyordu.

Newton’un bu devrimci buluşu son derece büyük yankılar yarattı. Hemen her bilgi disiplininin bilgeleri, Newton’un yaklaşımını kendi alanlarına uygulamaya girişti. Örneğin,

Auguste Comte’a (1798–1857) göre sosyoloji aslında ‘sosyal fizik’ idi. [2] Fiziğin, ilk bakışta ilgisiz görünen disiplinlere uygulanışına son örneklerden biri ise, ekonofiziktir. [3]

Etki tepki eşitliği

Newton’un yukarıda anılan ve kısa adıyla Principia diye bilinen kitabında önerdiği klasik mekanik yasalarından üçüncüsü etki tepki eşitliği olarak bilinir. Yani, bir başkası üzerine (F) kuvveti uygulayan bir taneciğe o ilk tanecik de aynı büyüklükte (F) ama ters yönde bir kuvvet uygular. Misalen; siz, Dünya’nın yerçekimi (‘gravitation’) kuvveti nedeniyle onun merkezine doğru çekiliyorsunuz ki, bu çekim kuvveti sizin ağırlığınızı oluşturmaktadır. Yukarıdaki (1) numaralı denklem cinsinden konuşacak olursak, sizin kütleniz (m) Dünya’nın kütlesi (m’) ve Dünya’nın yarıçapı (r) ise, ağırlığınız (Fmm’) olacaktır. Gelgelelim, siz de Dünya’ya sizin ağırlığınız (yani, Fmm’) kadar bir çekim kuvveti uygularsınız, farkında olmasanız da. Zira (1) numaralı denklemde (m) ile (m’) yer değiştirilse bile (r) aynı kalacağından (Fm’m=Fmm’) değeri değişmeyecektir; ama bu kez ilgili kuvvetin yönü, siz Dünya’yı kendinize doğru çektiğiniz için Dünya’nın merkezinden size doğru olacaktır. Dolayısı ile (Fm’m) kuvveti ile (Fmm’) kuvveti büyüklük bakımından eşit ama zıt yönlü olacağından net kuvvet (‘driving force’) sıfır olacaktır.

İlginç olan bir başka husus da, etkileşen nesne sayısı kaç olursa olsun bu nesneleri etkileyen toplam kütle çekim kuvvetinin her zaman sıfır olacağıdır. Çünkü çifter çifter her nesne arasındaki kuvvet toplamı, etki tepki eşitliği nedeniyle sıfır yaptığına göre; üç, dört, beş, … gibi (n) tane nesneden oluşan sistemlerde karşılıklı kütle çekim kuvvetleri toplamı yani, net kuvvet hep sıfır olacaktır. Böyle bir durumda ise, tek tek nesnelerin birbirine göre hızları değişse de sistemin hızı değişmeyecektir. Ancak dışarıdan uygulanan bir net kuvvetin (‘driving force’) var olması durumunda sistem de bir bütün olarak ivmelenebilecektir; yani, bu sistemin de hızı değişebilecektir.

Newton’un fizik yasaları ve Uluslararası İlişkiler

Uluslararası İlişkiler alanında en yaygın kuramlardan bazılarının gerçekçi, özgürlükçü, yapısalcı [4] ve ideacı [5] yaklaşımlar olduğu (‘realism’, ‘liberalism’, ‘constructivism’ ve ‘idealism’) bilinmektedir. Alt kuramlarıyla birlikte bu kuramların tümünde Newton Fiziği’nin izlerini sürmek ilginç olsa da bu yazının sınırlarını aşacağı aşikârdır. Onun yerine, tadımlık kabîlinden, gerçekçilik kuramı içindeki devletçi akımı irdelemek yerinde olacaktır. Bu akıma göre, ulus devletler uluslararası politikanın asıl oyuncularıdır ve bilârdo toplarına benzerler [4]. Üzerlerinde, Jean-Jacques Rousseau’nun iddia ettiğinin hilafına, etkiyen bir net güdücü kuvvet (‘driving force’) yok ise, sonuç kazananın veya kaybedenin olmadığı bir oyundur (‘zero-sum game’). Burada sadece göreli kazanımlar (‘relative gains’) elde edilebilir. Newton Fiziğine göre de bilârdo toplarından oluşan sistemin hızı sabit kalır ve topların birbiri üzerinde uyguladığı kuvvetler toplamı sıfırdır. Dolayısıyla, sadece topların birbirine göre hızlanmaları değişebilir.

Sonuç

Bir üst paragrafta Uluslararası İlişkiler ile fizik arasında kurulan benzerliğin etki-tepki eşitliğine yaslı olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Fizikte, kütleye sahip her nesne ve o arada bilârdo topları için etki-tepki eşitliğinin geçerliliği deneylerle sınanıp doğrulanmıştır. Ama etki-tepki eşitliğinin ülkeler arasındaki etkileşmelerde de geçerli olup olmadığına dair bir tek deney veya gözlem bile yapılmış değildir bu satırların yazarının naçiz bilgi dağarcığına bakılırsa.

Kaldı ki, ulus devletlerin bilârdo toplarına benzetilmesinin de hayli zorlama sonucu olduğu açıktır. Üstelik günümüzde, kendini ulus devlet diye tanımlayan kaç devlet vardır ki? Örneğin, Romanya’da yaşayanlar Roma ulusu bireyleri midir? “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” şiarının hakîm olduğu, “milli eğitim”, “milli savunma” ve benzeri milli kurumların hilâfına “TUBİTAK Ulusal Gözlemevi” dışında bir tek ulusal kurum dahi bulunmayan Türkiye’de kurulu olan ulus devlet midir? “İki devlet, tek millet” olduğumuz Azeriler ile aramızdaki ilişkiler de Uluslararası İlişkilerden mi sayılasıdır?

Bu yanlış benzetmeler listesi hayli uzatılabilir. Lâkin böyle bir liste yapmanın beyhude olacağı da açıktır. Ya Uluslararası İlişkiler deyişindeki ulus sözcüğü yerine doğrusu ivedilikle bulunup konacaktır yahut bu yanlışlık, atom ve Yunanistan örneklerinde olduğunca, ilelebet taşınacaktır.

Çağlar Tuncay, ODTÜ

 

Kaynakça

[1] URL: http://www.ambafrance-tr.org/Fransa-Turkiye-iliskileri,1160

[2] MACHIONIS John J ve GERBER Linda (2010) Sociology 7th Canadian Ed. Toronto, Ontario: Pearson Canada Inc.. sayfa 10.

[3] ESER Rüya ve KIRER Hale (2009) İktisat ve fizik ilişkisinden ekonofizik kavramına, İktisat, İşletme ve Finans 24 (284), sayfa 46-76

URL: http://www.iif.com.tr/index.php/iif/article/download/iif.2009.284.2523/6557

Ayrıca bkz., URL: http://tech.groups.yahoo.com/group/ekonfizik_ct/?tab=s

[4] SNYDER Jack, One World, Rival Theories, Foreign Policy, 145 (November/December 2004), p.59. Ayrıca; bkz. ORAN Özlem Pınar, The classical realist argument that the fundamental features of international relations never change URL:

http://www.academia.edu/1085370/The_classical_realist_argument_that_the_fundamental_features_of_international_relations_never_change

[5] BURCHILL Scott, LINKLATER Andrew, DEVETAK Richard, DONNELLY Jack, PATERSON Matthew, REUS-SMIT Christian ve TRUE Jacqui (2005) Theories of International Relations, eds. BURCHILL Scott ve LINKLATER Andrew, Palgrave; bölüm ‘Introduction’, sayfa 7. URL: http://scholar.google.com.tr/scholar_url?hl=tr&q=http://top.wapsite.us/share/download/office/Mv-Et6wF/Theories_of_international_relations_3rd_ed.pdf&sa=X&scisig=AAGBfm3FfVxmnYYrWQY6LX32Saes5Zu8lQ&oi=scholarr&ei=xyOxUMPRFYWztAal7YG4DQ&ved=0CB4QgAMoADAA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.