Venezüela’da Kutuplaşma ve Eylemler

0
102

Venezüela’da yüksek suç oranları, ekonomik çıkmaz ve yiyecek sıkıntısı Başkan Maduro’nun istifasını isteyen eylemlerin başlamasına sebep oldu. Başkan Chavez’in ölümünün üzerinden henüz bir yıldan biraz daha fazla bir zaman geçti ve ülke de şiddet eylemleri dinmediği gibi bir de iç karışıklık tehlikesi ortaya çıktı.

Haber ajanslarının bol bol Ukrayna ile birlikte Venezüela’da gösterileri yayınlamasına neden olan bu sürece nasıl gelindi?

İç Karışıklığın Sebepleri

İlk olarak Latin Amerika’nın karakteristiklerinden biri olan bölünmüşlük, baskıcı rejimlere yıllarca ev sahipliği yapmış olmak, beyaz-batılı-zengin azınlık grubun üstünlüğü ve buna bağlı olarak da ülke de genel bir konsensüsün (sosyal-ekonomik-siyasi) bulunmadığını ve eşitsizliğin bu konsensüsün oluşmasını zorlaştırdığını sayabiliriz.

İkinci olarak Chavez’in yönetimde bulunduğu 14 yıl boyunca ciddi anlamda radikal ve köklü değişiklikleri hızlıca yerine getirme isteği, buna bağlı olarak orta sınıfı tamamen tehlikeye atması ve zengin kısmı pastadaki paydan tamamen dışlamak istemesi zaman içerisinde ülke içindeki gruplaşmayı ve de kutuplaşmayı hem artırdı hem de hızlandırdı. Ayrıca bu politikalar pek çok büyük şirketin karını etkilemekteydi. Chavez’in son seçiminde alınan sonuçla orta sınıfın zengin sınıfla birleştiği ve de alınan oyların birbirine çok yaklaştığı görüldü fakat son tahlilde zafer yine Chavez’in oldu.

Üçüncü sebep ise iktidarın artık sabrının kalmamasıydı. Yıllardır tekrar seçimleri kazanmak için bekliyorlar fakat sandıkta hep kaybediyorlardı. Üstelik bu dönem en önemli seçim dönemlerinden biriydi çünkü Chavez’in uygulamaya koyduğu sosyalist politikaların tamamen yerleşmesi ve de geri dönülmesi zor bir hale gelmesine yol açabilirdi. Sağ kanattan lider olan Caprilles uzun bir dönem kaybettiğini kabul edemedi.

Bir diğer sebep ise Caprilles’e diğer muhalif kanatlardan gelen baskılardı. Caprilles’in çok yumuşak bir şekilde muhalefet yaptığını düşünüyor ve de onu halkı sokağa itmesi ve daha aktif/sert bir politika izlemesi gerektiğine dair ikna etmeye çalışıyorlardı. Genel olarak sağ kanat liderleri sol kanattakileri küçümsemekte yeterli bilgi, birikim ve eğitime sahip olmadıklarını düşünmektedirler.

Öğrenciler de Chavez’in politikalarından son derece rahatsızlardı. Özel üniversiteler, giriş sınavları, ödenen paralar ve diğer yandan da Chavez’in açtığı parasız eğitim veren Bolivar Üniversiteleri…

Chavez’in kaybı da bu duruma yol açan sebepler arasındaydı. Sonuçta Chavez ülke genelinde hatta dünyada sosyalizme inanan pek çok sol görüşlü insan tarafından sevilen bir liderdi. Pek çok Venezüelalı Chavez’e baba diyebilecek kadar seviyorlardı ve de Karizmatik lider sıfatını hak eden bir liderdi. Sonuçta onun kaybı ile bir boşluk oluştu ve bu muhalefet için çok önemli bir fırsattı. Maduro için de böyle bir boşluğu doldurmaya çalışmak aynı zamanda da muhalefet ve ekonomik durumla baş etmek son derece zordu.

Caprilles daha ılımlı bir görüş takınmış seçimler sırasında halka sosyal reformları kaldırmayacağına dair söz vermişti, bunun üzerine bir de Brezilya tarzı serbest ekonomi-güçlü sosyal yardımları desteklediğini belirtmesi bir nevi Caprilles’in sonunu getirdi. Onun yerine liderliği Leopoldo Lopez eline aldı. Lopez daha sert bir politika izleyerek halkı ayaklanmaya çağırdı ve de protestoların Marudo istifa edene kadar sürmesi gerektiğini söyledi. Lopez aynı zamanda 2019’a kadar bekleyemeyeceklerinin de altını çizdi.

Ülke’de ekonomik durum yüksek enflasyon nedeni ile kötüye gidiyor, bu da pek çok insanı daha fazla para kazanmak için kaçakçılığa itmekte, özellikle yiyecek kaçakçılığı. Kolombiya sınırında yaşayan insanlar Venezüela’dan aldıkları yiyecek maddelerini Kolombiya’da çok daha pahalıya satarak para kazanıyorlar fakat bu durum beraberinde ülke de yiyecek sıkıntısını getiriyor.

Ülkede yaşanan olaylar sonucunda ölümlerin meydana geldiği belirtilse de rakamlar daha kesinlik kazanmış değil. Üstelik ölümlerin bir kısmı da kurulan barikatlar ya da yollara atılan çiviler ve benzeri tuzaklar sonucunda gerçekleşmektedir.

Bu eylemlerde de Facebook, Twitter, WhatsApp ve benzeri sosyal medya araçları sık kullanılmıştır. Özellikle twitter üzerinden çok sayıda yönlendirme yapılıp, fotoğraf ve yazı paylaşılmıştır. Özellikle eski General Angel Vivas Twitter üzerinden bazı ciddi anlamda yaralanmalara hatta ölüme sebebiyet verecek taktikler vermiştir. Bu taktikler arasında motorlu polislerin durdurulması için sokaklara görülmez naylon iplerin yerden 1.20 cm yükseğe gerilmesi ve kesilmiş boru parçalarına çivi takılarak yola atılması ile ilgili taktikler var.

Maduro tarafından darbecilikle suçlanan, Muhalif lider Lopez terörizm, cinayet ve darbeye yakın faaliyetler sebebiyle tutuklandı. ABD’de eğitim almış olan Lopez son derece varlıklı bir aileden geliyor ve “The Exit”(Çıkış, Maduro’nun başkanlığı terk etmesi) sloganı darbe girişimi ile suçlanmasının sebeplerinden biri.

Günlerce süren eylemlerin sonunda Maduro muhaliflerle masaya oturup konuşmak istedi fakat muhalefet özellikle de Henrique Caprilles bu durumu reddederek Maduro’yu halk karşında iyi göstermeyeceğini ayrıca da Lopez hapishanedeyken bu konuşmaya katılmayacağını belirtti.

Bu arada daha önce bahsettiğimiz gibi muhalefet içerisinde de bir takım çatlaklar ve de gizli bir liderlik savaşı var. Venezuela Analysis’da yayınlanan bir makalede bazı iş adamlarının ve de öğrencilerin Leopoldo Lopez’e çok da güvenmediklerini belirtti.

Muhalefet yabancı üçüncü tarafın davet edilip arbuluculuğun yapılmasını istedi fakat buna da Maduro’dan olumsuz yanıt geldi. Ülke genelinde sağ kanat siyasilerin büyük çoğunluğu Amerikan ekolüne sahip.

Sokaklardaki gerilimin artmasına yol açan bir diğer sebep ise “Tupamaros”. Uruguay kaynaklı eski gerilla grubu olan Devrimci Tupamaro Hareketi, aynı zamanda Venezüela’da da faaliyet halindedir. Fakat bu sefer şehirlerde boy göstermektedirler. Eskiden sağ kanat hükümetlere ve de diktatörlüklere karşı kar maskeleri ve silahla savaşan bu grup diktatörlük döneminin sona ermesi ile birlikte Chavez Hükümetine yardım etmeye başlamışlardır. Bu grup her ne kadar toplumsal olarak sosyal sorumluluklar alsa da, çocuklara yardım, rehabilitasyon, uyuşturucudan koruma, okul sonrası çocuklara yardım gibi, aynı zaman da polisin girmek istemediği ve de suç olaylarının yaşandığı zengin mahallelere girerek kendilerince adaleti sağlamaktadırlar. Tupamaros genelde motorsiklet üzerinde ve de yüzlerinde kar maskeleri ile devriye gezmektedirler.

Çatışma Açısından Bakmak

Venezüela’ya baktığımız da bugün gelinen bu nokta çok da tesadüfi değildir. Özellikle Avrupa ülkelerinin, ABD ve Kanada’nın tarihine baktığımızda son derece uzun süren çatışmalar görürüz. Tabi ki de ABD ve Kanada’nın durumu yüzyıllar boyunca savaşlar ve yıkımlar geçirmiş Avrupa’dan çok daha farklı ve de çok daha yenidir. Fakat söylenmek istenen şudur, bir ülkenin huzurlu bir süreç içinde olabilmesi için en önemli koşullardan bir tanesi toplumsal bir konsensüsün bulunmasıdır, ülkenin nasıl yönetileceği konusunda, ekonominin hangi modele göre işlemesi gerektiği konusunda ve de çeşitli sosyal konularda…

Bu konsensüsün sağlanamadığı ülkeler sık sık iç karışıklıklarla yüzleşirler ve de taraflar oluşur, bu taraflar hareketlenmeye başlar ve ayrışırlar, sonunda toplum kutuplaşır ve de çatışmalar başlar. Bu konsensüsün bulunmama durumu uyumsuz amaçlara en iyi örnektir. Bir ülke bu ülkeye bağlı bir hükümet vardır ve bu ülkenin bir yönetim şekli vardır. Bir ülke aynı anda hem kapitalist hem de sosyalist olamaz.

Genelde en temel konularda bile anlaşamayan ülkeler aynı anda birden fazla soruna sahiptirler, bu sorunlara etnik ve dini farklılıklar da eşlik ederler. Yapılan pek çok psikoloji bazlı deneyde de insanların bir gruba girmeye ve de o grup yoluyla ayrışmaya olan eğilimleri saptanmıştır ve de bu eğilimler oldukça yüksektir. Yani bir yerde sorun başladıktan sonra tarafların belirlenmesi ile birlikte ayrışma son derece hızlı gerçekleşir.

Venezüela’da uzun yıllardır süre gelen bir yerli-beyaz-afrika kökenli, zengin-fakir, kırsal-şehirli gibi pek çok ayrışma söz konusudur ve de bütün bunların sonucunda yerli ırkın, zengin Avrupa kökenli Venezüelalılara hiç güveni kalmamıştır.

Ayrıca bir sorun daha vardır ki o da engellenme hissidir. Engellenme hissi beraberinde açık veya gizli şiddeti getirir. Venezüela’da yaşanan olaylarda da bu durum görülür. Toplumsal olarak bir grup engellendiğini hissetmiş ve bu da şiddeti doğurmuştur. Eskiden yerli ve fakir kesimde bu vardır fakat Chavez ile birlikte bu durum değişmiş büyük şirketler/sağ kanat liderler ve de orta/üst kesim engellenmeyle ile karşılaşıştır.

Sonuç

Bir ülke yönetilirken dışlanan gruplar mutlaka engellenme hissine kapılacaklardır ve de bunun sonucunda şiddet olayları meydana gelecektir. Bu durumda kesinlikle atılması gereken adımlar şu şekilde olmaktadır.

  • Gruplar arasında karşılıklı güven inşası
  • Sağ kanat liderlerin söylemlerini yumuşatması, halkı kışkırtmaktan kaçınmaları ve eylemcilerin diğer insanların hayatlarını tehlikeye atacak eylemlerde bulunmamaları için uyarılarda bulunmaları
  • Maduro yönetiminin sınıfları dışlayacı değil, herkesi gözeten daha yumuşak politikalar izleyeceğine dair söylemlerde bulunması
  • Tutukluların salınması ve
  • Taraflar arasında görüşme ve diyaloğun başlaması sokaklarda süre gelen şiddeti dindirmek ve de ortalığı yumuşatmak için atılacak en iyi adımlardır.

Yıllardır süre gelen sağ kanat diktatörlüklerden yakınanlardan, daha ılımlı politikalar izlemeleri gerektiğini görmüş olmalılardır fakat taraflar arasındaki güven kaybı ya hep ya hiç tarzı sıfır kazanımlı bir oyun hissi yaratmaktadır.

Bu aşamadan sonra Venezüela için en uygun olan daha yavaş bir toplumsal dönüşüme girişmektir. Bu Maduro için son derece zor bir seçenektir çünkü Chavez’den devraldığı miras, yoksul kitlelere verilmiş sözler ve de Chavez’in Bolivarcı fikirlerine sadık Chavista’lar desteklerini her an Maduro’dan çekebilirler. Fakat böyle bir dönüşüme gidilmemesi de bir çözüm yolu değildir. Henrique Caprilles’in önerisindeki Brezilya tarzı aslında Venezüela için son derece uygundur. Fakat bu sağ kanat muhalif liderden çıkmış bir fikir olduğu için Chavistalar arasında ne derece kabul görür orası da bilinmez. Üstelik pek çok devlet kurumunun da tekrar gözden geçirilmesi, yeniden yapılandırılması ve de kapasite inşasına ihtiyacı vardır.

Her ne kadar zor gözükse de radikal yaklaşımlara gidilmeyerek ve de büyük şirketler üzerinde daha yumuşak ve yavaş baskılar kurularak durum kurtarılabilir böylece her iki taraf da kısmen memnun olur ve de radikal hareketler direk hedef gösterilmeden uzun ve planlı bir süreç içerisinde eritilebilir. Zaten normalleşme ile birlikte bazı hareketler kendilerinden yok olacaklardır.

Aslıhan BAŞER

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.