Vicken Cheterian İle Röportaj

0
128

Gazeteci ve siyasi analist olan Vicken Cheterian; Cenevre Webster Üniversitesi Medya İletişim Fakültesinde ayrıca Cenevre Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde ders vermektedir. Yazarın bilinen kitapları; Perestroyka’dan Renkli Devrimlere: Komünizm Sonrası Reform ve Devrim (2013) ve Kafkasya’da Savaş ve Barış: Rusya’nın Sorunlu Hududu (2009). Bunların dışında Cheterian, Agos gazetesinde Ortadoğu, Kuzey Afrika, Sovyet sonrası ülkelerdeki politik durum ile ilgili analizler yapmaktadır.

Vicken Cheterian ile röportaj yapmamızın nedeni; Kafkasya ve Rusya ile ilgili birçok çalışma gerçekleştirmiş ayrıca alanında ender bulunan uzmanlardan biri olmasıdır. Türkçe’ye çevrilen Kafkasya’da Savaş ve Barış adlı kitabı ile beraber ülkemizde de okuyucu kitlesi bulmuştur. Yazarın başarıyla yürüttüğü akademik ve saha çalışmaları, bizlere ışık tutması açısından değerlidir. Onun yorumlarının bize bölgeye ilişkin konularda yeni bir perspektif kazandıracağı şüphesizdir. Bu röportaj niteliğindeki sekiz soru ve cevaptan oluşan yazı, Soğuk Savaş sonrası Güney Kafkasya ülkeleri ve Rusya arasında süregelen ilişkiyi anlamamızda bize yardımcı olacaktır.

1) Komünizm sonrası dönemde Güney Kafkasya Halkları, yeni sisteme geçişte ne gibi zorluklar ile karşılaşmışlardır? Yeni demokratik kurumlara uyum süreci nasıl olmuştur?

Sovyet modelinden piyasa ekonomisine ve demokratik sisteme geçiş tüm ülkeler için zorlu bir süreci başlatmıştır, bununla beraber Güney Kafkasya için durum daha karışık bir hal almıştır. Duruma dışarıdan bir gözle bakan herkes, kısa zaman içinde tüm toplumdan beklenen değişimin derinliğini anlayamamışlardır. İlk olarak, toplumun büyük kesiminin inandığı otoriter Sovyet idealleri işlevini bitirerek ortadan kayboldu. Geride bırakılan boşluk Batılı modeller ile doldurulmaya çalışıldı fakat bu yapılanma daha birkaç yıl öncesinin karşıt ideolojisiydi. İkincisi, Sovyet devletinin bıraktığı mülkiyet sisteminin dönüşümüydü ayrıca ekonomiyi işlevsel hale getirmek için yeni planlamalar gerekiyordu. Üçüncüsü, oluşturulacak yeni devlet yapılanmasını, Sovyet idari sistemi dışında düzenlenmesi gereğiydi. Bunun üzerine Güney Kafkasya, silahlı çatışmalara ve mülteci akınlarına maruz kaldı. Kimsenin kolayca baş edemeyeceği büyük bir sorundu. Günümüzdeki post-Sovyet ülkelerinin sıkıntılı yapılarının nedeni bir nevi, onların bağımsızlıklarının ilk yıllarında uğradıkları zorluklarla ilişkilidir.

2) Batı kültürüne ait kavramlar olan demokrasi, piyasa ekonomisi ve sivil toplum Güney Kafkasya ülkelerinde yer edinebilir mi?

Prensip olarak evet. Uygulamada, kitlesel özelleştirmeler, toplumsal değişim, kitlesel işsizlik ve nüfusun büyük bir çoğunluğunun yoksullaşması ile beraber demokratik ortama geçiş mümkün değildi. Bir günde insanları yaptıkları mesleklerden uzaklaştırmak ve aynı zamanda onlardan aktif vatandaş rolünü üstlenmelerini beklemek kolay değildir. Bu çelişki, büyük ölçüde akademik literatürde fark edilmedi.

3) Güney Kafkasya’nın jeopolitik önemi Rusya açısından ne derece anlamlıdır? Rus dış politika yapım sürecindeki yeri nedir?

Rusya için Güney Kafkasya’nın jeopolitik önemi oldukça önemlidir, çünkü onlar adına en hassas bölgelerden bir tanesine komşu vaziyettedir: Çeçenistan ve Kuzey Kafkasya. Rusya, SSCB’nin çöküşünden itibaren Kuzey Kafkasya’da bir nevi toprak bütünlüğünü korumak için iki savaşa girişti. Çeçenistan’da yapılan bu iki savaş, Rusya’nın kendi dönüşümü açısından da oldukça önemlidir.

4) Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan, Rusya’dan bağımsız bir dış politika sürdürebilirler mi?

Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan, Rusya’dan bağımsız bir politika izleyebilirler fakat bir çok nedenden ötürü Rus etkisinden kaçmaları mümkün değildir. Fakat Rusya’nın Güney Kafkasya’daki etkisi diğer dengeleyici güçlerin etkisiyle bir anlam kazanabilir: ABD, AB, İran ve Türkiye. Ankara bölgedeki Rus etkisini bertaraf etmek için politikasını ülke üzerinden yürüterek değil, bölge üzerinden sürdürmelidir. Diğer aktörler ABD ve AB, bölgeye sınırlı yaklaşsa da, zaman içinde Güney Kafkasya’daki gelişmelere paralel olarak güç dengesi denklemine dahil olabilir.

5) Artışa geçen milliyetçilik ve Neo-Avrasyacılık kavramları, Güney Kafkasya’yı nasıl etkilemektedir?

Günümüzde Güney Kafkasya’da artışa geçen bir milliyetçilik gözlenmemektedir fakat 80’ler ve 90’lı yılların başında durum daha farklıydı. Bugün nüfus, siyasi iktidarı tekelleştiren ve kamu hizmetlerine ilişkin konumlarından maddi kazanç sağlayan elitler tarafından oluşmaktadır. Bunların yerine, yolsuzlukla mücadele, çevre koruma gibi temalar etrafında toplanan yeni bazı toplumsal hareketler oluşmaktadır.

6) Boris Yeltsin dönemi Rus dış politikasının Güney Kafkasya boyutu nedir?

Yeltsin döneminde Rusya, dış politikasının bir parçası olarak Güney Kafkasya’yı da gündemine almak zorunda kaldı. Fakat bölge geçmişte Sovyetler Birliği’nin parçalarından biri olduğundan dolayı, devlet kurumları nezdinde Rusya coğrafya üzerinde bir tecrübeye sahip değildi. Bu durumun yarattığı zorluklar ve ayrıca Yeltsin döneminde Rusya’nın ekonomik sıkıntıları onları daha çok kendi iç siyasetine yöneltmiştir.

7) Putin Doktrini ve Realist gücün yeniden ortaya çıkışı, Güney Kafkasya’yı ne derece etkilemiştir?

Bu duruma geçişte yaşanan aşamalar, Putin’in Kuzey Kafkasya ve Çeçenistan’a verdiği önem ile şekillenmiştir. Gürcistan’da Saakaşvili’nin iktidara gelmesinin ardından Rusya, askeri üslerini (Batum ve Ahılkelek) ülkeden çıkarmaya hazırdı. Fakat 2008 savaşının ardından Rus çekilmesi sona erdi. Realist gücün artışını bizler 2014’teki Ukrayna ve 2015’teki Suriye müdahalelerinde görmekteyiz. Rusya’nın bu jeopolitik karşı saldırısı, agresif bir dış politikayı gözler önüne sermektedir.

8) Güney Kafkasya’da Batılılaşma ve Neo-Avrasyacılık ikilemi var mıdır?

Güney Kafkasya ülkeleri bu konuda seçim yapmak için oldukça küçük boyuttadırlar. Onların temel argümanı daha çok komşu güçler arasındaki dengeyi sağlamak ve büyük güçlerin sıkıntılı dönemlerinde onlardan çıkar sağlama odaklıdır. Bunların haricinde elbette ki toplumun bazı kesimlerinde Batılı tarz kültür empozesi mevcuttur fakat bu durum sınırlı boyuttadır ve bizleri kesin bir yargıya vardırmaz.

Oğuz Şahin

TUİÇ/AVRAM o-Staj Koordinatörü

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here