Yemen’e Yardım Çağrısı ve Derinleşen İnsani Kriz

0
32

Yemen, Arap Yarımadası’nın en fakir ülkesidir. Yemen’in stratejik konumu, doğal kaynakların yetersizliği ve ekonomik bozulmalarının yanı sıra ülkede halihazırda devam eden istikrarsızlık, insani krizi daha da derinleştirmektedir. Krizin derinleşmesinde rol oynayan doğrudan en büyük faktör ise ülkede bulunan örgütlerken, dolayı olarak da Suudi Arabistan ve İran arasında baş gösteren mücadele, çatışmayı tetikleyen en önemli faktördür. İngiltere merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’tan Peter Salisbury, Yemen’i ele aldığı bir makalede “Bölgesel etkisini artırmak için birbiriyle rekabet eden İran ile Suudi Arabistan’ın bu yarışı, iki ülkenin çatışan karşıt grupları desteklemesine yol açıyor. Buna Yemen’deki durum da dahil” yorumunu yapıyor. Bunu vekalet savaşları kavramıyla tanımlayabiliriz. İran’ın desteklediği Şii Husi örgütü faal rol oynamakta ve ülke siyasetini doğrudan şekillendirmektedir.

Yıllardır süren çatışma ve istikrarsızlık ortamında, halkın fakirliği daha da artmaktadır. Çocuk işçiler her geçen gün çoğalmakta ve evi geçindirecek para için çocuklar ağır işler çalışmaktadır. Temiz su bulmakta sıkıntı çekilmesi ise zaten bilinen bir gerçektir. Su konusunda çekilen sıkıntı, istikrarsız ortamda daha da artmaktadır. Toplumun fakirliği ve temel ihtiyaçlara duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır.

Uluslararası toplum harekete geçerken, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Nisan ayı içerisinde geçtiğimiz günlerde Yemen için acil yardım çağrısında bulundu. BM’nin Cenevre ofisinde düzenlenen yardım konferansında konuşan Guterres : “Yemen’de her 10 dakikada 5 yaş altı bir çocuk önlenebilir nedenlerden dolayı ölüyor.” derken, milyonlarca kişinin feci şekilde bir sonraki yemeğinin nereden geleceğini bilmeden yaşadığını dile getirdi. Milyonlarca kişinin Yemen’de temiz suya ulaşamadığını belirten BM Genel Sekreteri, geçen yıl 1 milyon kişinin kolera ve ishal gibi hastalıklardan zarar gördüğünü söyledi. Guterres, “Yemen’deki bugünkü durum felakettir. Ancak uluslararası destekle bu ülkeyi uzun vadeli bir trajediden kurtarabiliriz” diye konuştu. Guterres, Yemen için düzenlenen uluslararası yardım konferansına katılan ülkelerin 2 milyar dolardan fazla yardımda bulunma sözü verdiklerini açıklarken, Yemen’deki 13 milyon insanın acil yardıma ihtiyacı olduğunu belirterek bağışçılardan 2,5 milyar Euro yardım talebinde bulundu. Birleşmiş Milletler’in yardım çağrısı, Suudi savaş uçaklarının Yemen’in Hudeyde kentinde düzenlediği ve aralarında çocukların da olduğu sivil ölümlerinin yaşanmasından bir gün sonrasına denk geldi.

Arap Baharı sırasında Yemen’deki aktörlerin başarısız olması, karşı devrimin gerçekleşmesine yol açarken başarısız bir devlet modeli ortaya çıkarmıştır. “Failed state” dediğimiz uluslararası ilişkiler kavramı, iç savaşlar, bulaşıcı hastalıklar, afetler gibi nedenlerle hukuk ve sosyal düzeni tamamen çöken devletleri işaret etmektedir. Yemen de iç savaşlarla kavrulurken, bütün sosyal ve hukuk düzeni çökmüştür. Husi karşıtı yazılar yazanlar hapishanelere atılmakta ve işkencelere maruz bırakılmaktadır. Birçok insan hapishanelerde yapılan işkenceler sonucu ölmektedir. Bu durum, sosyal düzeni de etkilemektedir. Parçalanmış aile yapıları günden güne artmaktadır. Yemen başarısız devlet olma yolunda ilerlemektedir.

BM ‘nin yardım çağrısı ne yazık ki bir çözüm değildir. Sorun derinde yatmaktadır. Bu yardımlar halka bir nebze olsun temel ihtiyaçlarını karşılama konusunda yardımcı olabilir fakat esas olarak istikrarsız devlet yapısının giderilmesi gerekmektedir.

Ülkenin meşru ordusu Suudi Arabistan’ın desteği ile Husi kuvvetleriyle çatışmaktadır. Yemen’de yönetimi ele geçirmek isteyen Husiler, 2014’ten bu yana başkent San’a başta olmak üzere bazı bölgeleri kontrolünde tutuyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon da Mart 2015’ten bu yana meşru yönetime bağlı güçlere destek veriyor. Çatışma ve tarafların nedeni mezhepsel çatışma gibi gözükse de aslen bu durumun öyle olmadığı kanaatine varmaktayız. Suudi Arabistan Sünni kimliğiyle bölgede varlığını sürdürürken, İran ise Şii kimliğini kullanmakta ve Şii milisleri desteklemektedir. Fakat asıl rekabet kaynağının mezhepsel sebeplere dayanmadığını görmekteyiz. Örneğin, İran’ın Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Karabağ sorununda Ermenistan’ı desteklediğini biliyoruz. İran’ın Ermenistan ile iyi ilişkiler kurması ve aynı mezhepten olduğu Azerbaycan’a sırt çevirmesi konunun daha farklı nedenlere dayandığını göstermektedir. Aynı şekilde Suudi Arabistan’a bakacak olursak, ABD’nin Ortadoğu’daki en önemli müttefiki konumundaki ülkenin, İsrail ile de iyi ilişkiler yürüttüğünü görmekteyiz. Bu yılın şubat ayında İsrail-Suudi Arabistan ilişkilerinde tarihi bir dönüm noktası yaşanmış ve Suudi Arabistan hava sahasını İsrail’e açmıştır. Riyad yönetiminin, Delhi’den Tel Aviv’e gidecek Air India hava yollarına ait uçaklara hava sahasını açması, ekonomik ve diplomatik bir başarı olarak İsrail medyası tarafından dile getirilmiştir.

Nobel barış ödüllü Yemenli aktivist Karman’ın Anadolu Ajansı’na verdiği röportaj bu düşünceyi destekler niteliktedir. Yemen’deki savaşın, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve İran’ın politik ajandalarını uygulamaları nedeniyle halen devam ettiğini savunan Karman, şöyle konuştu:

“Bugün Yemen’de tam bir işgal hadisesi yaşanıyor. Bu işgal olayının nedeni ise BAE’nin ülkede oynadığı rol. BAE, Yemen’de askeri milisler oluşturarak bu savaşı sürdürüyor. Yemen, İran ile Suudi Arabistan’ın güç yarışı yaptığı bir sahaya dönüştü. İran ve Suudi Arabistan’ın Yemen’de ortak noktaları var. İkisi de Yemen’de tahakküm etmek istiyor. Kendi diktatoryal anlayışlarının devam etmesini istiyorlar. Diğer önemli bir neden ise iki taraf da Yemen’in bağımsızlığını istemiyor. İkisi de Yemen halkının kendi iradelerini ellerine almalarını istemiyor.” Karman, Ortadoğu’da hakimiyet kurmak isteyen güçlerin Yemen’in bağımsızlığını istemediklerini özellikle vurgulamıştır.

Uluslararası toplum yardım çağrılarının ardından ülkede istikrarın sağlanması adına çalışmalar da yapmaktadır. 17 Nisan’da  Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths, Yemen’de iki ay içinde barış görüşmelerini başlatmayı planladığını söyledi. Martin Griffiths BM’yi 4.yılına giren Yemen’deki iç savaş hakkında bilgilendirirken, çatışan iki tarafın da barış görüşmelerine istekli olduğunu söyledi.  Griffiths, ”Planım müzakereleri iki ay içinde başlatmak için konseye taslak sunmak.” dedi. Aktarılan bilgiye göre 8 milyon nüfusa sahip Yemen’de savaş nedeniyle 9 bin 245 kişi hayatını kaybetti. Ülkedeki ölümlerin yüzde 50’si bulaşıcı hastalıklar ve yetersiz beslenmeden kaynaklanıyor. Savaş bölgelerindekiler, diğer bölgelerde yaşayanlardan çok daha kötü besleniyor. Yetersiz beslenme, bulaşıcı hastalıklar ile birleşince salgın hastalık riski artıyor ve hastalıklara karşı direnç azalıyor.

Genel itibariyle Yemen’de bu çatışma ortamının sona ermesi Suudi Arabistan, İran ve BAE’nin bir masada anlaşabilmesine bağlıdır. Haberlere yansıyan bilgilere göre BAE’nın Yemen’de kullanılmak üzere 8 bin Uruguaylı paralı asker aldığını bilmekteyiz. Böylesi bir ortamda- düşük bir ihtimal de olsa- tüm iç ve dış güçler barış konusunda anlaşabilseler bile, yıllardır süren çatışmanın olumsuz etkilerinin sarılıp, halkın toparlanabilmesi çok zor olacaktır.

Birsen AKYÜZ
TUİÇ Arm Asistanı

Kaynakça:

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here