Yeni Dünya Düzeni ve Amerika Ekonomi & Politik Sistemi

0
219

Ekonomi kendi eliyle başlatılan trajik çöküsten bahisle dolu olup, bir ulus veya kültür sonuçta öldürücü bir sistematik kriz içerisine girdiğinde ortaya çikar; bugünün Dünya ekonomi Pazarında olduğu gibi. Bu sonuç itibariyle trajik olan sistem ile varsayımın yanlışları, yakın U.S Politikalarının tarihten sabit üstün karakteristiği de hesaba katıldığında, bugünün Amerikalı ve yabancı sözde yetkilileri arasında çok yayılmıştır. Platon’dan beri Avrupa kültür tarihi göster ki; eğer birisi bu özel yanlış türüne Sokrat’vari yaklaşmazsa kendini kaptırır. Bu kuşaklar boyu da sürebilir, eğer toplum bu batıl inançları nedeniyle çok daha önce çökmezse. Amerikan ekonomi-politik sistemi tarihini değerlendirme yanlışı ki ABD bu sistem üzerine kuruludur, öte yandan da tüm Avrupa ülkelere merkez bankaları sistemlerinin birletici etkisinin tarihsel nedenlerinin, bugüne dek alarak değerlendirme yanlış olabilir. Wall Street kökenli Avrupa ekonomisi de tam da burda yanlış yapmakta.[1]

1987-89 U.S Anayasası ve girişindeki  prensiplerde yankısını bularak, kanıtlanmış tek, ilkesel ve geçerli seçeneği tüm dünya da oluştururlar. Karşitları şimdiki milletler arası para-finans sisteminin yaklaşan iktisadi çöküsü ile bitmeye mahkum U.S ekonomisidir. Tarihsel gerçeklerden Karl Marx’ın aynı İngiliz yanlışına cahilce inancı gibi bugünün yaygın hayallerini beslemişler. O hayal Kapitalizm denen İngiliz Sistemi’nin ve Amerikan Ekonomi Politik Sisteminin aynı temelden geldiğidir. Franklin Delano Roosevelt’in vefatı ABD’nin düşmanları ve bugünün Anglo-Amerikan ütopist fraksiyonunun kurucuları H.G.Wells ve Bertrand Russell tarafından istismar edildi. 1945 sonrası süper güçler çatismasi, 1964-1970 Ulusal Güvenlik Danışmanı Kissinger ve Brzezinski bunlara örnektir. Anglo-Sakson dünya hükümeti amaçlı bu Wells-Russell ütopik şemasının son merhalesi, bugünün dünya bunalımı ile birlikte çöken ve ölüme mahkum dünya finans sisteminin temelinde yatan etkendir.                  

Dünya ekonomisinin böyle kontrollü bir yıkıma uğratılması mekanizması, IMF hakimiyetinde, radikal liberal ve kontrollü bir merkez bankaları sistemi ve Amerika Federal Rezerv sisteminden oluşur; artık onlar da çöküstedir. Şimdi ulaşilan noktada dünya ekonomisinin yaşaması ve dünya milletlerinin yaşaması, tamamen şimdiki hakim merkez bankacılığı sistemlerinin kökünün kazınmasına bağlıdır. Bunu yapmazsak, uygarlık bir karanlık çaga girecektir. Bu 14.yy da Avrupa’nın içine düştüğü karanlık kadar, hatta ondan da kötüdür. Merkez banka sistemlerinin seçimi artık aklı başinda ve bilgili iktisatçılar nezdinde geçerli değildir; tek geçerli şey bağımsız milli devletlerin karar alarak bu feodal müflis kalıntıları, merkez bankacılığı sistemlerini değiştirmeleridir.                  

Amerikan tarihine bakıldığında görülecektir ki, en kötü kriz ve ekonomik alt yapının uçuruma sürüklendiği dönemlerde her zaman için bir kurtarıcı rolün başkanların olduğu görülür. Bugün ise, bu görev son dönemde seçilen Obama ve heyetine aittir. Geçmişe dönük baktığımızda özellikle Franklin Roosevelt 1933’lerde göreve başladığı ilk yıllarında Birleşik Devletlerdeki kriz en kötü seviyeye doğru gitmiştir. Buna rağmen, Roosevelt krizi inançla ve cesaretle karşıladı.                  

Krizin, karşısında belki de diğer başkanların çıkarmadığı kadar yasalar çıkararak tekeli kendi elinde tutma mücadelesi içerisine girdi. Roosevelt’in ülkeye getirdiği New Deal adı verilen sistem, kısmen kalkınma ve reform önemler paketi şeklindeydi ve bu paket amacına ulaştı. İşte 1933’lerden 2009 gelindiği zaman ise, yine aynı krizin Amerika Birleşik Devletleri odaklı olduğu görülmektedir. Akla şu soru gelebilir. Geçen bu 76 senelik süre içerisinde Amerikan ekonomisinin yine aynı dalga ve olaya sürüklendiği kanısı. Bu şekilde olaylara baktığımızda doğru bir analiz olabilir fakat unutulmamalıdır ki; o dönemde yaşanan kriz ile günümüzde yaşanan kriz arasında küresel anlamda farklılıkların olduğudur. O dönemde bakıldığında sürekli olarak yapılan reformlara bakıldığında bankacılık, su gücü, tarım, işçiler, sosyal güvenlik gibi iç sosyal sorunların politika odaklı reform süreçlerini görürüz.

Bugün ise, tüm bunların henüz tam anlamda halletmemesine rağmen yine de günümüz koşullarında bu süreçleri hızla aşmış bir Amerikan sistemini görmek mümkün olacaktır. Bugünkü dünya düzeninde bakıldığında Amerikan halkının tek kurtarıcısının Obama olduğu açıktır. Kendi iç siyasetinde bulanımlar yaşayan, halkının yaklaşık olarak 3 milyon kişinin işsizlikle boğuştuğu ve milyonlara ulaşan kişilerin ise sosyal hiçbir güvencesinin olmadığı Amerika’da gerek içte ve dışta kurtarıcı gözüyle bakılan Obama’nın olduğunu görmekteyiz. Yakın bir geleceğe doğru gelindiğinde Obama’nın koltuğa oturur oturmaz ilk 100 gün içerisinde bir ülkeyi ziyaret etmesi çok önemli bir olaydır. Konuşmasında her ne kadar Ermeni ‘ Soykırım’ sözcüğünü kullanacağına dair mesajlar verse de, bu ziyaret kapsamında Türkiye’nin de yer alması Amerikan dış politikasının önemli bir gerçek örneğidir.    

Peki neden Türkiye bu kadar önemli ? (KİŞİSEL DÜŞÜNCELER)

Türkiye’nin ABD için artan ve hızla öneminin altından iki nokta var. Bu iki önemli sebepte birbirinden ayrılamayacak kadar önemli ve ABD’nin politikaları için önem arz etmektedir. Birincisi üstte de bahsettiğim ekonominin canlanma sorunun ve umutların Obama’da oluşu süreci.                  

Paketler masaya geldikçe, devletin şirketlere olan yatırımlarına yer verildikçe ekonomi de canlanma değil tam tersine kötüleşme gözlenmektedir. Aslında tek sorun ‘Güven’ problemi. Obama halkına paranızı lütfen saklamayın, kurumlarımıza yatırın güvencesi verse de halkın ne kadar güvendiği ortadadır. Çünkü, öncesinde oluşmuş olan bir G.W.Bush politikası mevcut. Irak ve Afganistan batağına saplanıldığı düşüncesi ve bu bağlamda faturanın Amerika’daki halka kesildiği ve bunun halkın cebinden çıktığı düşüncesi.

İşte buna ilaven İç Politikasında sorunun çıktığı da tam bu nokta da;  açıklanan geniş kapsamlı bütçe politikası. Muhtemelen bu bütçe açığı da, kara delik gibi yedikçe yiyecektir ve rekor düzeyde bir açık sorunu da tekrar baş gösterecektir. İşte tam da bu noktada geçmişte olan savunmaya ilişkin giderler devreye girmektedir.

Başka bir deyişle, Obama’nın bütçe açığını daraltmak için ve yeni kaynak arayışına gireceği yer olarak gösterilen nokta Savunma Giderleridir. Bu tezi Obama’da doğruluyor görülüyor. Irak’tan kısa zamanda birliklerini çekme isteği ve Afganistan’da bulunan asker sayısında da kısıtlama görüşü açıkça belirtmese de, belli ki bütçenin açığı bu yerlerden çıkacaktır. Sonuç itibariyle, devletlerin İç Politika hesapları Dış Politikalarını belirlemede önemli bir etken ve faktör oluşturur.

Amerika Birleşik Devletleri halkı ve Pentagon günümüzde bunun farkında olarak politika izlemektedirler. İkinci husus ise, ABD’nin Dış Siyasetinin yeniden inşa etmeye başlıyor olmasıdır. Obama’nın bazı düşünceleriyle bunu ne kadar düşündüğü ortadadır. Bu ortamda pek çok grup ABD’yi istediği yöne doğru çekme eğilimleri içerisinde olabilir. Nasıl 11 Eylül Saldırıları ABD’nin kimyasını bozmuş ve adeta onu teslim almışsa, benzeri bir gelişmenin Obama için yaşanmaması için belirli bir neden yoktur.                 

Usame Bin Ladin denilen terörist grup hala Amerikan hükümetin başına bir beladır. Fakat kişisel olarak da onun da Pentagon tarafından beslendiği yönünde bir düşünce içerisindeyim çünkü en basitin teknolojik yer bulma aygıtı olarak kullanılan Google Earth bile birçok sokak ve caddeye girilirken, herkesten saklanan ve Google Earth’ün diğer bir verisyonu olan NX-3770 Kodlu modeli, yer altında bile canlı varlıkların  hareket alanını bulan bu yönde onları izleyen  bir teknoloji var iken; şahsın  bulunamaması içler acısı bir durumdur.

 

Emrah Yavuz USTA

 


[1] Jr.Lyndon LaRouche, Amerikan Ekonomik Yapısının Alt Yapısı, Çev.Emrah Yavuz Usta (Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler), New York -Ocak 2003, www.larouchepac.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.