Türkiye, 12 Ağustos 2021 itibariyle 3 milyon 699 bin 388 geçici koruma statüsü altında kayıtlı Suriyeliye ev sahipliği yapmaktadır. Düzensiz göçle ilgili veri toplama zorluğu sebebiyle gerek Suriyeliler gerekse Afgan ve diğer uyruklu düzensiz göçmenlerle ilgili rakamlar kaynaklarda değişkenlik göstermektedir. Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal İşler Organizasyonu (DESA) 2019 verilerine göre ülkemizde 5.678.800 göçmen ve mülteci bulunmaktadır. Türkiye dünyada en çok sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke konumundadır. Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik ekiplerinin 2015 ile 2019 yılları arasında yakaladığı düzensiz göçmen sayısı 1 milyon 219 bin 368 iken yine bu yıllar arasında gözaltına alınan göçmen kaçakçısı sayısı 27 bin 700’dür. Sadece 2019 yılında 454 bin 662 düzensiz göçmen yakalanmıştır. Göç İdaresinin rakamlarına göre kayıtlı Suriyeliler (3.6 milyon) ve UNCHR Türkiye’nin 2020 verilerine göre uluslararası koruma talebinde bulunanlar (330 bin) göz önüne alındığında Türkiye’de en az 4 milyon göçmen olduğunu, kayıt dışı rakamlarla beraber bu rakamın 6 milyona ulaştığını söyleyebiliriz. Bu rakam toplam nüfusun %7’sine denk gelmektedir. Türkiye nüfusuna oranla %4.4 sığınmacıya ev sahipliği yaparken Avrupa Birliği’nde bu oran %0.6’dır.   

Son günlerde yaşanan “Suriyeliler ve Afganlar” tartışması ülkemizde her diğer tartışma gibi sağlıklı bir zeminde ilerlememekte, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı ile romantik bir göç politikası arasına sıkışmaktadır. Göç, çok boyutlu ele alınması zorunlu, öncesi-süreci-sonrası ile kapsamlı değerlendirilmesi gereken bir olgudur. Türkiye’nin taraf olduğu 1951 Cenevre Sözleşmesinin hükümleri, uluslararası hukuk normları ve farklı ülkelerin gerçekleştirdiği uygulamalar dikkate alınmalı; popülizmden uzak gerçekçi bir göç politikası ilgili tüm paydaşlarla birlikte oluşturulmalıdır. Türkiye’de kamuoyu Suriyeliler ve Afganistan menşeili düzensiz göçmenlerin geri gönderilmesini talep etmektedir. Özellikle bir tarafta göçmenlerin sayısının artması, kalış süresinin uzaması ve görünürlüklerinin fazlalaşması, diğer tarafta ülkenin içinde olduğu ekonomik zorluklar ve hayat pahalılığı Suriyeliler ve düzensiz göçmenlerle ilgili negatif algıyı beslemektedir. Popülist siyasi söylemler ve medya etkisi ile birlikte son günlerde göçmen karşıtlığı adeta ülkenin en önemli meselesi haline getirilmiştir.

Geçici Koruma statüsündeki Suriyeliler, müstakil bir konu olarak ele alınmalıdır ve can ve mal güvenliği sağlandıktan sonra geri dönüşler hususunda stratejiler belirlenmelidir. Çok geç kalmadan ülkelerine dönemeyenlerle ilgili sosyal uyum politikalarının geliştirilmesi gerekmektedir. Her hal ve karda Türkiye’nin önümüzdeki on yıllarında göç, göçmen ve geri dönüş ve uyum konuları gündemin en tepesinde yer alacak olmakla birlikte uyum politikalarının bugün sağduyu ve gerçekçilikle düşünülmemesi sancılı ve sorunlu on yıllar yaşamamıza neden olabilir. Göçle ilgili akademik çalışmalar ve tarihi tecrübeler göstermektedir ki sığınmacıların tamamının geri dönüşü mümkün değildir. Birlikte yaşama pratiklerinin geliştirilmesi ve gönüllü geri dönüşü sağlayacak politikaların oluşturulması politika yapıcıların en önemli gündem maddelerini oluşturmalıdır.

Göçmenlerin geri dönüşüyle ilgili özellikle Avrupa’da uygulanan örnekler mevcuttur.  Almanya-Hollanda-Fransa 1970’li yılların sonlarında ülkelerindeki göçmen işçilerin geri dönüşüyle ilgili programlar geliştirmiştir. Hollanda’da 1974 yılında oluşturulan “Kalkınma Amaçlı Yerel Fırsatların Tanıtımı ve Göçmen İşgücünün Yeniden Entegrasyonu” programı; Türkiyeli, Tunuslu ve Faslı işçilerin geri dönüşünü, ülkelerinde girişimciliği özendiren Hollanda hükümeti destekleri ile teşvik etmiştir. Benzer bir program 1977 yılında Fransa tarafından uygulanmıştır. Almanya ise 1983 yılında yabancı işçilerin geri dönüşünü özendiren bir yönetmelik çıkararak ülkesine dönecek her işçiye 10 bin Alman markı teklif etmiştir. Fakat tüm bu programlar beklentileri karşılayamamış, geri dönüşle ilgili ancak %5’lik bir başarı göstermiştir.

Sponsorlu

Daha güncel örnekler ise “pay-to-go” adı altında İspanya, Çekya, Danimarka ve Japonya’da uygulanmıştır. 2008 yılında İspanya’da uygulanan bir pay-to-go programı olan “Gönüllü Geri Dönüş Planı” ile ekonomik kriz döneminde işsiz göçmen işçilerin geri dönüşü teşvik edilmiştir. Kasım 2008’de 87 bin işsiz göçmen işçinin gönderilmesini hedefleyen program ile Nisan 2010’a gelindiğinde sadece 11.400 kişi ülkelerine geri gönderilebilmiştir. Bu uygulamaların başarısız olması iki nedene bağlanmaktadır. Birincisi yasal oturum iznine sahip olan ve geçici işsiz durumundakilerin hedef alınması, ikincisi ise göçmenlerin geri gönderildikten sonra tekrar gelişlerini önleyecek anlaşmaların yapılmamış olmasıdır.

Bunun yanı sıra Avrupa Birliği’nin göçle mücadele anlamında izlediği en önemli politika ise göçe kaynak ülkeler ve göç güzergâhındaki ülkelerle “Avrupa Komşuluk Politikası” kapsamında geliştirdiği ilişkiler ve bazılarıyla imzaladığı geri kabul anlaşmalarıdır. Avrupa Birliği’nin temel stratejisi göçü sınırları dışında önlemek üzerine kurulmuştur ve bu birçok insan hakları savunucusu kurum ve kişi tarafından eleştirilmektedir. Avrupa Birliği komşuluk politikası kapsamında göçe kaynak olan ülkelere mali yardımlar yapmak suretiyle ve kurumsal kapasite inşasına (sınır güvenliği vb.) destek vererek göçü henüz başlamadan önlemeyi hedeflemektedir.

Türkiye’nin önemli bir parçası olduğu geçici koruma statüsündeki Suriyelilerin geri dönüşüyle ilgili benzer bir örnek Almanya’dan geri dönen ve o dönem yine geçici koruma statüsü altında olan Bosna ve Herseklilerdir. Emek göçüyle gelenlere uygulanan pay-to-go programlarının başarısızlığının aksine Almanya’nın Bosna savaşı sebebiyle kitleler halinde gelen Bosna ve Herseklilere uyguladığı geri dönüş programı önemli bir başarı örneğidir. O dönemde Avrupa’ya yaklaşık 800 bin civarında Bosna Hersekli göç etmek zorunda kalmış, bunların neredeyse yarısı Almanya’da geçici koruma bulmuştur. 1996-1998 yılları arasında Almanya’dan Bosna Hersek’e yaklaşık 250 bin kişi geri dönüş gerçekleştirmiştir. Bu başarı uzmanlarca iki temel sebebe dayandırılmaktadır. Birincisi Bosnalıların dönüşle ilgili yüksek motivasyona sahip olmaları ve savaşın bitmesinin hemen ardından geri dönüşün başlaması, ikincisi ise Almanya tarafından geçici koruma statüsünün kaldırılması ve kredibilitesi olan zorunlu geri dönüş programlarının oluşturularak bireylerin gönüllü geri dönüşe yönlendirilmesidir. Yerleşik olunan ülkedeki bireysel haklara erişimin kaldırılması ve zorunlu geri dönüş programının oluşturulması gönüllü geri dönüş seçeneğinin tercih edilmesini sağlamıştır.

Balkanlarda yerinden edilmiş kişilerin ve sığınmacıların geri dönüşleri ile ilgili literatürde Suriye’de yerinden edilmiş kişiler ve Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi komşu ülkelerde geçici koruma altında olan Suriyelilerin geri dönüşleri ile ilgili önemli ipuçları bulunmaktadır:

  • Öncelikle Suriye iç savaşının son bulması ve uluslararası toplumun uzlaştığı ve desteklediği bir barış ve inşa planının hazırlanması gerekmektedir.
  • Geri dönüş stratejisinin bölgesel bir bakış açısına dayandırılması konuyu Türkiye-Suriye denkleminden çıkarıp hem bölge ülkelerinin hem de uluslararası toplumun katkılarını mümkün kılacaktır.
  • Vaka/olay yükünün limitlemesi önemlidir. Balkanlarda öncelik yerinden edilmiş en hassas gruplara verilmiş, böylelikle konu yönetilebilir bir çerçeveye çekilmiştir.
  • İhtiyaç ve hassasiyet odaklı yaklaşım. İnsanların ihtiyaçlarını-gerekliliklerini ön plana alan bir yaklaşım politik çıkarları öne alan bir yaklaşıma tercih edilmelidir.
  • Uluslararası Donör Konferansı gerçekleştirilerek mali yükün sorumluluk paylaşımı çerçevesinde hafifletilmesi sağlanmalıdır. Tüm süreçler şeffaflıkla yürütülmelidir.

Yukarıdaki maddeleri çoğaltmak mümkündür. Özetle geri dönüşün anahtar kelimeleri güvenli-onurlu-gönüllü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üç anahtar kelimeye sürdürülebilir de eklenmelidir zira 1989’da Afganistan’a yaşanan geri dönüş göçü sürdürülebilir olmamıştır. Gönüllü güvenli ve insan onuruna yaraşacak geri dönüşlerin sürdürülebilir kılınması en az geri dönüş kadar önemlidir.

Burak YALIM – TUİÇ Kurucu Başkanı

 

Kaynakça

Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, (2021). Geçici Koruma. https://www.goc.gov.tr/gecici-koruma5638

Anadolu Ajansı, (2020). Türkiye’de 5 Yılda 1 Milyon 219 Bin Düzensiz Göçmen Yakalandı. https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyede-5-yilda-1-milyon-219-bin-duzensiz-gocmen-yakalandi/1698552

United Nations International Migration Stock Country Profile, (2019). https://www.un.org/en/development/desa/population/migration/data/estimates2/countryprofiles.asp

BUZ, S. , KORÇ, S. (2021). Mültecilere Yönelik Kalıcı Çözümlerden Biri Olarak Gönüllü Geri Dönüş, Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 21(50), 195-230. DOI: 10.21560/spcd.vi.695850, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/986286

R. Black, M. Collyer, W. Somerville (2011). Pay to Go Schemes and Other Noncoercive Return Programs: Is Scale Possible?. Migration Policy Institute. https://www.migrationpolicy.org/sites/default/files/publications/pay-to-goprograms.pdf

The Guardian, (2008). Spain to pay immigrants to leave. https://www.theguardian.com/world/2008/jul/21/spain

A. İçduygu, B. Demiryontar, (2019). Mediterranean’s Migration Dilemma and the EU’s Readmission Agreements: Reinforcing a Centre-Periphery Relation. EuroMedMig Working Paper Series No 1. https://mirekoc.ku.edu.tr/wpcontent/uploads/2019/12/EuroMedMig_WP_Series_Winter2019.pdf

R. Colville (2004). Bosnia and Herzegovina welcomes over 1 million returnees. https://www.unhcr.org/news/latest/2004/9/414fffba4/bosnia-herzegovina-welcomes-1-million-returnees.html

M. Martinoviç (2016). Refugees Reloaded – Lesson’s from Germany Approach to Bosnian War. https://www.dw.com/en/refugees-reloaded-lessons-from-germanys-approach-to-bosnian-war/a-19021249

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here