Husiler ve Bölge Ülkelerine Etkisi

0
185
Houthi fighters gather on a vehicle in a recently captured area following heavy fighting with forces loyal to the internationally recognized government on March 2, 2020 in Al-Jawf province, Yemen. (Photo by Stringer/Getty Images)

Giriş

Ortadoğu jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle oluşturduğu önem nezdinde bu bölgede bulunan ülkeler, kendi iç politikalarında, komşu ülkeleri ile olan politikalarında ve dünyanın diğer ülkeleriyle olan politikalarında çeşitli sorunlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Yemen bu ülkelerin başında gelen ve önemli sorunları olan bir Ortadoğu ülkesidir. Bulunduğu konum itibariyle Ortadoğu bölgesinde büyük önem arz eden Yemen, bölgede strateji geliştirmek ve güç kazanmak isteyen ülkelerin her zaman dikkatini çekmektedir. Yemen, ülke içerisinde mezhepsel çatışmalardan kaynaklı iç savaşla senelerdir uğraşmaktadır. Bu sorun temelini mezhepsel ayaklanma olarak başlayan ve siyasi olarak devam eden Husiler oluşturmaktadır. Husiler, aynı zamanda Suudi Arabistan ve İran için bölgede oluşturmak istedikleri strateji açısından büyük önem arz etmektedirler.

1. Husiler

Yemen; Umman’ın batısında, Suudi Arabistan’ın güneyinde yer almaktadır. Umman Denizi, Aden Körfezi ve Kızıldeniz’e kıyısı bulunmaktadır. Yemen, iç savaşlar sonucunda ikiye ayrılmış durumdadır. Ülkede mezhepler arasındaki çatışma iç savaş haline gelmiş durumdadır. Ülke, Zeydi Husiler ve Sunniler olarak ikiye ayrılmıştır (Domazeti, 2019; 1). Çalışmanın bu kısmında Zeydi Husiler’in oluşumunu, zaman içerisindeki Yemen’e, Suudi Arabistan’a ve İran’a etkisini inceleyeceğiz.

1.1. Zeydilik

Husiler, dini bir ideoloji olarak Şii mezhebinin Zeydilik koluna mensupturlar (Tınas, 2020: 118). Şii mezhebinin bir kolu olarak Beş İmam Şii’sı inancıyla Zeydilik ortaya çıkmıştır (Öztürk, 2019a: 90). Hz. Hüseyin’in torunu olarak bilinen İmam Zeyd bin Ali, Zeydilik ‘in öncüsü olarak bilinmektedir (Öztürk, 2019a: 90). Şii mezhebinin diğer iki kolundan farklı olarak Zeydilik, imam olan kişinin sessiz olmaması gerektiğini, kıyam hareketi başlatması gerektiğini ve aynı zamanda imamlık görevini üstlenecek kişinin sadece Hz. Hüseyin’in soyundan değil Hz. Hasan’ın soyundan da gelebileceğini savunmaktadır (Öztürk, 2019a: 91). Zeydilik zaman içerisinde Emevi ve Abbasi hakimiyeti altında gelişmiş daha sonra da İran’ın kuzeyinde ve Yemen’de yayılmıştır (Öztürk, 2019b: 84). 

1.2. Husiler’in Oluşum Süreci

Husiler, Husi ailesinden Bedrettin El Husi önderliğinde oluşmuş ve Bedrettin El Husi’nin Hüseyin Husi tarafından devamı getirilmiş bir oluşumdur (Öztürk, 2019: 87). Husi hareketinin ilk temelleri 1986 yılında Husiler’in “Gençler Birliği” adını verdikleri eğitim kurumunu oluşturmaları ve bu eğitim kurumunda Bedrettin El Husi’nin öğretilerine dayalı eğitimlerin verilmesi sonucunda atılmıştır. Husiler 1990 yılında Hak Partisi’nin kuruluşunda yer alarak siyasi bir adım atmışlardır. Daha sonra ise 1992 yılında Bedrettin El Husi Sade’de Mümin Gençlik adı ile yeni bir hareket başlatmış ve 1997 yılında Hak Partisi’nden ayrılmıştır (Tınas, 2020: 121).

Sponsorlu

1992 yılından itibaren Husiler, Yemen Hükümetine karşı taleplerini dile getirerek siyasi bir hareket olarak devam etmeye başlamışlardır (Arı, 2015: 5). Husi hareketinin ortaya çıkış amaçları Yemen’de ekonomik ve siyasi açıdan oluşan adaletsizliklere karşı gelmekle birlikte aynı zamanda Zeydilerin yoğun olduğu bölgelerde oluşan sorunların giderilmesiyle bu bölgelerde hakimiyet kurmaktır (Tınas, 2020: 122). 2000 yılından itibaren daha radikal bir hale gelen Husiler, Bedrettin El Husi’nin daha profesyonel bir hale gelmesiyle birlikte söylemlerinde sert, çatışmacı ve eylemlere dayalı bir strateji geliştirmeye başlamışlardır (Tınas, 2020: 122). 2004 yılında Yemen hükümeti Husiler’e karşı ölümlerle sonuçlanan bir operasyon gerçekleştirmiştir. Bu operasyonun sonucunda Husi lideri Bedreddin El Husi’de hayatını kaybetmiştir (Domazeti, 2019: 9). Bedrettin El Husi’nin vefatından sonra Husiler daha sert bir hale gelmiş ve Husi liderinin vefatı kalabalık bir Zeydi topluluğunun da Husi hareketine katılmasına yol açmıştır (Domazeti, 2019: 9). Bedreddin El Husi’nin vefatından sonra Husi Liderliğini kardeşi Abdülmelik El Husi üstlenmiştir (Arı, 2015: 5).

2004 yılından sonra Husiler ile hükümet arasında yaşanan çatışmalar sonucunda Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih Husiler ile 2008 yılında ateşkes anlaşması imzalamıştır. Ancak Husiler bu ateşkes anlaşmasını hiçe sayarak eylemlerine devam etmiştir (Domazeti, 2019: 10). 2011 yılında gerçekleşen Arap Baharı’nda yaşanan olaylar sonucunda Husiler, olayları fırsata çevirerek eylemlerini arttırmış ve birçok askeri noktayı, polis karakollarını, yabancı elçilikleri hedef alarak saldırılarını hayata geçirmiş ülke içerisinde çatışmalarını arttırmışlardır (Cingöz, 2019: 12).

Husiler zaman içerisinde daha da güçlenmiş güçlü oldukları şehirlerden biri olan Saada başta olmak üzere sokak gösterileri düzenlemişlerdir. 2011 yılında Yemen’de yaşanan silahlı çatışmaların artması sonucunda ülkenin Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih, uluslararası baskılarında artmasıyla birlikte 33 yıl boyunca başında olduğu görevinden istifa etmek etmiştir. Görevini yardımcısı Abdurrabu Mansur el-Hadi’ye devretmiştir. Abdurrabu Mansur istifasından sonra ölümüne kadar Yemen’deki iç savaşta Husiler’in yanında yer almıştır (Domazeti, 2019: 10). Yemen’de değişen Cumhurbaşkanı koltuğuyla birlikte Husiler hükümeti zorla ele geçirme girişiminde bulunmuşlardır. Husiler’in bu girişimiyle birlikte Arap koalisyonu müdahalede bulunmuştur ancak bu müdahale çok derin bir insani krizin yaşanmasına sebebiyet vermiştir (Domazeti, 2019: 10-11). Oluşan iç karışıklıkla birlikte Husi Enserullah hareketi İran’ın da desteğiyle birlikte 2014 yılı Eylül ayında başkent San’a’yı ele geçirerek yönetime el koymuştur (Tınas, 2020: 124).

Gerçekleşen bu eylem sonucunda Yemen yönetimi istifa edip sonrasında Suudi Arabistan’a gitse bile daha sonra görevinin başına geri dönmüştür. Yaşanan bu olaylar sırasında Husiler ile güvenlik güçleri arasında çatışmalar yoğunlaşarak iç karışıklık artmıştır . Yemen’de oluşan iç savaş sırasında Ali Abdullah Salih’i destekleyen aşiretler Husiler’e yardım ederek ülkenin kuzeyi başta olmak üzere Taiz ve Aden şehirlerine yönelmişlerdir aynı zamanda Beyda ilini de ele geçirmişlerdir (Domazeti, 2019: 11-12). Husiler, San’a şehrinden sonra Taiz ve Aden’i ardından ise önemli liman kentlerinden Hudeyde’ye hâkim olmuştur. Husiler’in liman kentlerine hâkim olması Babül Mendeb Boğazı’na sahip olabileceği anlamına gelmekteydi. Bu durum ise Körfez ülkelerini birbirine düşürmüş ve bunun sonucunda Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri Husiler’i Aden’den püskürterek Hudeyde liman kentinde Husi hakimiyetine son vermişlerdir (Öztürk, 2019: 86). Zaman içerisinde yaşanan bütün olaylara rağmen Husiler güçlenerek Yemen’in Kuzey bölgesine hâkim olmuşlardır ve bu hakimiyetlerini günümüzde hala devam ettirmektedirler (Domazeti, 2019: 13).

 2. Husiler’in Bölge Ülkeleri Üzerindeki Etkisi 

Husiler, Yemen’de ortaya çıksalar da zaman içerisinde diğer bölge ülkelerine tehdit haline gelmişlerdir. Suudi Arabistan üzerindeki etkisi, İran ile yakın ilişkileri ve Yemen’de sebebiyet verdikleri iç savaş göz önünde bulundurulacak kadar önemlidir.

2.1. Husiler’in Yemen Üzerindeki Etkisi

Yemen, mezhep farklılıklarını içerisinde barındıran bir ülke konumundadır. Farklı mezheplerin arasında yaşanan eşitsizliklerin sonucunda ülkede çıkan karışıklıklar, komşuları tarafından oluşturulan baskılar ülkenin istikrarsızlaşmasına ve sorunlarla boğuşmasına sebebiyet vermiştir (Arslan, 2016: 19).

Mezhebi bir karşıtlık olarak Yemen’de ortaya çıkan Husiler, ülkenin sorunlarını arttırarak çözülemez bir hale getirmiştir (Arslan, 2016: 23). Husiler’in ülkeyi mezhepsel olarak ikiye bölmesi ve Zeydilik kolu altında ülkenin bütünlüğüne tehdit olarak oluşup güçlenmesi Yemen’i zor duruma sokmuştur (Acet, 2018: 116-118). Husiler, İran’ın görünmez destekleriyle birlikte ülkenin komşularını tehdit edecek kadar önemli şehirlerini ele geçirmiş, bölgede önemli bir aktör haline gelmiştir.

Halkın Zeydi olan kısmı ile Şafii olan kısmının çatışmaları, 2011 yılında yaşanan Arap Baharının etkisi, Husiler’in güçlenmesi, İran’ın Husiler’e destek vermesi ve buna karşılık olarak Suudi Arabistan’ın hükümeti desteklemesi Yemeni iç savaşa sürüklemiştir. Yemen’in yıllar boyunca bu sorunlarla uğraşması istikrarsız bir hükümetin oluşmasına, dış politikada zayıflamasına ve ülkenin her geçen gün artan sorunlarıyla birlikte daha da kötüye gitmesine sebep olmaktadır (Acet, 2018: 116-118). Suudi Arabistan ve İran’ın Husiler ile olan ilişkileriyle ülke üzerinde kurmaya çalıştıkları güç Yemen’in bugün hala ekonomik, sosyal, sağlık ve siyasi alanlarda zor durumda olmasına yol açmaktadır (Acet, 2018: 121).

2.2. Husiler’in Suudi Arabistan Üzerindeki Etkisi

Suudi Arabistan ve Yemen kuzey bölgesinden birbirlerine komşudurlar (Semin, 2017: 90). Suudi Arabistan ve Yemen arasındaki ilişkiler uzun yıllardır devamlılığını sağlamaktadır, bu ilişkiler bazı durumlarda iyi ilerlemesine rağmen çoğu zaman gergin ilerlemiştir (Acet, 2018: 116). 1962 yılında Yemen’de yaşanan darbe sırasında Suudi Arabistan’ın Cumhuriyetçilere karşı durması bir diğeri ise 1991 Körfez Savaşı sırasında Yemen’in Irak’ı desteklemesi üzerine Suudi Arabistan, Yemen’in bu tavrına karşı tepki olarak ülke sınırları içerisindeki Yemenlileri sınır dışı etmiş ve ülkesine gelmek isteyen göçmenleri kabul etmemiştir. İki ülke arasındaki gerilimin en üst seviyede olduğu dönem bu dönem olmuştur (Acet, 2018: 116-117).

Yemen’de başlayan Husi hareketi komşu olmaları itibariyle Suudi Arabistan’ı da etkilemiştir. Husilerle Suudi Arabistan arasındaki ilişki, Husiler’in Yemen’de düzenledikleri gösteriler sonucunda Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’ in yaralanmasıyla tedavi için Suudi Arabistan’a gitmesiyle başlamıştır (Semin, 2017: 89). Suudi Arabistan, Ali Abdullah Salih zamanında Husilerle yaşanan olaylarda her zaman Salih hükümetine destek vermiştir. 2014 yılına gelindiğinde Salih hükümetinin Husilere karşı gücünü kaybetmesi sonucunda Salih’in yardımcısı Hadi’yi destekleyerek hükümetin başına gelmesini sağlamıştır (Kurt, 2019: 315). Suudi Arabistan Husi hareketine mezhepsel bakarak Sunilere desteğini esirgememiş ve her şartta Husilere karşı olumsuz tavrını belli etmiştir (Acet, 2018: 117).

Husilerin zaman içerisinde güçlenerek Suudi Arabistan için kutsal olan Mekke ve Medine topraklarına yakın olan Yemen topraklarını ele geçirmesi Husi karşıtlığını daha fazla arttırmıştır (Arslan, 2020: 26-27). Husiler’in aynı zamanda Babü-l Mendeb Boğazı’na yakın Yemen topraklarını ele geçirmesi Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkelerini rahatsız etmiş ve Husilere karşı operasyonlar başlatmışlardır (Öztürk, 2019: 86). Suudi Arabistan önderliğinde Husi hareketini durdurmak için Katar, Kuveyt, BAE, Ürdün, Fas ve Mısır ve Sudan ile birlikte Onlu Koalisyon oluşturulmuştur. 26 Mart 2015 ‘de Yemen Cumhurbaşkanı Hadi’nin dış müdahale çağrısı üzerine Onlu koalisyon, “Zafer Fırtınası Operasyonu” adıyla Husilerin elinde olan önemli stratejik bölgeleri havadan saldırarak operasyonu gerçekleştirmişlerdir. 21 Nisan 2015 ‘de ise Onlu koalisyon tekrardan “Kararlılık Fırtınası” adıyla Husilere karşı hava operasyonunu gerçekleştirmişlerdir. Bu operasyonlar sayesinde Husilerin Babü-l Menden Boğazına ve Aden körfezini ele geçirmesi önlenmiştir (Semin, 2017: 96-97).

14 Eylül 2019’da Husiler’in Suudi Arabistan’a ait petrol ve doğalgaz şirketi Saudi Aramco’ya saldırmasıyla Suudi Arabistan – Husi çatışması artmıştır. 2019 yılında Husilerin Suudi Arabistan’ a karşı gerçekleştirdiği saldırılar sık sık tekrarlanmıştır (Arslan, 2017: 29). 2021 yılında ise Husiler ve Suudi Arabistan arasındaki çatışmalar hala devam etmektedir.

2.3.Husilerin İran Üzerindeki Etkisi

1979 yılında İran’da gerçekleşen İslam Devrimi sonucunda İran bölge ülkelerine ilgisini artırmıştır. İran’da yaşanan devrim sonrasında Yemen’den bir grup Zeydi gelmiş ve İran’da dini eğitim almışlardır. İran’da dini eğitim alan bu grup içerisinde Husiler’in lideri Abdül Malik El Husi’ de yer almaktaydı. Husi liderinin aldığı bu dini eğitim düzünce yapısının oluşmasında İran ile ilişkilerin seyrinde büyük bir önem arz etmektedir. Husi lideri Abdül Malik El Husi ve daha sonra Husi liderliğine geçecek olan Hüseyin El Husi sık sık İran’a ziyaretler gerçekleştirip burada eğitimler almıştır (Tamer, 2017: 51).

2014 yılında devlete karşı koyacak kadar güçlü eylemlerini gerçekleştirmeye başlayan Husiler’e İran’ın açık bir şekilde destek verdiği görülmemiş olsa da Husiler’in destek almadan bu eylemleri yapamayacağı öngörülmektedir. Husiler’in bölgede ilişkilerinin iyi olduğu tek ülke İran’ın olması bu eylemlerde İran’ın desteğinin olduğu görülmektedir (Tamer, 2017: 51-52). İran Husiler’e destek vererek Yemen üzerinde kontrolü sağlamayı amaçlamakla birlikte aynı zamanda da Suudi Arabistan’ın Yemen üzerindeki etkisini son vermeyi amaçlamaktadır (Kurt, 2019: 313-314).

2011 yılında Yemen’de gerçekleşen makam değişikliği ile Mansur Hadi’nin başkan olması Husi-İran ilişkilerini güçlendirmiştir. Zaman içerisinde Husiler ve İran yakın ilişkiler kurmuşlardır (Tamer, 2017: 51-52). Suudi Arabistan’ın mevcut Yemen hükümetini desteklemesi ve hükümetin İran ile sorunlar yaşaması Husiler ile İran arasındaki ilişkilerin güçlenmesinin sebeplerinden biridir (Kurt, 2019: 313). Husiler’in Yemen’in batı ve güney limanlarını kontrol altına alması ve Aden şehrine kadar olan bölgeyi ele geçirmesi İran için Yemen’deki kontrol bölgesi haline gelmiştir (Tamer, 2017: 54). Husiler’in 2015 yılında yönetime el koymasıyla birlikte İran bu hükümeti meşru olarak görmüş ve ekonomik ve anlaşmalar imzalamıştır (Kurt, 2019: 318). İran’ın Husiler’i meşru bir hükümet olarak görmesi Husiler’i desteklediğini açıkça göstermektedir.

İran’ın Husiler konusundaki tavrını yalnızca mezhepsel olarak değerlendiremeyiz. İran’ın bölgedeki gücü elinde bulundurma, ülke iç ve dış çıkarlarını gözetmek Husiler’i desteklemesinin amaçlarından biridir. Yemen’in tamamen Husi kontrolü altında olması İran’ın çıkarınadır. Husi kontrolü bir Yemen İran’ın Yemen’i kontrol edebileceği anlamına gelmektedir. İran’in bu hedefini gerçekleştirmesi sonucunda bölgedeki deniz yollarını etkisi altına alabilme amacını gerçekleştirmeyi sağlayacaktır.

Eda KUŞTUL

Akademi Birimi

 

KAYNAKÇA

Acet, G. S. (2018). Yemen’de İç Savaş ve İnsani Krizin Boyutları, Social Sciences Studies Journal, 4(13), 114-125.

Arı, T. (2015). Yemen’de Arap Baharından Husi Darbesine: Bir Demokrasi Denemesinden Başarısız Devlete Mi?, SDE, (8), 1-10.

Arslan, H. (2020). Vekalet Savaşları Bağlamında Suudi Arabistan-Husi Çatışmasının ve Aramco Saldırısının Bölgesel ve Küresel Güvenliğe Etkileri, Anadolu Strateji Dergisi, 2(1), 19-32.

Cingöz, M. (2019). Yemen Krizinin Kökeni, Orsam, (231).

Domazeti, R. (2019). Yemen Raporu: Çöken Devletin Enkazında Barışı Arayan Bir Halk, İnsamer, (84). 

Kurt, V. (2019). Arap İsyanları Sonrasında Ortadoğu Vekalet Savaşları: Yemen Örneği, Uluslararası Siyaset Bilimi ve Kentsel Araştırmalar Dergisi, 7(1,) 307-326.

Öztürk, S. (2019). Zeydiliğin Tarihsel Süreçte Oluşumu ve İmamiyye ve İran İle İlişkisi, Liberal Düşüncesi Dergisi, (94), 89-106.

Öztürk, S. (2019). Nedenleri ve Sonuçları Bağlamında Yemen Savaşı, Avrasya Etüdleri, (55), 83-98.

Semin, A. (2017). Yemen Krizinde Suudi Arabistan ve İran’ın Bölgesel Güç Mücadelesi, Bilge Strateji, 9(17), 85-104.

Tamer, C. (2017). İran’ın Kara Hakimiyeti Teorisi Bağlamında Yemen Politikası, Ankara: Ankasam.

Tınas, M. (2020). Yemen İç Savaşı’nda Husiler: Vekalet İlişkisinin Karmaşık Yapısı, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 21(1), 17-136,

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here