Libya’da Erdoğan-Sarkozy Rekabeti – 1

Başbakan Erdoğan’ın Mısır’ın ardından Tunus ve Libya ziyaretleri Kuzey Afrika’yı yeni etki alanı olarak tanımlayan Fransa’yı ciddi şekilde tedirgin ettiği anlaşılmaktadır. Başbakan Erdoğan’ın Libya ziyaretinden önce harekete geçen Sarkozy, yanına İngiltere Başbakanı David Cameron’u da alarak Libya’ya sürpriz bir ziyaret düzenleme kararı almıştır. Her ne kadar Sarkozy’nin Libya ziyareti sürekli gündemde olmasına rağmen ziyaretin Başbakan Erdoğan’ın Mısır’dan Tunus’a hareket ettiği bir anda açıklanması dikkat çekicidir. Sarkozy, Libya ziyaretiyle uluslararası topluma yeni yapılandırma süreci içerisinde olan Libya’da Fransa’nın daha önemli bir konuma sahip olduğunu göstermek ve Trablus’u  Kaddafi sonrası dönemde ziyaret eden ilk lider olma ünvanını eline almak istemektedir. Ayrıca 19 Mart 2011 saldırısını başlatan ilk ülkelerden biri olan Fransa ve Sarkozy yönetimi, Libya halkı ve yeni yönetimi üzerinde elde etmiş olduğu etki ve prestiji Başbakan Erdoğan’a kaptırmak istememektedir.

Fransa ve İngiltere’nin Ön Alma Çabası

Libya’da ilk Kaddafi karşıtı gösteriler gündeme geldiğinde Fransa doğrudan muhaliflerin yanında yer alırken, Türkiye sorunu algılamakta duraklamış ve Mısır lideri Mübarek’e karşı göstermiş olduğu tepkiyi gösterememişti. Söz konusu politikanın ilk başlarda Libya’da bulunan binlerce vatandaşın kurtarılması için uygulandığı düşünülürken, ilerleyen günlerde de Türkiye’nin Libya politikasında radikal bir değişiklik gündeme gelmemişti. İngiltere ve Fransa’da NATO’nun olası müdahalesi tartışmaya açılırken ve devrik Libya lideri Kaddafi muhalifler üzerinde askeri baskılarını artırırken Türkiye’nin politikalarında yaşanan belirsizlik, Libya muhalefetini olumsuz etkilemişti. Ardından Nisan başında Libyalı muhaliflerin silahlandırılması gündeme gelince Türkiye “muhaliflerin silahlandırılmasına karşı olduğunu” açıklamış ve bu durum Bingazi’de yeni bir öfkeye yol açmıştı. 5 Nisan günü gösterilen başından itibaren Türkiye’nin politikalarından rahatsız olan bazı muhalif hareketler Bingazi’deki Konsolosluğu karşı bir saldırı eylemi gerçekleştirmiş ve olaylar hem Türkiye’de hem de uluslararası toplumda önemli bir yankı bulmuştu [1]

Sarkozy yönetimi Libya muhalafeti ilk tanıyan ülkelerin başında gelmenin ötesinde özellikle Türkiye’yi sürecin  dışında tutmak için yoğun  bir çaba harcamıştır. 19 Mart saldırılarından önce Paris’te düzenlenen toplantıya Türkiye’yi davet etmeyen Fransa yönetimi, Kaddafi güçlerinin Bingazi sınırlarına dayandığı 19 Martta diğer ülkelerden daha hızlı davranarak muhaliflere askeri başarıyı getiren saldırıları başlatmıştı. Trablus’un düşmesinin ardından da 1 Eylül’de Paris’te geniş katılımlı bir konferansa liderlik yaparak Libya sorununun çözümünde Fransa’nın öncü rolünü bir kez daha uluslararası topluma göstermiş oldu. Bu bağlamda Mısır veya Tunus’tan farklı olarak Fransa’nın Libya sorununun muhaliflerin lehine çözümünde önemli bir rol oynadığı hem Libya muhalefeti hem de uluslararası toplum tarafından teyit edildiği görülmektedir.  Nitekim Başbakan Erdoğan’ın Mısır, Tunus ve Libya ziyaretlerinin gündeme gelmesi ve özellikle de Mısır’da Erdoğan’ın yoğun bir ilgiyle karşılanması Sarkozy yönetiminin tedirgin etmiş ve Erdoğan’ın Tunus’a hareketi öncesi alınan ani bir kararlar Fransa, yanına İngiltere’yi de alarak Trablus ve Bingazi’ye resmi bir ziyaret düzenleme kararı almıştır. Hiç kuşkusuz Sarkozy’nin sürpriz ziyareti Türkiye’nin değişim sürecinde olan Kuzey Afrika’daki etkisini sınırlandırmak ve Fransa’nın rolünü bir kez daha ortaya koyma amacından bağımsız değerlendirilemez. Ayrıca Libya’daki süreç dikkate alındığında halı hazırda Fransa’nın birkaç adım önde olduğu da görülmektedir. Ancak Libya’daki yeni yapılandırma sürecinin tamamlanmadığı dikkate alındığında Fransa ve Türkiye’nin Libya üzerindeki rekabetinin hangi ülke lehine sonuçlanacağını şimdiden kestirmenin güç olduğu da görülmektedir.

Fransa ve Türkiye’nin Libya Ziyaretleri  ve Verilen Mesajlar

Sarkozy’nin  Libya çıkartması sırasında verdiği en önemli mesaj Fransa yönetimim Libya muhalefetinin özgürlük mücadelesinin yanında yer aldığıdır. Sarkozy tarafından Trablus’ta yapılan ilk açıklamalarda “Fransa, İngiliz dostlarıyla el ele çalışmış olmaktan ne kadar gurur duyduğunu ifade etmek isterim” olmuştu. Fransa ve İngiltere ikilisi hem hem Trablus hem de Bingazi’de dönemin muhalif hareketine verdikleri siyasi, askeri ve diplomatik desteği öne çıkartmaları ve yeni yapılandırma sürecinde her türlü desteği vermeye hazır olduklarını açıklamaları beklenen bir gelişmeydi. Fransa’nın Libya ziyaretiyle öne çıkarttığı en önemli argüman ise Paris’in muhalif liderlere sunduğu destek olmaktadır. Ziyaret öncesi bazı gazetecilerin Fransa Ekonomi Bakanı Francois Baroin’a Sarkozy’nin savaş sonrası ganimetleri toplamak istediğine dair bir rapor hakkındaki sorusuna yönelik olarak Baroin’in böyle bir konunun gündemlerinde olmadığını ifade etmiştir. Nitekim ziyaretin doğrudan ekonomik beklentileri gerçekleştirmek yerine, Fransa ve İngiltere’nin Libya’daki rolünü göstermek amacıyla gerçekleştirildiği düşünülmektedir. Ancak zamanlama olarak Erdoğan’ın bir gün önce gerçekleştirilmesinin özel bir anlama sahip olduğu düşünülmektedir. Bunun temel anlamı da Mart başından itibaren Libyalı liderlere verilen desteğin sonucunda elde edilen etkinin Türkiye tarafından gölgelenmesini engellemek olabilir.

Bu kapsamda Fransa’nın İngiltere ile birlikte Libya’da verdiği mesajların temelinde her iki ülkenin de devrim sürecine verdiği destek olmuştur. Liderler aynı zamanda sürecin tamamlanmadığını ve ilerleyen dönemlerde yeni Libya yönetimine özellikle dondurulan Libya mal varlıklarının serbest bırakılması yönünde destek vereceklerini açıklamaları dikkat çekmektedir. Yeni yönetiminin en önemli sorunlarının başında iktidarın paylaşımı olduğu kadar, ekonomik kaynakların kullanımını sorunu da bulunmaktadır. Ayrıca, Libya Geçici Ulusal Konseyi Başkanı Mustafa Abdül Celil’in yeni süreçte liderliğini pekiştirmek ve kendisine karşı yavaş yavaş içerde oluşan muhalefeti azaltmak için Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin desteğini oldukça önemsediği görülmektedir.

Diğer yandan Türkiye’nin ise Libya ziyaretinde vereceği mesajların başında Libya halkının Kaddafi’yi karşıtı muhalefetini destekledikleri bununla birlikte yeni yapılandırma sürecinde her türlü dış müdahaleye karşı olacakları şeklinde olacağı beklenmektedir. Özellikle İngiltere’nin Libya ziyareti öncesi gündeme getirdiği ve Libya’ya BM nezdinde yeni bir Manda yönetimi olarak algılanan karar tasarısını dolaylı yoldan eleştirmesi beklenmektedir.[2] Türkiye’nin Libya’nın petrol gelirlerinin Libyalılar tarafından kullanılmasını gündeme getirmesi ve son günlerde Fransız petrol şirketlerinin Libya Geçici Yönetimin %35’lik bir imtiyaz aldıkları yönündeki haberleri de dolaylı yoldan eleştirmesi beklenmektedir.

Bu bağlamda Türkiye’nin Libya ziyaretinde gündeme getireceği konuların başında Libya’nın enerji kaynaklarının yabancı şirketler tarafından eski tarz sömürge dönemine özgü bir şekilde imtiyazlarla bölüştürülmesini karşı olduklarını açıklamak olacaktır. Türkiye bunun dışında İngiltere ve Fransa tarafından öngörülen geçiş sürecinde Libya’ya yabancı asker ve danışman görevlendirilmesi talebine karşı gelmesi beklenmektedir.

Diğer yandan Başbakan Erdoğan’ın Trablus ve Bingazi’nin yanı sıra Misurata’yı ziyaret etmesi beklenmektedir. Bilindiği üzere 3 Nisan 2011’de Ankara Feribotu, Misurata’dan 230 yaralı ve bu yaralılara yardımcı olan 60 kişiyi alarak İzmir’e getirmiş ve burada kurulan hastane de daha sonraki günlerde de Libya’da getirilen yaralıların tedavisi yapılmıştır. Dolayısıyla Misurata’nin Erdoğan’ı daha farklı şekilde karşılaması kuvvetle muhtemeldir.

Sonuç olarak Türkiye’nin Libya ziyareti sırasında hem halkın ve yeni yönetimin ilgisi hem de uluslararası kamuoyunun olaya bakışı hangi ülkenin Libya’nın yeni yapılandırma sürecinde daha aktif bir rol olacağının da işaretlerini verecektir. Hali hazırda Fransa bir adım önde gibi dursa da, kültürel, tarihsel, toplumsal ve olaylara bakış itibariyle orta dönemde Türkiye’nin daha avantajlı duruma geçmesi beklenmektedir. Her iki ülkenin birlikte çalışması da mümkün olmakla birlikte Fransa’nın izleyeceği tutumun bunda belirleyici olacağı düşünülmektedir. Paris sokaklarında Kuzey Afrika kökenli Araplara karşı düzenlenen baskılar, Filistin politikasındaki belirsizlikler, Kaddafi yanlısı aşiretlerin yeni yapılandırma sürecindeki pozisyonları, yeni Libya yönetiminde yer alan aşiretler arasında ortaya çıkacak anlaşmazlıklarda Sarkozy’nun tutumu, dinsel farklılıklar ve Fransa’da son yıllarda artan İslami fobi gibi gibi birçok ulusal ve bölgesel unsurların Fransa’nın etkisi zayıflatma potansiyeli taşıdığı öngörülmektedir. Diğer yandan Türkiye’nin Mısır ve Tunus’tan farklı olarak Libya’da güçlü rakiplerle karşı karşıya olduğu da açıktır. Buna rağmen Fransa’nın Libya’daki hareket alanı yukarıda belirtildiği nedenlerden dolayı sınırlı olduğu düşünülmektedir.

Yazının İngilizcesi için tıklayınız…

 

Doç. Dr. Veysel AYHAN

ORSAM Ortadoğu Danışmanı

Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İliş. Bölümü

 

Kaynak: ORSAM

 

Kaynaklar


[1] CNN Türk Haber, “Bingazi’de Türk konsolosluğuna saldırı”, 05.04.2011, http://www.cnnturk.com/2011/dunya/04/05/bingazide.turk.konsolosluguna.saldiri/612309.0/

[2] Tripoli Post, “Full Text of the British Circulated SC Draft Resolution Establishing UN Support Mission in Libya”, 16/09/2011, http://www.tripolipost.com/articledetail.asp?c=1&i=6919

Sosyal Medyada Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

TUİÇ AKADEMİ GÖNÜLLÜ EDİTÖR ÇAĞRISI

  TUİÇ Akademi ekibi olarak gönüllülük esaslı devam ettirmekte olduğumuz...

Diplomasi Akademisi Raporu

4 - 26 Aralık tarihleri arasında düzenlenen 4 haftalık...

La Belle Verte (1996)

Yapım Adı: La Belle Verte Yapım: 1996 / Fransa Yönetmen: Coline...