Sizden Gelenler: ‘Savaşın Sisi’ Belgesel Analizi

Yapım Adı: The Fog of War: Eleven Lessons From The Life of Robert S. McNamara (Savaşın Sisi: Robert S. McNamara’nın Hayatından 11 Ders)

Yapım Yılı: 2003

Yönetmen: Errol Morris

Tür: Belgesel, Savaş

Cannes Film Festivali’nde gösterilen, asıl adının tam çevirisi Savaşın Sisi: Robert S. McNamara’nın Hayatından 11 Ders olan ve En İyi Belgesel Film Oscar’ı ödülüne layık görülen ABD yapımı bu belgesel, ülkemiz sinemalarında Yüzyılın İtirafları ismiyle gösterime girmiştir. 18. yüzyılın Prusyalı komutanı General Carl Von Clausewitz; savaşlar doğası itibariyla bilinmezlikler ve belirsizliklerle dolu olgulardır der ve bu durumu savaşın sisi olarak adlandırır. Bu deyim önceden belirlenen stratejilerin, savaşların belirsizliği karşısında geçersizleştiği düşüncesini vurgular. Adını böyle ünlü bir deyimden alan belgeselde, Başkan John Kennedy ve sonrasında Başkan olan Lyndon Johnson dönemlerinde ABD Savunma Bakanı olan Robert S. McNamara’yı izliyoruz. Belgeselin kurgusu, artık yaşlılık çağında olan eski savunma bakanı McNamara’nın tecrübelerine dayanarak hayatından çıkardığı 11 ders üzerinden şekillenmektedir. 

Belgeselin içeriğini analiz etmeden önce Robert S. McNamara’nın hayatına ışık tutmanın, onun verdiği kararları ve çıkardığı dersleri anlama konusunda faydalı olabileceğini düşünüyorum. 1916 yılında ekonomik olarak pek de iyi sayılamayacak bir ailede doğan McNamara, parlak eğitim hayatıyla dikkat çekmektedir. Berkeley Üniversitesi’nden sonra Harvard’da eğitim görmüştür ve 2. Dünya Savaşı’nda mühendis olarak görev almıştır. Belgeselde, McNamara’nın Ford Motor Company’de şirketi canlandırmak üzere işe alındığına değinilmiştir. Daha sonra Ford ailesinin önerisiyle Ford Şirketlerinin başına geçmiştir. Ford Şirketi’nin tarihinde Ford ailesi dışından seçilen ilk başkan olması, onun ne kadar başarılı biri olduğunu gözler önüne sermektedir. Fakat yeni görevine başlamasından kısa bir süre sonra ABD Başkanı Kennedy’nin ısrarı ile ABD Savunma Bakanlığı görevini kabul etmiştir. 

“Hayatım boyunca savaşların bir parçası oldum. 2. Dünya Savaşı’nda 3 yıl ABD ordusunda, Vietnam Savaşı’nda 7 yıl savunma bakanı olarak, dünyanın bir ucundan diğer ucuna 13 yıl Dünya Bankası’nda. 7 yıllık bakanlık dönemimde, Sovyetler Birliği ile aramızda savaşa kıl payı kalmıştı. Savunma bakanı olduğum 7 yıl boyunca Soğuk Savaşı yaşadım” sözlerinin sahibi olan McNamara, belgeselde felsefesini şu sözlerle açıklamaktadır: “felsefem, neler olduğunu öğrenmeye, neler olduğunu anlamaya çalışmak oldu. Aldığın dersleri geliştir ve başkalarına ilet.” 

Küba Krizi ile ilk dersini anlatmaya başlayan McNamara, ilk dersini “düşmanınla empati kur”, olarak sunmaktadır. Bu çıkarımını Küba Füze Krizi çerçevesinde temelledirip, o dönemde Sovyetler Birliğinden ABD’ye gelen iki mesaja değinmiştir. Mesajlardan ilki olan “saldırmayacağınızı garanti ederseniz, füzeleri alırız” yumuşak bir mesajdır. Daha sonrasında Sovyetlerden Amerika’ya gelen ve niteliği itibarıyla daha sert olan ikinci mesaj ise “eğer saldırırsanız size bir yığın askeri güç ile karşı koymaya hazırız.” Belgeselde, biri yumuşak biri sert olan bu iki mesajdan hangisinden yana tavır alınması gerektiği konusunda fikir ayrılıkları olduğuna değinilmiştir. Kennedy’nin en başından beri ülkesini savaştan uzak tutmak için çabaladığını, kendisinin de ona yardım ettiğini belirten McNamara, General Le May’ın çok iyi bir komutan olduğunu fakat savaşa girip, Küba’yı yerle bir etmeyi önerdiğine değinmiştir. Belgeselde eski ABD Moskova büyükelçisi Tommy Thompson, Khrushchev ve karısı ile eskiden olan yakınlığını göz önünde bulundurarak Başkan Kennedy’e yumuşak mesajı dinlemesini tavsiye etmektedir. Khrushchev’i yakından tanıyan Thompson, ilk dersin düsturuna uygun olarak düşmanla empati kurmuştur ve Füze Krizi felakete dönüşmeden çözülmüştür. En başından beri Thompson’un kararını destekleyen McNamara’ya göre savaş, şehirlere ve köylere yayılıp her yere ölüm ve yıkım saçtıktan sonra biter çünkü savaşın mantığı budur. İnsanların sağduyu sergilemezlerse kör köstebekler gibi çarpışacaklarını ve işte o zaman karşılıklı yok edişin başlayacağını savunmaktadır.

McNamara’nın deneyimlerinden çıkardığı ikinci ders ise “Mantık bizi kurtarmayacak”dır. Nükleer savaşı önleyen şeyin şans olduğunu öne süren McNamara; Kennedy, Khrushchev ve Castro’nun çok mantıklı insanlar olduğunu fakat buna rağmen bir nükleer savaşa ramak kaldığını dile getirmiştir. Bu tehlikenin halen var olduğunun altını çizen McNamara, bugün dünyada fırlatılması bir tek insanın kararına bağlı olan yüzlerce nükleer savaş başlığı olması doğru veya uygun mu diyerek çok yerinde bir soru yöneltmiştir. Ona göre, insan zafiyeti ile nükleer silahların sonucu bilinmez birleşimi ulusları yok eder. 

Üçüncü ders; “benliğimizden öte şeyler var”. Bu noktada 2.Dünya Savaşı’nda İngiltere’den Almanya’yı vurmak için havalanan uçakların önemli bir kısmının hedefe ulaşmadan geri döndüğüne değinen McNamara, kendilerinden konu ile alakalı bir rapor hazırlanmasının istendiğinden bahsetmiştir. Raporun sonucuna göre, görev iptal oranının %20 olduğunu ve havalanan uçakların önemli bir oranının hedefe ulaşmadan, korkup geri döndüğüne yer vermiştir. Tam da bu noktada General Curtis Le May’ın şu emri yayımladığını belirtmiştir: “Her görevde lider uçakta olacağım. Kalkan her uçak ya hedefe varır ya da mürettebatı askeri mahkemeye verilir.” Bu emirden sonra görev iptal oranının bir gecede düştüğünü söyleyen McNamara, General Curtis Le May’ın savaşta gördüğü bütün hizmetlerdeki en iyi ama son derece savaşçı bir komutan olduğunu, çoğunun onu zalim bulduğunu ifade etmiştir.

McNamara’nın hayatından çıkardığı dördüncü ders ise “Verimi azamiye çıkar”dır. ABD Hava Kuvetleri’nin B-29 adında yeni bir uçak modeline sahip olduğundan bahseden McNamara, General Le May’ın sadece hedefin imhasına odaklandığını bizlere aktarıyor. Ayrıca mürettebatının kaybına odaklanan tek kişinin Le May olduğunu belirtiyor. 1945’de, bir gecede Tokyo’da 1000.000 Japon sivili yangın bombaları atarak, yakarak öldürdük itirafında bulunan McNamara, ben bunu öneren mekanizmanın bir parçasıydım, bombalama operasyonlarını ve daha etkili olma yollarını analiz ettim diyerek savaşın acımasızlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Daha çok insanı öldürmede değil ama düşmanı zayıflatma konusunda daha etkili olmak için B-29 operasyonlarının etkinliği inceleyip bir rapor yazdım diyen McNamara, aynı zamanda General Le May’ın bir pilot kaybettik ama karşılığında Tokyo’yu yerle bir ettik sözünü aktarmıştır.

McNamara’nın beşinci dersi ise “Savaşta orantılı olmak bir kural olmalı” dır. Bu noktada muhabir McNamara’ya, yangın bombası seçiminin nereden çıktığı sorusunu yöneltmiştir. McNamara ise konunun yangın bombaları kullanmaktan ziyade bir gecede kazanmak için 100.000 insan öldürülmeli mi, yangın bombası veya başka bir yöntemle diyerek, yeniden konuyu General Curtis Le May’e getirmiştir. Le May’ın bu soruya evet cevabını vereceğini ve Tokyo’ya nükleer bomba atma emrinin de Le May tarafından verildiğini aktarıyor. Savaşta orantılı olmak bir kural olmalı diyen McNamara, nükleer bomba konusunda Truman’ı eleştirmediğinin altını çiziyor. Eleştireceği tek şeyin insan ırkının geçmişte ve bugun savaş kurallarıyla savaşmadığı hususu olduğunu öne sürerken, bir gecede 100.000 sivili bombalamak, öldürmek, yakmak yanlıştır diye bir kural var mıydı sorusunu yöneltiyor. Le May’ın, savaşı kaybetseydik savaş suçlusu olarak yargılanırdık sözüne de değinenen McNamara, Le May’ı haklı bulmakla birlikte; savaş suçlusu gibi davrandıklarını itiraf etmektedir. Ayrıca kaybetmeyi ahlak dışı kılan nedir; diyerek tekrar bir soru yöneltiyor.

Altıncı ders olan “Verileri topla”, ile McNamara Ford Şirketinde çalışırken; Pazar araştırma organizasyonunun olmadığını ve kendisinin kurduğunu aktarıyor. Belgeselde, McNamara’nın Ford Şirketinde, Ford Ailesi dışından seçilen ilk başkan olduğuna fakat göreve gelmesinden kısa bir süre sonra Kennedy tarafından kendisine savunma bakanlığı teklifinin geldiğine değinilmiştir.

Yedinci dersi; “inanç ve görmek, genellikle ikisi de yanlış” olarak izleyiciye sunan McNamara bu noktada Vietnam Savaşı esnasında, kendi taraflarına bir saldırı yapıldığını aktarıyor. Bu saldırının sonucunda Kuzey Vietnam’a saldırı düzenledik fakat sonradan bize yapılan saldırı konusunda yanlış karar verdiğimiz ortaya çıktı diyen Mcnamara, yanılmıştık ama kafamızda bizi o sonuca götüren bir zihniyet vardı diyerek bu yanlış kararın çok ağır bedellere neden olduğunu itiraf ediyor. “İnanmak istediğimiz şeyi görmüştük, aslında bize saldırı olmamıştı” diyen McNamara, inandığımız ve gördüğümüz konusunda genellikle ikisininde yanlış olduğunu öne sürmüştür. 

Vietnam Savaşı’nın yıllar içinde çok ağır bir bombardıman programına dönüştüğünü ve savaşın küçük bir savaştan orta ölçekte bir savaşa evrildiğine değininen McNamara, Küba Krizi’nde kendimizi Sovyetler’in yerine koymayı başardık ama Vietnam’da onları empati kuracak kadar iyi tanımıyorduk itirafında bulunmuştur. Vietnamlıların Amerikalıları, Fransızların yerini almaya çalışan sömürge gücü olarak algıladıklarına değinilmiştir. Belgeselin devamında McNamara, Vietnam’ın eski dışişleri bakanı olan Thach ile görüşmüştür. Vietnam eski dışişleri bakanı Thach, bağımsızlık için savaştıklarını ve son nefere kadar da savaşacaklarının altını çizmiştir. Belgeselde bir çok kez; gizli arşiv belgelerinde ve ses kayıtlarında; McNamara’nın Vietnam Savaşı’nda Amerika’nın çekilmesi gerektiğini savunduğuna yer verilmiştir. McNamara’ya göre Amerkan güçleri derhal Vietnam’ı terketmeliydi.

Sekizinci ders; “nedenlerini incelemeye hazırlıklı ol” ile McNamara, müttefiklerinin onları desteklemediğinden bahsetmiştir. Benzer değerlere sahip ülkeleri davamızın haklılığına ikna edemiyorsak nedenlerimizi yeniden incelememiz gerekir diyerek fikirlerini sunmuştur. Belgeselin devamında muhabir, ne ölçüde kendinizi bu senaryonun yazarı olarak hissediyorsunuz, ne ölçüde kendinizi kontrolünüz dışındaki şeylerin bir aracı gibi hissediyorsunuz sorusunu yöneltmiştir. McNamara ise Amerikan halkının seçtiği bir başkanın isteği doğrultusunda hizmet ettiğini belirtip, savaş ortamında ahlaken doğru olanın ne olduğu sorusunu ise izleyicilere yöneltmiştir. Bakanlığı sırasında Vietnam’da Turuncu Ajan adında, ağaçların yapraklarını döken bir kimyasal kullandıklarını itiraf ediyor McNamara. Savaştan sonra ise bunun toksik bir madde olduğu ve pek çok kişinin öldüğüne değinilmiştir. McNamara ise hukuka baktığımızda bu tür kimyasalların kullanılması konusunda bir kanun yok ve asla kanun dışı bir hareketi onaylamadım diyerek, yaptığının hukuka uygun olduğunu savunmuştur. 

Dokuzuncu dersinde McNamara; “iyiye ulaşmak için kötülük yapmanız gerekebilir” diyerek General Le May’ın tercihleri doğrultusunda dokuzuncu dersi detaylandırmıştır. Ona göre Le May, ülkeyi kurtarmaya çalışıyordu ve ne kadar öldürülecekse o kadar öldürmeye hazırdı.

Onuncu ders; “asla asla deme” ile eski savunma bakanı, Vietnam Savaşı’nın sorumluluğu kime aitti sorusuna Johnson cevabını veriyor. McNamara; Johnson’un ülkeye çok katkılar yaptığını lakin Kennedy yaşasaydı savaşın farklı seyirde ilerleyeceğine inandığını itiraf etmiştir. Belgeselde 1 Kasım 1967’de McNamara’nın Başkan Johnson’a bir mektup yazdığı ve Vietnam Savaşı’nda yanlış yolda olduklarını açıkladığına yer verilmiştir. Johnson ile McNamara’nın bir türlü anlaşamadığı ve kendilerini farklı kutuplarda buldukları gerilimli süreç, McNamara’nın vedası ile sonuçlanmıştır. 

Son ders olan on birinci ders ise; “insan doğasını değiştiremezsin”dir. McNamara, hiç hata yapmadığını söyleyecek dürüst bir askeri komutan tanımadığını söyler ve herkesin hata yaptığını belirtir. Ona göre savaş öyle karışıktır ki tüm değişkenleri anlamak insan zekasını aşar. Karar verme yetimizin ve anlayışımızın yeterli olmadığını belirtmiştir. Belgeselin son dakikalarına doğru McNamara; savaşı bertaraf edebileceğimize inanacak kadar saf değilim ve insan doğasını yakın gelecekte değiştiremeyiz der. İnsanların mantıklı olduğuna inandığını lakin mantığında bir sınırı olduğunu savunmaktadır. Son olarak muhabirin, kendinizi ne derece bu savaştan sorumlu hissediyorsunuz, suçluluk duyuyor musunuz sorusuna ise daha fazla konuşmak istemiyorum cevabını veren McNamara’nın, görevinden ayrıldıktan sonra 1968- 1981 yıllarında Dünya Bankası Başkanı olarak görev yaptığı bilgisi verilerek belgeselde sona gelinmiştir.

Bu belgeselden çıkarılacak bir hayli ders olduğu açıktır. Belgeselde; her soru cevaplanmaz, cevaplamak istediğiniz soruyu sordurmaya çalışın, diyen McNamara’nın, itiraflarında ne kadar samimi olduğu ise gizemini korumaktadır. Belgeselde özellikle Vietnam Savaşı esnasında alınan bant kayıtları ve gizli arşiv belgelerine bakacak olursak, McNamara’nın her zaman savaşı desteklemediğini ve çoğu zaman karşı çıktığını görürüz. Belgeselde savaş yanlısı olmadığını dile getiren McNamara, Turuncu Ajan adı verilen toksik kimyasalları kullandıklarını itiraf ederken bunun hukuka uygunluğunu savunmaktadır ve bu, yaptıklarını meşrulaştırma çabası içinde olduğunun kanıtı niteliğindedir. Belgeselin kurgusu, kullanılan görüntüler çok başarılı olmakla birlikte, muhabirin müdahalesinin yetersizliği belgeselin zayıf yönünü oluşturmaktadır.

Neriman GÜRPINAR

Sosyal Medyada Paylaş

48,085BeğenenlerBeğen
6,281TakipçilerTakip Et
8,643TakipçilerTakip Et
2,586AboneAbone Ol

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Metropol ve Birey: Kapitalizmin Kıskacında Bir Çözülme Hikâyesi

Özet Bu çalışma metropol ve birey arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Ekonomi...

Çin’in Son 10 Yılının En Önemli Siyasi Etkinliği: ÇKP 20. Ulusal Kongresi

2022 yılında, ülkelerin siyasi takvimlerinde önemli bir yere sahip...

1980 Darbesi’nin Türkiye’deki Sivil Toplum Kuruluşlarına Etkisi

Özet Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde sivil toplum kuruluşlarının önemli bir rolü...

Beden Toplumsallığının Biyopolitik Açılımları: Kadın Bedeni

Özet Sosyal etkileşimin en önemli faktörlerinden olan beden, toplumsal yapılara...