Türkiye Genç Beyinlerini Kaybediyor: Türkiye’de Beyin Göçü

0
724

Son yıllarda beyin göçü hız kazanmıştır. Beyin göçü; iyi eğitimli, üretken, sürekli düşünen, yani kısaca nitelik sahibi bireylerin görev yapmak üzere gelişmiş ülkelere gitmesidir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerden biri olan Türkiye, çoğu genç nüfusunu yabancı ülkelere kaptırmaktadır. Nitelikli ve iyi eğitim almış bireyler, Türkiye’nin iş sahasında yaşadığı bazı olumsuzluklardan ötürü çareyi yurt dışına çıkmakta bulmuştur.

Röportajımız uluslararası beyin göçü hareketleri üzerinedir. İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nün Araştırma Görevlisi Dr. Şükriye Gökçe Gezer’e yönelttiğimiz sorular doğrultusunda beyin göçünü konuştuk.

Dr. Şükriye Gökçe Gezer. İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde Araştırma Görevlisi olarak görev almaktayım. Akademik çalışmalarımı ağırlıklı olarak Eleştirel Güvenlik Çalışmaları alanında sürdürmekteyim. Özellikle farklı coğrafyalardaki toplumsal güvenlik dinamikleri üzerine çalışmalar yürütüyorum.

Sponsorlu


1. Ülkemizde son zamanlarda artan beyin göçüyle ilgili olarak, ülkemizin doktorlarını, mühendislerini, bilim adamlarını ve akademisyenlerini kaybetmesi hakkında fikirleriniz nelerdir?

Ülkemizdeki beyin göçünün sosyo-ekonomik pek çok farklı nedeni bulunmaktadır. Bu tür insan hareketleri tabii ki ülkemizdeki nitelikli insan sayısının azalması nedeniyle olumsuz bir süreç. Özellikle ideolojik ve bireysel özgürlükler nedeniyle yurt dışına giden kişilerin sayısının artması endişe verici bir gelişme ve toplumun geneline uzun vadede olumsuz etkileri olacaktır. Öte yandan bu duruma küresel iş piyasasının erişilebilir olması da neden olmaktadır. Yani bunu sadece olumsuz bir süreç olarak ele almak çok gerçekçi olmaz. Zira bu tür insan hareketliliklerine sadece olumsuzluklar neden olmuyor. Bireyler kendilerini rekabetçi iş piyasasında daha etken bir katılımcı olarak konumlandırmak amacıyla da yurt dışına gitmeyi tercih etmekte. Ama bunun en büyük nedenlerinden biri de ülkemizdeki iş piyasasındaki nitelikli pozisyonlardaki rekabetin gittikçe artması. Sonuç olarak nedeni fark etmeksizin beyin göçünün artan bir ivmeye sahip olması, Türkiye için olumsuz bir süreçtir.


2. Ülkemiz beyin göçü vermenin önüne geçemez ise gelecekte Türkiye’yi hangi konumda görüyorsunuz? Türkiye’de beyin göçünün durdurulabilmesi için neler yapılabilir?

Türkiye’deki nitelikli insan gücünün iş sahasında yaşadığı problemler devam ettiği sürece beyin göçü devam edecektir. Bu hareketi önlemek veya tersine göçü teşvik edebilmek için biraz önce bahsettiğim nedenlerin giderilmesi gerekir. Siyasi ve ideolojik nedenlerden dolayı meydana gelen göçlerin ötesinde iş olanakları ile ilgili kaygıların giderilmesi için ülkedeki istihdamın daha adil ve nitelikli insanların yer almasına olanak sağlayacak hale getirilmesi üzerine çalışılması gerekir. Aynı zamanda bazı alanlarda yaşanan insan gücü fazlası ve yurt dışındaki iş piyasasının mali açıdan cazip koşullara sahip olması da önemli bir etken. 


3. Yapılan araştırmalara göre, en fazla beyin göçü alan ülkeler arasında Almanya, ABD ve Kanada var. Sizce nitelikli bireylerin bu ülkeleri tercih etme nedenleri nelerdir? 

Nitelikli bireylerin tercih ettikleri ülkeleri belirleyen unsurlardan en önemlisi çalıştıkları alanlar ve bu alanlarda hangi ülkelerde yetişmiş insan gücüne ihtiyaç duyulduğudur. Sanıyorum ki ülkelerin farklılık göstermesi de bu tür etkenlerle açıklanabilir. Ama bahsettiğiniz ülkelere daha fazla bir yönelim olmasındaki diğer önemli unsur da erişilebilir iş piyasasıdır. Özellikle Amerika ve Kanada farklı alanlarda nitelikli insan gücüne hitap eden iş olanaklarının bulunabildiği bir piyasaya sahip, bu nedenle de bu ülkelere giden insan sayısı artış göstermekte. Aynı şekilde Almanya’da da belirli sektörler uluslararası iş gücüne ihtiyaç duymakta, bu da yönelimi artırmaktadır.


4. Tüm dünyanın içerisinde bulunduğu pandemi sürecinde, Kovid-19 aşısını bulan Almanya’daki Türk çift hakkında fikirleriniz nelerdir? Aşıyı Türkiye’de bulmuş olsalardı ülkemize ne gibi katkılar sağlardı?

Türkiye’deki ilaç sanayisinin oldukça gelişmiş olmasına rağmen inovasyon kültürü her ülkede yerleşmiş bir durum değil maalesef. Yakın zamanda araştırma geliştirme faaliyetleri pek çok sektörde teşvik edilse de henüz olgunlaşmış bir durum değil. Almanya’da birden fazla nesile dayanan bir göç durumu mevcut ve bu aşıyı bulanların da Türk olması çok şaşırtıcı değil diye düşünüyorum. Öte yandan Türkiye’de böyle bir gelişme yaşanmış olsaydı tabii ki uluslararası prestij anlamında olumlu bir katkısı olabilirdi. Ayrıca inovasyon kültürü olarak adlandırabileceğimiz dinamiklerin bir ülkede yerleşmesi, daha geniş çapta hem nitelikli insan sayısının artmasına hem de iş piyasasının gelişmesine katkı sağlayacak bir süreç olur. 

 

5. 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Aziz Sancar, sizce kendisini Nobel ödülüne götürecek çalışmaları Türkiye şartlarında sağlayabilir miydi?

Nobel ödülü kazanabilecek bir çalışma yapabilmek her şartta mümkün olabilir, bunun maddi bir engeli olduğunu sanmıyorum. Ama bir önceki soruda bahsettiğim inovasyon kültürü bazı ülkelerde her alanda oldukça gelişmiş durumda. Bu tabii ki kişilerin aldığı eğitim veya çalıştıkları iş ortamında hakim olan iş kültürüne de yansımış durumda. Bugün gelişmiş ülkelerdeki akademik alanda yapılan yatırımlar bu tür başarılı çalışmaları teşvik eder durumda. Benzer koşullar sağlanmadığı sürece uluslararası alanda etki gösterecek çalışmalar yapılması ihtimali az oluyor. 


6. Siz de bir akademisyen olarak, gerekli koşullar sağlandığında mesleğinizi başka bir ülkede sürdürmek ister miydiniz? İsteseydiniz bu hangi ülke olurdu? O ülkede sizi etkileyen koşullar neler olurdu?

Çalıştığım akademik alan gereği farklı coğrafyaları, kültürleri tanımak çalışmalarımıza her zaman katkı sağlar. Bunun yanı sıra akademik olarak uluslararası çalışmaları, tartışmaları sürekli olarak takip etmekteyiz. Yurt dışında eğitim almak veya araştırmalar yapmak ülkemizdeki akademik iş piyasasında oldukça tercih edilen bir unsur haline de geldi. Bunun önemli nedenleri, daha önce de bahsettiğim gibi, uluslararası tecrübeye verilen önem ve aslında bir yandan da ülkemizdeki eğitim kurumlarına olan güvensizlik olabilir. Yine de uzun vadeli başka bir ülkede hayatımı ve çalışmalarımı sürdürmek fikrine çok sıcak bakmıyorum. Bu yönde bir tercihim olsaydı büyük ihtimalle çalıştığım alandaki faaliyetlerimi sürdürebileceğim ve aynı zamanda maddi güvencemi de sağlayabileceğim bir ülkeyi tercih ederdim.  


7. Beni kırmayıp röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. 

Rica ederim.






BİRİZ OYMAK

Göç Çalışmaları Staj Programı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here