Ortak Malların Trajedisi

0
5495

1968 yılında ABD’li çevre bilimci Garret Hardin, Science dergisinde ‘’The Tragedy of Commons’’ yani; ortak malların trajedisi başlıklı bir makale yayınlamıştır. Bu kavram ilk kez Hardin tarafından bu makalede kullanılmıştır.

İnsan mülkiyete bağımlı bir canlıdır. Bu makalede ise insanın bu mülkiyet bağımlılığı ve ortak kullanılması gereken malların aşırı kullanımı sonucu ulaştığı kötü kader ele alınmaktadır. Yani ortak malların (hava, su, toprak, bitkiler, arabalar, yollar, çevre vb.) kullanımı bilinci, doğası gereği insanlar tarafından doğru algılanamadığı için bu malların fazla kullanımı yine insanlık için kötü sonuçlar doğurmaktadır. Bunlara ek olarak Hardin bir grup içinde yaşayan ve ortak bir mal kullanan insanların, karşısındakinin fazla kullandığını gördüğü zaman kendisinin daha da fazla kullanmak istediğini ve bu şekilde o malın tükenmesine sebep olabileceğine yani insanın rasyonel olarak düşünemeyip, ortak malın uzun vadede kendilerine ne kadar yetip, nasıl fayda sağlayabileceğini hesaplayamadıklarını savunmaktadır. Hardin, ortak malların trajedisini anlamamızı kolaylaştırmak için makalesinde bir örneğe de yer vermiştir. Aslında bu örnek o zaman yaşanmaya yeni başlanan ve tarihte de insanların karşılaştığı kıtlık gibi sorunları açıklamak için verilmiştir. Ancak bu kavram günümüze de uygulanabilir. Hardin ilk olarak bir mera hayal etmemizi söyler. Bu mera devlete aittir ve bir çok çoban koyunlarını otlatmaktadır. Otlağın uzun süre kullanılması herkesin yararına olacağından çobanların koyunları gereğinden fazla otlatmaması önemli bir konudur. Bu da basitçe herkesin açgözlü davranmaması sonucunu doğurur. Fakat burada bir sorun vardır; insanların sahibi oldukları koyunları günü geldiğinde satmaları gerekiyor ve koyunları kolayca satabilmek için semiz koyunlar yetiştirmeleri gerekiyor. Bu çobanların en doğal amacıdır. Öyleyse koyunlarnı olması gerekenden daha fazla otlatılması gerekir. Fakat bu davranış diğerlerinin haklarını yemekle aynı anlama gelir.  Bu düşünceyi diğerleri ve otlak açısından olumsuz olarak değerlendirirseniz, şu davranış benimsenebilir: Koyunları diğer çobanların otlattığı kadar otlatmak. Fakat burada da başka bir sorun vardır. Diğer çobanların davranışlarını kontrol edemeyeceğimize göre; içlerinden biri bile koyunlarını biraz fazla otlatmış olsa bütün iyi niyetleri boşa gidecektir. Öyleyse bu ikilemden şu sonuca ulaşabilirsiniz. Koyunları gereğinden fazla otlatma kararı, diğer çobanların da aynı kararı vermesi durumunda istenilen sonuca ulaşılacaktır. Bunun da kırılgan bir durum olduğu ortadadır. Eğer çobanlardan biri koyunları biraz fazla otlatırsa, misilleme olarak yapılacak tek şey, diğer çobanların da koyunlarını daha fazla otlatmak olacaktır. İşte o an ortak malların trajedisinin başladığı andır. Yani otlağın sonunun başlangıcı.

Ortak malların trajedisi bu şekilde ortaya çıkar. Bu basit örneği günümüzde de kullanabiliriz. Bazı kullanım alanlarını, insanların hızlıca tükettiğini, sadece kendilerinmiş gibi düşünerek hareket ettiklerini ve bu davranış şekillerinin sonunda bir trajediye dönüştüğü görebiliriz. Örneğin; insanların arabalarını çok kullanmaları havadaki karbon oranın artmasını veya hava kirlilğine yol açmasına neden olmaktadır. Hava burda ortak maldır ve bunun sonucu insanlar hava kirliliği ve diğer etkenleride düşünerek söyleyebiliriz ki ozon tabakasının delinmesine neden olabilir. Bu şekilde ortak malların trajedisininin örneklerini  günümüzde de görebilirz. Ayrıca ekonomide de bu kavram kullanılmaktadır. Başka bir taraftan olaya yaklaşıldığında ise insanların sayısının yani nüfusun hızla arttığını, tüketiminde buna paralel bir hızla arttığını görmekteyiz. Yalnız bu artışa tarihsel olarak baktığımızda, eskiden  teknolojinin çok gelişmemiş olması, örneğin hastalıklara çare bulunamaması veya savaşların daha fazla olması nüfusun doğal bir şekilde azalmasına ve ortak malların kullanımında bir trajedi olmamasına yol açmaktaydı. Ancak günümüzde teknoloji ve bilimle birlikte gelişen dünyada bu tür sorunlar kolayca çözülebilmektedir (hastalık gibi). Bu şekilde tüketim daha fazla olmaktadır. İnsanların mülkiyete bağlılığı, bir grup içinde ortak bir malı kullanan insanların bir diğer kişiden daha fazla tüketme isteği ve tüketmesi ile birlikte ortak malların trajedisini  daha açık bir şekilde görebilmekteyiz.

Ortak malların trajedisi tezinden insanlar ortak malların optimal kullanımı üzerine bilinçlenmektedirler. Özelleştirilme ile ortak malların kullanımının azaltılması yanlış olmakla beraber, bu insanların yaşamına gelebilecek bir sıkıntı ve kısıtlamadır. Bu makaleden yola çıkarak insanların ortak malların kullanımında daha dikkatli olmaları üzerinde durulur. Örneğin; aşırı avlanma yüzünden soyu tükenen bir çok hayvan türü doğanın dengesini ve bu şekilde insanın doğasınıda bozmaktadır. İnsanların ortak malları tüketme ve zarar vermesini engellemek, insan doğasına aykırı gibi gözüksede (mülkiyete bağlılık ve kişisel tatmin gibi ), bu konuda önlem alınması da gereklidir. Bazı devletler bu konuda toplumu bilinçlendirmektedir. Çevreci politikalar uygulayarak insanlar bu konuda bir anlayışa sahip olabilir.

 

Buket Sürcan

TUİÇ Stajyeri

 

Kaynakça

http://www.garretthardinsociety.org/articles/art_tragedy_of_the_commons.html, Erişim Tarihi: 08.08.2014

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.