Başkalarının Hayatı – Das Leben der Anderen (2006)

0
526

Başkalarının Hayatı, özgün adıyla “Das Leben der Anderen” filminin yazarlığını ve yönetmenliğini Florian Henckel von Donnersmarck üstlenmiştir. Yönetmenin, 1997 ve 2002 yılları arasında yönetmiş olduğu dört adet kısa filmiyle beraber, 2006 yılında Başkalarının Hayatı filmini çekerek büyük yankı uyandırmıştır. 2010 yılında baş rollerini Johnny Depp ve Angelina Jolie’nin paylaştığı “Turist” ve 2018 yılında, bu yazıda değerlendireceğimiz filmi gibi yine döneme dayalı dram türünde ele aldığı “Asla Gözlerini Kaçırma” adlı filmlere imza atmıştır. Donnersmarck’ın diğer eserlerinden de pek çok ödülü olmasının yanı sıra, Başkalarının Hayatı filmiyle beraber Yabancı Dilde En İyi Film Akademi ödülü, aynı dalda BAFTA, Bodil, César Ödülleri ve aynı zamanda En İyi Senaryo Dalında Avrupa Film Ödülü, En İyi Senaryo Dalında Alman Film Ödülü gibileri dahil olmak üzere Almanya’da ve yurtdışında 17 ödüle layık görülmüştür. Bunlara ek olarak, farklı yarışma ve festivallerde film 58 farklı ödül kazanmış. Ayrıca, Almanya Film Ödülleri Töreni’nde 11 dalda aday gösterilerek bu törende bir rekora ulaşmıştır. Birçok sinema eleştirmeninin görüşüne göre oluşturulan 21. Yüzyılın En İyi Filmleri listesinde 32. Sırada yer alan film, IMDb’nin en iyi 250 film listesinin üst sıralamalarında yer almaktadır. Filmin oyuncu kadrosun temel olarak ön plana çıkan isimler: Martina Gedeck, Ulrich Mühe, Sebastian Koch, Ulrich Tukur gibi Alman sinemasının bilindik yüzleridir. Orijinal dili Almanca olan uzun metrajlı bu filmin Türkçe dublaj ve altyazı seçeneği mevcuttur. Tarihsel gerçekliklerden beslenen dram türündeki bu film özgün bir hikâye üzerine kurgulandığını söylemek mümkündür.

Filmdeki olaylar 1984 Doğu Almanya’sında başlayarak Berlin Duvarı’nın yıkılmasına ve Mihail Gorbaçov’un son SSCB lideri olarak seçilmesine kadar devam eder. Filmin üzerine inşa edildiği gerçekliklerden birisi Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin güvenlik ve istihbarat organizasyonu olarak bilinen Stasi’dir. Totaliter rejimin korunmasına hizmet eden ve bağlılıkları son derece güçlü olan bu oluşumun üst düzey elemanlarından biri Ulrich Mühe’nin hayat verdiği Gerd Wiesler’dir. Wiesler ve amiri Yarbay Grubitz (Ulrich Tukur), katıldıkları bir tiyatro oyununda Kültür Bakanı Bruno Hempf (Thomas Thieme) ile oyun yazarı Georg Dreyman’ın (Sebastian Koch) muhalif olmasından şüphelenerek onu takibe almaya karar verirler. Bu kapsamda, Dreyman ve oyuncu sevgilisi Christa-Maria, Sieland’ın (Martina Gedeck) birlikte yaşadığı eve kapsamlı bir takip ağı kuran Weisler evi dinlemeye başlar. Dinleme cihazlarıyla ilgili ufak bir dipnot düşmek gerekirse filmde kullanılan dinleme ve kayıt cihazları Stasi tarafından daha önce kullanılan orijinal cihazlardır ve çeşitli müzelerden, koleksiyonculardan ödünç alınmıştır. Çiftin takibe alınma sebeplerinden olan bir diğer nokta, Bakan Hempf’in de Christa’ya olan ilgisidir, bu ilgi sonucu başlangıçta rejime muhalif olmayan Dreyman sevgilisini köleleştiren sisteme karşı çıkarak harekete geçer. Onların yaşadığı olumsuzluklar görevine derinden bağlı olan Wiesler’i de etkileyecektir.

Filmde Doğu Almanya vatandaşlarının memnuniyetsizlikleri bir grup sanatçı, yazar gibi kişiler üzerinden ele alınmaktadır. Ayrıca, kişilerin, ülkelerine sadık olsa bile, özgürlükçü talepleri ve bunu Batı’da bulma ihtimalleri bize Doğu Almanya’nın Batı Almanya içerisinde emilme sürecine dair mesajlar vermektedir. Tüm bu süreçte yaşanan gelişmeler Doğu Almanya’daki totaliterliği ve önemli kıdemlerdeki bazı kişilerin bunu keyfileştirdiğini gözler önüne sermektedir.

“Büyük ve güçlü çarklar onu öğüttü.”

Sponsorlu

Bu kapsamda filmden bir alıntıyla yorumlamak gerekirse, başlangıçta ve sonda geçen yukarıdaki replik film boyunca farklı bir anlam kazanıyor; Doğu Almanya’nın baskıcı rejimi vatandaşlarını öğüten büyük ve güçlü bir çarka dönüşüyor.

“Bu müziği bir kereliğine bile bütün kalbiyle dinleyen birisi artık kötü bir insan olamaz.”

Bir diğer replik üzerinden filme ışık tutmayı denersek, belki de en önemli karakterlerimizden birinin değişimine gerçekten, “İyi Bir İnsan İçin Sonat’ı” dinlemesi sebep olmuştur ve belki de bu değişim sanatın gücüne atıfta bulunmaktadır. Gabriel Yared tarafından film için bestelenen piyano sonatı, filmde bir arkadaşı tarafından Dreyman’a hediye edilmiş ve onun için kırılma noktası olan sahnelerden birinde izleyicilerle buluşmuştu. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra arşivlere ulaşan Dreyman öğrendiği gerçekler üzerine, İyi Bir İnsan Olma Sonatı’nı kendisinin farkında bile olmadığı yardımlarda bulunan kahramanına hediye eder ve bu noktada belki de bana göre filmin en manidar repliği yer alır: “Benim İçin”.

Film bir çiftin hayatı üzerine kurulu olmasına rağmen romantizm konusunu abartmamak ile beraber ana temaya sadık kalınması ve bu temelde güçlendirilmesi açısından oldukça başarılı. İki saati aşkın süresine rağmen filmde sıkıcılıktan söz etmek pek mümkün değil, hatta bunun aksine hissettirilmek istenen duyguların izleyiciyle başarılı bir şekilde buluşması filmde bir izleyiciden çok gerek sorgu odasında, gerek amfide, gerek evde biri gibi hissetmenizi sağlayarak canlı kalmamızı sağlıyor. Özellikle Ulrich Mühe’nin hayat verdiği karakter ve tanık olduklarıyla beraber bu dâhil olma durumu daha iyi anlaşılabiliyor. İzleyicilere ufak bir uyarıda bulunmak gerekirse bakış açınıza göre, teorik olarak Batı Almanya’nın olduğundan daha iyi gösterilmesi ve filmde hafif de olsa propaganda bulundurması rahatsızlık verebilir. Ayrıca, filmde şiddet, cinsellik ve çıplaklık – birkaç banyo sahnesi- sahneleri gereğinden fazla olmayacak ve üstü kapalı bir şekilde sunulmuştur, dolayısıyla bu noktada seçim izlemek isteyenlere bırakılmıştır.

Eylem Açıkgöz

Karşılaştırmalı Siyaset Staj Programı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here