Emmanuel Macron, Amerikan Kongresi’nde

0
32

Diğer Avrupalı liderlerin aksine ABD Başkanı Donald Trump ile ikili iyi ilişkiler kuran Fransız Cumhurbaşkanı Macron, ABD ye 3 günlük bir ziyarette bulundu. Ziyaretin ilk günü Macron , Trump ile birlikte Beyaz Saray’ın güney bahçesi (South Lawn)’ nde, Parisin güneyinde ki bir orman olan ve 1.Dünya Savaşı’nda yaklaşık 10.000 Amerikalı’nın yaralandığı veya öldüğü Belleau Wood’dan getirdiği meşeyi ekti. Trump’ın ilk devlet yemeğinin konuğu olan Macron, ziyaretin 2. günü Trump’la Beyaz Saray’da ortak basın toplantısı düzenlediler. Toplantıda samimi görüntüler veren iki lider İran’la nükleer anlaşma( Ortak Kapsamlı Eylem Planı) ve Suriye hakkında konuştular.

İran ile nükleer anlaşma, 5 + 1 ülkeleri olarak anılan BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi; ABD , İngiltere , Fransa,Almanya, Rusya ve Çin tarafından 2015 yılında imzalanmıştı. Anlaşma, İran’ın sivil amaçlı uranyum zenginleştirme çabalarını en aza indirmesine ve barışçıl nükleer programını sadece ticari, tıbbi ve sanayisinin ihtiyaçları doğrultusunda kullanmasına karşılık olarak ülkeye uluslararası yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Anlaşmanın gidişatını denetlemekle yükümlü Uluslararası Atom Enerji Kurumu(IAEA)’ nın 2016′ da İran’ ın süreç içinde anlaşmanın tüm şartlarına uyduğunu açıklaması ile ülkeler, İran’a uyguladığı; mali, ticari, enerji ve diğer alanlardaki yaptırımları kaldırmıştı. İran’ ın anlaşmayı ihlal etmesi durumunda yaptırımlar devreye girebilir şeklinde belirlendi. ABD Başkanı Donald Trump’ ın göreve gelmesi ile ABD için İran Nükleer Anlaşması gereksiz bir anlaşma, şu ana kadar yapılan en kötü anlaşma şeklinde nitelendirildi. İran’da ki insan haklarının durumu, Lübnan’da ki Hizbullah milislerinin desteklenmesi, taşıyıcı füze geliştirilmesi, temmuz ayında ki balistik füze denemesi ve Suriye’ de DAEŞ ve rejim güçlerinden temizlenen bölgelerin Şii milisler tarafından doldurulması, ABD’ nin İran’ a yeni yaptırımlar eklemesine yol açtı. ABD şuan 12 Mayıs’ a kadar Nükleer Anlaşma’ nın revize edilmesi için AB ülkelerine ve İran’a ek süre verdi. Anlaşmayı etkisiz bulan ABD, anlaşmadan çekilmeye hazırlanıyor.

Trump, Macron ile yaptığı basın toplantısında, İran ile yapılan Nükleer Anlaşma konusunda Fransa ile yakından çalıştıklarını fakat revizenin kolay olmadığını ve anlaşmayı olabilir de olmayabilir de şeklinde yorumladı. Macron ise, İngiltere ve Almanya ile birlikte ABD’ yi anlaşmadan çekilmemesi konusunda ikna etmeye çalışıyor. Basın toplantısında Macron, İran ile yeni bir anlaşma için çalıştıklarını; anlaşmaya Türkiye ve Rusya nında dahil olması gerektiğini, ve çıkarlar doğrultusunda resme geniş açıyla bakılması gerektiğini açıkladı. AB, İran’ ın Suriye’de ki ayrılıkçı rolü nedeniyle ve ABD’ nin anlaşma kalması için İran’a yeni yaptırımları destekleyecek.

Suriye konusunda Trump, Amerikan askerlerinin Suriye’ den çekilmesi gerektiğini fakat İran’ ı temizlenen bölgelerden uzak tutmak ve Akdeniz’e inmesini engellemek için Suriye’de çalışmaları gerektiğini açıkladı ve Orta Doğu’da 18 yılda 7 trilyon dolar harcadıklarını ve karşılığında hiçbir şey almadıklarını dile getirerek Orta Doğu ülkelerine ve AB’ye bölgede aktif olmaları konusunda çağrıda bulundu. Macron, ABD’nin bölgeden çekilmesinin sahanın İran ve Esad’ a bırakılması anlamına geldiğini ve bu da yeni bir savaşa hazırlıkların ve terörist yapılanmaların tekrar oluşmasına neden olacağını açıkladı. Macron, ABD ve diğer müttefikler ile Suriye’nin yeniden inşası için rol oynamak istiyor.

Macron’un ziyaretin 3. gününde Amerikan Kongresi’nde konuşma yapması ABD Fransa ilişkilerinde dönüm noktası olarak adlandırıldı. Amerikan Kongresi çok az lidere konuşma hakkı tanımıştır. Kongrede pek çok kez Macron ayakta alkışlanmıştır. Macron Paris İklim Antlaşması, ABD ile yapılan ticaret ve İran ile nükleer anlaşmaya değinmiştir. Macron, ABD politikasını Amerikan Kongresi’nde eleştirmiştir. ABD’nin korumacı ve ulusalcı politikasının çok taraflılığın olduğu küresel bir dünya düzenine aykırı olduğunu, modern ekonomik ve güvenlik sorunlarının küresel bir sorumluluğu paylaşmayı gerektirdiği belirtti. Macron’a göre, şu an ki dünya düzeninde çok taraflılığı zaten icat eden ABD’dir. Trump’ın Paris Antlaşması’na ve uluslararası ticari anlaşmalara muhalefet etmesi, ‘’ ileriyi göremeyen ‘’ bir davranış olarak Fransa Cumhurbaşkanı tarafından nitelendirildi. Macron, ABD ve Fransa arasındaki tarihsel bağlara vurgu yaparak Amerikan İnsan Hakları Sözleşmesi ve Fransız Devrimi ile ve İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşturulan yeni kanunlar ile nasıl bir dünya düzeni oluşturulduysa 21. yüzyılı da birlikte inşa edebileceklerini açıkladı. Paris Antlaşması’nı kastederek iklimin korunması gerektiğini alternatif bir B gezegeninin olmadığını açıkladı.

Brooking Enstitü transatlantik ilişkileri Siyaset Bilimci Celia Belin göre, Macron’ un ABD ziyareti ve Kongrede yer alması Amerikan-Fransız ilişkilerinde bir dönüm noktasıdır.Trump ve Macron aslında iki farklı vizyonda liderlerdir. Macron: Avrupa yanlısı, liberal ve gerçekten zeki; Trump: işadamı, milliyetçi ve ulusalcı-korumacıdır. Fakat ikisi de kendi ülkelerindeki siyasi elitleri devirdi ve kimse bir şansları olmadıklarını düşünürken onlar iktidara gelmeyi başardılar. François Hollande’ nin başkanlığı döneminde Mali’ de yapılan askeri operasyondan beri ABD, Fransa için savunma konusunda önemli olmuştur. Özellikle ABD ile iş birliği, Brexit’den dolayı İngiltere’yle ayrılma süreci yaşayan Fransa için tekrar bir birliktelik anlamına geliyor. Mali, Irak ve şimdiki Suriye ile birlikte Fransa’nın yeni imajı terörle mücadelenin yükünü paylaşmaktır. Alman basınına göre Macron, Batı ülkeleri arasındaki yabancılaşmayı önlemek için büyük çaba harcıyor. Trump nükleer programı yüzünden İran’a uygulanan yaptırımların yeniden başlatılmasına karar verirse, ABD fiilen anlaşmadan çekilmiş olacak. Macron’un bunu önlemek için Trump’a aşırı yakınlık göstermesi Avrupalı ortaklarının hoşnutsuzluğuna yol açtı. Macron Tahran ile yeni bir anlaşma yapılmasını önermekle, Avrupa ülkelerinin koordineli dış politika çizgisinden ayrılmış oldu. Merkel ve diğerleri gibi Macron’ da Atlantik aşırı ilişkilerin yara almasını istemiyor. Bu nedenle de ABD’ye güvenilir bir müttefik olduklarını göstermeye çalışıyor. Macron büyük risk alıyor. Enternasyonalist Macron, Ulusalcı Trump’ın gözüne girmeye çalışıp, ABD Başkanı’yla İran meselesinin de ötesinde sağlam bir ilişki kurmaya çalışıyor. Ancak Trump’ın zihniyetinde her siyasi ilişki, çıkarlar gerektirdiğinde baştan pazarlığı yapılabilecek bir ticari kazanç ilişkisidir. Macron’un umduğunu bulamaması da mümkündür.Macron’un Suriye operasyonu çıkışı ile diplomasi ve uluslararası politikada Fransa’ yı ‘’yönlendirici ‘’ devlet yapma gayretinde olduğu görülüyor.

Aslında, Fransız diplomasisi tarihten beri bu şekildeydi. Fransa, kendisine karşı verdiği mücadeleyi kaybettiği devletin veya dünyaya hakim devletin dümen suyuna giderek ve bu halini dünyayı yönlendiren bir devlet olmak sanan, yenilgiden dahi bir avantaj çıkaran, opportunist(fırsatçı) bir diplomasiye sahiptir. 19. yüzyılın başına kadar dünya güç dengelerinde ve deniz aşırı faaliyetlerde önde ve öncü olan Fransa, Osmanlı Devleti’nin Mısır’ına el koymak isterken İngiltere’ye karşı kaybetti ve 19. yüzyıl boyunca İngiltere ile birlikte hareket edip, kendi başarıları bulunmamasına rağmen, İngiltere’nin başarılarından yararlanarak, 19. yüzyılı avantajlı bir devlet olarak kapattı. Bunu İngiltere ile birlikte 1827’de Navarin’de Osmanlı Devleti’ne saldırmasında, 1853’te İngiltere ile birlikte Rusya’ya saldırmasında, 20. yüzyılın başında yine İngiltere ile birlikte Çanakkale’yi geçme gayretinde hep görülüyor. Fransa, 150 sene İngiltere kazandığı için kazanmış sayıldı. Sonra da ABD kazandığı için kazanmış sayıldı ve sayılıyor.

Asude UYSAL

o-Staj 2018 AÇAM Stajyeri

Kaynak: