Bölgesel Vekalet Savaşının Yeni Adresi: Belucistan

0
69

İran’ın güneydoğusu ve Pakistan’ın batısında yer alan oldukça büyük bir toprak parçası olan Belucistan, siyasal olarak da bu iki ülke arasında bölünmüş durumdadır. Pakistan tarafında kalan Belucistan toprakları, bir eyalet olarak Pakistan topraklarının %44’ünü oluştururken, aynı zamanda bu ülkenin ekonomik olarak en az gelişmiş bölgesidir. Dağlık bir yapıya sahip ve çöllerle kaplanmış olması, bölgenin az gelişmişliğine gerekçe olarak sunulmak istense de, işin içerisinde başkaca faktörlerin de yer aldığı da bilinmektedir. Nitekim 7,9 milyonluk nüfusu ile Pakistan’ın toplam nüfusunun yalnızca %5’ini oluşturan Belucistan’da kimlik tabanlı bir anlaşmazlık da mevcuttur. Bölge halkının önemli bir bölümü Beluci etnik kökeninden gelmektedir ve Afganistan’a sınır olan eyalette önemli bir Taliban etkinliği de görülmektedir. Ekonomik az gelişmişlik ile aşiretlere dayalı toplumsal yapı, etnik ve dinsel ayrılık ile birleştiği noktada Belucistan’ı Pakistan’ın geri kalanından soyutlamaktadır. Tarihsel Belucistan topraklarının batı kısmını oluşturan ve İran topraklarında bulunan kısım ise İran’ın Sistan-Belucistan Eyaleti’dir. Sünni Beluciler ile Şii Sistanilerin yaşadığı Zahedan merkezli bu eyalet, toprak bakımından İran’ın en büyük yönetimsel birimi olmasına karşın yalnızca 2,5 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Bu bölge de, tıpkı Pakistan’daki Belucistan Eyaleti gibi, Afganistan sınırında bulunmaktadır ve İran’ın en az gelişmiş topraklarını ifade etmektedir.

Görüldüğü üzere, Belucistan, siyasal varlığı iki ülke tarafından parçalanmış, etno-kültürel ve dinsel ayrımcılığa/farklılığa dayalı toplumsal sorunlar ile yaşamak zorunda kalmış ve az gelişmiş büyük bir toprak parçasıdır. Ne var ki, Belucistan çok önemli bir coğrafyada konumlanmıştır. Zira Belucistan’ı çevreleyen Pakistan, İran, Hindistan ve Afganistan gibi bölgeler, Asya’nın uluslararası sistem içerisindeki rolünü ve geleceğini şekillendirecek aktörlerdir. Belucistan’ın en önemli özelliklerinden biri de Umman Denizi’ne ve Hint Okyanusu’na kıyısı olması ve enerji kaynakları ve ulaştırması anlamında çok önemli bir role sahip Hürmüz Boğazı’nı kontrol edebilecek bir bölgede yer almasıdır. Bu bağlamda ele alındığında, bugün ve gelecekte Belucistan topraklarında (özellikle de Pakistan tarafından kalan kısmında) yaşanabilecek toplumsal ya da siyasal çatışmaların ve kimliğe yaslanan taleplerin ardında nelerin olduğunu/olacağını çok yakından izlemek gerekmektedir.

Peki, Belucistan’daki etno-kültürel, bölgesel ve siyasal istemleri kim ya da kimler yönlendirebilir? Bu sorunun yanıtı konjonktüre göre farklılışabilecek olmakla birlikte esas aktörler ortadadır. Her şeyden önce, Pakistan’ın ezeli rakibi olan Hindistan’ın bu bölgedeki ayrılıkçı ya da çatışma yanlısı istemleri Pakistan’ı sıkıştırabilmek ve bu ülkenin kendi istediği yönde hareket edebilmesini sağlayabilmek için kullanmak isteyebileceği ortadadır. Hint Okyanusu ve Umman Denizi’nde kendi denetiminde kalacak bir enerji köprüsü kurmak isteyen ve ayrıca Hürmüz ve Basra’dan Çin’e ulaşacak enerji köprüsünü kontrolü altında tutmayı amaçlayan Hindistan, Belucistan’daki huzursuzluğu kendi çıkarları ve politikaları doğrultusunda manipüle etmesi beklenebilir. Böyle bir manevra Pakistan’ın Hint Okyanusu ve Umman Denizi’ndeki etkinliğini de baskılayabileceği için Hindistan açısından önemlidir.

Hindistan’ın dışında bölge ile ilgili olan bir diğer aktör, Belucistan topraklarının batısını kontrolü altında tutan İran’dır. İran, Belucistan topraklarının tamamında etkin hale gelebilecek bir ayrılıkçı girişimin, kendi topraklarına da yansıyacağını çok iyi bilmektedir. Bu nedenle, İran, özellikle Pakistan topraklarında aktif bir görünüm sergileyen ve ABD tarafından, gerek Pakistan’ı kontrol altında tutabilmek, gerekse de İran’daki Belucileri etkileyebilmek amacıyla kurulduğu iddia edilen, Beluci kimliğine dayalı Sünni örgüt Cundullah’ın eylemlerinden çekinmektedir. İran’ın, kendi topraklarında yer alan Sistan-Belucistan Eyaleti’ne, Hindistan’ın ekonomik yardımları ile kurduğu Çabahar limanı, bu ülkenin Umman Denizi kıyısındaki en önemli limanıdır. Çabahar Limanı, aynı zamanda, Hindistan’ın Pakistan-Çin İşbirliği ile inşa edilen Gwadar Limanı’na vermek istediği bir cevap olarak da görülebilir. Çabahar Limanı’nın inşası ABD’yi oldukça rahatsız etmiştir. İran ile Hindistan’ın yakınlaşması, ABD’nin karşı olduğu bir husustur. Bu çerçevede ele alındığında, Çabahar Limanı açılır açılmaz Cundullah’ın bu şehirde düzenlediği intihar saldırısı daha anlaşılır bir hal almaktadır. ABD, Çabahar özelinde Beluci kimliğini uyandırmak istemiş ve rahatsızlığını Cundullah üzerinden hem İran’a hem de Hindistan’a göstermek istemiş olabilir.

Belucistan, Çin için çok önemlidir. Nitekim Çin, Pakistan’ın Hindistan ile olan ezeli anlaşmazlığına ve Pakistan ile İran arasındaki enerji terminali olabilme konusundaki rekabete eklemlenerek, Pakistan topraklarında yer alan ve İran sınırına 72 km. mesafedeki Gwadar şehrine büyük bir liman yatırımı yapmıştır. Pakistan’ın Karaçi ve Port Kasım’dan sonra açılan üçüncü limanı olan ve Belucistan topraklarında yer alan Gwadar, günde 15 milyon varilin üzerinde petrolün geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kontrol imkanı tanımaktadır. Çin’in sağladığı fonlar, verdiği teknik destek ve hatta sağladığı işçiler ile yapılan Gwadar Limanı, bu ülkenin geliştirdiği İnci Dizi Stratejisi’nin bir ürünüdür. Ortadoğu petrolü ve doğalgazına bağımlı olan Çin, bu bölgeden gelen enerji kaynaklarını Hindistan ve ABD tarafından yakından izlenen Hint Okyanusu ve Malakka Boğazı’ndan geçirmektense Gwadar Limanı’ndan Çin’e ulaşacak boru hatları ile ülkesine taşımak istemiş ve bu konuda başarılı da olmuştur.

Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU

Giresun Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.