Irak’ta Kerkük Üzerinden Siyasi Restleşme Devam Ediyor

0
63

Irak’ta son dönemde Başbakan Nuri El-Maliki ve karşıtlarının mücadelesi gün yüzüne çıkmış durumdadır. Bununla birlikte Bölgesel Kürt Yönetimi ve Irak merkezi hükümeti arasındaki çekişme de bu kapsamda devam etmektedir. Son bir-iki hafta içerisinde Erbil’de yapılan toplantılarla Maliki karşıtı bloğa ev sahipliği yapan Kürt gruplar, diğer taraftan da Bölgesel Kürt Yönetimi’nin iktidarını korumaya ve güçlendirmeye çalışmaktadır. Nitekim Mayıs ayının ikinci haftasında Kerkük’e yapılan ziyaretler, Irak merkezi hükümet ve Bölgesel Kürt Yönetimi arasındaki mücadeleyi gösterir nitelikte olmuştur.

8 Mayıs’ta Kerkük’e sürpriz bir ziyaret yapan Nuri El-Maliki, ayrıca bakanlar kurulu toplantısını da bu kentte yapmış ve hükümet sözcüsü Ali El-Dabbağ, Kerkük’le ilgili bazı kararlar alındığını açıklamıştır. Maliki’nin Irak Başbakanı olarak ülkesinin bir vilayetini ziyaret etmesi son derece doğal bir durum olmasına rağmen hem ziyaret ettiği şehrin özelliği hem de ziyaretin zamanlaması ve şekli nedeniyle, bu ziyareti sıradan bir ziyaretin ötesine taşımaktadır.

Öncelikle Kerkük, 2003’ten bu yana Kürt grupların şehre hakim olma çabasının bir neticesi olarak Irak merkezi hükümeti ve Bölgesel Kürt Yönetimi arasında bir sorun teşkil ederken, kentte yaşayan Türkmen, Kürt ve Araplar arasında da bir çekişme noktası haline gelmiştir. 2003’ten sonra Kürt grupların Kerkük’e yönelik politikaları neticesindeki haksız uygulamalar ve Kerkük’ün siyasal ve sosyal dengesinin bozulması, Kerkük’ü bir düğüm haline getirmiştir. Hemen Irak’taki her siyasal süreçte Kerkük bir pazarlık aracı haline gelmiş ve bu süreçleri tıkamak isteyen taraflar Kerkük’ü öne sürmüştür. Böylece 2003’ten bu yana Kerkük’ün statüsünü belirlemek için ortaya konan hukuki ve siyasal çözüm önerilerinin neredeyse tamamı uygulamamıştır. Bu durum Kerkük’ü klasikleşen tabirle “patlamaya hazır bomba” haline getirmiştir. Nitekim son dönemde de Irak’ta Maliki’nin başbakanlığı üzerinden yürütülen tartışma ve kamplaşmalarda yeni oyun sahası Kerkük olmuştur. Maliki’nin Kerkük ziyareti sırasında güvenlik oluşturma gerekçesiyle kente helikopter ile ağır silahlı araç ve birliklerin getirilmesi dikkat çekmiştir. Kerkük’teki olağanüstü durum dikkate alındığında bir başbakan için normal bir tedbir olarak değerlendirilebilecekken, Maliki’nin ziyareti sonrasında da bu güçlerin kentte kalmaya devam etmesi akıllarda soru işaretleri bırakmıştır.

Bugün itibariyle Kerkük halen merkezi hükümete bağlı bir vilayet olsa da Kerkük’teki peşmerge varlığı ile KDP ve KYB’ye bağlı asayiş güçleri, kentin güvenlik kontrolünü ele almış durumdadır. Irak polisinin yaklaşık 15 binlik Kerkük’teki varlığının büyük kısmı da Kürtlerden oluşmaktadır. Bu nedenle uzun süreden beri Kerkük’teki Kürt güçlerin varlığı, diğer grupları rahatsız etmekte ve Irak merkezi hükümetinden bu konuda yardım talep edilmektedir. Hatta geçtiğimiz aylarda merkezi hükümetin Kerkük’e ek güvenlik güçleri göndermesine rağmen, peşmergelerin bu güçlerin kente girişine izin vermediği konuşulmaktadır. Kürt güvenlik güçleri tarafından Maliki ile birlikte gelen güvenlik güçlerinin neden kentten çıkmadığı birkaç gündür eleştiri konusu haline gelmiştir. Bu durum itibariyle Kerkük üzerinde yeni bir askeri gerginlik de oluşmuştur.

Öte yandan, Maliki’nin Kerkük ziyaretinde Kerkük’ün Kürt asıllı Valisi Necmettin Kerim, Arap asıllı Vali Yardımcısı Rakan Sait ve Türkmen asıllı Vilayet Meclisi Başkanı Hasan Turan, karşılama töreninde yer alırken, 40’a yakın bakanın olduğu kabineden sadece 16 bakanın bu ziyarette yer alması dikkat çekmiştir. Kabinenin Kürt bakanları bu ziyareti protesto ederken, bazı Sünni Arap bakanların da ziyarete katılmadığı bilinmektedir. Öte yandan Irak Türkmen Cephesinden Vilayetlerden Sorumlu Devlet Bakanı Turhan Müftü, ziyarette yer almakla birlikte, Nuri El-Maliki’nin Kerkük Vilayet Meclisinde yaptığı toplantıda Maliki ile birlikte konuşma masasında yer alan tek bakan olmuştur. Ayrıca masada yer alan Maliki dışındaki iki kişiden birinin (Hasan Turan) daha Türkmen olması, Kerkük’teki Türkmen ağırlığının vurgulanması olarak yorumlanabilir. Diğer taraftan Kürt bakanların bu ziyareti protesto etmelerine rağmen, özellikle KDP’nin tepkisini açıkça göstermesinin yanında, Kerkük’ün KYB’li Valisi Necmettin Kerim’in Nuri El-Maliki’yi karşılamaya gitmesi dikkat çekmiştir. Son dönemde KYB ve KDP arasında Kerkük üzerinde problemler yaşandığı, KYB’nin, KDP’nin Kerkük’teki etkinliğinden rahatsız olduğu, bu nedenle Maliki’yle yakınlık kurmaya başladığı bilinmektedir. Necmettin Kerim’in Maliki’yi karşılaması, genel protokol kurallarının dışında, bu kapsamda değerlendirilebilir.

Maliki’nin ziyaretinin hemen ardından, 9 Mayıs’ta Bölgesel Kürt Yönetimi bakanları da Kerkük’e bir ziyarette bulunmuştur. Aynı gün Bölgesel Kürt Yönetiminin İstihbarat Teşkilatı’nın (Parastin) Başkanı ve aynı zamanda da Mesut Barzani’nin olan Mesrur Barzani de bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden yaptığı açıklamada, Maliki’nin Kerkük’e ağır silahlarla girmesinin Kerkük’ün “Kürdistan’dan” ayıramayacağı yönünde ifade de bulunarak, restleşmeyi söylem boyutuna da çıkartmıştır.

Bu ziyaretler Kerkük’teki gerginliği arttırmıştır. Siyasi tansiyonun bu denli yükselmesi, Kerkük’teki gerginliğin de artmasına sebep olacağı görülmektedir. Bu anlamda belki de en ılımlı ve rasyonel açıklamayı Irak Türkmen Cephesi Başkanı ve Kerkük Milletvekili Erşat Salihi yapmıştır. Kerkük’ün merkezi hükümet ve Bölgesel Kürt Yönetimi arasında siyasi çekişmeye alet edilmemesi ve Kerkük’te her tarafın eşit katılımını öngören siyasi bir uzlaşının oluşması gerektiğini dile getirmiştir. Zira Kerkük’ün sorununa çözümün artık hukuki düzenlemelerle çözülmesinin mümkün olmadığı, Kerkük’te yaşayan halkı temsil eden siyasi taraflar arasında eşit paylaşımlı bir yönetimsel çözümün fayda sağlayabileceği düşünülmektedir. Kerkük’teki restleşmenin her kesime zarar verdiği/vereceği ortadayken, belki de bu durumdan en zararlı çıkacak halkın Türkmenler olduğu söylenebilir. Türkmenlerin dışındaki grupların kendilerini koruyacak silahlı güçleri bulunmaktadır. Kerkük’teki herhangi bir çatışma ortamında Türkmenler yalnız kalabilir ya da Araplar ve Kürt arasında bölünebilirler. Bu yüzde Kerkük’teki gerginliğin en fazla Türkmenleri olumsuz etkileyeceği düşünülmektedir.

Yazının İngilizcesi için tıklayınız…

 

Bilgay DUMAN

ORSAM Ortadoğu Uzmanı

 

Kaynak: ORSAM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.