Malların Serbest Dolaşımı

0
1377

Avrupa Topluluğu’nu Kuran Antlaşmanın (Roma Antlaşması) 28 ila 30. maddeleri, üye ülkelerin, ticarete engel koymalarını ve sürdürmelerini yasaklayan ”malların serbest dolaşımı” ilkesine ilişkindir. AB’nin ekonomik entegrasyon sürecinin basından beri güvence altına alınan dört temel serbesti;

Malların, kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımı içinde malların serbest dolaşımı ağırlıklı bir öneme sahiptir. AB entegrasyon sürecinin temel hedefi olan İç Pazar oluşumu malların serbest dolaşımı ile başlamış, diğer serbestiler onu takiben, ya da onu sonuçlandırmak amacıyla uygulamaya koyulmuştur.

Malların serbest dolaşımının tam olarak sağlanabilmesi için gümrük vergisi, eş etkili vergiler ile miktar kısıtlamalarının kaldırılmasının yanı sıra ticarete konu olan ürünlere ilişkin teknik niteliklerin Birlik genelinde kabul edilecek kurallar ile belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu kurallar, “uyumlaştırılmış” ve “uyumlaştırılmamış” alan olarak ikiye ayrılmaktadır. Uyumlaştırılmamış alan konusunda uygulanan ilkeye göre, herhangi bir ürün bir Birlik ülkesinde yasal olarak satılıyorsa diğer ülkelerde de herhangi bir engelle karsılaşmadan satılabilmelidir. Diğer bir ifadeyle, uyum yöntemi olarak mevzuatın karşılıklı tanınması izlenmektedir. Uyumlaştırılmış alana ilişkin olarak ise, “Klasik Yaklaşım” adı verilen bir yöntem ile, piyasaya sürülecek ürünlere ilişkin çok ayrıntılı tanımlamaların yanı sıra tüm üye ülkelerin kabul etmesi gereken tip onayı da belirlenmiştir. Ancak daha sonra, teknik mevzuatın daha temel kuralları içermesi, teknik detayların ise standartlarda yer alması fikri benimsenmiştir. Bu amaçla “Yeni Yaklaşım” olarak benimsenen bir sisteme gidilmiş, sistemin etkili bir şekilde isleyişi için ise “Küresel Yaklaşım” denilen ürünün test ve belgelendirme sistemi düzenlenmiştir. Temelde, kendi kendine belgelendirme ve uyumlaştırılmış standartlara uygunluk ilkesine dayanan yeni yaklaşım, uygunluk değerlendirmesi, akreditasyon, standardizasyon ve piyasa gözetimi kurumlarını kapsamaktadır. Dolayısıyla, bu yaklaşımın gerektirdiği yatay idari yapılar, önemli değişiklik gerektirmektedir. Ancak, Yeni yaklaşım direktiflerinin yanı sıra, ilaçlar, gıda ve motorlu araçlar gibi ürün gruplarına ilişkin bazı klasik yaklaşım direktifleri de halen yürürlükte bulunmaktadır. İç Pazar’ın doğru bir şekilde islemesi, bu alandaki AB müktesebatının katılım ile birlikte uygulanmasına bağlıdır. Bu nedenle, AB, aday ülkelerin bu baslık altındaki mevzuatı en geç katılım tarihinde etkili bir şekilde uygulamalarını beklemektedir. Bunun için, aday ülkelerin bu alandaki AB mevzuatının ulusal hukuka aktarımına ek olarak, söz konusu mevzuatın uygulanması için gerekli olan idari kapasiteyi oluşturmaları da gerekmektedir. Birçok durumda, bu, ulusal mevzuatın ve idari yapının kapsamlı reformu anlamına gelmektedir. AB, bu nedenle, bu baslığın müzakereleri aşamasında, idari kapasiteye ilişkin ciddi taahhütler talep etmektedir.

Avrupa Birliği Antlaşması’nın 3.maddesiyle AB üyesi ülkeler arasında ithalat ve ihracatta gümrük vergileri, miktar kısıtlamaları (kotalar) ve eş etkili her türlü uygulama kaldırılmıştır. Buna göre, bir üye devlette yasal olarak üretilen ve piyasaya sürülen bir mal tüm üye devletlerin pazarlarına serbestçe girebilecektir. 

Malların serbest dolaşımını gerçekleştirebilmek için 3 hedefe ulaşılması gerekmektedir:

·         Gümrük Birliği

·         Kotaların kaldırılması

·         Ayrımcı vergilerin kaldırılması 

GÜMRÜK BİRLİĞİ 

Gümrük birliği anlaşmaya varmış ülkelerin kendi aralarında gümrükleri kaldırdığı ortak dış gümrük tarifesi uyguladığı serbest ticaret alanıdır. Ortak ülkeler ortak bir dış ticaret politikası oluştururlar ancak bazı ithalat kotaları uygulayabilirler.

Gümrük birliği oluşturmanın başlıca nedenleri, genelde ekonomik verimliliği ve etkinliği arttırmak ve ortak ülkeler arasında daha sıkı bir politik ya da kültürel bağlar oluşturmaktır. Gümrük birliği ekonomik entegrasyonun üçüncü ayağıdır. 

·         AB üyesi ülkeler arasında 1968 yılından itibaren tam gümrük birliğine geçilmiştir.

·         Gümrük birliğine ulaşmak amacıyla aşağıdaki şartlar yerine getirilmiştir.

         * Ortak gümrük tarifesi (OGT)

         * İç ticarette yeni bir gümrük vergisi konulmaması

         * İç ticarette yeni vergiler konulmaması

ORTAK GÜMRÜK TARİFESİ 

Ortak gümrük tarifesi, gümrük birliği oluşturma kararı alan ülkelerin uyguladıkları ortak dış ticaret yönetmeliğidir. Buna göre, birlik üyesi ya da birlik dışı tüm ülkelerden, birlik sınırları içine girecek malları ilgilendiren, birbirinin aynı gümrük düzenlemeleri ve satın alma kotaları koyulur.

  • Ortak gümrük tarifesi, (AB dışındaki) üçüncü devletlerle yapılacak ticari işlemlerde uygulanır.
  • OGT, parasal değeri olabilecek ve ticari işlemlere konu oluşturabilecek her şey (mal veya ürün) için geçerlidir.
  • AB dışından ithal edilen bir malın üye devletler arasında dolaşımında OGT hükümleri uygulanmaz.
  • OGT’nin işleyişi ve düzenlenmesi konusunda AB Komisyonu, Konsey’in onayını almak koşuluyla tam yetkilidir. Bu çerçevede, Komisyon, muafiyet, askıya alma veya indirim uygulama yetkisine de sahiptir.

GÜMRÜK VERGİLERİNİN KALDIRILMASI      

  • Roma Antlaşması’nın 9. maddesinde,

“AB mal alışverişlerinin tümünü kapsayan ve üye devletlerarasında ithalat ve ihracatta alınan gümrük vergileri ile eş etkili bütün yükümlülükleri yasaklayan ve üçüncü devletlerle ortak bir gümrük tarifesinin uygulanmasına dayanan bir gümrük birliği üzerine kurulmuştur.”  hükmü yer almaktadır.

Bu hükümle AB içinde malların serbest dolaşımını olumsuz yönde etkileyen gümrük vergilerinin ve bu vergilere eş etkili diğer yükümlülüklerin kaldırılması amaçlanmaktadır.

  • 11. maddesi ise,

“Üye devletler belirlenen süreler içinde gümrük vergileri konusunda, bu antlaşmaya uygun olarak kendilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmelerine imkân sağlayacak her çeşit uygun tedbirleri alırlar.” hükmüne yer vermektedir.

Bu hükme uygun olarak çeşitli üye devletler gümrük vergileri alanında   “yasama organına ait olan yetkilerini yürütme organlarına devretmişlerdir.”

Bununla üye devletlerde ağır işleyen yasama sürecini gidererek AB düzenlemelerine daha süratli uyum sağlanması amaçlanmıştır.

  • 12. madde de ise; 

“üye devletler kendi aralarında ithalatta ve ihracatta yeni gümrük vergileri ve eş etkili yükümlülükler koymaktan ve karşılıklı ticari ilişkilerinde uyguladıklarını artırmaktan kaçınacaklardır.”  denmektedir.

  • Antlaşmanın 14. maddesi indirim takvimini vermektedir.

Buna göre gümrük indirimleri 1 Ocak 1957 tarihinde uygulanan vergiler esas alınarak yapılacaktır. İthalattaki gümrük vergileri Konsey’in çıkarttığı bir tüzükle 1 Temmuz 1968 tarihinde tamamen kaldırılmıştır.  

EŞ ETKİLİ ÖNLEMLER

 

  • Eş etkili yükümlülük malların serbest dolaşımını engelleyici her türlü uygulamadır
  • Eş etkili yükümlülüğü şöyle tanımlayabiliriz:

    “dar anlamda gümrük vergilerinin dışında kalan ve AB içi ticarete konu olan mallar üzerinden bunların gerek ithalatı, gerek ihracatı sırasında sınırdan geçmeleri nedeniyle konulan parasal yükümlülüklerdir.”

  • AB Adalet Divanı kararlarında eş etkili vergiler; “üye devletlerce tek yanlı olarak ithalat sırasında ya da ithalat gerçekleştikten sonra, benzer yerli mallardan farklı olarak üye devletlerden ithal edilen mallara özel olarak uygulanan ve böylece söz konusu malın fiyatını yükselterek malların serbest dolaşımı üzerinde bir gümrük vergisi etkisi yapan vergiler” olarak tanımlanmaktadır.
  • Adalet Divanı çeşitli kararlarında “eş etkili yükümlülükler” kavramına açıklıklar getirmiştir.

Buna göre,

 i- Gümrük vergisine eş etkili yükümlülük koyma yasağının uygulanmasında belirleyici ölçüt, yükümlülüğün etkileridir.

Bu yükümlülüğün ismi, miktarı ya da tahsil biçimi önemli değildir.

 ii- İthalat üzerine konulan yükümlülükler bakımından aynı nitelikteki yerli ürünlerin benzer başka yükümlülüklere tabi tutulması yasağın geçerliliğini etkilemez.

iii- Bu yükümlülüklerin konuluş amacı, mali, sosyal veya idari olması yasağın uygulanması açısından önem taşımaz.

iv- Yükümlülüğün gümrük vergisine eş etkili olarak nitelendirilebilmesi için bir üye ülke tarafından tek taraflı olarakkonulması gerekir.

  • Eş etkili yükümlülük koyma yasağının yalnız sınai ürünler bakımından değil, tarım ürünleri bakımından da geçerlidir.
  • Gümrük vergileri kaldırılmış, ancak eş etkili yükümlülükler henüz tam olarak bertaraf edilememiştir.
  • Bu yükümlülükler tarife dışı engellerin büyük bir kısmını oluşturur. 
  • Tarife dışı engeller nitelik olarak koruyucu dış ticaret politikasının araçlarından (gümrük vergisi, kotalar, ithal yasakları) farklıdır.
  • Bunlar görünüşte hukuka uygun bazı amaçların gerçekleştirilmesi için (sağlığın, çevrenin, tüketicinin korunması gibi) üye devletler tarafından konulmaktadır.
  • Farklı ürün standartları, ayırımcı kamu alımı politikaları, kısıtlayıcı fiyatlar ya da dağıtım anlaşmaları, vergilendirme farklılıkları, patent ya da telif haklarının çıkarılması prosedürlerinin zorlukları vb. tarife dışı engellere örnektir

KOTALARIN KALDIRILMASI 

  • ABA m.28-29 uyarınca, ihracat ve ithalatta yapılan miktar kısıtlamaları ve aynı etkiye sahip diğer tüm kısıtlamalar üye devletlerarasında yasaklanmıştır.
  • Bu çerçevede, sayı, ağırlık, değer veya diğer sayısal değerler ile ithalat ve ihracatın yasaklanması veya sınırlanması yasaktır.
  • Kotalarla birlikte haklı bir neden olmaksızın üye devletler arası ticareti engelleyen “eş etkili kısıtlamalar” da yasaktır (Dassonville formülü):
  • İthalatın fiilen yasaklanması veya zorlaştırılması
  • Menşe belgesi istenmesi
  • Fiyat sınırlaması getirilmesi
  • İşyerlerinin Pazar günleri çalışmasının yasaklanması
  • İthalat işlemlerinde depozit uygulanması
  • “Yerli malı satın al” kampanyası yapılması 

AYRIMCI VERGİLERİN KALDIRILMASI

Üye devletler, kendi ülkesine ithal edilen diğer devlet ürünlerine, doğrudan ya da dolaylı olarak, ülkede mevcut bulunan benzer ürünlere uygulanan dâhili vergilerden daha fazla vergi koyamaz.

Aynı şekilde üye devletler dolaylı olarak bir başka ürünü desteklemek amacına yönelik olarak da vergi koyamaz.

Benzer ürün kavramının kapsamına, “tüketici açısından, bir ihtiyacın karşılanmasında birbiri yerine ikame edilebilen, aynı zamanda birbirleri ile rekabet eden ürünler” girer.

AD kararlarına göre benzer ürünler:

         * Meyve şarabı-üzüm şarabı (Viski ile Üzüm şarabı benzer değil)

         * Şarap-Bira

         * Kola-Gazoz

SERBEST DOLAŞIMIN ENGELLENMESİ

Adalet Divanı (Cassis kararında), haklı nedenlerin bulunması halinde, üye devletlerce malların serbest dolaşımını engelleyecek düzenlemeler yapabileceğini hükme bağlamıştır.

Haklı neden teşkil eden haller:

         1. Mali denetim

         2. Kamu sağlığı ve ahlakının korunması

             (müstehcen yayınların yasaklanması)

         3. Ticari işlemlerde adaleti sağlamak

             (video ve cd’lerin filmlerin sinemada gösteriminden 1 yıl  sonra satılabilmesi)

         4. Tüketicinin korunması

             (ürün ambalajında açıklama yapılmasının şart koşulması)

         5. Çevrenin korunması

             (hafif içeceklerin dönüşümlü şişelenmesi)

SONUÇ: AB’NİN OLUŞUMUNDA MALLARIN SERBEST DOLAŞIMI NEDEN ÖNEMLİ?

AB’nin oluşum sürecinin başından beri güvence altına alınan 4 dolaşım serbestîsinden biri olan malların serbest dolaşımı, Birliğin ekonomik ve hukuki yapısının biçimlenmesinde önemli bir yere sahiptir. AB entegrasyon sürecinin temel hedefi olan İç Pazar oluşumu malların serbest dolaşımı ile başlamış, diğer serbestiler onu takiben, ya da onu sonuçlandırmak amacıyla uygulamaya koyulmuştur. Ortak pazarın gerçekte ne ifade ettiğini anlamak bu açıdan faydalı olacaktır. 

Ortak Pazar: gümrük tarifeleri ve kotaların kaldırılması +  3. ülkelere OGT+ hizmetlerin-sermayenin-kişilerin serbest dolaşımı

Ortak Pazar diğer ekonomik entegrasyon biçimlerinden(serbest ticaret alanı ve gümrük birliği gibi) farklılık göstermektedir. Serbest ticaret alanı ülkelerarası gümrük tarifeleri ve kotaların kaldırılmasını hedeflerken, 3. ülkelere karşı uygulayacakları vergi oranlarını belirlemede serbesttirler. Gümrük Birliği’nde buna ek olarak, 3. ülkelere karşı uygulanacak gümrük vergisini de ortak olarak belirlemektedirler. Ortak pazar ise; bunlara ek olarak serbest dolaşımı da güvence altına almaktadır. AB’nin nihai hedefi bu ortak pazardır. Ancak  bu hedefine henüz tam anlamıyla ulaşabilmiş değildir.( Özellikle vergilendirme ve ücretlendirme politikalarındaki farklılıklar nedeniyle)

Nadir Armağan

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölümü

 

 

KAYNAKÇA

1: GAYRI RESMİ TERCÜME AVRUPA KOMİSYONU Brüksel, 9 Kasım 2005

    TÜRKİYE 2005 İLERLEME RAPORU (COM(2005) 561 nihai)

2: Ercüment Tezcan:  www.usakgundem.com/…/lizbon-antlaşması’nın-gümrük-birliği-ve-ortak-ticaret -politikası-açısından-İçerdiği-değişiklikler-.html

3: Eda Özge Arıkan.  Tuğçe Ayhan SDÜ İİBF İktisat 4/B – 1.öğretim       iibf.sdu.edu.tr/dulupcu/abekonomi/ab-serbest-dolasim.ppt

4: www.ikv.org.tr/pdfs/mallar-serbestt.pdf

5: Avrupa Birliği Genel Sekreterliği: www.abgs.gov.tr/index.php?p=66&l=1

6: digm.meb.gov.tr/belge/IR_2005_tam_tr.pdf

7: www.cu.edu.tr/…/7-MALLARIN%20SERBEST%20DOLAŞIMI.ppt

8:GAZİANTEP AVRUPA BİLGİ MERKEZİ

9:tr.wikipedia.org/wiki/Gümrük_birliği

10: www.gumruk.gov.tr/tr-TR/…/Sayfalar/GumrukBirligi.aspx

11: İsmail SEKİ Gümrük Birliği’nin Türkiye’nin Net İhracatı Üzerine Etkileri, 1985 – 2003

İktisat Bölümü, Ege Üniversitesi, İzmir, Türkiye

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.