MISIR’IN AZINLIK DOSYASI ” KIPTİLER”

0
770

 

Büyük coğrafyasıyla pek çok güçlü devlete zemin hazırlayan Mısır, etnik çeşitlilikte de dünyadaki en zengin devletlerden biridir.

Toprak büyüklüğü çeşitli insan nüfusuyla birleşince her ulus devlette yaşanan özgürlük ve insan hakları problemi bu coğrafyada da baş göstermiştir. Sayıyla bölünen akrabalardan sayıca az olanı “azınlık” olmuştur.  Konuyu biraz yumuşatmak için bölgeyi bir Sindirella masalına benzetebiliriz. Asıl topraklarda yüzyıllarca yaşayan fakat şuanda “azınlık” diye anılan esas kız  yani Sindirella Kıptileri temsil ederken, Müslümanlar da  fetih sırasında ve sonrasında yaptıkları hamilik ile Sindirella’nın kısa ömürlü babasını, bu topraklarda kendi dinlerine bağlılığın devam etmesini isteyen Roma Kiliseleri ise Sindirella’nın üvey annesini temsil etmektedir.Birbirinden çirkin iki kardeşi de danışıklı dövüş halindeki darbeci subaylara benzetirsek senaryoyu tamamlamış oluruz. Şimdi bu senaryoyu biraz açalım:

Esas kız Sindirella yani Kıptiler Hz. Nuh’un torunlarından birisi olduğu ifade edilen Mısır kralı Kıpt’ın ya da Koptos’un adından gelmektedir.[1] Bu sebeple de Mısır’ın adının ‘Dar-ül Kıpt’ veya ‘Ard-ul Kıpt’ olduğu söylenir. Mısır’ın Arap fethiyle karşılaşmadan önceki halkı; ‘Kıptilerin’ Sami Hami ırkına mensup olduğu çeşitli kaynaklarda ifade edilir.

 

Hz. Ömer Halifeliği zamanında Amr bin Asr’in Mısır’ı fethiyle başlayan süreçte Müslümanlar Kıptilerin üvey annesi olmamış, Kıptileri Roma kiliselerinin baskısından kurtarmıştır. Cizye karşılığında güvenlikleri sağlanmıştır. Kıptileri, üvey annesi olan Roma kiliseleri, sapkın Hıristiyan kolu saymışlardır. Nitekim aralarında yaşanan Kalkedon Savaşı sonrası Bizanslıların yaptığı baskı artarak devam etmişti. Hamileri olan topluluğun fethine kadar Kıptilere uygulanan zülüm devam etmişti. Peki Bizans bu zulmü kendisi gibi Hıristiyan olan bu topluluğa neden yapıyordu? Cevabını Kıpti kiliselerinin bağımsız yapısında bulabiliriz. Kıptiler Roma’ya bağlı değillerdi, kendi papazlarını kilisede yapılan oylama ile kendileri seçiyordu. Patriklerin seçilebilmesi için St.Antonie bölgesine bağlı bir rahip olması şartı vardı. Seçilen Patrik Mısır’a Hıristiyanlığı getiren Aziz Markos ‘un halefi olarak kabul edilir.[2]

 

Günümüzde Kıptiler kendi içinde Ortodoks, Katolik ve Protestanlık olarak üçe ayrılmıştır. Ana tercihleri Ortodoksluk olan Kıptiler, Amerika’nın misyonerlik faaliyetleri neticesinde Protestanlığa da ilgi duymuşlardır. Şuanki sistemde Kıpti Katoliklerin bir kısmı Roma’ya bir kısmı İskenderiye’ye bağlıdır. Protestan Kıptilerin başında ise papaz Samuel Habib vardır.

 

Kıptilerin Mısır’daki hukuksal hakları Osmanlı’daki millet sistemine dayanmaktadır. Fakat 1955’de çıkarılan yeni medeni kanunla birlikte Osmanlı millet sisteminin temel taşlarından olan her milletin kendi mahkemesi sistemi kaldırılmış, bazı dini hükümlerde Kıptiler de bağlayıcı kılınmıştır. Bu alınan karar her ulus devlette olduğu gibi azınlıkların haklarını kısıtlayan gücü devlette toplayan bir sisteme geçişin göstergesi olmuştur.

 

Kıptilerin darbeler karşısındaki siyasi duruşlarına bakalım; yukarıda üvey kardeşlerden darbeciler olarak bahsetmiştik. Şöyle bir açıklamayı da eklemek gerekir. Aslında bu üvey kardeşler Mısır’ın tüm siyasi hayatının üvey kardeşleridir. Bir diğer adlarıyla ‘عصفور بيضىة ‘ yani beyaz kuşlardır. Buradan da anlaşıldığı üzere halkın üzerinde baskı kurup  askeri kökenli rejimi devirmek için asker kullanılıyorlardı. Yeni askerler namı diğer  ‘Beyaz Kuşlar’ kahraman oluyorlardı. Sonra zulümler arttıkça askerler yer değiştiriyordu. Buradaki sosyal psikolojinin incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Kıptilerin halk kesimi  1952’deki Hür Subaylar hareketinin yapmış olduğu darbede Nasır tarafı bir yol seçmişler ve darbeyi desteklemişlerdir. Fakat burjuvaya mensup Kıptiler darbeye pek sıcak bakmamışlardır; çünkü burjuvaya mensup Kıptilerin ekonomisi tehlikeye girebilirdi.

 

Kıptilerin ilk siyasi hayata entegre olma çabaları olarak kurdukları Wafd Partisi Nasır tarafından kapatılmıştır. Fakat Nasır’ın partiyi kapattıktan sonra parlamentoda bulunan Kıpti bakanlarla çıkar ilişkisine devam etmesi darbeyi destekleyen halkta ciddi bir güven problemi oluşturmuştur. Kıptiler siyasi hayatta daha fazla söz sahibi olabilmek için uluslararası toplumda çalışmalara başlamışlardır. Nitekim  Kıpti Patriği III. Şenuda’nın 1977 yılında ABD Başkanı Jimmy Carter’a yaptığı ziyaret Kıptilerin dönüm noktası olmuştur. Şenuda bu ziyarette Mısır’daki Kıpti sayısının 7 milyon olduğunu açıklamıştır. Bu açıklama ABD’deki Kıpti diasporası çalışmalarının temelini oluşturmuştur.[3]

 

Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek’in kendi rejimlerini sağlamlaştırmak için iç politikada Müslümanlar ve Kıptiler arasında çatışma ortamı oluşmasını sağladılar. 2005 ‘te Kıptilerin parlamentoda iki milletvekiliyle temsil edilmeleri Mübarek yönetimine karşı olumsuz tavır almalarına sebep olmuştur. 25 Ocak Mübarek devriminde Kıptiler devrim tarafında yer alsa da başa gelen Mursi yönetimini desteklememişlerdir. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde çekimser kalmışlardır.

 

Yakındoğu pek çok buna benzer Sindirella masalına gebedir;çünkü ayakkabının kaybolan teki hiçbir zaman bulunamamış ve saat on ikiyi çoktan geçmiştir. Umut her zaman var olduğu için masalların bir kurtarıcı perisi elbet vardır. Halkların Saikleri ve kendileri ise masalların kurtarıcı perileridir.

 

 Rümeysa Terzioğlu

 

Yakındoğu Araştırmaları Merkezi Koordinatörü

 


[1] Tandoğan, Ali, Arap Baharı Sürecinde Mısır, Atılım Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslar arası İlişkiler Anabilim Dal Yayınlamış Yüksek lisans Tezi, Ankara,2013,s.14.

[2] Artokça, İzettin, Kıptiler,Stratejik Rapor, Ankara, 2013.s.12

[3] Artokça, İzzettin, Kıptiler, Stratejik Rapor, Ankara, 2013.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.