Nijerya, Boko Haram ve Petrol

1
377

Boko Haram

“Afrika devi” olarak adlandırılan Nijerya, bugünlerde ciddi bir kriz ile uluslararası toplumun gündemine gelmiştir.

El Kaide şemsiyesi altında yer alan Selefi bir örgüt olan “Boko Haram”, başta okullar, polis karakolları ve diğer devlet binalarına düzenlediği silahlı/bombalı saldırıların yanı sıra, özellikle kaçırdığı kız öğrenciler ile gerek Nijerya’nın, gerekse de dünyanın gündemine en ön sıralardan girmiştir. Ekonomik, askeri ve siyasal kapasitesi ile geleceğin Afrika’sına damgasını vurması beklenen Nijerya’da yaşanan gelişmelerin yakından değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira Şubat 2015 itibarıyla bu ülkede devlet başkanlığı seçimleri düzenlenecektir. Nijerya’dan dünyaya ihraç edilen petrolün miktarı sürekli olarak artarken, ülkenin diplomatik ve siyasal gücü/görünürlüğü de doğru orantılı olarak artmaktadır.

36 eyaletten müteşekkil federal bir cumhuriyet olan Nijerya, 1960’ta İngiltere’den bağımsızlığını elde etmiştir. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkenin siyasal tarihi iç savaş ve askeri dikta yönetimleri ile birlikte anılmaktadır. An itibarıyla iki meclisli (temsilciler meclisi ve Senato) ve yürütme gücünün başkanın elinde olduğu bir yönetim sistemine sahiptir. Halkın oyuyla seçilen başkanın görev süresi 4 yıldır ve en fazla 2 dönem görev yapma hakkına sahiptir. Senato, 109 temsilciden oluşur ve her eyaletin 3 temsilcisinin yanı sıra başkent Abuja’nın da 1 adet temsilcisi bulunmaktadır. Temsilciler Meclisi ise 360 koltuktan oluşmaktadır ve her eyalet nüfusuna oranla bu mecliste temsil edilmektedir. Her iki meclisin yanı sıra eyaletlerin de kendilerine özgü parlamentoları ve federe hükümetleri bulunmaktadır ve bunlar da halkoyuyla seçilirler. Ülke tarihi dikta yönetimleri ve iç savaş ile anılmaktadır ve mevcut sistem bugün itibarıyla işletilmeye çalışılmaktadır. Hatta başkan yardımcısı iken, başkan Umaru Yar’Adua’nın ölümü sonrası başkanlık koltuğuna oturan mevcut devlet başkanı Goodluck Jonathan’ın iktidarını tescil eden Nisan 2011 seçimlerinin, ülke tarihinin ilk adil seçimi olduğuna dair yorumlar yapılmaktadır.

Nijerya’nın en önemli özelliklerinden biri çok sayıda etnik ve dinsel gruba ev sahipliği yapıyor olmasıdır. Üstelik bu farklı toplumsal gruplar da coğrafyaya da yapılan referans ekseninde birbirleriyle ve federal hükümet ile çok ciddi anlaşmazlıklar yaşayabilmektedir. Hatta ülkedeki siyasal işleyişin etnik/dinsel farklılıklardan kaynaklanan toplumsal ayrım çizgilerinden beslendiği söylenmelidir. Bu bağlamda, Nijeryalı üst kimliğinin yeterince kapsayıcı ve meşru olduğu da iddia edilemez. Hausa, Yoruba ve Igbo etnik grubundan gelenler ülkedeki siyasal/ekonomik/askeri işleyişi ellerine geçirebilmek için ciddi bir rekabet içerisindedir ve bu rekabet iç çatışmalara ve coğrafyaya dayalı ayrılıkçılık girişimlerine de neden olabilmektedir. Ağırlıklı olarak ülkenin doğusunda yaşayan Igboların Biafra Cumhuriyeti adıyla ayrılıkçı bir girişime eklemlenmeleri bunun neticesinde yaşanmış olan iç savaş Nijerya’daki toplumsal gerilimin siyasal arenaya yansımasını net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Hausalar daha çok ülkenin Müslüman ağırlıklı kuzey kesiminde egemen iken, Yorubalar ülkenin batısında çoğunluğu oluşturmaktadır. Ülkede 500’den fazla etnik grubun var olduğu belirtilmektedir. Fulani, Efik-Ibibio, Kanuri, Tiv, Edo ve mevcut devlet başkanı Goodluck Jonathan’ın da mensubu olduğu Ijaw ise Nijerya topraklarında konumlanmış diğer etnik gruplar arasında gösterilebilir. Dinsel anlamda ise Müslümanlar ile Hıristiyanların hemen hemen eşit bir orana sahip olduğu söylenebilir. Ülkenin kuzey ve güneybatı kesiminde ağırlık Müslümanlardan oluşurken; başkent Abuja ile ülkenin ekonomik başkenti ve Afrika’nın en büyük şehri olarak bilinen Lagos’un da içerisinde bulunduğu güney kesiminde Hıristiyanlar yoğun olarak yaşamaktadır. Boko Haram örgütünün en güçlü olduğu ve toplumsal destek de sağlayabildiği topraklar, ülkenin kuzeyinde ve güneybatısında yer alan ve ağırlıklı olarak Müslümanların yaşadığı bölgelerdir. Örgütün toplumsal dayanağını bu bölgeler oluşturuyor olmasına karşın, başkent Abuja ve Lagos dışında, Boko Haram’ın en fazla eylem yaptığı ve hatta son dönemde kız çocuklarını kaçırdığı coğrafya da Müslümanların yaşadığı kuzey kesim olmuştur.

Nijerya; finans, telekomünikasyon, ulaştırma altyapısı ve sanayi anlamında Afrika’nın en gelişmiş ülkesi olarak bilinmektedir ve bu anlamda Güney Afrika’yı geride bırakmıştır. Sahra Altı Afrika topraklarında yer alan ülkeler içerisinde ekonomik anlamda en gelişkin ülke olan Nijerya, bu gelişimini petrol rezervlerine borçludur. Dünyanın en büyük 12. petrol üreticisi ve 8. büyük petrol ihracatçısı ve kanıtlanmış petrol rezervi anlamında da 10. büyük ülkesi olan Nijerya’da, GSYH’nin %40’ını petrolden elde edilen gelir oluşturmaktadır. Hâlbuki Boko Haram’ın faaliyetleri ile ülke içerisinde sık sık çatışmalara neden olan etnik/dinsel gerilimler aşıldığı takdirde ülkenin petrolden elde ettiği gelirin ve dolayısıyla zenginliğin daha da artması beklenmektedir. Yıllık ortalama %8’lik bir büyüme hızına sahip olan Nijerya, ABD’nin petrol ithalatının %11’ini sağlamaktadır. ABD, Nijerya’ya yatırım yapan en önemli ülkedir. Hatta Nijerya’nın ABD’ye karşı ticaret fazlası elde ettiği bilinmektedir. 2014 yılı itibarıyla 500 milyar doları aşkın bir GSYH’ye sahip olan ülke, 174 milyonluk nüfusu ile Afrika’nın en kalabalık, dünyanın da yedinci en kalabalık ülkesidir. Nijerya, dünyanın 26. büyük ekonomisidir ve 2050’ye değin de ilk 20 arasına girmesi beklenmektedir. Ülke, Meksika, Endonezya ve Türkiye ile birlikte BRIC ülkelerinden esinlenilerek oluşturulan MINT ülkeleri içerisinde yer almaktadır.

Boko Haram, “Batı tarzı olan ya da İslami olmayan eğitim haram” anlamına gelen bir terimdir. Aynı zamanda Nijerya toprakları ağırlıklı olmak üzere, Kamerun, Çad, Benin ve Nijer’de saldırılar düzenleyen ve toplumsal bir tabana sahip olan Selefilik anlayışına yaslanan bir terör örgütü olarak bilinmektedir. El Kaide şemsiyesi altında değerlendirilen Boko Haram, Kuzey ve Orta Afrika’daki Selefi-Cihatçı örgütlerle de yakın ilişkide bulunan bir örgüttür. Nijerya’da daha çok Müslüman olan Hausalar ve Fulanilerden militan devşiren Boko Haram, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Nijerya’nın kuzeyinde etkindir. Zira bu bölgede ağırlık Müslüman’dır ve bölgenin Abuja ile ilişkileri de sağlıklı değildir. Zira Nijerya’da Müslümanlar, ağırlıklı olarak Abuja ve Lagos çevresinde yaşayan Hıristiyanların ülkenin ekonomik zenginliğini sömürdüğünü ve gelir dağılımı adaletsizliğinin kendileri aleyhine işlediğini düşünmektedir. Bu husus, etnik gerilimler ile de beslendiği noktada ülke içerisindeki toplumsal gerilimi arttırmakta ve Selefilik anlayışına yaslanan ve Müslümanların ön planda olacağı alternatif bir gelecek öngören Boko Haram’ın toplumsal etkinliğini görünür kılmaktadır. Bu örgüt, zengin Hıristiyanlara karşı düzenlediği suikastlar, polis karakolları ve okullara yaptığı silahlı/bombalı saldırılar ve çocuk kaçırma eylemleri ile operasyonel kabiliyetini göstermeye çalışmaktadır. Nijerya topraklarında Selefi İslam anlayışına yaslanan bir devlet kurmayı amaçlayan Boko Haram, ülkenin sahip olduğu petrol rezervlerini de bu amaçla ele geçirebilmeyi hedeflemektedir. Nitekim örgütün düzenlediği saldırılar da son dönemde özellikle petrol yataklarının bulunduğu Nijer deltasına odaklanmıştır. Boko Haram’ın dünya çapında ses getirir olmasını sağlayan ise Nijerya’nın kuzeyinde Müslüman Hausaların yaşadığı eyaletlerde gerçekleştirdiği ve kız çocuklarını Batı tarzı eğitim yapan okullardan kaçırmaya odaklanmış eylemler olmuştur. Örgütün bu faaliyeti, başta ABD olmak üzere, tüm dünyada ama özellikle de Batılı ülkeler nezdinde ciddi anlamda tepki doğurmuştur.

Nijerya Devlet Başkanı ve kendisi de Hıristiyan bir Ijaw olan Goodluck Jonathan’ın Boko Haram’ın eylemlerini engelleme yönünde etkisiz kalması, gerek ülke içerisinde, gerekse de Batılı ülkeler nezdinde tepkiye neden olmaktadır. Şubat 2015’te başkanlık seçimlerinin düzenleneceği Nijerya’da mevcut başkan Jonathan’ın da yeniden aday olması beklendiği düşünüldüğünde, Boko Haram’ın düzenlediği saldırılar ve gerçekleştirdiği eylemlerin, Batılı ülkelerin desteği ile iktidara gelmiş Goodluck Jonathan’ın geleceğini belirsizliğe ittiği söylenmelidir. Zira halkının desteğini kaybetmiş bir ismi başkanlık koltuğunda tutmak Batılı ülkeler için de pek mümkün olmayacaktır. Nijerya gibi Afrika’nın ekonomik anlamda en gelişkin ve enerji zengini ülkesinde yaşanacak siyasal değişim/dönüşüm girişimlerinin ne denli önemli olduğu göz önünde bulundurulduğunda, başkanlık seçimleri, petrol ve Boko Haram üçlüsünün birbirlerine sıkı sıkıya bağlı birer faktör olduğu rahatlıkla görülebilecektir.

Yrd. Doç. Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU

Giresun Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü

1 YORUM

  1. Ama gercekte soylenmesi gerekenleri yazmamissiniz.
    Boko Haram Ek- Kaidenin selefi oldugu herseyi aciklar.

    Ek – Kaide de Amerikan’in kurdugu bir orguttur.
    PKK, Daesh, Ek kaide, Boko Haram hepsi KFC nekadar Amerikan markasi ise bunlarda okadar Amerikan markasidir.
    Dunyada istikrasizliktan pirim elde eden Amerikanin yuksek potansiyeli olan , ulkelerin buyumeye degilde icine kapanmalarini saglamak icin urettigi asagilik yoldur.

    Amerika yi Ayakta tutmak icin her yol onlara mubah .

    Gelmis gecmis en buyuk terorist orgutun adi da USA .

    Bir ulkenin kalkinmasi Amerikanin elini cekmesi ile olur anca .
    Dogrular bunlar.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.