Suriye Krizi ve Çözüm Arayışları

0
252

Son zamanlarda dünya kamuoyu Suriye İç Savaşı ve Suriye’ye dış müdahale konusuna kitlenmiş durumda. Arap Baharı’nın en dirençli halkası Suriye’de bugün yaşananlar krizden öte artık bir iç savaş ve katliam ortamına dönüşmüştür. Olayların neden bu kadar karmaşık bir hal aldığı sorusuna isabetli bir cevap verebilmek için önce Suriye’nin iç ve dış dinamiklerini iyi yorumlamak gerekmektedir. Kendi yapısını kurmuş köklü bir rejimin yanında dış güçlerin bölgeye dahil olma girişimleri, yani hem bölgesel hem de küresel çıkarlar kargaşanın fitilini ateşlemeye yetmektedir.

Suriye problemine çözüm bulmak amacıyla gerek Birleşmiş Milletler gerekse Arap Ligi nezdinde yapılan toplantılardan somut bir sonuç çıkmamıştır. Uluslararası ortamın Suriye konusunda görüş ayrılığına düşmesi çözümsüzlüğüm başlıca nedeni olmuş ve Rusya meselenin çözümünde kilit nokta haline gelmiştir. Öyle ki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden Rusya’nın onayı olmadan Suriye hakkında herhangi bir kararın alınması imkânsızdır. Ayrıca, birincisi Tunus’ta yapılan ve Rusya’nın davet edilmediği “Suriye Halkının Dostları” toplantısından bir sonuç alınamaması şaşırtıcı değildir. Batılı ülkeler Rusya’yı Libya’da saf dışı bırakabilmişti ancak Suriye konusunda aynı stratejiden olumlu bir sonuç alabilmeleri imkansız gibi gözükmektedir. Görüldüğü gibi, Suriye meselesine uluslararası ortam açısından bakıldığında ortaya çıkan manzara tam anlamıyla “pay mücadelesi” haline dönüşmüştür. Rusya, Çin ve İran’ın Esed rejimine destek olmalarına karşılık Batının başı çektiği ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Özgür Suriye Ordusuyla birlikte hareket etmesi bu tezi güçlendirmektedir.

Öte yandan Suriye’deki insani dramı ve çatışmaları durdurmak amacıyla yapılan birçok zirveden[1] sonuç alınamaması, kamuoyunda çözümün dış müdahale ile sağlanacağı kaygısını arttırmıştır.[2] Askeri operasyon ve çözüm kavramlarının birbirine ne kadar zıt olduğunu, kalıcı barışı getirmediğini Afganistan, Irak ve Libya örneklerinde görmüştük. NATO, Suriye’ye askeri müdahaleye sıcak bakmadığını açıklarken BMGK Rusya’nın vetosu sebebiyle Suriye hakkında herhangi bir karar alamamaktadır. Dolayısıyla askeri operasyon ihtimali zayıflamış gibi gözükse de gücün ve çıkarın hakim oluğu uluslararası sistemde hegemon devletlerin her zaman bir alternatifi bulunmaktadır. Suriye konusunda bu alternatifin Türkiye olabileceği söylense de, Türkiye son günlerde Suriye ile yaşadığı krizler sebebiyle savaşa çekilebilecek bir ülke imajından kurtulması gerekmektedir. Uluslararası ilişkilerle az çok ilgilenen herkes devletler arasında “daimi dostluklar” olmayacağını bilir. “Türkiye modeli”, Türkiye’nin “yumuşak gücü”, “model ülke” kavramları popülerliğini yitirmiş hatta Türkiye’yle bütünleşen “komşularla sıfır sorun” politikası bugün sıfır sonuç vermiş; Suriye, Irak, İran ve İsrail ile sorunlarımız ortaya çıkmıştır. Böyle bir durumda Türkiye’nin savaşa taraf olması telafisi olmayan hatalara neden olabilir.

Sözde herkes, Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerde “tüm yerel unsurları kapsayan demokratik seçimle başa gelecek bir hükümet, halkın anayasası, temel hak ve özgürlükler” gibi demokratik hareketlerin yaşanmasını arzu etmektedir. Ancak Ortadoğu’nun mevcut bölgesel konjonktürü arzulanan demokrasinin inşa edilmesinde dikkate alınması gereken önemli faktörlerden biridir. Nitekim Tunus, Mısır ve Libya’da kurulan yeni yönetimler hala bellerini doğrultamamış, eski yönetimlerin baskısından kurtulamamışlardır. Ayrıca iç ve dış güçler arasındaki “pay” çatışmasının ve Esed ve Muhaliflere yapılan “silah” yardımlarının “arzulanan demokrasiyi” getirmeyeceği de bir başka unsurdur. Kısacası, bahar geldi geçti ama Arap Bahar’ı bir türlü gelmedi.

Tuba AKTAŞ


[1] http://www.mfa.gov.tr/suriye-halkinin-dostlari-grubunun-ucuncu-toplantisi-pariste=gerceklestirildi.tr.mfa

[2] http://www.amerikaninsesi.com/content/amerikada-suriyeye-mudahele-cars-artyor-156368035/1206522.html

Önceki İçerikÖzel Hayatın Gizliliği, Devlet Güvenliği ve Medya Etiği
Sonraki İçerikSuriye Krizi Lübnan’a Taşınıyor
TUİÇ’in Medya Biriminden Sorumlu Başkan Yardımcısı Ramazan Ahmet Aydın Akdeniz Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. Arktik Bölge üzerine makaleler yazmış ve konferansta konuşmacı olarak görev almıştır. Aynı zamanda kısa film yarışmalarında yönetmen olarak dereceler elde etmiştir. İyi derecede İngilizce, orta derecede Fransızca ve İtalyanca, başlangıç seviyesinde Rusça bilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.