Balkanlarda “Misyoner Gazetecilik”

0
111

Balkan yarımadası olarak anılan topraklar, dünyanın en kadim yerleşim yerlerinden bir tanesidir. Fakat uzun bir tarihi geçmişe sahip olmak, dünya siyasasında hoşgörü ve saygıyla anılan bir bölge olabilmeyi beraberinde getirmiyor. Nitekim bunun için, tarihin her döneminde ortak bir çaba, ortak bir sahiplenme ve ortak hareket edebilme gerekiyor. Balkanlar gibi 11 ayrı ülkenin ve birbirlerinden farklı kültürleri, dini inanışları ve dilleri ile birçok etnik grubun, devlet sınırlarından bağımsız iç içe geçmiş bir şekilde yaşadığı coğrafyalarda, bunun başarılması elbette en zor olanıdır. Zira bundan dolayıdır ki, Balkanlar sürekli çatışmalarla anılmış, tarih boyunca kısır çekişmelere ve faydasız inatlaşmalara sahne olmuş, tarihsel düşmanlıkları günümüze kadar getirmiştir. Dolayısıyla, birlikte yaşama kültürünün sergilendiği bir bölge olmaktan ziyade literatüre “Balkanizasyon” gibi etnik ve dini açıdan heterojen bölgelerin daha küçük parçalara bölünmesini ifade eden bir terimi kazandırarak birbiri ile çatışan bir bölge niteliği kazanmıştır.

Balkanlar coğrafyasının yakın kara havzasında yer alan ve coğrafi olduğu kadar tarihi nedenlerden dolayı bir Balkan ülkesi olan Türkiye’nin de bölgeye yönelik politikası bu tespit doğrultusunda şekillenmiştir. Zira bu coğrafya, 20. yüzyıl boyunca uluslararası ilişkilerin temel bunalım bölgelerinden biri olmuş ve meydana gelen tüm gelişmelerden Türkiye doğrudan etkilenmiştir. Bu nedenle Balkanlarda bölgesel güvenliğin tesisi ve kalıcı hale getirilmesi Türk dış politikasının temel önceliklerinden bir tanesi haline gelmiştir.

Sponsorlu

Bu noktada, son dönemde bölgeye yönelik bir dizi girişim başlatan Türkiye, geçtiğimiz hafta Bursa Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Balkan Ülkeleri Medya Forumu”na ev sahipliği yaparak, 11 Balkan ülkesinden 150 katılımcıyı bir araya getirdi. Balkanların istikrarlı geleceğinde medyaya düşen sorumluluğun farklı yönleriyle tartışıldığı forum, ilgili ülkelerden kamu ve özel basın kuruluşları mensupları ile siyasiler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerini buluşturan önemli bir ortak akıl platformu oldu.

Balkan Şehri Bursa’da Balkan Ülkeleri Medya Forumu

Öncelikle belirtmek gerekir ki, 2-3 Mayıs tarihlerinde Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ile Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAM) Başkanlığınca ortaklaşa düzenlenen “Balkan Ülkeleri Medya Forumu”nun Bursa’da yapılması manidardır. Zira Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş temellerinin atıldığı ve 14. yüzyıldan bu yana Anadolu ile Balkanlar arasında tarihi bir köprü konumunda olan bu şehir, Balkanlardan göç edenlerin de en yoğun şekilde yaşadığı ildir.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın himayesinde gerçekleştirilen foruma, aynı zamanda, Kosova Kamu Yönetimi Bakanı Mahir Yağcılar, Karadağ Devlet Bakanı Rafet Husovic, Sırbistan Devlet Bakanı Süleyman Ugljanin, Bulgaristan Hak ve Özgürlükler Hareketi temsilcileri ile çok sayıda basın mensubu ve akademisyen katıldı.

İki gün boyunca devam eden oturumlarda Balkanlarda medyanın genel görünümünden, AB çerçevesinde yapılan düzenlemelere kadar birçok konu ele alındı. Konferansın en ilgi çekici yanı ise bölgeden gelen katılımcıların, sunumlarını kişisel tecrübeleri ile zenginleştirmiş olmalarıydı. Bu anlamda soğuk savaş döneminde medyanın baskı ve propaganda aracı olarak nasıl kullanıldığına dair verilen örnekler, yakın tarihimizi bir başka açıdan tekrar hafızalarımızda canlandırdı.

“Misyoner Gazetecilik”

Medyanın, ortak çıkarları vurgulayan bir üslup geliştirmesi gerektiğine yapılan göndermeler forumun ana temasını oluşturdu. Örneğin, Türkiye’nin tanınan araştırmacı-gazetecilerinden Nur Batur, konuyla ilgili Türk-Yunan ilişkilerinde bugün yakalanan olumlu ivmeden örnek vererek, “1996 Kardak Krizi ve 1999 Abdullah Öcalan’ın Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliği’nde yakalanması iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. Ancak siyasilerin inisiyatif alması ve medyanın yapıcı bir dil kullanmaya teşvikiyle bu eşikten dönüldü” dedi.

Balkanlarda kalıcı barış ve istikrarın tesisi için başlangıç noktası, şüphesiz sağlıklı iletişimdir. Bu anlamda misyoner gazeteciliği benimsemek ve gazeteciyi sorumluluk bilinciyle hareket etmeye yönlendirmek, ortak bir Balkan kimliğinin oluşturulmasında en önemli sütunlardan biridir.

Farklı Kültürler, Ortak Miras ve Medya

Sonuç itibariyle, Balkanlarda yaşayan haklar her ne kadar birbirinden farklı kültür ve inanışlara sahip olsalar da ortak bir mirasın temsilcileridir. Farklı dilleri konuşsalar da 500’den fazla ortak kelimeyi kullanmaktadır. Tüm bunlar Balkanların bir “bölge” olmasının altyapısını oluşturmaktadır. Bugün yapılması gereken var olan altyapının üzerine iyi şeyler koyabilmek ve geleceği birlikte inşa etmektir.

Bu noktada en büyük görev ise medyaya düşmektedir. Nasıl ki 1990’lar boyunca Balkanlarda yaşanan kanlı savaşlar esnasında, medyanın kullandığı dil toplumsal hafızalarımızda silinmesi zor trajedilere sebep olduysa, aynı şekilde bugün Balkanların yeniden yapılandırılmasında medya en önemli aktörlerden biri olacaktır.

 

Muzaffer Vatansever

USAK AB Araştırmaları Merkezi

 

http://www.usakgundem.com/yazar/2103/balkanlarda-%E2%80%9Cmisyoner-gazetecilik%E2%80%9D.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here