KÖRFEZ SAVAŞI

0
512

Irak Hükümeti çeşitli ekonomik ve stratejik kaygılar nedeniyle, 2 Ağustos 1990’da Kuveyt’i işgal ederek 19. ili olarak ilhak ettiğini açıkladı.

Irak’ın Basra Körfezi’ne hakim olma ihtimali karşısında dehşete düşen Amerika ise, koalisyon güçleriyle birlikte karşı atağa geçerek “Çöl Kalkanı Operasyonu” başlattı. Bu operasyon sonucunda Irak’ın alty apısı çöktü; harap bir hal aldı. Bölgede 1945’den beri, üzerinde çok konuşulan ve tüm Arap ülkeleri siyasi partilerinin programlarının başında yer alan; Arap ülkelerinin birleşmesi fikri, büyük bir darbe yedi. Körfez Savaşı’nda Arapların ayrı ayrı saflarda toplanmaları ve kendi ulusal devletlerinin olduğu kadar Batı’nın da çıkarlarını korumak için savaşmaları, Arap Birliği düşünü çok zayıflattı ve ABD Ortadoğu’da şüphesiz tek güç haline geldi.

Irak ve Kuveyt arasındaki en önemli çekişme noktası, iki ülke sınırları arasında bulunan Rumelia petrol havzasıdır. Irak, Kuveyt’i Rumelia petrol havzasından petrol çalmakla suçluyordu. Irak’ın iddiasına göre, Kuveyt 1980’den beri Rumelia’dan 2.4 milyar dolarlık ‘Irak petrolü’ çalmıştı. Kuveyt, 1990 Temmuz ayında fazla üretim yaptığını kabul etti ve OPEC kotasına uyacağını bildirdi. Irak, Rumelia nedeniyle uğradığı kaybın telafisi için Kuveyt’ten 10 milyar dolarlık tazminat talep etti. Ancak, Irak‘ın bu talebine karşılık Kuveyt 9 milyar dolarlık tazminat ödemeyi önerdi. Irak ise, 2 Ağustos 1990’ da Kuveyt’i işgal ederek buna bir karşılık vermiş oldu.

 

Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgal etme kararında, ekonomik ve stratejik kaygılarda söz konusuydu. Irak, 1980-88 yılları arasında İran’la yaptığı savaş sonunda büyük bir borç yüküne saplanmıştı. Bu borcun 60 milyar doları, Kuveyt ve Suudi Arabistan’aydı. Irak, kendisinin Arap Devletleri’ni İran’a karşı savunmasının ve Kuveyt’e borcunu bağışlamasının, Arap kardeşliği adına bir iyilik olduğunu söylüyordu. Ancak, Kuveyt Irak’ın borcunu ödemesi yönünde diretiyordu.

 

Irak eğer Kuveyt’i ilhak edebilirse, Körfez’e ulaşımını sağlayacak, Kuveyt’e borcunu ödemeyecek ve dünya petrol rezervlerinin % 20’sine sahip olacaktı. Bu petrollere tek başına sahip olursa; dünya petrol sanayi içinde büyük bir yere sahip olacaktı. Bu petrol gücü, askeri gücü ile birleştiğinde, Basra Körfezi’ne hakim olacak ve ülkelerin petrol politikasını belirleyebilecekti.

 

Irak Hükümeti’nin savaş için bir başka nedeni ise, iki ülkeyi ayıran sınırın meşruluğunu kabul etmemesiydi. Irak Hükümeti, Kuveyt topraklarının Irak’ın doğal bir parçası olduğunu ve bu bağlantının Britanya emperyalizmi sebebiyle kesildiğini savunmaktaydı.[1] Britanya’nın, ülke sınırlarını kasıtlı olarak daraltarak ve denize kıyısı olmayacak şekilde çizdiğini, bu sayede ileriki zamanlarda kurulacak olan, Irak yönetiminin Britanya’nın Basra Körfezi’ndeki sömürgelerini tehdit etme ihtimalini ortadan kaldıracağını iddia etmekteydi.[2]

 

Washington, Saddam Hüseyin’in tek başına Körfez’e hakim olma ihtimali karşısında dehşete düştü. Birleşik Krallık, Suriye, Mısır, Fransa ve Suudi Arabistan’la birlikte koalisyon bir güç oluşturdu. Suudi Arabistan, savaşın 60 milyar dolarlık maliyetinin 36 milyarlık kısmını tek başına karşıladı.[3] Suriye, uzun süredir devam eden ABD karşıtlığı politikasını terk ederek koalisyona katılmaya karar verdi. Mısır’da koalisyona asker göndermeyi kabul etti.Ürdün Kralı ise, müdahaleyi kınadı ve koalisyona katılmayı reddetti.

 

Bush yönetimi önderliğinde oluşturulan koalisyonda, Irak’ın Kuveyt’ten çekilmesine yönelik kararlar çıkartıldı. Bu kararlar doğrultusunda, Sovyetler Birliği Irak’a yaptığı silah sevkiyatını durdurdu. Irak’a ve Kuveyt’e giren tüm mallara ambargo koyuldu. İngiltere, Fransa, İtalya, Hollanda ve Kanada gibi ülkeler operasyona asker tahsis ettiler.

 

Devrin bazı politikacıları, Irak‘ın Kuveyt’e saldırısını Suudi Arabistan saldırısının başlangıcı sayıyorlardı. Suudi ordusu ise, daha büyük ve daha deneyimli Irak ordusu karşısında tutunamayacağını biliyordu; bu yüzden ABD’ye başvurarak Krallığın korunması için asker göndermesini istedi. Bu aşamada, “Çöl Kalkanı Operasyonu” devreye girdi ve 1990 Ekim ayına kadar, 200 bin ABD askeri Suudi Arabistan’da konuşlandırıldı.

 

İşgal sırasında Kuveyt ordusu 16.000 kişilik bir ordu iken, Irak ordusu 955.000 etkin personel sayısına ek olarak 650.000 kişilik milis güçle dünyanın en büyük dördüncü ordusu durumundaydı. Irak’ın ilk saldırı gücü Kuveyt şehrine ulaşmak için, güney yönünde ilerleyerek ana otoyolu ele geçirirken; diğer bir saldırı gücü ise Kuveyt şehrinin, ülkenin güney kesimiyle bağlantısını kesmek için yönünü doğuya doğru çevirdi. Irak’ın asıl hücumu ise, helikopterler ve teknelerle deniz tarafından gelen komandolarla gerçekleşti.

 

Irak saldırısının başlamasından sonra Emir ve ailesi, ülkelerinin yönetimini Irak’a bırakarak Suudi Arabistan’a kaçtılar. Irak güçleri ise, Suudi Arabistan sınırına yönelerek orayı da denetim altına aldı. Irak’ın mutlak zaferinden sonra, Saddam Hüseyin tarafından orada geçici bir yönetim oluşturuldu ve Kuveyt’e vali atandı. 28 Ağustos 1990’da, Irak Kuveyt’i 19. ili olarak ilhak etti.

 

BM Güvenlik Konseyi, Irak birliklerinin Kuveyt’ten çekilmesi için son tarih olarak 15 Ocak 1991’i kabul etti; ancak Iraklılar, bu tarihte Kuveyt’ten çekilmediler ve bunun üzerine 16 Ocak’ta koalisyon güçleri Irak’a karşı hava harekatına başladı. Art arda kırk iki gün ve gece, Irak’ı tarihin en yoğun bombardımanına tuttular. Elektrik santralleri, iletişim merkezleri, su yolları, otoyollar, köprüler ve demir yolları gibi sivil hayatın bağlı olduğu tesisleri de bombaladılar. Irak ise bu arada, koalisyon güçleri arasında karışıklık çıkartmaya çalıştı. Bunun için, İsrail’e otuzdan fazla füze attı. Füzelerden on ikisi Hayfa ve Tel Aviv’e düştü.Irak, İsrail’i bombalayarak onu da savaşa çekmeye çalıştı; böylelikle koalisyonda olan Arap ülkeleri İsrail’le aynı safta bulunmak istemeyeceklerdi ve koalisyon çözülme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktı. Ancak ABD baskısı, İsrail hükümetinin hava kuvvetlerini çatışma dışında tutmaya ikna etmede başarılı olmuştu.

 

Kuveyt’i alma savaşı 24 Şubat’ta başladı ve sadece 100 saat sürdü. Koalisyon güçleri Kuveyt’e girince, Irak ordusu düzensiz bir biçimde Basra’ya doğru çekilmeye başladı. Bush, 27 Şubat 1991’de Kuveyt’in kurtarıldığını bildirerek, Amerikan ve koalisyon birliklerine saldırıyı bitirme emri verdi.

 

Bu savaş Irak için tam anlamıyla bir yıkım oldu. Irak’ta meydana gelen can kaybı kesin olarak bilinmemekle birlikte, 200.000 civarında olduğu söylenmektedir. Buna karşılık, koalisyon güçleri savaşta 139 asker kaybetti. Savaş sonrası Irak, kendi iç bütünlüğünü bozan bazı iç sorunlarla da karşı karşıya kaldı. Kuzeyde Kürtler, güneyde ise Şiiler yönetime karşı ayaklandılar. Savaştan sonra, Irak halkını belki de en çok vuran olay ambargo oldu. Uygulanan ambargo sonucunda, Irak yönetiminin zayıflayacağı düşünülüyordu. Ancak, ambargo Irak yönetimine böyle bir etki yapmadı, aksine en büyük zararı halk gördü. Ambargo sonrası beslenme yetersizliği ve ilaç eksikliğinden dolayı çocuk ölümleri arttı. Bu ambargo öncesi Irak’a en çok ihraç yapan ülke Türkiye iken, şu anda ise Amerika’dır.

 

Hilal Çetin

TUİÇ YADAM Araştırma Asistanı

 

KAYNAKÇA

1) “Gulf War”. AllExperts. Erişim tarihi: 20 Mayıs 2011

2) Derek Gregory (2004). “The Colonial Present: Afghanistan, Palestine, Iraq. Malden, MA, ABD: Blackwell Publishing Ltd.” s.156

3)Peters, John E; Deshong, Howard (1995). “Out of Area or Out of Reach? European Military Support for Operations in Southwest AsiaRAND Corporation

4) Cleveland, William L. “Modern Ortadoğu Tarihi” s. 525 – 534

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.