Tarihte Bugün -29 Temmuz 1883’te Benito Mussolini Doğdu-

0
142

Tarihte bugün, 29 Temmuz 1883’te, İtalyan faşizminin kurucu lideri Benito Mussolini doğdu. 1902 yılında İsviçre’ye taşınan fakat istihdam olanakları yetersiz olduğu için 1904 yılında tekrar İtalya’ya dönen Mussoloni burada 10 yıl boyunca gazetecilik yaptı. İtalya’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılması için büyük destek verdi ve Eylül 1905 yılında kendisi de İtalyan ordusuna dahil oldu.

 

Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtalya’da çıkan kaosu iyi değerlendiren Mussolini, siyasi kargaşa ve ekonomik çöküntü içindeki İtalya’da çeşitli sağcı grupları kurduğu Faşist partisinin bünyesinde topladı. Mussolini, ülkenin problemlerini çözeceğini vaat ediyor ve eski Roma İmparatorluğu’nu tekrar kuracağını söylüyordu. Bunun yanında kurduğu Siyah Gömlekliler adlı örgütle şiddeti artırıyordu. 1922’nin Ekim ayında Mussolini önderliğindeki faşistler toplam 26.000 kişi ile beraber Napoliden Roma‘ya yürüme kararı aldılar. Savaş sonunda istediğini elde edemediği için hayal kırıklığına uğramış olan ve İtalyan halkının durumunu Mussolini’nin düzeltebileceğini anlayan Kral III. Vittorio Emanuele, toplumsal krizi şiddetsiz bir yolla çözmek için 31 Ekim 1922 tarihinde Mussolini’yi başbakan olarak atadı.

İktidara gelen Mussolini diktatörlüğün koyu ve keskin uygulamalarını hayata geçirmeye başlayarak yavaş yavaş demokratik devlet kurumlarını kaldırmaya başladı. İtalya kısa zamanda polis devleti haline getirildi. Kitap ve gazetelere sansür getirilerek, seçim sisteminde düzenlemeler yapıldı. Tüm bakanlıkların görevini kendisi üstlenmişti. Mussolini, sendika hareketlerini de kanun dışı ilan etti ve eğitimi kontrol altına aldı. Ayrıca ekonominin faşistleştirilmesi amacıyla tüm ülkeyi tren rayları ve otobanlarla kaplayan Mussolini çiftçileri sürekli teşvik ederek tarım ve endüstrinin canlanmasını sağladı. Gerçekleştirdiği bu değişiklikler ve yeni uygulamalarla İtalya’da işsizlik azalmıştı ve bu da Mussolini’nin popülaritesinin artmasına neden oldu.

Uluslararası alanda kendini kanıtlamak isteyen Benito Mussolini 1935 yılında Habeşistan’ı (Bugün ki Etiyopya) işgal etti. 1936 yılında Almanya ile Berlin-Roma mihverini kurdu ve Hitler ile ilişkileri başladı. Berlin-Roma Mihveri’nin kurulmasıyla Adolf Hitler’in İtalya üzerindeki etkisi arttı ve bu durum Kral III. Victor Emanuel ile birlikte İtalyan halkını endişelendirmeye başladı. Birçok faşistin karşı çıkmasına rağmen Mussolini 10 Haziran 1940 yılında İkinci Dünya Savaşı’na girdiklerini resmen ilan etti. Ancak İtalya, Kuzey ve Doğu Afrika’da ve Balkanlar’da yenilgiye uğradı ve İtalyan ordusu hızla güç kaybetti. Temmuz 1943’te müttefik birliklerin Sicilya’ya çıkarma yapmasının ardından Kral, Mussolini’yi görevden aldı. Eylül ayında İtalya müttefikleri ile ateşkes imzaladı. Mussolini ise İspanya’ya kaçmak için yola çıktığı sırada partizanlar tarafından yakalandı. Ulusal Kurtuluş Komitesi tarafından hakkında öldürülme kararı çıkan Mussolini 28 Nisan 1945 tarihinde Albay Walter Audisio tarafından vurularak öldürüldü.

Faşizm Nedir, Neden İtalya’da Doğdu?

Faşizmin tanımını verebilmek için çeşitli faşist iktidar dönemlerinin özgül niteliklerini değil ortak yanlarını ele almak gerekmektedir. Bu yaklaşımla faşizm: kapitalist eşitsiz gelişme ve derin sömürü koşullarında meydana gelen ekonomik ve sosyal çöküntü dönemlerinde, bu çöküntüden büyük zarar gören küçük burjuva ve orta sınıfta oluşan huzursuzluk ve dinamizmin işçi sınıfıyla işbirliği içerisinde siyasi harekete dönüşmesini engellemek amacıyla tekelci sermaye gölgesinde, katı devlet denetimine ve güdümüne dayanan bir kontrol mekanizması olarak tanımlanabilir.

20. asrın ilk çeyreğinde Liberal düşüncenin ve kapitalist üretim düzeninin belirleyiciliği altında aşırı üretim krizi olarak adlandırılan bunalım dönemine girilmişti. Batı Avrupa ülkeleri üretim fazlalarını sömürge ve yarı sömürge pazarlarda eritmeye çalışıyor ama Almanya ve İtalya gibi ikinci kuşak kapitalist ülkeler yeterli sömürge pazarına sahip olmadıkları için bunu yapamıyordu. Bu ağır koşullarda çok zor duruma düşen geniş emekçi kitleler ve ekonomik durgunluk nedeniyle her şeyini tekelci sermayeye kaptırmakla karşı karşıya kalan küçük burjuvazi patlama noktasına gelmişti. Eşitsiz kapitalist gelişme sonucu Almanya, İtalya ve Rusya gibi ülkeler, uluslaşma ve kapitalistleşme açısından İngiltere, Fransa, Amerika gibi ülkelere nazaran gecikmiş olmaları nedeniyle, kapitalizmin zayıf halkaları olarak kalmışlardı. Sosyalist hareketi yenen burjuvazi hem kapitalist sömürü koşullarını devam ettirme hem de yeni sömürge pazarları elde etme amacını gerçekleştirebilecek bir siyasal-militer dinamizme ihtiyaç duyuyordu ki, bu Faşizm olmuştur. İşte o nedenle faşist iktidarlar döneminde, sömürünün sınıfsal niteliğini örtecek ve kitleleri kontrol edip güdümleyebilecek bir ideolojiyi (milliyetçilik) devreye sokma; kamusal kurumları, propaganda kurumlarını (basın yayın vb) ve bürokrasiyi bütünleştirmek amacıyla sınırlandırma ve tek merkezden yönetme; siyasal temsil mekanizmasını güdümlü ve daha hızlı çalışır hale getirmek amacıyla egemen tek parti dışındaki muhalefetin tamamen devre dışı bırakılması gibi uygulamalara başvurulmuştur. 1920 yılında kapitalist coğrafyadaki liberal hükümetlerin sayısı 35 iken, 1938 itibariyle bu sayı 17 ye gerileyerek, yarı yarıya azalmıştı. Bu değişimin büyük bölümü faşizm yönünde olmuştur. Yani faşizm sadece Avrupa kapitalizmine özel bir durum değildi. Ancak orada toplumsal yaşamın ve siyasetin merkezine oturmasının nedeni geç kapitalistleşmiş olmanın getirdiği üretim, hammadde ve pazar sorunlarıdır. O nedenle Mussolini ve Hitler ikilisi yayılma alanları aramışlar ve savaş ekonomisi uygulamışlardır.

Zeynep Demir

TUİÇ Stajyeri

KAYNAKÇA

BBC

Faşizm Ve Devlet Üzerine (Cengiz Uygur)

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.