Ulusların Zenginliği

0
290

Adam Smith ilk önce felsefeyle ilgilenmiş zamanla iktisatla ilgili kitaplar da yazmaya başlamıştır.’Görünmez El Kuramı’ ise ona ün kazanmıştır. İncelememize konu olan Ulusların Zenginliği kitabı 2 ciltten oluşmaktadır. Burada ele alacağımız 1.ciltte yazar ekonomik gelişmenin aşamalarını aktarmış, geçmişten bugüne ekonomik değişimleri incelemiştir. Roma Dönemi’nin çöküşüyle ve Avrupa’da burjuvanın güçlenmesiyle ilk cildi sonlandırmıştır.

 

Ulusların Zenginliği(1) kitabı dünyayı iktisadi bir şekle göre açıklayan ilk kitaptır. İçeriği 5 farklı kitabın birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. İlk dört bölüm halkın gelirinin neler içerdiğini, ya da farklı çağlarda ve uluslarda yıllık tüketimin neler olduğunu açıklamaktadır. Beşinci ve son bölümde ise hükümdarların ya da imparatorluğun harcamalarına ve ihtiyaçlarının ne kadarını toplumun hangi kısmından elde ettiğine değinmiştir.

Ulusların Zenginliği kitabının 1. Cildinde kapitalizm için önemli bir dönem olan Amerika kıtasının keşfiyle çıkarılan madenlerin piyasalardaki etkisine değinmiştir. Eski zamanlarda kullanılan paralar ve para değerindeki önemli ürünlerin yaşantısının kesiştiği döneme kadar olan kısmını ele almıştır. Eğer dünyada mülk diye bir şey olmasaydı işbirliğiyle ürünlerin bollaşacağını fakat ürün bolluğundaki değişimlerin insanlar arasındaki farkı açabileceğini söylemiştir. Avrupa’nın iktisat tarihi üzerinde dururken Çin ve Hindistan örnekleriyle karşılaştırmalı mukayeseler yapmıştır. Geçmişlerin Avrupa’sındaki ürün değerlerinin zamansal değişimini açıklayarak aradaki farkları göstermek istemiş ve nedenleri üzerinde durmuştur. Kitap çokça örnekler vermiştir.

Smith, Hayvanlar ve İnsanlar arasındaki çıkar farklılıklarına da değinmiştir. Hayvanların konuşmadıkları için yiyeceklerini paylaşmadıklarını öne sürmüştür. Bazı durumlarda köpeğin yemek yiyebilmesi için sahibinin sevgisinin kazanması gerektiğini hatırlatarak insanlarla benzerlik kurmuştur. İnsanın herkesle dost olmaya ömrü yetmeyeceği için kitlelerin bencil duygularına seslenmesi gerektiğini belirtmiştir. Kitlenin sevgisini kazanan ve çıkarlarına hitap edebilen kişinin çıkar duygularını kendi lehine harekete geçirebileceğini vurgulamıştır. Ayrıca olgunlaştıkça bağımsızlaşan hayvan türüne karşılık olgunlaştıkça yardıma ihtiyaç haline gelen bir insan figürü ortaya atmıştır. İnsanların değişim ve farklılıklara açık olmasını, kendi emekleriyle ihtiyaçlarının küçük bir kısmını karşılayabilmelerine bağlamıştır

Adam Smith, İnsanların basit bir toplu iğneyi tek başına ürettiğinden daha fazla miktarda toplu iğneyi işbirliği ile üretildiğine kitabında yer vermiştir. İnsanların bir ürünün tamamını tek başına yapmak yerine bir ürünü iş bölümü halinde sadece tek bir noktaya odaklanarak ustalaşması gerektiğini belirtmiştir. Makinelerin tek iş yapmak için tasarlanmış olmasının nedeni olarak bunu öne sürmüştür. Makinelerin icadı konusunda da makineyi kullanan hiçbir işçinin bir makine icat etmediğini, icat edenlerin ise felsefeci ya da spekülatörler olduklarını söylemiştir.

İşçiler ve patronlar arasındaki farklı tavırlara da değinen yazar, işçilerin birleşmesinin yasaklanmasına karşılık patronların bir araya gelmesini engelleyen bir yasa bulunmamasının ayrımcılıktan kaynaklandığını belirtmiştir. Diğer taraftan patronlar arasındaki toplantıya bir patronun katılmamasının o kişinin ayıplanması için yeterli bir neden olduğuna değinmiştir. İşçilerin ücret indiriminde açlık ve uzlaşma arasında kalarak o anki açgözlülüğün etkisiyle şiddetli bir eylem gerçekleştirilmeleri ile sonuçlanacağını ön görmektedir.

Adam Smith, servetin tanımlanmasında ‘servet güçtür’ diyen Hobbes’a katıldığını belirterek serveti ‘emekler üzerindeki hakimiyet’ olarak değerlendirir. Lüksü ise toplumun en alt tabakalarına kadar yayılan, yoksul ve emekçinin kendisini tatmin etmek için temel ihtiyaçları karşılamakla yetinmemesi ve emeğin reel hayatta da ürün olarak görmek istenilmesi olarak tanımlamıştır.

Yazar feodal dönemden burjuvaya geçiş dönemini iyi analiz etmiş; soylular burjuva çatışmasının içeriği hakkında bilgi vermiştir. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra kentte yaşayanların kırsal kesime göre iyi bir durumda olmamasına karşın özgürlüklerini kırsal kesimden önce elde ettiklerini belirtmiştir. Geçiş aşamalarını ise burjuvaların toprak kiralamaya başlamaları, zamanla bir yıllık kiralanan arazileri ömür boyu kullanma hakkı elde etmeleri, özel mülkiyete sahip olmaları, askeri disipline etmeleri ve savunma konusunda yaptıkları yardımlarla ülkelerine hizmet etmeleri, kendilerine ayrı mahkemeler kurarak farklı biçimde yargılanmaları olarak betimlemiştir.

Soylularla burjuva çekişmesinin ortaya çıkmasında soyluların burjuvayı özgür köleler olarak görmelerinin etkisine değinen yazar, servetin soylularda kıskançlık ve nefret duygusu yarattığını ifade etmiştir. Kralın soylulara karşı duyduğu endişe, burjuvayı kralı destekleyerek ‘düşmanı düşmanla kırdırma’ stratejisine yöneltmiştir. İtalya, Venedik gibi otoritesi zayıf kentlerde bağımsız cumhuriyetler ilan edilmesine ve Fransa, İngiltere gibi ülkelerde ise burjuvanın isteklerini krala yöneltmesine ve kralın bu tutum karşısında burjuvadan izin almadan vergi koyamamasına kadar otoritenin zayıfladığına dikkat çekmiştir.

Melda Vatancı

TUİÇ Stajyeri

Kitabın Adı: Ulusların Zenginliği(1)

Kitabın Yazarı: Adam Smith

Palme Yayıncılık, 2012

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.