Balkanlarda İslamofobi

  • Balkanlarda İslamofobinin kökenleri nereye dayanıyor?
  • İslamofobinin Balkanlar’daki faaliyetleri nelerdir?
  • Balkanlar’da İslamofobi nasıl önlenebilir?

Balkanlarda İslamofobinin Kökenleri ve Gelişimi

Avrupa genelinde yükselen İslamofobi ve yabancı düşmanlığı, farklı etnik ve dini grupların bir arada yaşadığı Balkan ülkelerini de etkiledi. Etnik çatışmanın beşiği olan Balkanlarda, İslamofobi bu çatışmadan beslenerek şiddetli boyutlara ulaştı. Balkanlar’da 1990’ların başından itibaren demir perde rejimlerinin çöküşüne bağlı olarak eski Yugoslavya’nın dağılmasıyla Müslüman topluluklara yönelik etnik baskı süreci şiddetlenerek devam etmiş sonrasında Müslüman varlığı bir tehdit unsuru olarak görülmüştür. İslamofobi kavramı Türkçeye her ne kadar İslam karşıtlığı olarak çevrilse de Balkanlar’da ki kullanımı bu tanımlamanın bir adım ötesindedir. Bazı çevreler İslam dinine ve bu dinin mensuplarına karşı kendi varlıklarını tehdit ettikleri gerekçesiyle tedirginlik duymakta ve korku yaşamaktadır. Etnik ve dini ayrımcılığa maruz kalan genelde Ortadoğu ve Kafkaslardan 90’ların başında Balkanlara göç etmiş Müslümanlar farklı düşünce ve davranışa sahip olmaları nedeniyle kategorik olarak “Vahabi” nitelemesine maruz kalmaları sonucu toplumsal bir kutuplaşmaya zemin hazırlanmıştır. “Radikal İslam’ın” taşıyıcısı suçlamasına maruz kalarak terörize edilmeye çalışılan yabancıların bölgedeki varlığını aynı zamanda AB’nin güvenliği için de bir tehdit olarak niteleyen islamofobik grupların propagandası sayesinde toplumlararası güven duygusu zayıflatılmaya başlamıştır.1992-1995 yılları arasında yaşanan Bosna savaşı sırasında Sırpların gerçekleştirdiği katliama ve etnik temizliğe karşı Bosnalı Müslümanlara yardım etmek amacıyla Ortadoğu ve Kafkaslardan bölgeye savaşmak üzere gelenlerin bir bölümü savaştan sonra geri dönmeyerek bu ülkeye yerleşmiş bölge halkını da etki altına almıştır. Sünnet-bidat duyarlığını hayata taşıma biçimi diğer Müslüman gruplara göre daha lafızcı ve daha keskin selefi fikirlerin Balkanlarda yayılmasına sebep olmuşlardır. Bununla birlikte 11 Eylül sendromuyla salgına dönüşen islamofobinin kısa sürede Balkanlara ulaşmasından sonra islamofobiden en çok bu selefi gruplar etkilenmiştir. Hükümetler tarafından kendilerine vatandaşlık, evlenme ve çalışma gibi önemli haklar tanındığı halde yüzlerce kişi güvenlik gerekçesiyle vatandaşlıktan çıkarılarak sınırdışı edilmiştir. Bölge Müslümanlarına karşı da derin bir ötekileştirme propagandası yapılmıştır.

İslamofobinin Balkanlardaki Örnekleri

İslamofobinin etkisiyle gelişen olaylarla çok geçmeden Bosna, Makedonya, Yunanistan ve Bulgaristan’da İslam karşıtı kampanyalar devreye sokulmuştur. Bölge Müslümanları direk ya da dolaylı olarak şiddet eylemlerine maruz kalmışlardır. Hatta bölgedeki genel hâkim görüşe göre 90’larda yaşanan Bosna Hersek’te gerçekleşen savaşta yaşanan soykırımın sebepleri arasında İslamofobi var. Yaralarını sarmaya çalışan Bosna’da günümüzde de sular durulmamış İslamofobik saldırılar devam etmiş. Camiiler kundaklanmış 2014’te Kızlar-Agine ve Hamidiye Camiilerine, Bosna Hersek’teki iki entitesinden biri olan Bosna Sırp Cumhuriyeti’nin fiili başkenti Banya Luka’da ki Sefer Begova Camiisine saldırılar düzenlenmiş,2013te Bayram Namazına giden Boşnak Müslümanlar darp edilmiş bu saldırıların faillerine hiçbir cezai yaptırım uygulanmayarak yeni saldırıların gerçekleşmesine zemin hazırlanmıştır. 

 

Makedonya’da ise durum biraz daha farklı çünkü Makedonya’da ki bu islamofobik sendrom devlet eli ile gerçekleştiriliyor. Makedonya’nın başkenti Üsküp’te 1925’te yıkılan Burmalı Camii’nin bulunduğu yere “Üsküp 2014” projesi çerçevesinde orduevi inşa ediliyor. Geçtiğimiz yıllarda parlamentoya taşınan tartışmalara neden olan ve Makedonya’da yaşayan Müslümanların protestolarına rağmen Makedon yetkililer bu projeyi gerçekleştiriyor. İki Milyon nüfusunun %33’ü Müslüman %66’sı Ortodoks Hristiyan olan ülkede ‘Üsküp 2014’ projesinin şehir merkezini bir tür pagan Hristiyan meydanına çevirmesi, ülkenin çok kültürlü ve multi-etnik yapısını aksettirmediği için tepkilere neden olmuş. Bununla birlikte Üsküp’ün en yüksek tepesi Vodna’ya dikilen devasa ışıklı ‘haç’, Üsküp kentinin Hristiyanlarla mukim yerlerine dikilen ışıklı dev haçlar bir yerde İslâm karşıtlığının simgelemiştir. Ohrid’teki Turgutlu Caminin bir şekilde kırılan hilatı yerine kubbeye haç konulmuştur. Bu yüzden halk bu camiye şimdilerde “Kırst (haç) Camii” demektedir. Makedonların, “Üsküp 2014” projesi kapsamında başkentin en işlek meydanına; Osmanlı’ya isyan eden komitacılara ait büst ve heykeller dikilmiş ve Vevçani Karnavalı’nda İslam’a ve Müslümanlara görülmemiş şekilde ahlaksızca hakaretler edilmesi ile huzursuzluğu biraz daha artırmıştı. Bu rezaletin üzerinden bir yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen, Makedon makamlarından resmi bir özür dilenmemiş. Makedonya Batılı Devletlere şirin gözükmek adına Avrupa’da karizmatik bir söylem olarak “islamofobiyi” benimseyerek bir devlet dili haline getirmiştir.

 

Bulgaristan’da ise ırkçı grupların Müslümanların ibadethanelerine saldırıları sistematik bir şekilde devam etmektedir. Nüfusu 7,3 milyon olan Bulgaristan’da 1,5 milyon Müslüman yaşıyor. Bulgaristan’da 2012 yılında cami ve müftülüklere karşı toplam 12 saldırı düzenlenmiş. Komünist rejimin yıkılmasından bu yana ülke genelinde son 25 yılda bu tür çirkin eylemlerin sayısı 250’ye varmıştır. Hükümetin hiç bir girişimde bulunmaması ile bu ırkçı gruplar saldırılarını “Gotze Delçev’de tek bir camii kalmasın” kampanyaları ile şiddetlendirmiş. Müftülük Binalarına domuz kafaları atılmış, Müslüman hanelerin kapılarına gamalı haç çizilmiş ve islamofobi tam bir cadı avına çevrilmiştir.Bulgaristan’da gittikçe destek kaybeden Rusya yanlısı, aşırı milliyetçi, genel başkanı ırkçı ve antisemitist olarak bilinen Volen Siderov olan faşist ATAKA (ATAK) partisi gibi siyasi aktörlerin saldırıları özellikle son yıllarda artmasıyla islamofobiyi endişe verici bir duruma getirmiştir. ATAKA partisi milletvekillerinin 2011 yılında Sofya’da Banya Başı Camisi’ne karşı düzenlediği saldırı bu tür provokatif eylemleri cesaretlendirmiştir. Bulgaristan’da islamofobinin parti üyeleri aracılığı ile yapılması, liderlerin bu şiddeti söylemlerinde kullanması islamofobiyi yavaş yavaş kurumsallaştırarak meşruiyet kazandırmıştır.
Yunanistan’da islamofobinin boyutları daha çok aşırı milliyetçilik ile paralel gitmektedir. Yapılan camii saldırıları, Müslümanları ötekileştiren söylemler ve İslam karşıtı filmlerin, gazetelerin toplum algısını yönlendirmesi ile bu islamofobik şiddet daha meşru bir hal almaya başlamıştır.
Arnavutluk ve Kosova’da ise nüfusun neredeyse tamamına yakınının Müslüman olması bu iki ülkede islamofobik faaliyetleri yok denecek kadar aza indirgemiştir.

 
Yakın Zamanda Balkanlarda İslamofobinin Geleceği

Bölgede zamanla netleşip görünür hale gelen nitelikteki islamofobi politikalarının hangi amaca hizmet ettiğini sorgularsak. Şu sonuçlara varabiliriz: Dayton Anlaşması Bosna-Hersek’te bütünleşmeyi sağlayamadığı gibi batılı kurumların otoritesini mutlaklaştırmıştır. Avrupa Devletleri’nin Bosna’yı benimsemeleri için kültürel, dini, ekonomik anlamda Müslümanların azınlık olması gerekmektedir. Bosna-Hersek’in mevcut federatif yapı ile daha fazla ayakta durması imkânsızdır.Soykırıma uğrayan bir halkın geleceğini saldırgan tarafın iradesine teslim etmek, yeni ve çok daha yıkıcı bir savaşı tahrik etmek demektir. Yakın zamanda Balkanlarda bir savaş olması ihtimalinde bu savaştan en çok etkilenen Bosnalı Müslümanlar olacaktır.

 

Makedonya, NATO ve AB üyeliğini hızlandırmak için “Radikal İslam” tehdidi altında olduğu propagandasını ana akımlaştırmaya çalışacak bu girişim inandırıcı görülmediği gibi ülkedeki Müslümanları rencide edecektir. Sırp-Makedon ittifakı gibi oldukça tehlikeli birleşmenin Balkanlardaki Müslüman nüfus üzerinde oluşturacağı algı kesinlikle negatiftir. Bu türden stratejiler ülkedeki etnik ve dini ayrışmayı hızlandıracak ve bölgenin yakın zamanda yeniden gerilmesine sebep olacaktır.


Türkiye’nin Balkanlardaki faaliyetlerinin artmasıyla birlikte sivil toplum örgütlerinin dini ve kültürel faaliyetlerinin görünür hale gelmesinden batılı çevreler, Rusya ve tabi ki İsrail fazlasıyla rahatsız olmaktadır. Türkiye’nin bölgede ve Batı Dünyasındaki manevra kabiliyetini kısıtlamak için Türk dış politikasını “Neo Osmanlıcılık” söylemini yaygınlaştırmakla mahkûm etmeye çalışacaklardır.

 

Balkanlarda İslamofobi Nasıl Önlenebilir
Sonuç olarak şunu ifade edebiliriz ki balkanlarda azınlıkta kalan Müslümanlar, islamofobinin en şiddetli tezahürleri ile karşılaşmış ve hala karşılaşmaya devam etmektedir. Balkan Müslümanlarının islamofobi sendromu ile başa çıkabilmesi için birkaç tedbir alınabilir;

Rusya’nın bölgedeki Slav Halklarını bahane ederek bölgede uyguladığı pan-slavist politikanın bölgedeki etkilerini kırmak için halkın ülke vatandaşlığı aidiyetlerini kuvvetlendirerek ülkedeki azınlıklarla ortak menfaat üzerine birlikte hareket etmelerini sağlamak,

Etnik çatışmanın İslamofobi’de etkisini kırmak adına bölgedeki Müslümanların milliyetçilikten ziyade ortak bir dil geliştirmeleri adına ümmetçilik bilinci ile hareket etmelerini sağlamak adına bölgedeki din otoritelerinin (ulemaların, müftülerin) ortak hareket ederek ortak bir dil geliştirmelerini mümkün kılmak,

Müslümanların bölgedeki etkisini arttırmak adına siyasette aktif rol almalarını sağlamak ve bölgedeki Türk Partilerini destekleyip etkilerini arttırarak, parlamentolarda Müslümanların koltukların sayısını arttırmak,

Tarih kitaplarında Osmanlı üzerinden İslam düşmanlığı barındıran içerikteki konuların kaldırılması için Kosova ve Türkiye arasında 2013’te yapılan tarih kitaplarının içeriğinin değişimi hususunda yapılan mutabakat örneğini baz alarak tüm Balkan Tarihçilerinin bir an önce harekete geçerek yeni bir tarih söylemi ortaya koymalarına zemin hazırlamak.

Kundaklanan camiileri ve zarar gören ya da tehdit altındaki İslami yapıları koruma altına alarak hükümetlerin islamofobiye karşı bir tavır sergilediklerini bu saldırıların karşısında gerçekçi bir tutum izleyerek yeni saldırıların etkisinin minimize edilmesini sağlamak.

 

Duygu DEMİR

TUİÇ BALKAM Asistanı

KAYNAKÇA

 

  1. “Bosnian Government Begins Deporting Foreign Muslim Fighters” http://www.voanews.com/content/a-13-2007-08-09-voa37/402737.html
  2. The Islamic Community in Bosnia&Herzegovina. “The Second Report on Islamophobia”. http://www.rijaset.ba/english/index.php/component/content/article/2-uncategorised/265-report-on-islamophobia
  3. AA, TRT http://www.trtturk.com/haber/balkanlarda-islamofobi-endisesi-104825.html 19.01.2015
  4. Oslobodenje http://www.oslobodjenje.ba/index.php?id=4660 18.11.2011
  5. Balkan Insıght http://www.balkaninsight.com/en/article/global-terrorism-map-gives-mixed-picture-for-balkans 28.05.2015
  6. Mazllom Kumnova ve Munish Hyseni, Leximi-7, Priştine 2004, s. 

 

Sosyal Medyada Paylaş

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Türkiye ve Yunanistan Avrupa Hava Kalkanı Girişimi’ne Katıldı

Avrupa'nın güvenlik mimarisinde önemli bir gelişme olarak kaydedilen, Türkiye...

Süper Çeşitlilik Çağında Göçmenler ve Kimlik Değişimleri

Görkem Anlaş, Göç Çalışmaları o-Staj Programı Giriş “Süper çeşitlilik” değişen göç...

Ortadoğu’da Petrol ve Siyaset: ‘Hidrokarbon Vatandaşları’

Kitap Adı: Hydrocarbon Citizens: How Oil Transformed People and...

Xi Jinping Düşüncesinin Gerçek Kökleri

Xi Jinping Düşüncesinin Gerçek Kökleri: Çinli Siyaset Filozoflarının Moderniteyle...