CHP ve Türkiye’nin Ortadoğu Politikasında Süreklilik: Kılıçdaroğlu’nun Ortadoğu Basınıyla Toplantısı

Türkiye’nin AK Parti döneminde izlediği Ortadoğu politikasının sürekliliği uzunca bir dönemdir Ortadoğu basınında ve kamuoyunda ciddi şekilde tartışılmaktadır. Ortadoğu ülkelerine yaptığımız ziyaretler esnasında en fazla gündeme gelen sorulardan biri de, Türkiye’de herhangi bir iktidar değişiminin yaşanması durumunda bunun Türkiye’nin Ortadoğu politikasına nasıl yansıyacağıdır. Katar’dan Yemen’e kadar hemen hemen tüm gazeteci ve söz konusu ülkelerin dışişleri bakanlığı mensupları bizlere bu soruyu yöneltmektedir. Bu çerçevede CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Merkezi’nde Ortadoğu-Arap ülkeleri gazetecileriyle kahvaltılı bir bazın basın toplantısı düzenlemesi oldukça yararlı olmuştur. Söz konusu toplantıya İran, Katar, Lübnan, Irak, Katar, Mısır, Kuveyt, BAE’deki bazı gazete, televizyon ve haber ajanslarının yanı sıra Türkiye’den de ORSAM’ın davet edilmesi bir anlamda Ortadoğu üzerine ciddi araştırmalar yapan kuruluşların bu konudaki çalışmalarına olumlu yönde katkı sağlamıştır. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun vermiş olduğu mesajların Ortadoğu toplumunun Türkiye’deki siyasal ve toplumsal gelişmelere ve Türkiye-Ortadoğu ilişkilerinin sürekliliğine olan bakışını da derinden etkileyeceğini belirtmek gerekir.

CHP’nin Ortadoğu Açılımı: Yeni Ortadoğu Politikası

Uzunca bir dönemdir hem Batı’da hem de Ortadoğu’da yaşanan politik olaylara ilgisiz kalan CHP’nin Kılıçdaroğlu ile birlikte yeni bir Ortadoğu açılımına gitmesi dikkat çekicidir. Esasında Kılıçdaroğlu’ndan önce Deniz Baykal’ın Suriye ziyareti gündeme gelmiş ancak yaşanan bazı parti içi gelişmelerden dolayı bu ziyaret gerçekleştirilememişti. Dolayısıyla son yıllarda CHP’nin yeni bir Ortadoğu politikasına yönelmeye çalıştığı görülmektedir. Bu politika belki de CHP’nin ilk kurulduğu dönemdeki Ortadoğu politikasına dönüş olarak da ifade edilebilir. 1950 öncesi döneme bakıldığında devleti yöneten bir parti olarak CHP’nin Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki sınır sorunlarından Sadabat Paktına göre birçok alanda Ortadoğu ülkeleriyle yoğun bir işbirliği geliştirildiği görülmektedir. Ancak çok partili sisteme geçildikten sonra CHP’nin üst yönetimi ile tabanında Ortadoğu’ya ve Ortadoğu’daki gelişmelere yönelik bir kopuş süreci yaşanmaya başladığı ve söz konusu kopuşun zaman içerisinde kendisine ideolojik bir geri plan oluşturduğu görülmektedir. İdeolojik yapıda derinleşen ayrımın da etkisiyle CHP’nin Ortadoğu ülkelerini ve toplumlarını “öteki” olarak tanımlamaya başlaması oldukça önemlidir. Günümüzde bile Sayın Canan Arıtman gibi bazı CHP milletvekillerinin Ortadoğu denince kadınların toplumsal hayattaki konumlarını eleştirel bir şekilde öne çıkartmalarını, etnik anlamda Arap toplumuna olumsuz yaklaşım göstermeleri ve ülkelerin sahip olduğu rejimleri farklı kavramlarla kötü bir şekilde nitelendirmeleri dikkat çekmektedir. Bu bağlamda Kılıçdaroğlu’nun Ankara toplantısında Ortadoğu toplumunda var olan eleştirileri giderici bir yaklaşım göstermesi ve CHP’nin de Ortadoğu ile ilişkileri tarihsel ve toplumsal bağlar üzerinden tanımladığını ifade etmesi önemlidir. 

Ankara toplantısında Kılıçdaroğlu’nun öncelikli olarak Türkiye ile Ortadoğu toplumları arasındaki ortak değerlere vurgu yaparak başlaması ve ardından da Ortadoğu ve Kuzey Afrika ile yüzyıllarca aynı çatı altında yaşadıklarını, aynı ninnilerle büyüdüklerini ve aynı şarkılarla sevindiklerini dile getirmesi dikkat çekicidir. Ortak siyasal tarih konusunda da Kılıçdaroğlu’nun “Çanakkale’de de Yemen de de düşmana karşı birlikte direndik, birlikte şehit olduk. Tarih bizi zamanla ayırsa da sınırlar bizi ayırsa da kalplerimiz hep bir oldu. 21. yüzyıl akrabalarımızı tekrar hatırlama ve tekrar kavuşma zamanıdır” gibi ortak tarih ve medeniyet vurgusunda bulunması ve ilişkilerin yeniden geliştirilmesine CHP’nin hazır olduğunu ortaya koyması önemlidir.

Toplantı esnasında Tunus ve Mısır’da yaşanan olaylara değinmesi bir anlamda CHP’nin Ortadoğu’da son günlerde yaşanan olayları da yakından takip ettiğini ve yaşanan sorunların çözümünde demokrasinden ve özgürlüklerden yana olsalar da ülkelerin içişlerine karışmak istemediklerini ortaya koymuştur. Her ne kadar CHP yönetimi ortak tarih ve kültür söylemi kullanılsa da içişlerine karışma konusunda temkinli bir Ortadoğu politikasına sahip olduklarını ortaya koymaları ve ulus devlet söylemini öne çıkartmaları Arap yazarlar tarafından not edilmiştir. Akraba olarak tanımladığı Ortadoğu toplumlarında yaşanan gelişmelere yönelik olarak Kılıçdaroğlu’nun “Akrabalarımızın iç işlerine saygımız sonsuzdur. Olaylara dışarıdan veya doğrudan müdahale etmek doğru değildir. Ancak özgürlüğün ve demokrasinin olmadığı yerlerde güvenlik, istikrar, huzur ve mutluluk sorunlarının her zaman yaşanacağı da bir gerçektir. Tunus ve Mısır’da başlayan demokratik dönüşüm hareketlerine dışardan, dolaylı veya doğrudan müdahale etmek yerine, bu ülkeler için özgürlükleri ve demokrasiyi daha sesli olarak dile getirmemiz gerekiyor. Bu konuda atılacak her adıma, akrabalarımıza destek vermemiz gerekiyor” ifadelerini kullanmıştır. Öte yandan Kılıçdaroğlu, bir taraftan ülkelerin içişlerine karışmayacaklarını belirtirken diğer taraftan da demokrasi ve reform çağrılarını destekleyecekleri yönünde bir politika izlediklerini belirtmesi, Arap basını temsilcilerinde bu politikanın somut olarak ne anlama geldiği konusunda soru işaretleri yaratmıştır. 

Bununla birlikte Kılıçdaroğlu’nun üst düzey siyasetçilerin birbirleriyle yakınlaşmasının ülkeler arasındaki dış ticaret hacminin artmasına olumlu katkı sağladığını ve bu politikaları desteklediğini ifade etmesi olumlu karşılanmıştır. CHP’nin, ticari ilişkilerin ötesinde Türkiye ile Ortadoğu aydınları, gençleri, sivil toplum örgütleri, Arap medyasını ve doğrudan Arap kamuoyu ile ilişkilerin geliştirilmesini önemsediklerini ifade etmesi ve bu yönde bazı somut projeler önermesi Türkiye’nin Ortadoğu politikasındaki sürekliliğin bir işareti olarak adlandırılabilir. Kılıçdaroğlu özellikle iki toplum arasındaki karşılıklı algılamayı daha sağlıklı bir hale getirmek için siyasal ve ekonomik işbirliğinin yanı sıra edebiyatçılar, tarihçiler, sosyologlar, siyaset bilimciler ve uluslararası ilişkiler uzmanları, doktorlar, mühendisler, öğretmenler ve diğer tüm aydınlar arasındaki diyalogun gelişmesinin önemini ortaya koyması önemli olmuştur. Bu kapsamda da somut olarak Doğu Akdeniz’de bir işbirliği platformu ve “Ortadoğu Evi” projelerini gündeme taşıması dikkat çekicidir. Ortadoğu Evi projesi kapsamında aydınlar, akademisyenler, yazarlar, şairler ve ressamların bir araya getirilmesi ve bu diyalog sürecinde ortak tarih ve kültür gibi olayların yeniden ele alınmasının ülkeler arasındaki işbirliğine sağlıklı bir zemin kazandıracağını ileri sürmüştür.

CHP’nin Orta Doğu Politikasında Açıklık Getirmesi Gereken Bazı Konular

CHP’nin Kılıçdaroğlu ile birlikte yeni bir Ortadoğu açılımına yönelmesi Ortadoğu toplumlarının Türkiye’nin Ortadoğu politikasının değişebileceğine yönelik tedirginliklerini kısmı şekilde karşılamakla birlikte toplantıda dile getirilen bazı politikaların da Ortadoğu toplumları tarafından eleştirildiğini belirtmek gerekir. Örneğin bir yandan demokratik reformların desteklenmesi ve özgürlüklerden bahsedilirken diğer yandan da tekleştirci ve farklılıkları dışlayıcı ulus devlet vurgusu, bu ülkelerdeki iktidarı elinde tutan gruplarla sorunlar yaşayan muhalif grupların taleplerini karşılamaktan uzaktır. Örneğin, CHP’nin Lübnanlı Şii/Hizbullah, Sünni/Hariri veya Maruni gruplar arasında yaşanan sorunlar karşısında nasıl bir çözüm önerisi sunmaktadır. Sorunun ulus devlet konseptinin ötesinde farklı mezhepsel grupların varlığını ve etkisini sürdürme çabası olarak yaşanmakta olduğu göz ardı edilemez.

Bunların dışında Yemen’de hükümet güçleri ile Şii Hutsi gruplar arasında yaşanan çatışmalar, Suudi hanedanlığıyla ilişkiler veya diğer Emirliklerle hangi düzeyde ilişki kurulacağına dair genel bir çerçeve sunulabilmiş değildir. Bir yandan demokrasi ve halkların taleplerine saygı, diğer yandan iç işlerine müdahale edilmeyeceği söylemi ve tüm bunların ötesinde hali hazırda yaşanan sorunlar…

Seküler kimlik vurgusu önemli olmakla birlikte CHP’nin seküler olmayan yapılarla ilişki kurup kuramayacağı da açıklığa kavuşmuş değildir. Yani, Oryantalist bir bakış açısıyla Ortadoğu’nun birer gerçekliği olan toplumsal muhalefet gruplarını değiştirip dönüştürmeyi mi öngörmekte yoksa onlarla doğrudan ilişki mi kuracaktır? Diğer bir sorun da, kendisini mezhepsel veya dinsel kimlerle tanımlayan grup veya rejimlerle hangi düzeyde ilişki kurulacağı konusundadır. Bu bağlamda CHP’nin henüz Ortadoğu’da bir siyasi temsilciliğinin kurulmaması da önemli eksiklik olarak görülmektedir. Ancak en azından söylem düzeyinde Ortadoğu’ya olan ilginin ortaya konulması Ortadoğu toplumlarında ve rejimlerinde Türkiye’nin Ortadoğu politikasındaki sürekliliğinin daha iyi anlaşılması açısından yararlı olmuştur.

Bununla birlikte Kılıçdoroğlu’nun toplantıda belirtmiş olduğu ifadelerin hem Ortadoğu toplumu üzerinde hem de CHP tabanı üzerinde önemli bir etkiye yol açması beklenebilir. Söz konusu etki, CHP’li parlamenterlerin ve yöneticilerin Ortadoğu meselelerine daha temkinli ve ılımlı bir söylemle yaklaşmalarına; tabanın da Ortadoğu siyasetini indirgemeci/tepeden inmeci değil iç dinamikleri ve demokratik talepleri dikkate alarak anlamaya çalışmasına katkı sağlamak şeklinde olabilir. 

Doç. Dr. Veysel Ayhan

ORSAM Danışmanı

Abant İzzet Baysal Üniversitesi

 

http://www.orsam.org.tr/tr/yazigoster.aspx?ID=1509

 

Sosyal Medyada Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Partilerin Siyasal Söylemi Olarak Seçim Şarkıları

Özet Demokrasilerde bilindiği üzere toplumu temsil etmeye talip kişi ve...

Operasyon: Argo (2012)

Yapım Adı: Operasyon: Argo Yapım Yılı: 2012 Yönetmen: Ben Affleck Tür: Gerilim/Dram Ben...

Türkiye’deki Gençlerin Eğitim Seviyelerinin Artmasında Gönüllülüğün Rolü

Özet Sivil toplum kuruluşları ve bu kuruluşlara gönüllülük esasıyla katılımın...