Göç, Beyin Göçü ve Türkiye

0
102

Özet

İnsanlar bulundukları mekanlar ve çevreleri ile kurdukları ilişki üzerinden anlam kazanmaktadır. İnsanların içinde oldukları mevcut ülkenin politik, ekonomik ve sosyal problemler gibi birçok sebepten başka ülkelere göç etmektedirler. Bu göçler farklı türler ve amaçlarda gelişebilmektedir. Göç kavramı birçok sosyal bilimci tarafından anlaşılmaya çalışılmıştır ve bu amaç doğrultusunda teoriler üretilmiştir. Ülkelerdeki yetersiz ekonomik güç, istihdam sorunu ve gelecek korkusu o ülkedeki eğitim görmüş ve vasıflı insanların göçüne sebep olmaktadır ve bu göç tipine de beyin göçü denmektedir. Bu araştırma yazısında göç kavramı, göç ve göçmen türleri, göç teorileri; Türkiye’de beyin göçü özelinde ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: Göç, Beyin Göçü, Küreselleşme, Uluslararası Göç, Türkiye.

Abstract

Individuals gain meaning by establishing relations with spaces and environments surrounded to them. Individuals migrate to other countries because of their country’s problems such as political, economic and social problems. These migrations can develop in different types and purposes. The concept of migratiın has been tried to be understood by many social scientists and several theories were developed according to this purpose. Insufficient economic conditions, the problem of unemployment and concern for future at the domestic level can lead educated and skilled individuals to migrate to other countries, which constitues the type of migration that is called brain drain. In this research paper, the concept of migration, types of migration and immigrants, theories of migration will be examined with a specific focus brain drain in Turkey.

Key Words: Migration, Brain Drain, Globalization, International Migration, Turkey.

Sponsorlu

Giriş

İnsanlar bulundukları mekan ve çevre ile anlam kazanırlar. İnsan ve insana dair şeyler mekan ile anlam kazanır. Nitekim insanlar bulundukları mekanları isteyerek veya istemeyerek terk etmek zorunda kalabilir. Bu terk etme olgusunun şekillenmesinde ekonomik, siyasi, politik, çevresel faktörlerden söz edebiliriz. Genel itibariyle insanların bu faktörlerin etkisi ile bir mekanda başka bir mekana geçmesine göç denir. Bu mekansal değişim bireyin dünyasını da değiştirmektedir. Yapılan her göç birbirinden farklıdır ve bu sebepten dolayı farklı amaçlara hizmet eder. 

Sanayi Devrimi, fabrikalarda üretimin başlaması, kapitalist sistemin yükselmesi, hızla değişen teknoloji ve ihtiyaçlar nitelikli iş gücü ihtiyacını doğurmuştur. Özellikle ABD ve Kanada gibi gelişmiş ülkeler, gelişmekte olan ya da gelişmemiş ülkelerdeki nitelikli insanlara daha iyi yaşam olanakları sunması ve emeklerinin karşılıklarını vermeleri nedeniyle nitelikli insanları kendi ülkelerine çekmişlerdir. 

Türkiye’de ise son yıllarda artan istihdam oranının azlığı, düşük ücretler ve iş yerlerinde zor çalışma şartları, özellikle gençleri yurt dışına çıkmaya itmiştir (Yılmaz, 2019: 221). Yurt dışına çıkmak isteyen öğrenciler burslar ile desteklenmiş ve 2000 yılından itibaren yurt dışına çıkma ve kariyer yapma oranı da artmıştır (Yılmaz, 2019: 221).

1. Göç Kavramı

Toplu veya parçalı şekilde olan arkasında politik, ekonomik, toplumsal, doğal sebepler barındıran ve insanların bir mekandan başka bir mekana geçip artık toplumsal bağlamlarını oradaki mekan ile kurmalarına göç denir. Göç kavramının temelleri tarihin ilk zamanlarına kadar uzanmaktadır. Modern dönemde ise, Afrika’dan Batı’ya gerçekleşen köle ticareti ile ve sonraki dönemde işgücü transferi ile göç uluslararası  düzlemde devam etmiştir. Mekan değişimi insanları başta psikolojik olmak üzere hemen her şekilde etkileyen bir durumdur (Ekici ve Tuncel, 2015: 11). Göç, hem göç eden kişiler için hem de göç alan ülke ve toplum için değişim gerektiren bir durumdur. Göç dinamiği her ne kadar bulunduğu yeri ekonomik anlamda kalkındırmaya yarasa da iki taraf için de kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı durumlara yol açabilir ve bireylerin kentlilik hissinde eksiklik oluşturabilir. 

1.1. Göçün Nedenleri

İnsanların bir mekandan diğerine geçişinin bir çok sebebi olabilir. Özellikle küreselleşen ve kitle iletişim araçlarının arttığı günümüz dünyasında, göçün en büyük sebeplerinden biri insanların daha iyi yaşam standartlarına sahip olmak istemeleridir. Özellikle doğudan batıya ve güney yarım küreden kuzey yarım küreye göç oranı yüksektir (Ekici ve Tuncel, 2015: 13).

Göçe neden olan unsurlar, göçün başlangıcı ve devam sürecinde değişmektedir. Siyasi nedenli göçler ekonomik olarak devam edebilmektedir. Buna örnek olarak da Türkiye’deki Suriyeli ve Afgan mültecilerin Türk vatandaşlara kıyasla daha ucuz iş gücüne çalıştırılması örnek verilebilir. 

1.2. Göç Çeşitleri

Her göç birbirinden farklı özellikler ve faktörler içermektedir. Göç kitlesel olabileceği gibi kişisel de olabilmektedir. Zoraki ya da gönüllü olması, göçün etkisinin ve arkasındaki nedenin anlaşılması açısından önemlidir.

İnsanların yaşam koşullarını iyileştirme, daha iyi eğitim alma ve daha iyi bir yaşama kavuşma arzusu ile yapılan göçe “gönüllü göç” denmektedir. Savaş, doğal afet, siyasi ve dini baskılar sebebi ile yapılan göçlere ise “zorunlu göç” denmektedir (Nedir.org, 2016). Gönüllü veya zorunlu göçün etkisi ve göç edilen ülkedeki devletin yardımları bu noktada önemlidir. Göç eden kişileri ekonomik, sosyal, istihdam ve barınma gibi temel insan ihtiyaçlarını sağlamak göç edilen devletin sağlaması gereken yardımlardır.

2. Göçmen Türleri

Göçmen, daha iyi bir yaşam arayışı ile kendi iradesi ile farklı bir mekana gitmeye tercih eden kişi olarak tanımlanabilir. Bu kavram, kişinin kendisini sosyal, ekonomik, siyasi ve geleceğe yönelik beklentisini iyileştirmek üzere farklı bir ülke veya şehre giden kişileri kapsamaktadır (Yılmaz, 2019: 222). 

Ülkelerindeki savaş, kaynak yetersizliği, doğal afet, siyasi baskılar sebebi ile göç eden kişilere sığınmacı denmektedir. Bu kişiler artık kendi ülkelerinde can güvenliklerini sağlayamamakta ve bir çok psikolojik ve fiziksel sorunlar ile karşılaşmaktadırlar. Sığınma ulusal ya da uluslararası olarak verilen bir koruma türüdür.

Uluslarası Göç Örgütü (2004) mülteci kavramını ise, “Irkı, dini, tabiiyeti, belirli bir sosyal gruba mensubiyeti ve siyasi görüşleri yüzünden haklı bir zulüm korkusu nedeniyle vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve söz konusu korku yüzünden, ilgili ülkenin korumasından yararlanmak istemeyen kişi” olarak tanımlanmaktadır.

Gönüllü göçmen, kendi iradesi ile yasal yolları (evlilik) kullanarak hedeflediği ülkede vatandaş olup orada yaşamak isteyen kişileri tanımlamak için kullanılabilir (Yılmaz, 2019: 222). Buradaki amaç yaşam koşullarını iyileştirmektir. Bulundukları ülkede istihdam bulamayan, maddi ve manevi bir şekilde işinin karşılığını alamayan ve diğer ülkelere iş bulmak amacı ile giden kişiler “işçi göçü” olarak tanımlanabilmektedir. Gönüllü göçmenlerin bir kısmı ülkelerinde nitelikli eğitim görmüş, potansiyeli olan kişilerden oluşmaktadır ve bu potansiyellerini kullanabilecekleri ülkelere gitmektedirler. Beyin göçüne dahil olan kişilerin yüksek iş potansiyeli ve yüksek beyin gücü taşıdığını söyleyebiliriz.

3. Göç Kuramları

3.1. İtme Çekme Kuramı

İtme çekme kuramı, ilk kez Everett Lee tarafından geliştirilmiş bir göç kuramıdır. Lee daha çok göç olgusunun kendine odaklanmış fakat bireysel düzlemde göçmeni de göz ardı etmemiştir (Çağlayan, 2006: 72). Lee göçlerin karakteristik özelliklerini, itici ve çekici sebeplerini araştırmıştır ve bunları dört temel faktörde belirtmiştir. 

  • Yaşanan yerle ilgili faktörler
  • Gidilmesi düşünülen yer ile ilgili faktörler
  • İşe karışan engeller
  • Bireysel faktörler (Yalçın, 2004: 30).

Bu faktörler itme çekme kuramının temel birleşenlerini oluşturmaktadır. İtme çekme kuramına göre hem yaşanılan yerde hem de gidilecek yerde itici ve çekici güçler vardır. Bu kuramda insanları çeken ve uzaklaştıran faktörler vardır. Bunlar “+” ve “-” ile gösterilir. 0 ise nötr durumu ifade eder. Her hangi bir olumlu ya da olumsuz etkisi yoktur. İyi bir iklim insanları çekici bir durum iken kötü hava koşulları iten bir sebep olabilir. Her durum herkes için aynı derece uyumlu olmayabilir. Çocukları olanlar için iyi bir eğitim sistemini çekici iken, çocuğu olmayanlar için yüksek gayrimenkul fiyatları itici bir sebep olabilir. “+” ve “-“ler her birey için gidilecek yer planlamasında farklı şekilde işlemektedir. Kesin ve evrensel değildir. 

Sonuç olarak her bireyin bulunduğu yerden başka bir yere gitmek için bir çok sebebi vardır. İtme çekme kuramı ne kadar net gözükse de aslında göç dediğimiz olgu daha karmaşıktır. Sadece faktörleri incelemek yeterli değildir. Mikro ve makro durumların da göç üzerindeki etkisine bakılması gerekmektedir. Lee’ye göre göç artı ve eksilerin olduğu bir matematik hesabı sonucu değildir fakat bu hesap göçün ilk basamağını oluşturmaktadır (Çağlayan, 2006: 74).

3.2. Petersen’ın Beş Göç Tipi

William Petersen bazı insanların göç ederken bazı insanların neden göç etmediğini araştırmaktadır. Temelde Petersen itme ve çekme faktörleri altında yatan sebepleri araştırmıştır. Petersen, tarihsel döngü üzerinde dururken aynı zamanda bir dönem itici olan güzlerin ilerleyen dönemlerde çekici güç olabileceğinden bahsetmiştir. Petersen göçü anlatırken ekonominin göçü nasıl etkilediğini ve ekonomik yapının farklı sınıflar için ne anlama geldiğinin de üzerinde durmuştur. Bu bağlamlar çerçevesinde Petersen ,bireysel ve sınıfsal farklılıkları da gözeterek, beş göç tipi oluşturmuştur (Çağlayan, 2006: 75).

  • İlkel (primative) göçler: İtme etkisi ile oluşmuş göçlerdir. İnsanların kötü hava koşulları, kuraklık gibi doğal unsurlar ile baş etmek amacıyla yaptığı toplu göçlerdir.
  • Zorunlu (forced) göçler: Bu göç tipinde devlet ya da benzeri sosyal kurumlar rol oynamaktadır. Bu göç tipinde insanların herhangi bir kara verme şansı yoktur. . Petersen, Nazilerin Yahudileri göçe zorlamak için geliştirdikleri anti-Semitik eylemleri, kanunları ve Yahudileri toplama kamplarına taşımak için geliştirdikleri politikaları, zoraki göçe örnek olarak vermiştir (Çağlayan, 2006: 76).
  • Yönlendiren (impelled) göçler: Bu göç tipinde sosyal durumun yarattığı baskı ayırt edici bir rol oynamaktadır. Zorunlu göçten farklı olarak yönlendiren göçte kişilerin göç edip etmemeye dair karar verme şansları vardır.
  • Serbest (free) göç: Bu göç tipinde kişiye toplumdan uygulanan bir itici güç yoktur. Kişi kendi kara ve arzuları sebebi ile göç etmektedir. Bu göç tipi kitlesel değil, bireysel olarak ilerleyen bir göç tipidir.
  • Kitlesel (mass) göç: Küreselleşen dünya, internet, ulaşım ağlarının gelişmesi ve teknolojik gelişmeler ile oluşan durum göçün kitlesel bir hal almasına neden olmuştur. Göç artık kolektif bir olgu olmuştur. Serbest göç ile, özellikle Amerika ve Avrupa, göç eden bireyler deneyimlerini paylaşmış ve göçün kitlesel bir hale gelmesine ön ayak olmuşlardır. Böylelikle teknolojik gelişme, gelişen göçmen ağları, yeni göçmenleri göçe cesaretlendirmiş ve kitlesel göçü arttırmıştır (Petersen, 1958: 259–263). 

Petersen’ın kuramı, göçü ve farklı göç tiplerini anlamak, bunları birbirinden ayırmayı daha rahat anlamamıza sebep olmuş geniş çaplı bir kuramdır. Petersen’ın kuramı günümüzde özellikle uluslararası göçleri açıklamada başarılı ve kullanılabilir bir hal almıştır. 

3.3. Kesişen Fırsatlar Kuramı 

Bu kuram bireyleri göç konusundaki kararları ve onları bu kararlara iten sebepler üzerinde yoğunlaşan ve sosyal aktör olarak göçmeni ön plana çıkaran mikro bir kuramdır (Çağlayan, 2006: 77). 1940 yılında Stouffer ilk kez kesişen fırsatlar (intervening opportunities) kuramından bahsetmiştir. Bu kurama göre göç konusundaki önemli noktalar, göç edilecek mesafe, göç edilecek yerdeki imkanlar ve bu imkanların miktarıdır. Stouffer’ a göre göç ile üzerinde durulması gereken nokta çekim etkisidir. Yani önemli olan gidilecek yerdeki mesafedir. Buna göre yapılacak göçteki gidilecek yerdeki iş imkanlarının çokluğu ve yapılan göç doğru orantılıdır. Yani göç edilecek yerdeki iş imkânlarının çokluğu ve göç mesafesinin kısalığı, o çekim merkezine göç eden kişilerin sayısını artıran faktörlerdir (Jansen, 1970, 11). 

Göç için katedilecek mesafe, güvenlik noktası, devlet sınırları ve sınırların genişliği göç için olumsuz olmaktadır çünkü her bir sınır bir güvenlik sistemi ve mekanizması demektir. Bu durum uluslararası göçü zorlaştıran ve sınırlandıran bir durum olmaktadır. Bu kuramın özellikle ekonomik temelli işçi göçlerinde kullanıldığını söylemek mümkündür.

4. Beyin Göçü

Küreselleşen dünya, internet, bilgi çokluğu gibi faktörler dünya hakkında daha çok bilgi edinebilmemize sebep olmuştur. Özellikle 21. yüzyılda yeni fikirler üretmek, hızlı dünyaya uyum sağlamak, eğitim gördüğümüz alanda etkin olmak ile birlikte beyin gücü ön plana çıkmıştır. Son iki yüzyıldan farklı olarak artık zengin ülkeler işgücü ya da endüstriden çok bilime ve eğitime verdiği değerler ile ön plana çıkmaktadır. Bu sebepten dolayı gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelerdeki üniversite mezunu ve vasıflı insanlar bu değerlere önem veren ülkelere göç etmeye başlamıştır. Buna “beyin göçü” denmektedir. Bu kavram insan sermayesinden ziyade yüksek eğitimli ve zeki bireylerin gelişmiş ülkelere göçünü ifade etmektedir (Docquier ve Rapoport, 2006: 2). Göç eden kişiler arasında doktorlar, mühendisler, üniversite akademisyenleri, bilim adamları ve daha vasıflı personelleri sayabiliriz (Yılmaz, 2019: 224). 

Burada göç etmedeki amaç kendi ülkelerinden daha iyi yaşam koşullarında yaşamak ve emeklerinin karşılığını daha iyi almaktır. Özellikle son yıllarda uluslararası hareketlilik oldukça artmıştır. Birleşmiş Milletler’in yayınladığı Uluslararası Göç Raporu’na göre (2017), 2017 yılında 42 milyon Asyalı uluslararası göçmen Asya’da doğmalarına rağmen başka yerlerde yaşamaktadır. Özellikle Hindistan, sınırları dışında en fazla insan barındıran ülkedir. 2017’de 16.6 milyon Hintli başka ülkelerde yaşamaktaydı. Raporun beyin göçü veren ülke sıralamasında Hindistan’dan sonra Meksika, Rusya ve Çin gelmektedir. En çok beyin göçü alan ülkelerin başında ise Norveç, İsveç, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri gelmektedir.

5. Türkiye’den Uluslararası Beyin Göçü Hareketleri

Türkiye özelinde baktığımızda başka ülkeye göç etmenin itici sebeplerin başında iş bulamama korkusu ve ekonomik nedenler gelmektedir. İtici sebeplerin devamında akademik yetersizlik ve teknolojik yetersizlikler gelmektedir.

5.1. Ekonomik Yetersizlikler

Beyin göçünün en önemli sebeplerinden biri olan bulunan ülkedeki ekonomik yetersizlik ve gidilecek ülkedeki ekonomi seviyesinin daha iyi olmasıdır. Bir taraftan ülke içindeki işsizlik, düşük ücretler, iş bulunamaması gibi nedenler göç için itici unsurlar olurken gidilmek istenen ülkedeki istihdam düzeyi ve maaş imkanları çekici birer unsurdur. Bu yüzden beyin göçü ile göç eden vasıflı insanlar gittikleri ülkelerde kendi ülkelerine daha iyi maaş almaktadırlar. Bu da o ülkenin bu vasıflı kişileri elinde tutmasına yarayan bir unsurdur. 

5.2. Akademik Yetersizlik

Küreselleşme ile birlite insanların ihtiyaçları değişmiş ve bu ihtiyaç değişimi eğitimi de dönüştürmüştür; değişen ihtiyaçlara yönelik insan yetiştirme misyonu ön plana çıkmıştır. Bu imkanları sağlayamayan ülkelerdeki kişileri bu ihtiyaçlarına yönelik ülkelere gitmeye başlamıştır. Özellikle eğitim sisteminin oturmamış olması, eğitim sisteminde çaprazlıklar, olumsuz çalışma koşulları, yükselme fırsatı ve çalışma kültürünün olmaması itici güçler arasındadır (Yılmaz, 2019: 227). 

5.3. Teknolojik Yetersizlikler

Yabancı dil öğrenimi, laboratuar çalışmaları, web tabalı aramaların daha hızlı olması, makale taramasının daha rahat yapılması, kütüphaneler ve yüksek düzey bilgisayarlar hedef ülkelerde bulunan teknolojik aletlerdir. Bu teknolojik aletler ise araştırma yaparken ihtiyacımız olan materyallerdir. Bunların yanı sıra hükümetlerin veya enstitülerin vermiş olduğu fon veya burslar kişileri o ülkede kalmaya ve araştırma yapmaya devam etmeleri için çekici güç olmaktadır (Yılmaz, 2019: 227).

6. İstatistikler ile Türkiye’de Beyin Göçü

İstatistiksel olarak Türkiye’den yurt dışına beyin göçü rakamlarına bakmak mümkündür. Hollanda Göç ve Vatandaşlık Kurumu (IND) 2018 yılının ilk 11 ayında 1020 akademisyen ve yüksek eğitimli kişi Hollanda’ya gitmek için başvuru yapmıştır (BBC, 2019). Ayrılmak isteyen akademisyen ve yüksek eğitimli kişilerin “ülkedeki özgürlük eksikliğinden” şikayet ettiği belirlenmiştir. Bu kurum tarafından verilen daha önceki yıllara özgü rakamlara göre, 2016 yılında Türkiye’den Hollanda’ya beyin göçü kapsamında gelenlerin sayısı 540 kişi iken, 2017 yılında bu rakam 780’e çıkmıştır. Dolayısıyla beyin göçünün her geçen sene arttığını söylemek mümkündür (BBC, 2019).

Birleşmiş Milletler Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre Türkiye’den her yıl 50 bin öğrenci yurtdışına okumaya gitmektedir. TÜİK verilerine göre ise sadece 2019 yılında Türkiye’den yurtdışına 330 bin 289 kişi göç etmiştir (Cumhuriyet Gazetesi, 2021).

İngiltere merkezli Council for At Risk Academics kurumunun yöneticisi Stephen Wordsworth, 2015 yılında normalde haftada 4-5 yabancı bilim adamı ve akademisyenden başvuru almakta iken, 2016 yılında Türkiye‟den gelen talepteki artışla haftada 15-20 başvuru aldıklarını belirtmiştir (The World University Rankings, 2016).

Değerlendirme ve Sonuç

İnsanlar bulundukları mekanları bir çok sebepten ötürü terk edilmek zorunda kalabilirler. Özellikle kapitalist sistemin yayılması ve küreselleşme ile birlikte bu göç olgusu daha çok işçi göçü olarak varlığını sürdürmüştür. Her bir göç birbirinden ayrıdır ve bu sebeple göçler gönüllü ve zorunlu olarak iki ana kategoriye; göçmenler de göçmen, sığınmacı, mülteci ve gönüllü göçmen olarak farklı türlere ayrılmıştır. 

Bu araştırma yazısında; İtme Çekme Kuramı, Petersen’ın Beş Göç Tipi ve Kesişen Fırsatlar Kuramı göç kavramının farklı türdeki yapılarının nedenlerini anlamaya ve bir bağlama oturtmaya çalışmıştır. En temelde olan itme çekme kuramı diğer iki kuramın alt yapısını oluşturmuş ve özellikle beyin göçünü anlamakta Petersen’ın ve Stouffer’in kuramı yardımcı olmuştur. Petersen’in Beş Göç Tipi kuramında beyin göçünün “yönlendiren göç” tipine girdiğini ve Stouffer’in Kesişen Fırsatlar kuramında da insanların daha iyi eğitim, maaş ve yaşam koşulları için bunu sağlayan ülkelere gittiği sonucuna ulaşılabilir. 

Beyin göçü en genel tanımı itibariyle insanların kendilerine daha iyi bir hayat sunmak için kendi ülkelerinden başka ülkeye göç etmesi durumudur. Bu durum özellikle Türkiye’de son yıllarda artmıştır. Türkiye’de beyin göçü çok farklı ve iç içe geçmiş unsurları içinde barınsa da özellikle istihdamdaki yetersizlik, eğitimin yetersiz kalması, ders çalışma motivasyonun azlığı, kütüphane ve teknolojik yetersizlikler gibi faktörlerden kaynaklandığı görülmüştür. 

Miray Zekiroğlu

Sosyoloji Çalışmaları Staj Programı

Kaynakça

BBC News. (2019). Geçen yıl Türkiye’den 1020 kişi “beyin göçü” için Hollanda’ya başvurdu. Retrieved September 12, 2021, from BBC News Türkçe website: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46774679

Cumhuriyet Gazetesi. (2021). Beyin göçü liseden başlıyor: Türkiye’den her yıl 50 bin öğrenci gidiyor. Retrieved September 12, 2021, from Cumhuriyet.com.tr website: https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/beyin-gocu-liseden-basliyor-turkiyeden-her-yil-50-bin-ogrenci-gidiyor-1821257

Çağlayan, S. (2006). Göç Kuramları, Göç ve Göçmen İlişkisi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 17, 67-91

Docquier, F., Rapoport, H. (2006). The Brain Drain, In New Palgrave Dictionary of Economics (2nd Edition).

Ekinci: ve Tuncel, G. (2015). Göç ve İnsan. Birey ve Toplum, 5(1), 9-22.

Jansen, C. J. (1970), Migration: A Social Problem, In Readings in the Sociology of Migration, New York: Pergamon Press.

Nedir.org. (2016). Göç Çeşitleri Nedir. Retrieved September 14, 2021, from Nedir.org website: https://goc-cesitleri.nedir.org/

Uluslararası Göç Örgütü. (2004). Göç Terimleri Sözlüğü (2. Baskı).

United Nations. (2017). 2017 International Migration Report United Nations. New York.

Petersen, W. (1958), A General Typology of Migration, American Sociological Review, 23(3), 256-266.

The World University Rankings. (2016).Turkey’s purge of academia leads to record asylum requests. Retrieved from https://www.timeshighereducation.com/news/turkeys-purge-academia-leads-record-asylum-requests

Yılmaz, E. A (2019). Uluslararası Beyin Göçü Hareketliliği Bağlamında Türkiye’deki Beyin Göçünün Durumu, LAÜ Sosyal Bilimler Dergisi 10(2), 220-232.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here