Kamu Diplomasisi Bağlamında Türkiye’nin Afrika’ya Yardımları

Özet

Uluslararası sistemde, küreselleşmenin beraberinde getirdiği kamu diplomasisi ve yumuşak güç kavramları zaman içerisinde devletler için en az askeri ve ekonomik kapasite kadar önemli yer edinmeye başlamıştır. Türkiye için yeni bir kavram olarak nitelendirilebilecek olan kamu diplomasisi kavramı, Türkiye’nin sahip olduğu kültürel zenginlik de düşünüldüğünde oldukça geliştirilebilecek bir alana sahiptir. Bu araştırma yazısı, Türkiye’nin Afrika’daki faaliyetlerine kamu diplomasisi ve yumuşak güç kavramları çerçevesinde bir odak getirme amacı taşımaktadır. Yumuşak güç ve kamu diplomasisi kavramlarının anlamlarının ve ortaya çıkışının incelenmesinin ardından bu kavramların Türkiye’de gelişimi incelenmiştir. Türkiye-Afrika ilişkilerinin gelişimi, 1998 yılındaki “Afrika Açılımı”ndan “Ortaklık Süreci”ne kadar olan gelişmelerle incelenmiştir. Türkiye’nin Afrika’ya yönelik yardımlarının alanları, kapasiteleri incelendiği gibi Afrika’da uygulanan kamu diplomasisi faaliyetlerinin etkileri ve yansımalarına da değinilmiştir. Afrika’ya yönelik gerçekleştirilen kamu diplomasisi faaliyetleri, ilişkilerin gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Bununla birlikte Afrika’ya yönelik faaliyetlerin henüz istenen boyuta ulaşılamadığı ve kamu diplomasisi faaliyetlerinin ilerleyen yıllarda etkinliğini daha da artırılması hedeflendiği de görülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Yumuşak Güç, Kamu Diplomasisi, Türkiye-Afrika İlişkileri, Dış Yardım, Afrika Açılımı.

Abstract

In the international system, the concepts of public diplomacy and soft power that were brought along by globalization, have started to gain importance for states as much as military and economic capacity. The concept of public diplomacy -which can be described as a new concept for Turkey- has a huge capacity to develop, especially when we take Turkey’s cultural richness into consideration. In this research article, the main aim is to focus on the frame of public diplomacy and soft power with regard to Turkey’s activities in Africa. In the research, after examining the meanings and development of the concepts of soft power and public diplomacy, the development of the concept of public diplomacy in Turkey is analyzed. The development of Turkey-Africa Relations was examined starting from the 1998 “Opening to Africa Policy” to the “Partnership Period”. Also, the impact and implications of public diplomacy activities implemented in Africa were analyzed. Public diplomacy activities carried out for Africa play an important role in the development of Turkey-Africa relations. However, it is also seen that the activities in Africa have not reached the desired level yet and it is aimed to increase the effectiveness of public diplomacy activities in the following years.

Key Words: Soft Power, Public Diplomacy, Turkey-Africa Relations, Foreign Aid, Opening to Africa Policy.

 

1.     Giriş

Küreselleşmeyle birlikte önem kazanan yumuşak güç kavramı, başka ülkeleri zorlama yolunun haricinde kendi etkisi altına alabilme gücü olarak tanımlanmaktadır. Kamu diplomasisi kavramı ise geleneksel diplomasinin aksine, devlet dışındaki aktörlerin birbirleriyle olan ilişkileri olarak ifade edilmektedir. Sivil toplum örgütleri, baskı grupları, uluslararası kuruluşlar, uluslararası şirketler gibi pek çok aktör kamu diplomasisinin bir parçası haline gelmiştir.

Türkiye’de kamu diplomasisinin gelişimine bakıldığında ise 1980’lerden sonra artan sivil hareketlerin Türkiye’de kamu diplomasisi faaliyetlerinin başlamasına neden olduğu ve bu sürecin hızlanmasını sağladığı görülmektedir. Özellikle 2000’li yıllardan sonra artan sivil toplum örgütlerindeki artış ve Türk dış politikasındaki eksen değişikliği, Türkiye’yi Afrika’yla ilişkilerin gelişmesine yönlendirdiği söylenebilir.

1998 yılında başlayan Afrika Açılımı süreciyle birlikte 2005 yılında Türkiye’nin Afrika Birliği Zirvesi’ne gözlemci üye olarak katılması, Afrika kamuoyunda Türkiye’nin prestijini arttırmıştır. Devamında yaşanan gelişmeler, örneğin; 2008 yılında Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nin gerçekleşmesi ilişkilerin gelişmesinin bir örneği olarak gösterilebilir. 2013 yılı sonrasında ise bu işbirliği Ortaklık Projesi’ne evrilmiştir.

Türkiye’nin geliştirdiği bu ilişkiler yapılan yardımlarla birlikte yalnızca devletler arası seviyeden çıkarak pek çok aktörün katkıda bulunduğu bir noktaya getirilmiştir. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) başta olmak üzere bölgeye pek çok farklı aktör tarafından yardımlar sağlanmaktadır.

Bu araştırmanın amacı Türkiye’nin Afrika’yla yürütmekte olduğu kamu diplomasisi faaliyetlerinin etkilerini ve ne ölçüde başarılı olduğunu incelemektir. Bu araştırmada dergi makalesi, kitap, doktora tezi, yüksek lisans tezi, internet kaynakları ve raporlar gibi pek çok farklı kaynaktan yararlanılmıştır.

Önemli tarihsel birlikteliklere ve kültürel ögelere rağmen Afrika’yla olan ilişkilerdeki kopukluk 1998 yılıyla birlikte onarılmaya çalışılmaktadır. Araştırmada, günümüze kadar yürütülen Afrika’ya yönelik kamu diplomasisi faaliyetlerinin niteliği, etkinliği ele alınacak, Afrika’yla ilişkilerin gelişmesinde ve kamu diplomasisi faaliyetlerinin etkinliğinin arttırılmasında ne gibi faktörlerin fayda sağlayacağına değinilecektir.

2.     Yumuşak Güç ve Kamu Diplomasisi Kavramları

2.1. Yumuşak Güç Kavramı

Yumuşak gücün tanımı ilk olarak Joseph Nye tarafından dış politika literatürüne kazandırılmış olsa da yumuşak gücün dış politikada kullanılması, tanımlanmasından çok daha önceki tarihleri kapsamaktadır. Nye yumuşak güç tanımını yaparken, devletlerin yumuşak gücünün devletlerin kültürlerine, değerlerine ve politikalarına dayandığını öne sürmektedir.[1] Yumuşak güç genel anlamıyla bir devletin kendi kültür öğeleri ile başka devletler üzerindeki etkileşiminden doğar.[2]

Küreselleşmenin artmasıyla birlikte sürekli etkileşim içinde olan devletler için artık askeri ve ekonomik kapasite yeterli gelmemektedir. Örneğin, Nye uluslararası terörizmle mücadeleye yönelik yumuşak güç etkisini şöyle açıklamaktadır: devletlerin yalnızca askeri güçleri terör ile müdahale için yeterli değildir. Kamu diplomasisi gibi yumuşak güçler mücadelenin meşruluğunu tanımlamak ve kamuoyuna duyurmak açısından büyük önem taşır.[3] Devletlerin ekonomik güçleri; yapışkan güç (sticky power) olarak tanımlanarak Amerika Birleşik Devletleri’nin çeşitli ekonomik kuruluşları buna örnek olarak gösterilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin küresel sistemde önemli bir rol üstlenmesinin sebeplerinden biri de bunun gibi geleneksel güçlerin yumuşak güçlerle beslenmesinden dolayı gerçekleşmiştir.[4]

Tablo 1: Davranış Spekturumu ve En Uygun Kaynaklar [5] [6]

Tablo 1’de yumuşak ve sert güç kaynaklarının hangi davranış durumlarında hangi kaynaklarla hareket aldığı gösterilmiştir.

Yumuşak güç kaynakları bilişsel, normatif ve duygusal olmak üzere üç sacayağı üzerinde değerlendirilmektedir; buna göre ülkenin dışarıdan nasıl bir çerçeve oluşturduğu, diğer devletlerce bu tavrın olumlu karşılanıp karşılanmadığı ve bu tavrın saygıdeğer bulunup bulunmaması yumuşak gücün nasıl kullanıldığı hakkında belli olgular içermektedir.[1]

Yumuşak güç kavramı pek çok eleştiriyi de beraberinde getirmiştir. Kavram itibariyle tanımı tam olarak yapılamadığı gibi bir ölçüm aracı olarak kullanılamayacağı; ya da yumuşak güç kavramının yalnızca Batılı devletlerle sınırlı kalacağı, savaşların devam ettiği coğrafyalarda yumuşak gücün bir dış politika aracı olarak kullanılamayacağına yönelik bir çok eleştiri getirilmiştir.

2.2. Kamu Diplomasisi Kavramı

Hem yumuşak güç kavramı hem de kamu diplomasisi kavramı özellikle küreselleşmenin getirdiği yeni düzenin iki önemli çıktısıdır. Geleneksel olarak tanımlanan diplomasi, devletlerin birbiriyle kurduğu iletişimi nitelerken yani hükümetler-arası bir düzlemdeyken; kamu diplomasisi bunun dışında kalan tüm aktörleri mercek altına alır.[2]

Oldukça stratejik bir yere sahip olan kamu diplomasisi ülkelerin uluslararası kamuoyundaki imajına ve itibarına çok önemli katkıda bulunmaktadır. Nye’a göre kamu diplomasisinin yürütülmesinin önemli noktalarından biri doğru ve sürekli bilgi aktarımı sağlanmasıdır; bir diğer nokta ise ülkenin “saygın” olarak ifade edilecek prestijli bir marka yaratma stratejisine sahip olmasıdır. Bu şekilde kabul edilen ülkelerin kitleler üzerinde ikna kapasitesinin yüksek olduğunu ifade eden Nye, üçüncü olarak uluslararası kamuoyu ya da devletlerle kurulan ilişkilerin sürekliliğine ve bu ilişkilerin devamlı geliştirilmesi gerektiğine vurguda bulunur. [3]

Kamu diplomasisinin yönetim araçları itibar ve imaj yönetimi olarak ikiye ayrılmıştır: itibar yönetimi yukarıda da bahsedildiği gibi bir ülkenin imaj yönetimi; sözünün dinlenilir olmasına, belli konularda kamuoyu oluşturma gücü olmasına, jeo-stratejik önemine, etkin liderlere sahip olmasına, kültürel aktivitelerde kazanımlarının olmasına, nitelikli insan faktörüne, uluslararası sivil toplumla diyaloglarına göre değişiklik göstermektedir.[4]

Günümüzde kullanılan kamu diplomasisi anlayışı esnektir, iletişim araçlarının arttığı ve sivil hareketlerin önem kazandığı 21. yüzyıl dünyasında katı yaklaşımlı kamu diplomasisi kitleleri ikna için yeterli olmamaktadır.

Kamu diplomasisi, yalnızca devlet yoluyla işleyen bir sürece bağımlı değildir. Devlet destekli çalışmalarla birlikte tamamen bağımsız sivil toplum örgütleri gibi aktörlerce geliştirilen çalışmalar da yürütülmektedir. Kamu diplomasisi aktörleri arasında sivil toplum örgütleri, üniversiteler, medya ve haber ajansları, global şirketler ve uluslararası örgütler gibi zaman içinde daha sayıları çok daha fazla artabilecek aktörler mevcuttur.[5] [6]

  1. Türkiye ve Kamu Diplomasisi

3.1. Türkiye’de Kamu Diplomasisinin Gelişimi

Yumuşak gücün bir parçası olarak kabul gören kamu diplomasisi de özellikle Türkiye gibi kültürel ve siyasi anlamda zengin bir ülke tarafından kolaylıkla uygulanabilecek ve etkin bir diplomasi sürdürülebilecek bir araçtır.[7]

Türkiye’nin uluslararası kamuoyunda tanınırlığı aslında Türkiye’nin kamu diplomasisinde ne kadar etkili olduğuyla birebir ilişkilidir. Bilgi aktarımında sürekli olmaması ya da doğru bilginin aktarılamaması her ülkenin yanlış tanınmasına sebep olacağı gibi Türkiye için de durum aynıdır. Henüz daha kamu diplomasisinin Türkiye için yeni bir alan olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Türkiye’nin kamu diplomasisinde etkin rol almaması geçmişten bu zamana gelmiş pek çok tartışmanın uluslararası kamuoyunda Türkiye aleyhine olan tarafın sempati kazanması yönünde gerçekleşmesine sebep olmuştur.

Kamu diplomasisinde çok önemli bir aktör olan sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’deki gelişimine baktığımızda ilk olarak 1980 darbesi sonrasındaki seçimlerle hükümete gelmiş olan Anavatan Partisi’nin bireyi ön plana alan tavrı karşımıza çıkmaktadır. Çaha, 1983 tarihinden itibaren Türkiye’nin Batı ile bütünleşme sürecinin somut olarak başladığına dikkat çekmektedir.[8]

Bu dönemde sivil topluma dair sorunların hız kazanması -Kürt ve kadın hareketi gibi- devlet-sivil toplum arasındaki ilişkilerin daha hızlı bir şekilde ele alınmasına sebep olmuştur. Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyelik başvurusunun ardından Türkiye için sivil toplum vurgusu önemli bir müzakere konusu haline gelmiştir. Bununla birlikte Türkiye’de sivil toplum kuruluşları adına birçok gelişme de 90’ların sonu 2000’lerin başı olan bu dönemde gerçekleşmiştir.[9]

1992 yılında kurulmuş olan Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) günümüzde halen etkin kamu diplomasisi aktörlerinden biridir. Kamu diplomasisi kuruluşları genel itibariyle Türkiye’nin tanıtılmasını, yurtdışında yaşayan topluluklarla bağlantı kurulmasını ve kültürel-tarihi pek çok alanda çalışmaların sağlanmasını ve yardım faaliyetleri düzenlemesini amaçlamaktadır.[10]

Türkiye’nin kültürel anlamda sahip olduğu değerler düşünüldüğünde, Orta Asya temelli Türk kültürü, Akdeniz, Karadeniz eksenli kültürler, Batı kültürü, Osmanlı Kültürü, İslam kültürü [11] gibi çeşitlendirilebilecek pek çok farklı coğrafyalara uzanabilecek bir yumuşak güç unsuruna da sahip olduğundan bahsedebiliriz. Türkiye, bunun gibi çeşitli kültürel değerleri üzerinden uygulayacağı yumuşak güç siyasetiyle Avrupa, Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya, Afrika gibi farklı coğrafyalardaki kamuoyu üzerinde etki sahibi olabilme potansiyeli olan bir ülke konumunda bulunmaktadır. Türkiye’nin dış siyasetle, terörizm ve güvenlikle alakalı olarak yaşadığı en büyük sıkıntılardan birisi de bilgi kirliliği ve propagandalar olduğu da düşünüldüğünde Türkiye için kamu diplomasisinin gelişimi ve yumuşak gücün arttırılması önemli bir yer kapsamaktadır.

3.2. Türk Dış Politikasında Kamu Diplomasisi

İkinci Dünya Savaşı ardından dış politikada diplomasinin önemi artmış, bireylere verilen rollerin ağırlığı fazlalaşmıştır. Sivil toplum örgütlerinin önemli özellikle kamu diplomasisi bağlamında kendini göstermeye başlamıştır. 2013 yılıyla birlikte sivil toplum örgütleri Türkiye siyasetinde önemli bir konuma gelmiştir. Türk dış politikasında insani yardım, kültürel ve ekonomik gibi pek çok açıdan faaliyetlerin önemli bir rolü olmasıyla birlikte özellikle insani yardım faaliyetlerinin önemi ve başarısı 2017-2018 yıllarında Küresel İnsani Yardım Raporu’nda Türkiye’nin en çok insani yardımda bulunan ülke unvanına sahip olmasıyla da görülebilir.

Özellikle 3 Kasım 2002 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hükümeti yönetme yetkisini alarak iktidar olmasıyla birlikte Türk dış politikasında yeni bir dönem ve hedefler geliştirildiği gözlemlenmektedir. Yumuşak güç odaklı bir dış politikaya geçiş olduğunu ifade eden Davutoğlu’na dayanarak Baskın Oran; 2002 ve sonrasına yönelik dış politika anlayışını şu şekilde ifade etmektedir:[12]

“1) Vizyon sahibi dış politika: Bunalım patlak verdikten sonra onu çözmeye çalışmak yerine, bunalımın çıkmasına engel olmaya çalışılacaktır.(…) 2) Tutarlı ve sistematik bir çerçeve: Her bölgede aynı temel ilkelere bağlı bir politika izlenecektir. 3) Türk Yumuşak Gücünü bölgede yayacak yeni bir diplomasi ve söylem.”[13]

Türkiye’nin Batılılaşma hedeflerinin dışına çıkarak önemli bir eksen değişikliğinde bulunması 2007 yılında gerçekleştirerek eksenini Kuzey Afrika ve Orta Asya’ya yöneltmiştir.[14] [15]

Sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri Türkiye’nin dış politikasında bir eksen değişikliği yaratarak Türkiye’nin güncel gündeminde yer almayan Afrika gibi bölgelerde etkinlik sağlamasına yol açmıştır. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı-TİKA faaliyet sahasına zaman içinde Afrika’yı da dahil ederek beş kıtada proje yürütmektedir.[16]

Türkiye’nin dış politika hedefleri arasında Afrika’yla ilişkilerin geliştirilmesi hedefi, 2003 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) adaylığı ilan edilmesiyle daha da önem kazanmıştır. Bu bağlamda sivil toplum örgütlerinin ve kamu diplomasisinin yer ve önemi oldukça büyüktür.

  1. Türkiye’nin Afrikadaki Kamu Diplomasisi Faaliyetleri

4.1. Türkiye ve Afrika İlişkilerinin Gelişimi

Türkiye ilk “Afrika’ya Açılım” politikasını 1998 yılında uygulamaya başlamıştır. Bu açılıma göre Türkiye’nin hedefi Afrika ülkeleriyle birçok alanda ilişkilerin kurulmasını sağlamak ve ortak projeler gerçekleştirmektir. Afrika kıtasındaki temsilciliklerin artması ve ilişkilerin sürekli hale gelmesi hedeflenmiştir. Afrika’ya Açılım Eylem Planı, 2002’de Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidara gelmesi ile hızını arttırmış, 2003’te “Afrika Ülkeleriyle Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” programı uygulanmaya başlanmıştır. 2005 yılının “Afrika Yılı” ilan edilmesi, Afrika Birliği zirvelerine gözlemci üye olarak katılımlarla ilişkiler daha önce hiç ulaşmadığı bir noktaya kadar ilerlemiştir. 2008 yılında “Türkiye Afrika İşbirliği Zirvesi” toplantılarının ilki gerçekleştirilmiştir, bu görüşmelerde Afrika ülkeleriyle Türkiye arasında pek çok konuda işbirliğinin olacağı kararlaştırılmıştır. 2008-2009 yıllarında Sahra-altı Afrika ülkelerine 15 büyükelçilik ve 1 başkonsolosluğun açılacağı kararlanmıştır.[17] 2002 yılında sayısı 12 olan büyükelçilik 2019 itibariyle 42’ye yükselmiştir.[18]

Afrika Açılım Politikası, 2013 yılından itibaren Afrika Ortaklık Politikasına evrilmiştir; bu ortaklık politikası bütüncül bir anlayışı yani TİKA, AFAD, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Türkiye Diyanet Vakfı, Anadolu Ajansı, Türk Hava Yolları gibi kurumları da kapsayan bir anlayışı ifade etmektedir. Dışişleri Bakanlığı’nın internet sitesinde de bu ilişkilerin boyutlarına yönelik bir açıklama mevcuttur:

“Afrika Kıtası’yla toplam ticaretimiz 2002 yılında 4,3 milyar Dolar seviyesinden 2019 yılı sonu itibariyle yaklaşık 25.3 milyar Dolar’a yükselmiştir. Sahraaltı Afrika (SAA) ülkeleriyle ise 2002 yılında yaklaşık 1 milyar Dolar olan ticaret hacmimiz 2019 yılında 7,604 milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir.”[19]

  • 2008 Yılı Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi

Türkiye’nin Afrika Birliği zirvesinde gözlemci üye olmasının ardından gelişen ikili ilişkiler 2008 yılında Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi’nin yapılmasına ulaşmıştır. Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi Bilgi Notu incelendiğinde; Türkiye-Afrika ilişkilerinin tarihsel ve kültürel geçmişi göz önüne alınmıştır. Afrika’daki Müslüman topluluklara yakın ilişkilerle birlikte laik bir devlet yapısına sahip olan Türkiye, Afrika’daki pek çok grup için bir ılımlı görülen bir ülke olarak anılmaktadır. Türkiye’nin hedeflediği önemli noktalardan biri de ekonomik ve ticari ilişkiler kapsamındaydı. 2008 yılındaki zirvenin hedefi ticaret hacminin 2010 yılına kadar 30 milyar dolar seviyesine getirmekti. TİKA’nın Afrika içindeki varlığını ve faaliyetini arttırmak, Türkiye’yi Afrika Kıtası’nın kalkınma ortakları arasına sokmak bu zirvenin hedefleri arasında bulunmaktaydı.[20]

  • 2010-2014 Türkiye-Afrika İşbirliği Ortak Uygulama Planı

2010 yılının ardından Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle olan ilişkilerini çeşitlendirme ve derinleştirme amacı taşıdığını söylemek gereklidir. 2013 yılından itibaren Afrika’yla olan ilişkilerin ilk adımı olan Açılım Politikasının yerini Ortaklık Politikası almıştır. Ortaklık Politikasının amacı ise: “Türkiye’nin sahip olduğu tecrübesini, toplumsal, siyasal ve kültürel birikimini, sahip olduğu imkân ve kaynakları Afrikalı yönetimlerle ve halklarla paylaşmak; “Afrika sorunlarına Afrika çözümleri” ilkesi çerçevesinde eşit ortaklık ve karşılıklı fayda ilkeleri temelinde kıtanın barış ve istikrarı ile ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunmaktır.”[21]

4.2. Türkiye’nin Afrika’da Kamu Diplomasisi Yönetimi

Türkiye’nin Afrika’da yürüttüğü kamu diplomasisi anlayışı proaktif ve diğer devletlerin aksine daha çok kendi siyasi politikalarına uygun bir uluslararası ortam oluşturma çabası üzerinedir.[22] Türkiye’nin uyguladığı kamu diplomasisi çalışmalarında hedefi tüm Afrika kıtasına yöneliktir; alınan kararlar Afrika’daki tüm ülkeleri kapsayacak şekilde hazırlanmıştır. Eğitim alanında ön plana çıkan yardımlar Afrikalı öğrencilere burslarla birlikte, sağlık, tarım, altyapı, güvenlik ve barışın sağlanması gibi pek çok alanı kapsamaktadır. Türkiye’nin Afrika için yürüttüğü kamu diplomasisi uygulamaları Türkiye’nin sömürgeci bir geçmişinin olmaması; insani değerlere verdiği önemin vurgulanması imaj yönetimi açısından olumlu olsa da Türkiye Afrika ülkelerine gerçekleşen zirvelerde istediği mesajı yeterince iletememiştir. Gerçekleşecek 2021 yılındaki 3. Afrika Zirvesi’nde imaj yönetimi açısından olumlu bir etki yaratması beklenmektedir.[23]

İnsani yardımlar ve kalkındırma yardımlarıyla öne çıkan kamu diplomasisi uluslararası kamuoyunda dikkat çeken “Türk Modeli” adıyla anılmaya başlanmıştır.[24] Türkiye ve Afrika ilişkilerini beraberce devam ettirmesi bölgedeki kamuoyu tarafından olumlu karşılanmakta, Türkiye’nin uluslararası ortamlarda Afrika’daki sorunlara ses olması bölgedeki itibarını arttırmaktadır.[25]

Afrika kıtasına yönelik tüm bu faaliyetler, ilişkileri oldukça iyi bir boyuta getirmesine rağmen Türkiye’nin yumuşak güç kullanımı Afrika’daki kamuoyuna fazlaca yansımamış olması, Türkiye’nin hedeflediği Afrika’ya yönelik kamu diplomasisi faaliyetlerinin etkinliğini azaltan bir faktör olmuştur. Türkiye’nin Afrika’da etkin bir rol oynayabilmesi için Afrika kamuoyuna kendini daha iyi tanıtması ve sürekli etkileşimde bulunabileceği bir ağ kurabilmesi gerekmektedir.

4.3. Türkiye’nin Afrika’daki Yumuşak Gücü

Türkiye’nin 1998 yılıyla başlattığı açılım politikası ve geliştirilen ilişkiler ve politikalar önemli boyutta bir ortaklık stratejisine ulaşmış durumdadır. Bu anlamda Türkiye’nin yalnızca kültür, tarih gibi “alçak politikalarda” değil, bürokrasi gibi alanlarda da etki ederek “yüksek politikada” da Afrika’yla ilişkileri yer kazanmıştır.[26] Zorlama yoluyla elde edilmeyen bu yumuşak güç potansiyeli 21. yüzyıl dış politika stratejilerinde en çok kullanılan yöntemlerden biri olarak önemli bir yer kapsamaktadır.[27]

Nye’ın yumuşak güç kaynağı sınıflandırmasına göre, Türkiye-Afrika ilişkileri çerçevesinde, bu ortaklığı yumuşak gücün “dış politika pratikleri, siyasi değerler ve kültür” bileşenlerinden oluştuğunu söylemek mümkündür.[28] Türkiye bu coğrafyada Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan kültürel ve tarihi kökenlerini, insani değerlerini; sömürgecilik karşıtlığı, demokrasi, temel insani haklar gibi farklı alanlarda yumuşak gücünü kullanmaktadır. Bununla birlikte Afrikalı öğrencilere her yıl artarak sağlanan burs imkanı, 2018 için açıklanan verilere göre son yirmi yılda 14.270 Afrikalı öğrenciye ulaşmıştır.[29] Verilen eğitim desteğiyle birlikte iki kültüre hakim kişi sayısının artması, ilişkilerin gelişmesini son derece etkileyen ve yumuşak gücün daha da etkin kullanımını sağlayan bir faktör oluşturmaktadır.

Türkiye-Afrika ilişkilerinin gelişiminde belirtilmesi gereken bir diğer nokta ise gerçekleşen yardımların yıllar içindeki artışı konusudur; 2000 yılında Sahra Altı Afrika’ya yapılan yardımlar 330 bin dolarken, 2008 yılında 105,3 milyon dolara, 2015 yılında ise 395,77 milyon dolar seviyesine yükselmiştir. Özellikle 2008 yılı ve sonrasında TİKA aracılığıyla yapılandırılan tarım faaliyetlerinin arttırılması hedeflenmiştir.[30]

4.4. Afrika’da Faaliyet Gösteren Kurum ve Kuruluşlar

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA); 1992 yılında Türk dış politikasına alternatif politika anlayışı amacıyla kurulmuştur. Pek çok farklı bölgede ve ülkede Türk dış politikasına paralel olacak bir uygulama aracı haline gelmiştir. Eğitim, sağlık, restorasyon, tarımsal kalkınma, maliye, turizm, sanayi gibi pek çok alanda proje ve faaliyet yürüten TİKA 5 kıtada 150 ülkeye yakın kalkınma merkezli işbirliği çalışmalarında bulunmaktadır.[31]

TİKA Afrika ilişkilerinin gelişmeye başladığı tarihler olan, 2005 yılında faaliyetlerine başlamıştır. TİKA’nın 2019 yılı Faaliyet Raporu’na göre; eğitim alanında; Gine Cumhuriyeti’ne yönelik Konakri Kadın Meslek Edindirme Merkezinin Tefrişat ve Donanımının Sağlanması Projesi, Nijer’de Nijer-Türkiye Dostluk Okulu ve Dostluk Parkı inşası tamamlanmıştır. Sağlık alanında Somali’nin Somaliland Bölgesinde, Hargeysa Devlet Hastanesi’ne medikal cihaz ve donanım desteği sağlanmıştır. Acil Tıp Kapasite Artırma Programı kapsamında Çad, Cibuti, Somali, Gine ve Gambiya’da eğitimler düzenlenmiş, Nijer’de Nijer-Türkiye Dostluk Hastanesi inşaatı tamamlanmıştır. Kenya’da Kajiado Bölgesi’nde “Önce Su Projesi” yürütülmüş, Çad’ta Adam Barka Üniversitesi’ne 20 ton kapasiteli Su Deposu inşaatı tamamlanmıştır. Gine’de ihtiyaç sahiplerine yönelik 12 ton kapasiteli temiz içme suyu sistemi kurulmuştur. Namibya’da Tsandi bölgesine 5 temiz su tankı temin edilmiştir.[32] Yalnızca 2019 Faaliyet Raporu’na bakıldığında dahi sağlık, eğitim, restorasyon, temiz su ve tarım alanlarında pek çok farklı Afrika ülkesine TİKA bünyesinde önemli yardımların yapıldığı görülmektedir.

Türk Kızılayı son 10 yılda 138 farklı ülkede doğal ve insan kaynaklı afetlere yardım eli uzatarak, kuruluşundan bugüne 147 ülkeye ulaşmayı başarmıştır.[33] Özellikle kıtlıkla mücadele eden Somali, Nijer, Moritanya, Senegal ve Sudan gibi ülkelere insani yardım faaliyetlerinde bulunmaktadır. Türk Kızılayı’nın, bölgedeki etkinliğinin belirli zamanlarla kısıtlı olması süreklilik açısından yardımların verimliliğini azaltmakta olduğu düşünülmektedir.[34]

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD); Resmi Gazete’de yayınlanan 28017 Sayılı Somali ve Açlık Tehlikesi Yaşayan Diğer Afrika Ülkelerine Yardım Kampanyası konulu genelgeye göre, Afrika kıtasının doğusunda yaşanan kıtlık, açlık ve susuzluk sebebiyle başta Somali olmak üzere bir çok ülkeye yönelik oluşturulan yardım kampanyasının AFAD tarafından yürütülmesi kararı alınmıştır.[35] Somali’ye yönelik gerçekleşen faaliyetlerde, 300 milyon liradan fazla yardım sağlanmıştır.[36]

Türk Hava Yolları (THY); Afrika’daki ülkelere ulaşım kolaylığı sağlaması açısından Afrika’ya yardımlar için önemli bir yer kaplamaktadır; 37 farklı Afrika ülkesine ve 55 bölgeye uçuş sağlayan THY, ikili ilişkilerin gelişmesinde oldukça önemli bir etkendir.

Türkiye Maarif Vakfı (TMV), Yunus Emre Enstitüsü (YEE), İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH), TASAM Afrika Enstitüsü ve Türkiye Diyanet Vakfı (TDV) gibi örnekleri çoğaltılabilecek pek çok vakıf ve enstitü Afrika’da faaliyet yürütmeye devam etmektedir. Afrika’ya yardımların çeşitlerinin çoğaltılması ve ilişkilerin daha da sağlamlaştırılmasının sağlanması açısından Afrika’da faaliyet yürüten kurumların kapasitelerinin artırılması ve farklı sivil toplum kuruluşları tarafından farklı alanlarda faaliyetlerin oluşturulması bu anlamda önemli bir yer teşkil etmektedir.

Sonuç

Türkiye’nin dış politika hedeflerindeki çeşitlilik ve yumuşak güç odaklı tutum, kamu diplomasisi kullanımını da arttırmasına neden olmuştur. Halihazırda var olan kültürel ve tarihi bağlar Türkiye’nin dış politikada ve kamu diplomasisinde Afrika bölgesine yoğunlaşmasını sağlamıştır. Türkiye-Afrika ilişkilerinin gelişmesini hedefleyen Türkiye aynı zamanda Afrika’da yer edinmek isteyen yani kamuoyunca tanınan bir ülke konumuna gelmeyi istemektedir. Bunu da kamu diplomasisini kullanarak gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

1998 yılındaki ilk kamu diplomasisi faaliyetlerinin Afrika Açılım süreciyle başlatılması, bu sürecin en önemli yapı taşları arasındadır. Afrika’da varlığını arttırmayı amaç haline getirmiş olan Türkiye’nin yumuşak güç kaynaklarını tam olarak harekete geçirebildiği söylenilemez. Bu durum da Afrika kamuoyunca Türkiye’nin görünür bir yere sahip olamamasına neden olmuştur.

Gerçekleşmesi planlanan 3. Türkiye-Afrika Zirvesi’nde bu durumun ötesine geçilmesi amaçlanmaktadır. Bütünüyle kapsayıcı bir anlayışta tarihi, siyasi, kültürel tüm değerlerin kamu diplomasisiyle paralel olarak ortak hedefler bağlamında hareket edilmesi amaçlanmaktadır.

Türkiye’nin özellikle Sahra Altı Afrika Bölgesi’nde istediği faaliyetleri gösterememiştir. Kültürel ve tarihi faktörlerdeki eksikliklerle birlikte Türkiye’nin faaliyetlerinin tam olarak bu bölgelere yayılmasının sağlanamaması, Türkiye’nin kamu diplomasisi faaliyetlerinin bu bölgede etkisiz kalmasının nedenlerinden biridir.

Türkiye’nin, Afrika ile olan ilişkilerine yıllarca özen göstermemiş olması, Afrika’daki itibarının zedelenmesine neden olmuştur. Ancak ilişkilerin hızlı gelişim göstermesi, aslında ilişkilerin daha ne kadar gelişebileceğinin de bir kanıtıdır. Bununla birlikte Türkiye’nin yoğun olarak faaliyette bulunduğu bölgelerde tanınırlığı artmış, imaj ve itibar yönetimi açısından olumlu geri dönüşler almıştır. Bu anlamda şu söylenebilir ki; Türkiye’nin Afrika bölgesinde henüz ulaşamadığı coğrafyalarda faaliyet yürütmesi, kamu diplomasisi faaliyetlerinin bütünselliği açısından bir önem teşkil etmektedir.

Türkiye-Afrika arasındaki kamu diplomasisi faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini ve etkinliğini sağlayabilmek adına Türkiye, Afrika’da daha fazla öğrenciye ulaşmalı, daha fazla burs ve eğitim imkanı sağlamalıdır.

Kamu diplomasisi faaliyetlerinin tam etkinliğini sağlayabilmesi açısından bölgede Türkiye’nin faaliyetlerinin farklı alanlardan ve daha da çeşitlenecek kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yardım ve diğer her türlü faaliyetinde devamlılık sağlaması önemlidir. Aynı zamanda bilgi aktarımının sürekliliğini sağlayacak, Türkiye’nin bölgede sağladığı faaliyetleri kamuoyuna duyurabileceği bir platform oluşturması oldukça önem teşkil etmektedir.

 

BEGÜM ÖZDAMAR

SİVİL TOPLUM OKUMALARI STAJYERİ

 

 

BİBLİYOGRAFYA

[1] Joseph S. Nye, Public Diplomacy and Soft Power, The Annals of the American Academy, s.616 2008: 94.

[2] Henry H. Sun, International Political Marketing: A Case Study of United States Soft Power and Public Diplomacy, Journal of Public Affairs, s.8, 2008: 172.

[3] Joseph S. Nye, a.g.m: 94.

[4] Süleyman Eren, Türkiye’nin Kamu Diplomasisi Faaliyetleri: Afrika Örneği, Doktora Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Konya, 2020: 32

[5] Y. Turan, A. Karafil Türk Dış Politikasında Yumuşak Güç Unsuru ve T.C. Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü Örneği, Uluslararası Polı̇tı̇k Araştırmalar Dergı̇sı̇ Nisan 2017, Cilt:3, Sayı 1:19.

[6]Joseph Nye, Yumuşak Güç: Dünya Siyasetinde Başarının Yolu, Rayhan İnan Aydın (çev.), Ankara: Elips Kitap, 1. Baskı, 2005: 17.

 [7] Yong Wook Lee, The Theory and Reality of Soft Power: Practical Approaches in East Asia, Public Diplomacy and Soft Power in East Esia, Palgrave Macmillian, New York, 2011: 15.

[8] Abdullah Özkan, 21. Yüzyılın Stratejik Vizyonu Kamu Diplomasisi ve Türkiye’nin Kamu Diplomasisi İmkanları, s.70, Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi, 2015: 5.

[9]Joseph S. Nye, Soft Power: The Means to Success in World Politics, Public Affairs, New York, 2005.

[10] Süleyman Eren, a.g.e., 76-77.

[11] Abdullah Özkan, a.g.m. 8.

[12] Gaye Aslı Sancar, Kamu Diplomasisi ve Uluslararası Halkla İlişkiler, Beta Yayınları, İstanbul, 2012: 91.

[13] Gökmen Kılıçoğlu, Ayhan Nuri Yılmaz, Ortadoğu’da Türkiye Etkisi; Yumuşak Güç ve Kamu Diplomasisi Açısından Bölgedeki Siyasi Projeksiyonlar, Yeni Türkiye, 2016: 87.

[14] Ömer Çaha, Sivil Toplum ve Devlet, Orion Kitabevi, Ankara, 2016: 26.

[15] Erdem Eren, Sivil Toplumun Dış Politika İnşasındaki Rolü: Türk Kamu Diplomasisi Örneği, Ekonomi, Politika & Finans Araştırmaları Dergisi, 2017, 2(1): 37-39.

[16] Erdem Eren, a.g.m.: 42.

[17] Kadir Sancak, Yumuşak Güç Kaynağı Olarak Kültür ve Türkiye’nin Yumuşak Gücünde Kültür Faktörü, Balkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi,2016: 20.

[18] Y. Turan, A. Karafil, a.g.m.: 20-21.

[19] Baskın Oran, Dönemin Dış Politikası, Baskın Oran (ed.), Türk Dış Politikası Cilt III, İletişim Yayınları: İstanbul: 139.

[20]Turkey’s Zero-Problems Foreign Policy, https://foreignpolicy.com/2010/05/20/turkeys-zero-problems-foreign-policy/.

[21]Fırat Purtaş, Türk Dış Politikasının Yükselen Değeri: Kültürel Diplomasi, Akademik Bakış c.7. s.13, 2013: 2.

[22]Fırat Purtaş, a.g.m.: 2-7.

[23]Mustafa Dinçer, Türkiye-Afrika İlişkileri ve Afrika Açılımı, Yüksek Lisans Tezi, Ufuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara, 2019: 37-40.

[24] Türkiye Afrika İlişkileri, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa. (14.11.2020)

[25] Türkiye Afrika İlişkileri, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa. (14.11.2020).

[26] Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi, https://tasam.org/tr-TR/Icerik/929/birinci_turkiye_-_afrika_isbirligi_zirvesi (15.11.2020).

[27] Ebru Oğurlu, 1998-2008 Arası Dönemde Türkiye’nin Afrika Deneyimi: Fikirden Eyleme Bir Dönüşüm, Avrasya Etüdleri, 2018, 82.

[28] Süleyman Eren, a.g.e., 197.

[29] Süleyman Eren, a.g.e., 197-201.

[30] Meltem Bostancı, Nur Asena Gülsoy, Türkiye’nin Dış Yardımları ve Rekabetçi Kimlik Açısından Somali’nin Önemi (ed. Oğuz Göksu), Kamu Diplomasisinde Yeni Yönelimler, Konya: Sebat Matbaacılık, 322.

[31] Süleyman Eren, a.g.e., 201-203.

[32]Ebru Oğurlu, a.g.m., 74.

[33]Süleyman Güder ve M. Hüseyin Mercan,  “2000 Sonrası Türk Dış Politikasının Temel Parametreleri ve Ortadoğu Politikası”, İnsan ve Toplum, 2 (3), 2012,  67.

[34]Nye, a.g.e., 2015, 11.

[35]Afrikalı Öğrencilerin Yeni Cazibe Merkezi, Anadolu Ajansı, 12.12.2017, http://aa.com.tr/tr/dunya/afrikali-ogrencilerin-yeni-cazibe-merkezi-/1002229, 16.11.2020.

[36] Süleyman Eren, a.g.e., 207-208.

[37] TİKA; Hakkımızda, https://www.tika.gov.tr/tr/sayfa/hakkimizda-14649, 17.11.2020.

[38] tika.gov.tr, 2019 Faaliyet Raporu, 20.11.2020

[39] Uluslararası Yardımlar, Türk Kızılayı, https://www.kizilay.org.tr/neler-yapiyoruz/uluslararasi-yardimlar. 20.11.2020.

[40]Mustafa Dinçer, a.g.e., 46.

[41] T.C. Resmi Gazete, Somali ve Açlık Tehlikesi Yaşayan Diğer Afrika Ülkelerine Yardım Kampanyası, Sayı: 28017 Başbakanlık Basımevi, Ankara.

[42] Mustafa Dinçer, a.g.e., 47.

 

KAYNAKÇA

  1. Çaha, Ö. (2016). Sivil Toplum ve Devlet. Ankara: Orion Kitabevi.
  2. Özkan, A. (2015). 21. Yüzyılın Stratejik Vizyonu Kamu Diplomasisi ve Türkiye’nin Kamu Diplomasisi İmkanları. Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi.
  3. Anadolu Ajansı. (2017, 12 12). Afrikalı Öğrencilerin Yeni Cazibe Merkezi. http://aa.com.tr/tr/dunya/afrikali-ogrencilerin-yeni-cazibe-merkezi-/1002229 adresinden alındı
  4. Bostancı, M., & Gülsoy, A. N. (2019). Türkiye’nin Dış Yardımları ve Rekabetçi Kimlik Açısından Somali’nin Önemi. O. Göksu içinde, Kamu Diplomasisinde Yeni Yönelimler (s. 293-329). Konya: Sebat Matbaacılık.
  5. Dışişleri Bakanlığı. (2020, 11 14). Türkiye-Afrika İlişkileri. http://www.mfa.gov.tr/turkiye-afrika-iliskileri.tr.mfa adresinden alındı
  6. Dinçer, M. (2019). Türkiye-Afrika İlişkileri ve Afrika Açılımı. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Ufuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
  7. Eren, E. (2017). Sivil Toplumun Dış Politika İnşasındaki Rolü: Türk Kamu Diplomasisi Örneği. Ekonomi, Politika & Finans Araştırmaları Dergisi, 36-49.
  8. Eren, S. (2020). Türkiye’nin Kamu Diplomasisi Faaliyetleri: Afrika Örneği. Konya: Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı.
  9. Güder, S., & Mercan, M. H. (2012). 2000 Sonrası Türk Dış Politikasının Temel Parametreleri ve Orta Doğu Politikası. İnsan & Toplum Dergisi, 57-92.
  10. Kılıçoğlu, G., & Yılmaz, A. N. (2016). Ortadoğu’da Türkiye Etkisi; Yumuşak Güç ve Kamu Diplomasisi Açısından Bölgedeki Siyasi Projeksiyonlar. Yeni Türkiye, 87-118.
  11. Lee, Y. W. (2011). The Theory and Reality of Soft Power: Practical Approaches in East Asia. Palgrave Macmillan, 11-32.
  12. Nye, J. S. (2005). Yumuşak Güç: Dünya Siyasetinde Başarının Yolu. Ankara: Elips Kitap.
  13. Nye, J. S. (2008). Public Diplomacy and Soft Power. The Annals of the American Academy, 94-109.
  14. Oran, B. (2013). Dönemin Dış Politikası. B. Oran içinde, Türk Dış Politikası Cilt III. İstanbul: İletişim Yayınları.
  15. Oğurlu, E. (2018). 1998-2018 Arası Dönemde Türkiye’nin Afrika Deneyimi: Fikirden Eyleme Bir Dönüşüm. Avrasya Etüdleri, 65-98.
  16. Purtaş, F. (2013). Türk Dış Politikasının Yükselen Değeri: Kültürel Diplomasi. Akademik Bakış, 1-14.
  17. Sancak, K. (2016). Yumuşak Güç Kaynağı Olarak Kültür ve Türkiye’nin Yumuşak Gücünde Kültür Faktörü. alkan ve Yakın Doğu Sosyal Bilimler Dergisi, 16-26.
  18. Sancar, G. A. (2012). Kamu Diplomasisi ve Uluslararası Halkla İlişkiler. İstanbul: Beta Yayınları.
  19. Sun, H. H. (2008). International Political Marketing: A Case Study of United States Soft Power and Public Diplomacy. Journal of Public Affairs, 165-183.
  20. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı. (2020, 11 17). Hakkımızda. https://www.tika.gov.tr/tr/sayfa/hakkimizda-14649 adresinden alındı
  21. Türk Kızılayı. (2020, 11 20). Uluslararası Yardımlar. https://www.kizilay.org.tr/neler-yapiyoruz/uluslararasi-yardimlar adresinden alındı
  22. TASAM. (2008, 08 19). Birinci Türkiye-Afrika İşbirliği Zirvesi. https://tasam.org/tr-TR/Icerik/929/birinci_turkiye_-_afrika_isbirligi_zirvesi adresinden alındı
  23. TİKA. (2020, 11 20). 2019 Faaliyet Raporu. https://www.tika.gov.tr/upload/2020/06/FAALİYET%20RAPORU%20İNGİLİZCE/TIKAFaaliyet2019WebKapakli.pdf adresinden alındı
  24. Turan, Y., & Karafil, A. (2017). Türk Dış Politikasında Yumuşak Güç Unsuru ve T.C. Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü Örneği. Uluslararası Polı̇tı̇k Araştırmalar Dergı̇sı̇, s. 17-32.
  25. Turkey’s Zero-Problems Foreign Policy. (tarih yok). Foreign Policy: https://foreignpolicy.com/2010/05/20/turkeys-zero-problems-foreign-policy/ adresinden alındı

 

Sosyal Medyada Paylaş

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar