Postmodernizm

Geleneksel modernist bilim anlayışı çerçevesinde uluslararası ilişkilerde kabul görmesi güç bir post-pozitivist akım da postmodernizmdir. Postmodernistler, gerçeğin pozitivistik denklik ilkesi ile belirlendiğini kabul etmemekte, görünürde tarafsız, apolitik bilgi söylemlerinin ardında, gizli politik ve normatif içerikleri saptama çabasına girmektedirler. Postmodernizm, sadece uluslararası  ilişkilere özgü olmayıp, tüm toplum ve doğa bilimlerine karşı alternatif bir bakış açısı getirme çabasındadır. Kültür, bilim ve epistemoloji, sınıf, kadın-erkek ilişkileri ve aile gibi konularda da orta boy kuramlar üretmeyi başarmıştır.

Postmodernizm terimi, “sonra” anlamındaki İngilizce post ön ekiyle “çağdaş, asrî” anlamındaki yine İngilizce modern kelimesinin birleşimiyle oluşturulmuş bir kelimedir. Türkçe karşılığı, “modernizm sonrası” ya da daha yaygın kullanımıyla “modernizm ötesi” olarak da düşünülebilir. Modern düşünceye ve kültüre ait temel kavram ve perspektiflerin sorunsallaştırılmasıyla ve hatta bunların yadsınmasıyla birlikte yürütülmektedir. Ancak Postmodernizm o kadar çok kafa karıştırıcı ve karmaşık bir kavramdır ki hakkında tartışmalar hâlâ tamamlanamamış, hâlâ üzerinde herkesin fikir birliğine vardığı bir tanımı yapılamamıştır.

Postmodernistlerin uluslararası ilişkilerdeki hedef kavramlarından biri, modern egemen devlettir. Klasik uluslararası ilişkiler kuramının merkezindeki aktör-devlet anlayışını eleştiren postmodernistler; devletin problematik dışı rasyonel bir varlık değil, düzene girmeyecek bir şeyin üzerine, yoğun örgütlenme ile disiplin uygulayarak düzen oturtmaya çalışan keyfi bir ilişki olduğunu iddia etmektedirler. Normal kavramı veya haklar, egemenin kurumsal standartlarına bağlı biçimde düşünceyi ve davranışı eğiten baskı (domination) biçimleri ile oluşturulur. Sonuç olarak, postmodernler için, egemenlik, yani devlet, bir çözüm olmaktan uzaktır. Çağımızda, devletin egemenliği zayıflamakta, günümüz dünyasının çok yönlü bütünleştirici ve ayrıştırıcı kuvvetleri karşısında, düzen sağlayıcı işlevini yitirmektedir.

Postmodernizm konularından bir diğeri ise devletlerin tarihi ve politik temsil örgütleri olarak egemenlik kavramlarını destabilize eden baskıları tanımlamaktır. Devletin egemenlik zemininin kavramsal olarak sarsılması, “meşru şiddet”, yani güç kullanma hakkının meşruiyetini de sorgulamaya açacaktır. Postmodernizm, devlet dışı aktörlerin uluslararası ilişkilerdeki rolüne ağırlık atfederek, akademik olarak, egemen devletin alanını da sınırlamaktadır.

Bu akım özellikle Soğuk Savaş’ın bitişiyle birlikte literatürde daha etkili bir rüzgâr estirmeye başlamıştır. Zira uluslararası ilişkilerin pratikteki boyutu ve yeni krizlere bağlı olarak sistem değişkenlerinin hızlı bir dönüşüme uğraması sonucu kuramın felsefi varsayımlarını güçlendirecek bir veri tabanı oluşmuştur. Nitekim bilişim teknolojisinin oluşturduğu küresel ağın postmodern aktörler tarafından keşfedilmiş olması nedeniyle egemen güçlerin çeşitli kalelerinin zorlanması, savaşların bilinen yüzünün dışında simülasyon oyunları şeklinde algılara yerleşmesi/yerleştirilmesi ve tüm dünya tarafından seyredilmesi, modernitenin yarattığı yıkımı ortaya koyan örnekler olarak kabul edilmiştir. 

Postmodernizm genelde akılcı kurgusal yapıya karşı çıkmıştır. Buna göre mesela, her şeyde sınırların yavaşça erimesi, mesafelerin ortadan kalkması, ayrım çizgilerinin belirsizleşmesi ve benzeri gelişmeler bir postmodern durumdurlar.

Postmodernizmin temel çıkış noktası Aydınlanma düşüncesi ve onun bir izdüşümü olan modernleşme olgusudur. Aslında postmodernizmin, modernitenin içinde bulunduğu yapısal krizin bir sonucu ve alternatifi olarak doğduğu söylenebilir. Postmodernistler; modernitenin getirmiş olduğu dinamikleri, modern düşünce sistematiğinin ve modern yaşamın temel araçlarının birey ve toplum üzerinde kurduğu otoriteyi eleştirmektedir. Bu kapsamda postmodern kuram; Frankfurt Ekolünden Jürgen Habermas, Erich Fromm ve okul ile ilişkisi olan Michel Foucault gibi birçok düşünürün modern sistemin bireyi köleleştiren, bireyin asıl özgürlüğü olan kendi eylemini tercih edebilmesini rasyonalite adı altında tekeline alarak formalize eden ve bir nevi bireyi hapseden yapısına getirdikleri eleştirilerden etkilenmiştir

Aslı ÖZTÜRK

TUİÇ Staj Programı

Kaynakça:

Çağlar, N. (2008). Postmodern Anlayışta Siyaset ve Kimlik. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 13(3), 369-386. 

Cooper, R., & Burrell, G. (1988). Modernism, Postmodernism and Organizational Analysis: An Introduction. Organization Studies, 9(1), 91–112. doi:10.1177/017084068800900112

Murphy, J., W. (1995). Postmodern Toplumsal Analiz ve Postmodern Eleştiri. Eti Kitapları.

Kızılçelik, S. (1994). Sosyoloji Teorileri. Nüve Yayınları.

Küçük, M. (1998). Modernite Versus Postmodernite. Say Yayınları.

Özlem, D. (2016). Evrenselcilik Mitosu ve Sosyal Bilimler. Notos Yayınları.

Defter ve Toplum ve Bilim Dergileri. 1998). Sempozyum Bildirileri Sosyal Bilimleri Yeniden Düşünmek. Metis Yayınları. 

Şener, H., E. (2005). Postmodernizm Üzerine Kısa Bir Bakış. Felsefe Ekibi Dergisi.

Hece Yayınları. (2008). Modernizmden Postmodernizme / özel sayısı, Hece Aylık Edebiyat Dergisi. 

Şaylan, G. (2009). Postmodernizm. İmge Kitabevi.

Sosyal Medyada Paylaş

Previous article
Next article

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Somali – Türkiye Anlaşması Onaylandı

Somali ile Türkiye arasında 8 Şubat'ta imzalanan Savunma ve...

İki Yıl Sonra Ukrayna’da Sırada Ne Var?

Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı üçüncü yılına girerken, savaş alanında görünürdeki...

İsrail’in Kendini Yok Etmesi: Netanyahu, Filistinliler ve İhmalin Bedeli

Haaretz'in baş editörü Aluf Benn'in "İsrail’in Kendi Kendini Yok...

Orta Doğu’nun Sorunlarını Yalnızca Orta Doğu Çözebilir

Makale İncelemesi: "Orta Doğu'nun Sorunlarını Yalnızca Orta Doğu Çözebilir:...