Türkiye’de STK’ların Geçici Koruma Statüsündeki Çocuklara Yönelik Faaliyetleri Üzerine Bir Değerlendirme

0
195

ÖZET:

Bu makalede Suriye’den Türkiye’ye savaş sırasında sığınan, Türkiye’de de geçici koruma statüsü altında barınan mültecilerin yaşadığı zorluklar ve bu zorluklara devlet harici Sivil Toplum Kuruluşlarının yaptığı destekler incelenmiştir. İnceleme kapsamı çocuklar üzerine sınırlandırılmıştır. Çocukların geçici koruma statüsü altına girmesi, Türkiye’deki yaşam standartları incelenmiştir. İncelenirken elde edilen son veriler kullanılarak özellikle sağlık, eğitim, sosyal uyum ve hukuki destek başlıkları altında sınırlandırılarak netlik oluşturulmuştur. Bu başlıklar altında örneklerle tez güçlendirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Sivil toplum kuruluşları, Suriyeli Mülteciler, Geçici Koruma Statüsü, Sosyal Uyum, Göç

ABSTRACT:

Sponsorlu

This article sought refuge in Turkey from Syria during the war, the challenges faced by refugees also sheltering under temporary protection status in Turkey and examined whether his government supports external NGOs to these challenges or not. The scope of the study is limited to children. Children under temporary protected status, living standards in Turkey were examined. Using the latest data obtained during the analysis, clarity was created by restricting them especially under the headings of health, education, social cohesion and legal support. The thesis has been strengthened with examples under these headings.

Keywords: NGOs, Syrian Refugees, Temporary Protection Status, Social Cohesion, Migration

1. Giriş

2011 yılından itibaren Türkiye Suriye Arap Cumhuriyeti (Suriye)’nden ciddi anlamda bir göç almaktadır. Suriye’de yaşanan iç savaş, insan hakları ihlalleri sonucunda geçici koruma statüsü altına girmek isteyen birçok mülteci Türkiye’ye göç etmişlerdir. Türkiye tarihi, kültürel ve komşuluk bağları olan Suriye vatandaşlarına “açık kapı” politikası uygulamıştır. Bu krizler karşısında 2012 yılından itibaren Türkiye ciddi göçler almıştır. Türkiye bu insanlara geçici barınma merkezleri ile ev sahipliği yapmıştır. Yaşanan bu büyük göç dalgası git gide artmıştır. Göç dalgasının artması, sığınmacıların artışı Türkiye içinde bir uyum sürecini beraberinde getirmiştir. Türkiye’de 16 Eylül 2020 tarihi itibariyle 5 ilde 7 geçici barınma merkezinde 59.877 geçici koruma kapsamındaki Suriyeli barındırılmaktadır (içişleri Bakanlığı). 

2004 tarihli 100 No’lu Birleşmiş Milletler Yürütme Komitesi kararına göre kitlesel sığınmanın varlığından söz edebilmek için uluslararası bir sınıra doğru dikkate değer sayıda insan hareketliliğinin olması, bu hareketliliğin hızlı bir varışla devam etmesi, ev sahibi (karşılayan) devletin yakın dönemde mevcut bireysel sığınma prosedürlerini uygulayamayacak hale gelmesi gerekmektedir. Bu unsurları içeren kitlesel akının süregelir hale gelmesi durumunda geçici koruma sağlanmaktadır.

Suriye’de yaşanan savaşta ve insan haklarının ihlallerinde belki de ciddi derecede etkilenen kesim çocuklardır. Daha çok küçük yaşlarda yaşamış oldukları ciddi tecrübeler onların psikolojilerine etki yapmıştır. Göç sırasında ve sonrasında düzenli bir ev, barınma beslenme imkânı bulamayan çocuklar ciddi sorunlarla boğuşmuştur. Bir diğer önemli nokta ise dillerini bile bilmedikleri bir ülkeye adaptasyonları olacaktır. İşte bu nokta da STK’lar devreye girerek çeşitli fonlar sayesinde bu çocuklara, göç mağdurlarına çeşitli destekler ve hizmetlerde bulunmuşlardır.

2. Yaşam Standartları

Türkiye, beslenme ve barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta çok büyük güçlük çeken koruma statüsündeki Suriyeli bireyler için belirli bölgelerde kamplar kurmuştur. 25 bin kişilik kamplarda 35 bin kişi kalmasına rağmen yeterli olmadığından ve her bölgede bulunmadığından birçok Suriyeli birey kamp dışında yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadır. Bazı yetkililer kamp dışında kalan Suriyeli mültecilerin tarım arazilerinde çalışmak amacıyla terk edilmiş ya da kullanılmak için riskli köy evlerinde, bağ evlerinde, depolarda veya riskli yapılarda yaşadıklarını belirtmiştir (Şanlıurfa Eğitim Bir Sen yetkilileri). Aynı zamanda yeterli derecede beslenemediklerini de söylemek mümkündür. Özellikle Suriyeli çocuklar bu durumdan en çok etkilenen kesimdir. Yeterli besin alamayan mülteci annelerin bebeği daha doğmadan ölebilmektedir. Doğabilen ya da çocuk olanlar ise yetersiz beslenemedikleri ve küçük yaşlarda zor şartlar altında çalışmak zorunda kaldıkları için fiziksel gelişimlerini tamamlayamamaktadırlar. Buna ek olarak yaşamlarını sürdürdükleri bölgelerin çocuklar açısından tehlikeli olduğunu da göz ardı etmek büyük bir hata olur. Coğrafi tehlikelerin yanında bilinçsizce ya da mecburi yapılan düzenlemelerdir. Elektrik bulunmayan kamplarda kaçak elektrik çekilmesi ve toprak üstünde açık bir şekilde bırakılması buna dokunan bir mülteci çocuğu ölüme kadar götürebilmektedir. Ayrıca mevsimlere göre giyinememelerinden de bahsetmek gerekir. Soğuk havalarda hastalıklara karşı henüz direnç gösteremeyen çocuklar çabuk hastalanabilmekte ve kalıcı rahatsızlıklarla karşılaşabilmektedir veya ölümle hastalıkları son bulabilmektedir. Türkiye’de bulunan STK’ların birçoğu yaşam standartlarını ve temel besin ihtiyaçlarını karşılama noktasında faaliyetler sürdürmektedir.

a) 2012’de Şanlıurfa’da bir araya gelen İnsani Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı, Deniz Feneri, Mazlum-Der ve 60 sendika; yardıma muhtaç ve evsiz kalan Suriyeli bireylere ve çocuklara yönelik çalışmalar yaparak ihtiyaçlarına yönelik gıda ve barınma yardımları gerçekleştirmektedir (Çorabatır & Hassa, 2013).

b) Uluslararası Mavi Hilal Vakfı kurduğu “çocuk dostu alanlar”da sığınmacı/mülteci ve geçici koruma statüsündeki çocuklara temel ihtiyaçlarını giderebilecek yardım paketleri/kitleri dağıtmaktadır. Bu paketlerde hijyenden gıdaya kadar birçok ihtiyaç duydukları ürünler bulunmaktadır. Aynı zamanda Suriyelilere “geçici barınma merkezleri” adını verdikleri alanlarda sıcak yemek ve gıda yardımı da yapmaktadırlar.

c) Hayata Destek Derneği ve Genç Hayat Vakfı Suriyeli çocukların hayat standartlarını yükseltecek projelerle tarlada çalışmalarını engelleyecek çalışmalar yapmaktadırlar. Ek olarak düzenli bağışlarla da Suriyeli çocukları desteklemektedirler.

d) İnsan Eğitimi Kültür ve Yardımlaşma Vakfı başlattığı kampanya ile Suriyeli bireylere ve çocuklara kış için soba, bot ve battaniye gibi yardımlar yapmaktadır (Kardeşim Üşümesin Projesi).

e) Mülteciler Derneği ise temel ihtiyaçlarını karşılamayan göçmen ailelere, çocukların aile ortamından ayrılmadan gelişimlerini sağlıklı bir şekilde sağlayabilmeleri için nakdi ve psiko-sosyal destekler sağlamaktadır (Sosyal ve Ekonomik Destek Hizmeti, 2016). 

3. Sağlık

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesine (2015) göre;

Madde 25:

  1. Herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, işsizlik, hastalık, sakatlık, dulluk, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.
  2. Annelerin ve çocukların özel bakım ve yardım görme hakları vardır. Bütün çocuklar, evlilik içi veya evlilik dışı doğmuş olsunlar, aynı sosyal güvenceden yararlanırlar.

İnsanların doğuştan sahip olduğu haklar arasında gelen sağlık, insan haklarının temellerini oluşturur. Geçici koruma statüsü altındaki çocuklar, bu korumadan mahrum kalabiliyorlar; nitekim refakatsiz çocuklar zaten kendi ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Türkiye’de bunun örnekleri sıkça karşımıza çıkmaktadır. Düzenli kamplarda yaşayan çocuklar ve aile üyeleri sağlık hizmetlerinden yararlanabiliyorlar. Fakat kamp dışında kalan, geçici koruma statüsünde olmayan, kayıt dışı Suriyeli mülteciler yeterli sağlık hizmetlerinden faydalanamıyorlar. Bu hizmetlerden yararlanabilmeleri için çeşitli Sivil Toplum Kuruluşları, Kamu Kuruluşları çeşitli sosyal sorumluluk projeleri yürütmektedir. Fakat bu projeler ve çalışmalarda herkese ulaşabiliyor mu? Ya da ulaşan projeler herkese yeterli gelir mi?

Türkiye’de bu Suriyeli mülteci çocuklara hem kamplarda hem de kamp dışı alanlarda yardımcı olmaya çalışan Sivil Toplum Kuruluşları mevcut. Bu çocukların gerekli sağlık hizmetini alabilmesi açısından yürütülen birçok çalışmalar var. Sivil Toplum Kuruluşları öncelikle bu hizmetleri hangi çocukların alamadıkları tespit ederek, gerekli sosyal sorumluluk projeleri düzenliyorlar. Çocukların hedef ülkeye geldikten sonra en kısa zamanda pediatri doktoru ve hemşiresi tarafından ayrıntılı fizik muayenelerinin yapılması önem arz etmektedir. Bu muayene sonucunda çocukların uzun süreli sağlık ve temel bakım ihtiyaçlarını belirlemek mümkün olabilir, hastalıkların tedavisi kolaylaşır ve tanımlanamayan hastalıkların önüne geçilebilir. Bu noktada birinci derece uzmanlık hizmetleri arasında, bakım çalışmalarının koordine edilmesi gelmektedir. Bunun için tıbbi tercümanlar ve ilgili uzmanlardan oluşan bir ağın işbirliği içinde çalışması önem arz etmektedir; zira nitelikli katılımla açık bir yapı içinde yapılan sağlık değerlendirmeleri, ciddi sağlık sorunlarının tespiti olasılığını artırabilir. Bu çocuklar bulaşıcı hastalık taşıyabilir, gelmiş oldukları ülkelerde çocuk ticareti için kullanılabilir, kendi ülkelerinde yaşadıkları olaylar kaynaklı psikolojik desteğe ihtiyaç duyabilir veya göç sırası ve sonrasında yeterli beslenememe kaynaklı sağlık sorunları yaşayabilir. Bu gibi sağlık alanlarında çalışmaları yürüten derneklere örnek vermek gerekirse,

  1. MUDEM
  2. Mülteciler derneği
  3. Mülteci-Der
  4. Türk Kızılayı Göç ve Mülteci Hizmetleri
  5. Mülteci Entegrasyon ve Destek Derneği (Hiraeth)
  6. Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (Mavi Kalem Derneği)
  7. Yuva Derneği

Bu gibi Türkiye’de faaliyetleri sürdüren Sivil Toplum Kuruluşlarının Suriyeli mülteci çocukların sağlıkları üzerine yapmış olduğu örnek projeler:

a) 52 STK’dan Ortak çağrı “Yüzünüzü Çocuklara Dönün”: Bu proje kapsamında dünyayı ve tabi Türkiye’yi de sarmalamış olan Covid-19 virüsü karşısında gerek kamplarda gerek kamp dışında olan mülteci çocukların var olduğu ve korunması gerektiği farkındalığı sağlanmaya çalışıldı. Bir bildiri düzenlendi ve bu bildiride: “Bizler, çocukları doğrudan etkileyen durumlarda başlangıç noktasının çocuğun yüksek yararının gözetilmesi olması gerektiğini ısrarla ve inatla hatırlatıyoruz! Karar vericilerin ve uygulayıcıların başta sınır kapılarında ve düzensiz geçiş noktalarındaki çocuklarla ilgili olarak eylemliliklerine, Türkiye’nin de taraf olduğu ve 30. yılını dolduran Çocuk Haklarına dair Sözleşme doğrultusunda yön vermelerini talep ediyoruz.” sözleri sarfedildi. Bildiride başlangıç olarak şu önlemlerin alınması gerektiği belirtiliyor: Hijyenik bir ortamda koruyucu, önleyici ve tedavi edici sağlık hizmetine erişimlerinin kolaylaştırılması, barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması. Bu çalışma ile Türkiye’de pandemi sürecinde mülteci çocukların yaşayabilecekleri ve yaşadıkları zorla sürece karşı bir mücadele söz konusudur.

b) Sivil Toplum için Destek Vakfı ve Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD);beş yaş altı çocuklar için, çocuk gelişim uzmanları ve beslenme uzmanları tarafından beslenme yetersizliklerini tespit amacıyla düzenli kontroller ve boy-kilo ölçümleri yapmış, akut beslenme yetersizliğine sahip çocuklar Çok Yönlü Destek Merkezlerinde uzman personel tarafından tedavi edilmiştir. Suriyeli hamile ve emziren kadınlara emzirme, beslenme ve sağlık bilgisi konularında danışmanlık verilmiş, çocukların beraber oyun oynayabilecekleri ve yeteneklerini geliştirebilecekleri, gelişimlerine katkı sağlayan etkinlikler de düzenlenmiştir (SGDD, 2015).

c) Mülteciler Derneği’nin yapmış olduğu “Anne ve Çocuk sağlığı Projesi” de güzel bir örnektir. Bu çalışma ile hamile kadınlar hedef alınmış. Doğum yapmaya yakın kadınlar desteklenmiş, doğum yaptıktan sonra bebek sağlığı, ihtiyaçları konusunda çalışmalar yapılmıştır. Doğumdan sonra verilen bebek bakım kitleri ile bebeğin sağlığı korunmaya çalışılmıştır. Takip eden ziyaretlerde ilk 6 ayda; anne-bebek arasında güvenli bağ kurulması desteklenmekte, bebek gelişimi ve anne sütünün önemi vurgulanmaktadır. İlk 6 ay sonrası ziyaretler de ise; ek gıdaya geçiş süreci, bebeğin zihinsel ve fiziksel gelişimini destekleyecek bilgilendirmeler ve uygulamalar yapılmıştır (Özdemir, 2021).

d) Bağışıklama (UNICEF): Türkiye’ye gelen mülteci çocuklar, menşe ülkelerinde aşılama sisteminin çökmesi nedeniyle, çok sayıda aşı dönemini kaçırmıştır. Bu aşı kampanyaları; çocukları çocuk felci, haemophilus influenza tip b, difteri, boğmaca, tetanoz, kızamık, kabakulak, kızamıkçık ve Hepatit B de dâhil olmak üzere bir dizi bulaşıcı hastalıktan korumayı amaçlamaktadır. Mülteci nüfusunun yoğun bulunduğu illere odaklanan bu kampanyalar kapsamında, tüm illerde yaşayan mülteci ve göçmen çocuklara ulaşılarak bilgileri Sağlık Bilgisi Sistemine kaydedilmiştir.

Bu gibi çalışmalar gerek kamplarda gerek de kamp dışındaki çocuklarının sağlık durumları baz alınarak yapılan projelerdir. Bu projeler çocukların çocuk hakları ve insan hakları bakımından haklarını korumak, temel ihtiyaçlarının karşılanması amacı ile yapılmaktadır. Kamplarda da bazen gerekli sağlık koşulları sağlanamamakla birlikte STK’lar bu alanlarda da mültecilere destek sağlamışlardır. Bu destekler kimi zaman kamp içi kimi zaman kamp dışıdır. Fakat her zaman tek bir amaç için vardır; temel hak olan sağlık.

4. Eğitim

UNİCEF raporlarına göre Türkiye’de yaklaşık 4 milyon mülteci yaşıyor. Bunların 1.74 milyonu çocuk ve bu çocukların çoğu Suriyeli. Bu çocukların birçoğu okullara kayıtlı değil ya da kayıtlı olsalar dahi örgün eğitime uyum sağlayamıyorlar. Bu çocukların eğitim hakları tıpkı sağlık ve beslenme hakları gibi temel haklardan. Eğitim hem bu çocuklar açısından önemli hem de bulundukları ülke için çok önemli. Bir insanı topluma kazandırabilmenin temellerinden birisi de eğitimdir. Bu konu da Türkiye’de birçok STK, bu çocukların eğitimlerine devam edebilmesi veya eğitim alabilmesi için ciddi çalışmalarda bulunuyor. Eğitim konusu söz konusu olunca birçok faktör de konuya dahil oluyor; bu çocukların örgün eğitime katılabilmesi için öncelikle Türkçe öğrenmeleri gerekli. Eğitime katıldıktan sonra eğitimlerine devam edebilmeleri için ise toplumsal kabullenme faktörü çok önemlidir. Bu çocukların toplumda ötekileştirilmesi, okullarda da ötekileştirilmesi anlamına gelir. Bunun için toplumunda bilinçlenmesi gerekir. Bu konu mülteci çocukların ruh sağlığı için ciddi önemli faktörlerdendir. Okulunda ötekileştirilip, dışlanan çocuklar eğitimlerine devam etmek istemeyerek okuldan uzaklaşırlar. Bu alanda yapılan ciddi bilinçlendirme ve geliştirme projeleri vardır.

a) Suriyeli Çocukların Eğitime Kazandırılması Projesi: Mavi Kalem Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin hayata geçirdiği bu projenin amacı Suriyeli mülteci yoğunluğu bulunan Fatih ilçesinde çeşitli mahallelerde yaşayan Suriyeli çocukların eğitimlerini desteklemektir. Bölgede yaşayan 4-10 yaş yaklaşık 200 çocuğun eğitime kazandırılması, eğitimlerinde başarılarının sağlanması ve eğitim sürekliliği projenin temellerindendir. Bu bağlamda çocuklara atölyeler düzenlenerek çocukların eğitime kazandırılması, adaptasyon süreçlerinin kolaylaşması amaçlanmıştır. Mavi Kalem çocukların okul kayıtlarına, resmi kayıt işlemlerine danışmanlık etmiştir. Aynı zamanda çocukların okul ve eğitim masrafları için destek veren kurumlarla bağlantı sağlayarak ailelere bunların bilgilendirilmesinde yol gösterici olmuştur. Bu projesi ile Mavi Kalem Suriyeli mülteci çocukların eğitime kazandırılması için Fatih ilçesinde ciddi bir fark yaratmış ve bir çok çocuğa el uzatmıştır. Aynı zamanda sadece kayıtlarında değil, eğitimlerine devam edebilmeleri için de gerekli yardımlarda danışmanlık rolü oynamıştır.

b) Bağ Projesi ve Düş Çadırı Projesi (Hiraeth): Bağ Projesinin amaçları; mülteci çocukların Türkiye’deki örgün eğitime uyumlarına katkıda bulunarak eğitim alanında desteklemek, rol modeller oluşturarak gerçek bir sosyalleşme ortamı sağlamak, kendilerini özgürce ifade edebilecekleri güvenli bir ortam oluşturmak, yeteneklerinin keşfedilmesi olanak sağlamak ve geliştirilmesine destek olmak, Türkçe dersleriyle kazanılan dil becerileri ile yaşadıkları topluma entegrasyon sürecini hızlandırmak, bulundukları topluma aidiyet hissini beslemek, çocukların mahallelerinden dışarı adım atıp eğitim ortamı görmeleri yoluyla yaşam alanlarının genişletilmesine yardımcı olmaktır. Düş çadırı projesinin temel yaş grubu hedefi işe 7-13 yaştır. 2016-2017 yılları arasında gerçekleştirmiştir. İstanbul Ticaret Üniversitesi de bu projeye ev sahipliği yapmıştır. Çocuklar 22 hafta boyunca cumartesi günleri çeşitli alanlarda dersler almış. Bu dersler resimden matematiğe çocukları geliştirme ve yetiştirme açısından detaylı düşünülerek onları eğitime kazandırmayı hedefleyen derslerdir.

Türkiye’de daha birçok STK mülteci çocukların eğitime kazandırılması alanında çalışmalarda bulunmaktadır. Bu çalışmaların kitle hedefleri bölgeler arasında değişiklik göstererek kimi zaman kız çocukları kimi zaman farklı yaş grupları olmuştur. Fakat eğitimler kapsamı açısından çocukların okul eğitimine adaptasyonunu kolaylaştırmak, eğitimlerini devam ettirmelerine yardımcı olmak, Türkiye eğitim müfredatına uyum amaçlanarak yapılmıştır. Tabi eğitimin en başı her zaman ailedir. Bu yüzden sadece çocuklar değil, aileleri de eğitimlerden yararlandırılmıştır.

5. Sosyal Uyum

Geçici koruma statüsündeki çocukların temel ihtiyaçlarından sonra en çok gereklilik duyduğu alanlardan biri de sosyal uyumdur. Çocuklar kendilerini aynı kültürlerindeki aynı dili konuştuğu bireylere bile zor ifade ederken başka bir ülkeye başka bir dile uyum sağlamalarının ne kadar zor olduğunu göz ardı edemeyiz. Suriyeli çocukların uyum problemleri birçok alanda kendini gösterebilmektedir ve çocukların tam da ruhsal açıdan ciddi etkilere yol açacağı dönemde onlarda kalıcı izler bırakabilmektedir. Bu dönemde aşılamayan bu sorunlar ilerleyen yaşlarda çözülemeyen ruhsal bozukluklara sebep olabilmektedir. Sivil toplum kuruluşları Suriyeli çocukları birçok farklı alanda Türkiye’deki çocuklarla buluşturarak sosyal uyumlarını destekleyecek çeşitli faaliyetler yürütmektedirler. Özellikle bazı STK’ lar “çocuk dostu alanlar” yaratarak Suriyeli çocukların topluma uyumuna yönelik becerilerini geliştirerek adaptasyonlarını hızlandırmaktadırlar ve savaş sonrası oluşan / oluşabilecek travmalara psikolojik destek vermektedirler. Diğer bir yandan kültürel açıdan uyum çatışmalarını giderecek atölyeler, kurslar ve dil eğitimleri gibi çalışmalar yapan STK’ lar da mevcuttur. Dezavantajlı çocukları -ki Suriyeli çocuklar da bu gruptadır- kapsayan sportif faaliyetlerde bulunmaktadır. Tüm bunların yanında bazı STK’ lar çocuğun tek başına desteklenmesinin yeterli olmadığını araştırmalarıyla raporlayarak, geçici koruma statüsündeki çocuklara aileleriyle birlikte eğitimler vermektedir.

a) 2014 yılından itibaren aktif rol üstlenen Mülteci Entegrasyonu ve Destek Derneği (Hiraeth Derneği) sığınmacı mülteci ve geçici koruma statüsündeki çocukların ülkemize entegrasyonunu görev bilerek ve bu alana yönelik çeşitli sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirmiştir. Bağ projesiyle her mülteci çocuğu gönüllü bireylerle düzenli aralıklarla buluşturarak yaşadıkları topluma entegrasyon sürecini hızlandırıp bulundukları topluma aidiyet hislerini beslemeyi sağlamaktadırlar (Hiraeth Derneği, 2018).

b) Her Yerde Sanat Derneği’nin mülteci çocuklara yönelik gerçekleştirdiği projeyle mülteci ve Mardinli çocukları kültürel ve sanatsal faaliyetler ile toplumsal uyumlarını desteklemektedir. Dernek halihazırda Sirkhane adında bir sanat merkezini sürdürmektedir (Her Yerde Sanat Derneği, 2017).

c) Mülteci ve geçici koruma statüsündeki çocuklar ile Türkiyeli çocukların alternatif atölyeler ile sosyal uyumunu desteklemek, etkileşim ortamı oluşturmak ve takım çalışmalarını güçlendirmek için Genç Hayat Vakfı, “Keşfet, Oyna, Paylaş!” projesiyle sosyal uyuma yönelik çalışmalar gerçekleştirmektedir (Genç Hayat Vakfı, 2019).

d) Halkların Köprüsü Derneği, Başak Kültür Sanat Vakfı, Suruç Amara Kültür Merkezi, Malumat, Hamiş Suriye Kültür Evi, Goethe Institute ve Diyalog Derneği HDD, SGDD, TESEV, Uluslararası Af Örgütü, Mazlum-Der gibi STK’lar Suriyeli çocuklara fotoğraf, tiyatro, el sanatları atölyeleri gibi çalışmalar yapmaktadır.

e) Malumat Toplum Bilgilendirme Merkezi, Hayata Destek Derneği, Mavi Kalem Derneği tarafından kurulan çok amaçlı toplum merkezlerinde Suriyeli çocuklara yönelik okul dışı eğitimi kapsayan çalışmalar yapmaktadırlar. Çocuk Dostu Alanlar, savaş sonrası travma için psikolojik destek ve topluma uyum için Türkçe dersleri vermektedirler.

f) Hem mülteci çocuk hem de aile boyutlarıyla Suriyeli mültecilerin topluma uyumu için faaliyet yürüten çeşitli STK’ lar da mevcuttur. Sığınmacı ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği, Çok Yönlü Destek Merkezi ile mülteci, sığınmacı ve geçici koruma statüsündeki çocuklara/ bireylere yönelik psikolojik danışmanlık, sosyal danışmanlık hizmetleri vermiştir. Dernek sosyal faaliyetler ile yerel halk ve mültecileri bir araya getiren uyum aktiviteleri, dil kursları gibi etkinliklerle mültecilerin karşılaştıkları sorunlara çözümler üretmeye çalışmıştır.

6. Toplumsal Kabul

Uyum ve entegrasyon kavramları üzerine yoğunlaşacağımız bu başlıkta, entegrasyonun tek başına uygulanmadığını, çift yönlü bir süreç olduğunu belirtmekle başlamak yerinde bir tanım olacaktır. Suriyelilerin tek başına Türkiye’ye uyum sağlayamayacağını, toplumun da sosyal uyum sorumluluğunda büyük rol aldığını söylemek yanlış olmaz. Son yıllarda artık toplumsal kabul giderek zor bir durum haline gelmektedir. Özellikle ilk başlarda ülkemiz Suriyeli sığınmacılara misafir gözüyle bakarak daha ılımlı yaklaşırken, günümüzde kalıcı olduklarını varsayarak daha katı tutum sergilemektedirler. Bunun yanında göçmenlere ayrıcalık tanındığı algısının oluşması ve empati kurmamakta ısrarcı davranışları geçici koruma statüsündeki bireyleri daha zor şartlar içine itmektedir. Bu durumda yine en çok geçici koruma statüsündeki çocuklar etkilenmektedir. Anlamlandıramadıkları bu tutumlar karşısında ciddi maddi ve manevi zararlar görmektedirler. Bu statüdeki çocuklara yanlış algıyla yaklaşım olarak “devletten burs aldıkları” örneğini vermek yerinde olacaktır. Kabul etmek gerekirse evet alıyorlar fakat bu devletin değil Kızılay karta bağlanan ve belirli kriterlere sahip geçici koruma statüsündeki çocuklara 120 lira gibi ufak bir miktar verilmektedir (Suriyelilerle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar, Mülteciler Derneği). Bu algıdan dolayı önceliklendirildiklerini düşünen ve Suriyeli mülteci çocuklara yardım etmeyen insan, kurum sayısı azımsanmayacak ölçüdedir.

STK’ların yaptıklarını şeffaf bir şekilde aktarmaları ise entegrasyon sürecinde çok önemli bir konumdadır. Ayrıca bu duruma yönelik STK’ ların kamu spotlarının kullanımı da önemli rol oynamaktadır. Buna ek olarak haberlerde iyi örneklere yer vermekte sağlıklı bir Devlet-mülteci ilişkilerinde de STK’ların önemli bir aktördür diyebiliriz. STK’lar devletlere göre geçici koruma statüsündeki çocuklar açısından daha güvenilir olarak değerlendirilmekte ve mültecilerle daha yakın ilişkiler kurulabilmektedir. STK’ lar devlet gibi mülteci bir bütün olarak ele almak yerine daha özel alanlarda çalışmalar yaparak ve hedef kitlelere özenli yaklaşımlar sağlayarak yakın ilişkileri güçlendirmiştir diyebiliriz. Geçici koruma statüsündeki çocukların dışlanmaları azaltmak, bu tutumları ortadan kaldırarak toplumsal aidiyet hislerinin geliştirmek için STK’ lar birçok farklı proje yürütmektedir. Suriyeli çocuklar ve diğer topluluktaki çocukları bir araya getiren kültürel, sosyal, sanatsal etkinlikler düzenlemektedirler. 

a) 1995 yılında kurulmuş olan Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD), geçici koruma statüsündeki bireylerin ve çocukların sosyal yaşama uyum sağlamaları amacıyla çeşitli kurslar ile 40’ tan fazla şehirde faaliyetlerini sürdürmektedir (Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği, 2017).

b) İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (İGAM) Mültecilerin medya ve basında doğru bir şekilde temsil edilebilme yöntemleri ile ilgili farkındalık yaratmak ve yapıcı mesajları yaymak amacıyla mülteciler sığınmacılar ve geçici koruma statüsündeki bireyler / çocuklar hakkında eksik bilgilendirme ve yanlış sunumların azaltılması için, Türk medyası ile sivil toplum arasında daha güçlü bir ilişki kurmayı amaçlamıştır (İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi, 2017).

c) Mülteci Destek Merkezi (MUDEM) ise Birlikte Güçlüyüz Projesi ile yerli ve mülteci çocukların/ gençlerin, birbirlerini anlamaya dayalı bir iletişimin kurulması amacıyla, toplumsal uyum ve kabul sürecine katkıda bulunmuştur. Bu amaçla, Türk ve Suriyeli çocukların/gençlerin birlikte projeler geliştirmelerini ve bu süreçte birbirleri ile doğrudan temas etmelerinin önünü açmayı hedeflemiştir (Mülteci Destek Merkezi, 2020).

7. Hukuki Destek

Suriyeli mülteciler ve çocuklar “geçici koruma belgesi” kapsamında olsalar da kayıt dışı birçok çocuk ve mülteci bulunmaktadır. Bu çocukların eğitim, sağlık, sosyal yardım hizmeti alabilmesi için kayıtlı olmaları gerekmektedir. Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu’nun (TİSK) 2015 raporunda, sadece 3 bin 686 Suriyeli mültecinin kayıtlı olarak çalıştığı ve çoğunluğu çocuk 400 bin Suriyelinin ise kayıt dışı olarak düşük ücret ve kötü çalışma koşulu suistimali ve sömürüsüne uğrayarak çalıştığı belirtilmiştir (TİSK, 2015, s. 46).

Türkiye’deki Sivil Toplum Kuruluşları Suriyeli Mültecilere hukuki destek ve avukatlık hizmetini ücretsiz olarak sağlamaktadır. Bu alanda çokça projeler yürütmektedir. Türkiye’de mülteci bir insanın çalışması ve ailesine çocuklarına bakıp para kazanabilmesi için çalışma belgesi çıkarması gerekmektedir. Fakat işverenler bu çalışma belgesi konusunda ılımlı yaklaşmayarak, mültecilere sömürü altında düşük ücretler karşılığında iş vermektedir. Bu da bir mülteci ailenin çocuklarının yeterli eğitim, beslenme ve sağlık ihtiyaçlarını karşılayamamasına kadar giden uzun bir yol oluşturur. Bu durum direk olarak çocukların da çalıştırılması olarak tartışılabilir. Mülteci ailelerdeki çocuklar yeterli maddi durumda olmadıklarından çalışma izni olmadan sömürü sistemi altında çalışabilmektedir. Bu yüzden Türkiye’de STK’lar hukuki destek ve danışmanlık alanında mülteci ailelere ve çocuklara çok fazla destek vermektedir. Bazı örnek projeler;

a) Mülteci Derneği Hukuk Kurulu: Mülteci aileler ve bu ailelerin çocuklarına hukuksal sorunların çözümlenmesi açısından destek sağlar. Bu destekler maddi durumu yeterli olmayan ailelere avukatlık gibi desteklerdir. Ücretsiz sağlanan bu danışmanlık hizmeti mülteci ailelerin çocuklarının istismara uğraması, kız çocuklarının istismarı, savaş sırasında ailesiz kalmış çocuklara destek gibi birçok ciddi konulardadır.

b) Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği Hukuk Kliniği: BMMYK, Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve SGDD iş birliği ile Ankara’da faaliyete geçen Hukuk Kliniği, hukuki danışmanlık almak üzere kliniğe gelen ya da telefonla ulaşan sığınmacı ve mültecilere 9 Mayıs 2016 – 31 Ocak 2017 tarihleri arasında ücretsiz danışmanlık hizmeti sağladı, ilgili kurumlara yönlendirmelerde bulundu, hassas vakalar SGDD ve BMMYK ile paylaşılarak koruma mekanizmalarına erişimleri sağlandı. Klinikte, hukuk fakültesinde öğrenimini sürdüren gönüllü öğrenciler ve tercümanlar eşliğinde ücretsiz bilgilendirme hizmeti verildi. Proje kapsamında 1080 kişiye ulaşıldı.

Bu ve bunun gibi birçok proje ile Türkiye’deki STK’lar Mülteci çocukların özellikle sömürülmesi, istismara uğraması gerekli yardımı alamaması gibi durumlarda ciddi hukuki danışmanlıklar sağlamaktadır. Bu yardımların amacı savaş bölgesinden gelen insanlara aslında yabancı oldukları bir ülkede sömürülmelerine izin vermemektir. Bu alanda çeşitli barolar ile işbirliği içinde olan STK’lar ücretsiz danışmanlık ve avukatlık hizmeti sağlarlar. Bu konuyla ilgili çeşitli iletişim ve acil yardım hatları da kurulmuştur. Unutmayalım ki hiçbir çocuk ırkından veya cinsiyetinden dolayı sömürülmemelidir.

8. Sonuç

2011 yılında savaştan kaçarak Türkiye’de yaşamlarını sürdürmekte olan Suriyeliler ülkemizde kurulan kamplarda yaşamaktadırlar. Fakat Türkiye’de bulunan 10 ilde toplam 26 kamp bulunmaktadır ve bu kamplar Suriyelilerin tümüne yetmemektedir. Yaklaşık 2 milyondan fazla Suriyeli mülteci yaşamlarını kamp dışında kalan riskli alanlarda ve riskli yapılarda sürdürmektedirler. Maddi yetersizliklerden dolayı öncelikle beslenme ve barınma olmak üzere birçok ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Bu olaylardan en çok etkilenen kesim ise Suriyeli çocuklar olmuştur. Koruma statüsündeki bu çocuklar beslenme, barınma ve eğitim gibi birçok haklarından mahrum kalmıştır. Devletin hizmetlerini yeterli olmadığı noktalarda “sivil toplum kuruluşları” devreye girerek geçici koruma statüsündeki çocuklara; beslenme, barınma, sağlık, hukuki destek ve psiko-sosyal destek gibi yardımlar gerçekleştirmektedirler. Hukuki destek veren sivil toplum kuruluşları, geçici koruma statüsündeki çocukları tespit ederek kayıtlarını gerçekleştirerek hukuki desteklerden faydalanmalarını sağlamaktadır. Sivil toplum kuruluşları sağlık, barınma ve beslenme gibi eksikliklerde ise Suriyeli çocuklara giyecek ve yiyecek ve sağlık kiti gibi yardımlar yapmaktadırlar. Maddi yetersizlikten dolayı tarım işçiliğinde çalışmak zorunda kalan koruma statüsündeki çocuklar için ise okullaştırma çalışmaları yapılmaktadır ve belirli kriterlere uygun Suriyeli çocuklara burs verilmektedir. Bunlara ek olarak sivil toplum kuruluşları koruma statüsündeki çocukların adaptasyon sürecini iyileştirmeye yönelik sosyal uyum çalışmaları yapmaktadırlar ve dil yetkinliğini geliştirmek için dersler vermektedirler. Bazı sivil toplum kuruluşları da toplumdaki koruma statüsündeki bireylere ve çocuklara karşı olumsuz algıları yıkmak için toplumsal kabul çalışmaları yapmaktadırlar. Tüm bunların yanında devletin yardım olanaklarının ve sivil toplum kuruluşlarının sayılarının koruma statüsündeki çocuklar için yetersiz olmaktadır. Öncelikli olarak sivil toplum kuruluşlarının sayıları arttırılmalı ve bu alandaki çalışmalar daha fazla desteklenmelidir.

Hakan BAYRAM

Gülay ATAŞ

Sivil Toplum Çalışmaları Staj Programı

 

BİBLİYOGRAFYA:

Anadolu Kültür Çalışmaları. Retrieved February 27, 2021 from https://www.anadolukultur.org/34-calismalarimiz/

Andiç, H. (2018). Kamu çalışanlarında göçmen algısı toplumsal kabul ve psikolojik entegrasyon üzerine bir araştırma (Master’s thesis, Ardahan Üniversitesi, 2018). Ardahan: Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Bağışıklama. (n.d.). Retrieved February 27, 2021, from https://www.unicef.org/turkey/ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%C4%B1klama

Büyükikiz K. K., Çangal Ö. (2016). Suriyeli Misafir Öğrencilere Türkçe Öğretimi Projesi Üzerine Bir Değerlendirme. Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 5(3), 1414-1430.

Çalışmalarımız. (n.d.). Retrieved February 27, 2021, from http://hiraethdernegi.com/calismalarimiz/

Çiçekoğlu, P., Durualp, E., & Kadan, G. (2019). Investigation of peer relations of preschool refugee and non-refugee children. Archives of Psychiatric Nursing, (3). 319-324. 

Ekici, H. (2019). Türk toplumunda Suriyelilere yönelik algılanan tehditler ve çözüm önerileri. Sosyal Politika Çalışmaları Dergisi, 19(44), 695-730. 

Hayata Destek Derneği. (2019). Çocuk Koruma Çalışmaları. Retrieved February 27, 2021 from https://www.hayatadestek.org/cocuk-koruma

Hukuk Kliniği. (n.d.). Retrieved February 27, 2021, from https://sgdd.org.tr/hukuk-klinigi/

İçişleri Bakanlığı. (n.d.). Genel Bilgi. Retrieved February 28, 2021, from https://www.goc.gov.tr/genel-bilgi45

İçişleri Bakanlığı. (n.d.). Geçici korumamız Altındaki Suriyeliler. Retrieved February 28, 2021, from https://www.goc.gov.tr/gecici-korumamiz-altindaki-suriyeliler

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi. (2015). İnsan & İnsan, (3).Retrieved February 21, 2021, from https://www.insanveinsan.org/kis2015/insan-ve-insan-bilim-kultur-sanat-ve-dusunce-dergisi-sayi-3-kis-2015.pdf

Karadoğan, T. (2019, October 21). Göçmen ve Mülteci Çocuklarda Sağlık Sorunları. Retrieved February 27, 2021, from https://insamer.com/tr/gocmen-ve-multeci-cocuklarda-saglik-sorunlari_2424.html

Mavi Kalem. (1970, March 07). Retrieved February 27, 2021, from https://www.mavikalem.org/category/proje/

Mülteciler Derneği. (2020). Sed nedir. Retrieved February 27, 2021 from https://multeciler.org.tr/sosyal-ve-ekonomik-destek-hizmeti-sed-nedir/

Öğrenme tasarımları. Türkiye’ de mültecilerle çalışan bazı sivil toplum kuruluşları ve dernekler. Retrieved February 27, 2021 from https://ogrenmetasarimlari.com/turkiyede-multecilerle-calisan-bazi-sivil-toplum-kuruluslari-ve-dernekler/

Özdemir, A. (n.d.). Anne ve Çocuk sağlığı Projesi. Retrieved February 27, 2021, from https://multeciler.org.tr/anne-ve-cocuk-sagligi-projesi/

SGDD. (2015). Suriyeli mülteci çocuklara yönelik koruma ve beslenme projesi. 28 Şubat 2021 tarihinde http://www.sgdd.org.tr/Suriyeli-Multecicocuklara-Yonelik-Koruma-ve-Beslenme-Projesi–i73 adresinden edinilmiştir.

Şimşek D. (2019). Türkiye’deki Suriyeli Çocukların Eğitime Erişimi: Engeller ve Öneriler. Eğitim Bilim Toplum, 17(65), 10-32.

Ti̇sk. (n.d.). Retrieved February 27, 2021, from http://tisk.org.tr/turk-isdunyasinin-suriyelilere-bakisi-ilk-kez-arastirildi/

Türk G. D. (2016). Türkiye’de Suriyeli Mültecilere Yönelik Sivil Toplum Kuruluşlarının Faaliyetlerine İlişkin Bir Değerlendirme. Marmara İletişim Dergisi, (125). 145-157.

UNICEF. (2018). Türkiye’deki Suriyeli çocuklar. Retrieved February 27, 2021 from https://www.unicefturk.org/yazi/acil-durum-turkiyedeki-suriyeli-cocuklar

Yıldırımalp, S., İyem, C. (2017). Suriyeli Sığınmacıların Toplumsal Kabul ve Uyum Sürecine İlişkin Bir Araştırma. Bilgi Sosyal Bilimler Dergisi, (2), 107-126 .

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here