2013 Darbesinden Günümüze Müslüman Kardeşler

Özet

Müslüman Kardeşler Mısır’da 1928 yılında Hasan el-Benna tarafından kurulmuş ve kuruluş amacı Osmanlı Devletinin yıkılmasının ardından İslam coğrafyasının birliğini sağlamak olmuştur. Müslüman Kardeşler dünyanın en etkili İslami örgütlenmesi olarak kabul edilmiştir. Bir sivil toplum kuruluşu olarak kurulmuşsa da günümüz Mısır siyasetinde büyük ivme yaratmış, adından tüm dünyada kendinden söz ettirmiştir. Bu çalışmada, Müslüman Kardeşler’in kuruluşundan bu zamana kadar çoğu zaman yasaklanan, kapatılan ve bir şekilde toplumsal tabanını genişlettiği için her zaman yeniden örgütlenebilen bu örgütün Mısır’da 3 Temmuz 2013’te gerçekleşen askeri darbe sonrası içinde bulunduğu mevcut kriz, el koyma kararları ve yaptırımları ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: İslam, Şeriat, Sivil Toplum, Darbe.

Abstract

The Muslim Brotherhood has been recognized as one of the most influential Islamic organizations in the world. Although it was founded as a non-governmental organization, it has created great momentum in today’s Egyptian politics and has made a name for itself all over the world. In this study, the current crisis, seizure decisions and sanctions of this organization, which has been banned, closed and reorganized at any time since the foundation of the Muslim Brotherhood since its establishment, because it has somehow expanded its social base, after the military coup in Egypt on July 3, 2013, are discussed.

Keywords: Islam, Sharia, Civil Society, Coup d’état.

Giriş

Müslüman Kardeşler 1928 yılında Mısır’da İslam alimi ve öğretmen olan Hasan el-Benna tarafından pan-İslamist, şeriatçi bir sivil toplum kuruluşu olarak ortaya çıkmıştır. Kurulduğu yıllarda ”İhvan hareketi” adıyla anılmıştır. İhvan Hareketi zaman içerisinde güçlenmiş geniş kitlelere hitap etmeye başlamıştır. Hasan el-Benna’ya göre, “İslam Dünyası batı etkisinden dolayı sosyal hükmünü kaybetmiştir. Şeriat kanunları, geçmişte olduğu gibi Kur’an ve Sünnet üzere olmalı ve toplumun her kesimini; devlet işlerinden günlük problemlere değin her şeyi kapsamalıdır.” Hasan el-Benna’nın söyleminde de yazdığı gibi din her alanda yol gösterici olmalıdır düşüncesiyle hareket eden Müslüman Kardeşler zamanla siyasette de aktif rol oynamaya başlamıştır (Pınar, 2014: 130-140). Mısır başta olmak üzere tüm Arap dünyasında faaliyetlerini sürdürdü. İlk olarak Mısır’da 1938’den sonra siyasi nitelik kazanmaya başlamıştır. 1940’ların sonunda Mısır’daki monarşi ve iktidardaki Vadf Partisi’ne karşı tehdit oluşturduğu düşünülüyordu. 1952’deki Hür Subaylar Hareketi’nden sonra tüm partiler ile birlikte Müslüman Kardeşler teşkilatı da 1954 yılında kapatılmıştır, resmi olarak olmasa da teşkilat yeraltından örgütlenmeye devam etmiştir. Yine aynı yıl Cemal Abdülnasır’a karşı gerçekleşen suikast girişiminden sonra Müslüman Kardeşler’in altı lideri vatana ihanet suçundan idam edilmiş, örgüt üyeleri ise şiddet yoluyla bastırılmıştır (Duman, 2020: 30).

1970 yılında Cemal Abdülnasır’ın ölümüyle birlikte yerine gelen Enver Sedat, Müslüman Kardeşler’in özgürlük alanlarını biraz genişleterek örgüte rahatlama getirmiştir. İktidara gelmesinin üzerinden henüz 10 yıl geçmişken 1981 yılında, Mısır’ın bağımsızlığının kutlandığı tören sırasında uğradığı suikastla hayatını kaybeden Enver Sedat’ın ardından, Muhammed Hüsnü Mübarek devlet başkanı olmuştur. Mübarek rejimi ile birlikte Müslüman Kardeşler tekrar üzerinde yoğun baskıyı hissetmeye başlamıştır. Hali hazırda varolan baskı ve yasaklara karşın Müslüman Kardeşler sosyal anlamda daha da etkin olmaya başlamışlardır, siyasi olarak yasaklanmış olmalarına rağmen 2005 parlamento seçimlerine katılan bağımsız adaylara birlikte 88 sandalye kazanmıştır. Fakat bu yasaklar teşkilatın kendini siyasi anlamda geliştirmesini ve tecrübe edinmesini engellemiştir.

Arap Baharı’nın 2011 yılında Mısır’a sıçramasıyla birlikte halkın rejime karşı yaptığı darbe sonucunda Hüsnü Mübarek devrilmiş, ardından Müslüman Kardeşler yasal hale gelmiştir. Hüsnü Mübarek rejiminin devrilmesi ile Müslüman Kardeşler kendilerini siyasette gösterme fırsatına sahip olmuşlardır (Telci, 2013: 81). 2012 yılında yapılan seçimde, Müslüman Kardeşlerin kurduğu Özgürlük ve Adalet partisi %51.73 bir oy alarak seçimi kazanmış ve Mısır’ın Cumhurbaşkanı olarak Muhammed Mursi seçilmiştir. Teşkilatın Mısır’da siyasi hükmü uzun sürmemiş, Mısırlı liberallerle sürekli çatışma halinde olmuşlardır. 3 Temmuz 2013’te gerçekleşen askeri darbe Müslüman Kardeşler için gerçek bir dönüm noktası olmuştur, Abdülfettah El-Sisi liderliğinde gerçekleşen darbede yönetim Müslüman Kardeşler hareketine yönelik benzeri görülmemiş bir baskı politikası yürütmüştür.

Rabiatül Adeviyye Meydanı

Milyonlarca Mısırlı liberal Müslüman Kardeşler rejimini desteklemiyor olmasına karşın göz ardı edilemeyecek bir çoğunluk da örgütün destekçisiydi. 3 Temmuz’da ordunun yönetime el koyması ve ülkenin seçilen ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi görevden uzaklaştırması ile darbenin hemen ardından Müslüman Kardeşler’i destekleyen halk, Kahire’nin Rabiatu’l Adeviyye ve Nahda meydanları başta olmak üzere ülkenin farklı bölgelerinde sokağa çıktı ve protestoya başladı (Kalabalık, 2017). 27 Temmuz sabahı ordunun meydanda ve civar bölgelerde bulunan protestocuların üzerine mermilerle silahlı saldırıda bulunduğu ve sonucunda ciddi kayıplar yaşandığı öğrenildi. 200 civarı kişinin öldüğü ve yüzlerce kişinin yaralandığı darbenin ilk büyük katliamı gerçekleşmiş oldu. Abdülfettah el-Sisi rejimi muhaliflere karşı ne kadar katı olabileceğini böylelikle göstermiş oldu. Muhammed Mursi destekçisi halk bu sert müdahaleye tepki için tekrardan 14 ağustos günü Rabiatül Adeviyye meydanını protestoya devam etmek için doldurdu. Mısır ordusu, 14 ağustos günü aralarında kadınların ve çocukların bulunduğu sivil halka ikinci defa silahla müdahale gerçekleştirmiştir. Sivil halka yapılan bu müdahalede, Mısır Silahlı Kuvvetleri ve polis güçlerinin yanı sıra, aralarında keskin nişancıların da olduğu bilinmektedir. Mısır Sağlık Bakanlığı’na göre saldırının birinci günü ölü sayısının 525 kişi olduğu bildirilmiştir. 15 Ağustos günü protestoculara karşı yapılan saldırının ikinci gününde Sağlık Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada ölü sayısının 638, yaralı sayısının ise 4201 olduğu duyurulmuştur. Müslüman Kardeşler Harekatı’nın 15 Ağustos tarihinde yaptığı açıklamada 2200 ölü ve sayısı 10 bini bulan yaralı olduğu bildirilmiştir.

“Gazap Cuması” adıyla da anılan 16 Ağustos 2013 günü halk ve Sisi rejimi arasındaki mücadele hala devam ediyordu. Ordunun ülkenin her yanından ayaklanan grupları kontrol altına almakta zorluk çektiği belirtilmiş, Mısırlı yetkililerin yaptığı açıklamada ise son 24 saat içerisinde 20’den fazla güvenlik gücünün öldürüldüğü, 15 karakolun saldırıya uğradığı bildirilmiştir. Yine aynı gün Ramses Meydanı’nda darbe yönetiminin sivil halka ateş açması sonucu yüzlerce kişi El Feth Camii’ne sığınmıştır. Camide bulunan halk sabah namazından sonra yardım çağrısında bulunmuştur öğle saatlerine doğru grubun çıkışına izin verilmesi sonucunda çıkan kişilerin tutuklandığını gören halk camiden ayrılmayı reddetti ve camide açlık grevi başlatarak protestosuna devam etmiştir. Bir süre sonra darbe yönetiminin camiye müdahale etmesiyle protestocular tutuklandılar.

18 Ağustos günü Mısır’da haklarında tutuklama kararı çıkan Müslüman Kardeşler üyelerinin Kahire’deki Ebu Zabel cezaevine nakledildikleri sırada gerçekleşen saldırılarda ise 36 kişi ölmüştür. Rejim bu saldırıyı “kaçmaya çalıştıkları ve bir polisi rehin aldıkları” gerekçesiyle açıklamıştır, Müslüman Kardeşler ise bunu bir “katliam” olarak değerlendirdi. 19 Ağustos günü Mısır’ın Sina bölgesinde iki polis aracına saldırı düzenlendi ve saldırıda 24 güvenlik gücü hayatını kaybetti. Olaylar sonrasında Mursi destekçileri 3 gün içerisine 40 üzeri kiliseye saldırı düzenlemiş, yakmıştır. Hristiyanlara ait 11 kurum da saldırıların hedefi haline gelmiştir. Halk ve darbe arasındaki çekişmede hayatını kaybedenlerden bir diğer kişi ise Müslüman Kardeşler’in siyasi ayağı olan Hürriyet ve Adalet Partisi Genel Sekreteri Dr. Muhammed el-Biltaci’nin 17 yaşındaki kızı Esma el-Biltaci olmuştur. Kamera kayıtlarına yansıyan görüntülerde bir kişinin Esma el-Biltaci’yi sarı bir çanta ile işaretlemesi sonucu keskin nişancının ateş edip olay yerinden uzaklaştığı görülmektedir.

Rabia İşareti

2013 Mısır askeri müdahalesi ile Mısır’da başlayan ve 16 Ağustos 2013 Mısır katliamı ile devam eden bu süreçte Mısır’daki protestonun merkezi olan Rabiatü’l Adeviyye meydanındaki darbe karşıtı halk hem meydanın ismini çağrıştırması hem de Tahrir Meydanı’nda toplanan kalabalıktan ayrı olduklarını belli etmek için dört parmaklarını kaldırarak bir işaret yapmaya başladılar. Anlamına baktığımızda ise Arapçada Rabia’nın ‘dördüncü, dört’ demek olduğunu görüyoruz (Türk, 2018). Meydanın adı ise İslam’ın ilk yıllarında Kudüs’te vefat eden Rabiatü’l Adeviyye’den gelmektedir. Bir diğer etkenin ise Muhammed Mursi’nin Cemal Abdunnasır, Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek’ten sonra Mısır’ın dördüncü cumhurbaşkanı olduğuna dikkat çekilmek istendiği düşüncesidir (En Son Haber, 2021).

Darbe Sonrası Müslüman Kardeşlere Yönelik Yaptırımlar

Darbe sonrası dönemde rejimin, Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın doğrudan sosyal ve ekonomik faaliyetlerini hedef almaya başladığını söyleyebiliriz (Telci, 2016), bu güne kadar geçen süreçte Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın tüm mal varlıkları ve ekonomik faaliyetleri dondurulmuştur. 2011 öncesi Mübarek döneminde uygulanan yasaklardan dolayı Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın çoğu ekonomik faaliyetleri bireysel hesaplar üzerinden yürütülmekteydi. Rejim bu nedenle teşkilat liderlerinin de ekonomik varlıklarına el koymuştur. 2013 yılının aralık ayında ise Müslüman Kardeşler’e ait okullar, dini eğitim kurumları, sağlık kuruluşları gibi yüzlerce kurumun kapatılmasına ya da bu kurumların yönetimlerinin devlete geçmesine karar vermişlerdir (Orsam, 2016: 75). İlerleyen yıllarda hala bu kurumların düzenli denetlendiğini söyleyebiliriz. El koyma kararlarının sadece kurumlara ve örgüt üyelerine özel olmadığını, Müslüman Kardeşler’i desteklediği düşünülen bazı iş adamlarının da mallarına el koyulduğunu söylemek mümkün. Yargı kurumları ve güvenlik birimleri darbeden sonra ciddi çaba göstererek Müslüman Kardeşler üzerindeki baskının ve alınacak kararların en ağır biçimde uygulanmasını hızlandırmışlardır. Darbe sonrasında birçok üst düzey yönetici hapse atılmış, hareketin Genel Başkanı Muhammed Bedii’nin tutuklanması ile yerine Mahmut İzzet vekâlet etmeye başlamıştır. 

Müslüman Kardeşler Teşkilatı 1 Eylül’den itibaren tekrar iletişim haline geçmeye ve örgütlenmeye başlamıştır. Hareketin genel vekili ve diğer yöneticiler, rejim baskısı ve güvenlik koşulları gibi nedenlerle aktif olamıyorlardı, Müslüman Kardeşler içerisinde iletişimi yeniden güçlendirme konusunda aktif rol alan isimlerin başında Dr. Muhammed Kemal, Dr. Muhammed Said Alive ve Dr. Muhammed Taha Vahdan bulunmaktaydı. Rejim baskısının yoğun olduğu dönemde bu üç isim cemaat yönetimini kontrol etmek ve teşkilatı toplayacak yeni bir ekip için çalışmalara başladı (Aydemir, 2021:19).

2014’ün ağustos ayına gelindiğinde Özel Eylem Seçeneği adında bir planın onaylanması ile idari makamları şaşırtmak için hafif silahların sistematik olarak kullanılmasına izin veriyordu. Belirli bir hedef almama ve kan dökmeme konusu ise önemle vurgulanıyordu. Bu plan merkezî bir yürütmeden ziyade, her büronun içinde bulunduğu duruma göre uygulandığından bazen aşırılıkların yaşanmasına da sebep oldu. İlerleyen süreçte gelenekselci kuşağının eleştirilerinin dozunun artmasına ve Muhammed Kemal ve ekibine karşı bir cephe oluşmasına sebep olan plan, hareketin kendi içinde bölünmesine yol açtı. 2015 yılına gelindiğinde örgütün geleneksel tutum sergileyen taraftarları ülke siyasetinde aktif olmaktan çok kendi içindeki mevcut durumla ilgileniyordu. Bu sebeple Dr. Mahmut İzzet mayıs 2015’te aldıkları kararla Dr. Muhammed Kemal’in Yüksek İdare Komitesi’nin geçersiz kılındığını ve Muhammed Kemal ile komitenin faaliyetlerini araştırma kararı aldığını açıkladı. Böylece Müslüman Kardeşler’in kendi içindeki bu fikir ayrılığı ilk defa dışa yansımış oldu. Geleneksel tutum sergileyen kitle siyasetten uzak kalıp kendi içlerinde faaliyette bulunmayı tercih etti. Mayıs 2016’da Muhammed Kemal Müslüman Kardeşler’le tüm ilişiğini sonlandırmış ve aralık ayında güvenlik güçleriyle girdiği silahlı çatışmada hayatını kaybetmiştir, ölümünden sonra kendilerine Genel Büro adını veren Muhammed Kemal destekçileri ise gelenekselcilerle bir çatışma haline girmiştir (Aydemir, 2021: 24). Kendi içinde çatırdamaya başlayan Müslüman Kardeşler’le ilgili 2017 yılında teşkilata üye gençlerle yapılan bir ankette “mensup gençlerin sadece %25i hareketin tekrar eski dinamizmine kavuşacağına inandığı” belirtilmiştir. Mart 2018’de, bir İngiliz parlamento komisyonu Mursi’nin sağlık durumu hakkında uyarıda bulunup erken ölüm riski doğuran insanlık dışı tutukluluk koşullarını kınadı. 2019 yılında ise Muhammed Mursi yargılanmak için çıktığı mahkemede baygınlık geçirdi ve hayatını kaybettiği öğrenildi (Hürriyet, 2019). Mısır İçişleri Bakanlığı Muhammed Mursi’nin ölümünden sonra alarm durumu ilan etti, sıkı emniyet tedbirleri alındı ve meydanlardaki güvenlik güçleri arttırıldı. Bakanlık ayrıca Mursi’nin ölümü üzerine “Şehit Muhammed Mursi ülkesinin demokrasi yolundaki mücadelesinde her daim müstesna bir şahsiyet olarak anılacaktır.” ifadesini kullanmıştır (NTV, 2019). 2020 yılında Mısırlı yetkililer yedi yıldır aranan Mahmut İzzet’in yakalandığını duyurmuştur. Mısır İçişleri Bakanlığının yaptığı açıklamada “Ulusal güvenlik güçleri, uluslararası terör örgütü Müslüman Kardeşler’in geçici olarak “üst düzey rehber” pozisyonuna getirilmiş kaçak sorumlusu Mahmut İzzat’ın yakalandığı bilgisini aktardı” denilmiştir (Şarkul Avsat, 2020).

Sonuç

Bugüne baktığımızda ise örgütün geleceğiyle ilgili kesin bir yargıya varılamamaktadır. Müslüman Kardeşler ümmet bilinciyle, bir sivil toplum örgütü olarak çalışmalarına başlamış ve zaman içerisinde ciddi önem taşıyan bir siyasi harekete dönüşmüştür. İlk defa Arap Baharı’yla birlikte iktidara gelme tecrübesi yaşayan hareket, siyasi anlamda tecrübesiz olduğundan ve Mısır’da süregelen toplum baskısından dolayı bu pozisyonunu koruyamamıştır. 3 Temmuz 2013 tarihinde Muhammed Mursi’ye yapılan darbeden günümüze hala yasak olan Müslüman Kardeşler günümüzde kurulduğu ülke olan Mısır dahil birçok ülkede “terör örgütü” olarak anılmaktadır ve bu tarihten itibaren haklarında tutuklama kararı çıkmış ve ağır baskı politikaları altında ezilmişlerdir. Yakın bir dönemde üst düzey yetkili olarak bilinen Müslüman Kardeşler üyesi Mahmut İzzet’in yakalanmasından da anlayabileceğimiz gibi Sisi rejiminin Müslüman Kardeşler’e yönelik tutumunda olumlu bir değişiklik görülmemektedir.

Müslüman Kardeşler liderlerinin büyük kısmı hapse girmiş ve birçok üyesi de yurt dışına kaçmıştır. Hareketin mücadelesine devamı ve bu baskı politikasının durdurulması için aldığı desteklerin önemi tartışmasız çok büyüktür. Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarında, Müslüman Kardeşler’in terör örgütü olmadığını belirttiğini duyabiliriz. Hatta İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adayı olan Binali Yıldırım’ı “Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz? Mesele bu kadar önemli.” (Cumhuriyet, 2019) şeklinde desteklediğini duymak mümkündür. Müslüman Kardeşler’i terör örgütü olarak kabul etmeyen ülkeler arasında Türkiye, Katar, Libya, Filistin ve Sudan bulunmaktadır. Resmi olarak terör örgütü ilan eden ülkeler ise Mısır, Suriye, Suudi Arabistan, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’dir. Müslüman Kardeşler Hareketi Mısır’ın iç meselesi olmaktan çıkmıştır. Müslüman Kardeşlerle ilgili son olarak şunu söyleyebiliriz, içlerinde geleneksel tutumda devam edenler olduğu gibi radikal bir tutum sergileyenler de bulunmaktadır (Al-Haddad, 2016: 23) fakat terör örgütü olmaktan uzak bir topluluktur. Şiddet, silahlanma veya baskıyla yaptıkları herhangi bir eyleme dair bulgu yoktur.

Gamze Ennur AKPINAR

Ortadoğu Çalışmaları Staj Programı

Kaynakça

Al-Haddad, W. (2016). Müslüman Kardeşlerin, İçinde Bulunduğu Mevcut Durum ve Belirsiz Geleceği, ORSAM. Erişim Adresi: https://www.orsam.org.tr//d_hbanaliz/6_Waleed_75.pdf

Anadolu Ajansı. (2019). Dışişleri Bakanlığı: Mursi, her daim müstesna bir şahsiyet olarak anılacaktır. NTV. Erişim Adresi: https://www.ntv.com.tr/dunya/disisleri-bakanligi-mursi-her-daim-mustesna-bir-sahsiyet-olarak-anilacaktir,wjd9XDK100upR-8Hmb1djQ 

Aydemir, O. (2021). Müslüman Kardeşler Hareketi: Tarihi ve Bugünü, INSAMER, Erişim Adresi: https://insamer.com/tr/musluman-kardesler-hareketi-tarihi-ve-bugunu_3715.html (Erişim Tarihi: 05.09.2022).

Bulut, F. (2021). ABD Kongresi’nin İhvan hakkındaki raporu ve Ortadoğu devletlerinin kaderini tartıştığı Müslüman Kardeşler hareketi. Independent. Erişim Adresi: https://www.indyturk.com/node/346721/türki̇yeden-sesler/abd-kongresinin-i̇hvan-hakkındaki-raporu-ve-ortadoğu-devletlerinin

Cumhuriyet. (2019). Erdoğan çıtayı yükseltti: Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali mi?. Cumhuriyet Haber Ajansı. Erişim Adresi: https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/erdogan-citayi-yukseltti-pazar-gunu-sisi-mi-diyecegiz-binali-mi-1447149

Duman, Ö. (2020). Arap Dünyası’nda Mısır Lı̇derı̇ Cemal Abdülnasır Rüzgârı ve Nasır Sonrası 1970-1981 Yılları Arasında Mısır’ın Durumu, Artuklu Kaime Uluslararası İktisadi ve İdari Araştırmalar Dergisi.

En Son Haber (2021). Rabia selamının anlamı nedir? Erdoğan’ın selamındaki Rabia ne anlama gelir?. Erişim Adresi: https://www.ensonhaber.com/gundem/rabia-selaminin-anlami-nedir-erdoganin-selamindaki-rabia-ne-anlama-gelir

Gayim, İ. (2019). Hasan El-Bennâ. TDV İslâm Ansiklopedisi. Erişim Adresi: https://islamansiklopedisi.org.tr/hasan-el-benna

ORSAM. (2016). 2015’ten Bu Yana Müslüman Kardeşler’e Yönelik El Koyma Kararları, Ortadoğu Analiz Dergisi. Erişim Adresi: https://www.orsam.org.tr//d_hbanaliz/3_info1_75.pdf

Pınar, F. (2015). Hasan el-Benna ve Müslüman Kardeşler, Iğdır Üniversitesi – İlahiyat Fakültesi Dergisi (5).

Şarkul A. (2020). İhvan Genel Mürşidi Mahmud İzzet tutuklandı, Kahire/Şarku’l Avsat. Erişim Adresi: https://turkish.aawsat.com/home/article/2474751/i̇hvan-genel-mürşidi-mahmud-i̇zzet-tutuklandı 

Telci, İ. N. (2013). Devrim Sonrası Mısır’da Güç Mücadelesi: “İslamcı İktidar vs. Seküler Muhalefet”, ORSAM. Erişim Adresi: https://www.orsam.org.tr/d_hbanaliz/8ismailtelci.pdf 

Telci, İ. N. (2016). Darbe Sonrası Dönemde Mısır’da Devlet ve Müslüman Kardeşler, ORSAM. Erişim Adresi: https://www.orsam.org.tr/tr/darbe-sonrasi-donemde-misir-da-devlet-ve-musluman-kardesler/

Türk, A. (2018). Rabia’nın kaynağını duyunca küçük dilinizi yutacaksınız. ODATV. Erişim Adresi: https://www.odatv4.com/analiz/rabianin-kaynagini-duyunca-kucuk-dilinizi-yutacaksiniz-05061858-140287

Sosyal Medyada Paylaş

[td_block_social_counter open_in_new_window="y" social_rel="nofollow" facebook="tuicakademi" twitter="tuicakademi" youtube="c/TUİÇAkademi" manual_count_youtube="2586" instagram="tuicakademi"]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

TUİÇ Akademi 2023 O-Staj Burs Başvuruları Başladı!

2023 yılı O-Staj programlarımız için burs başvuruları başladı! Seçilen 15 kişi 2023 yılı içerisinde bir programa burslu olarak katılabilecek.

Çeviri: Neoliberalizmden Sonra

Bu yazı, Rana Faroohar'ın ‘Foreign Affairs’ için kaleme almış olduğu “After Neoliberalism: All Economics Is Local” başlıklı görüş yazısından çevrilmiştir.

The Wind That Shakes the Barley (2006)

Avrupa çalışmaları stajyerimiz Ferhat Ege Aksaylı, The Wind That Shakes the Barley filmini sizler için analiz etti.

Paris Attacks and the Role of the European Union

Abstract This article analyzes the attacks of the Islamic State...