Demokrasinin Beşiğinde İnsan ve Umut

Yunanistan’da ekonomik kriz ve aranan çözüm yolları gün geçtikçe daha da yoğunlaşıyor. Hükümet ve muhalefet çözüm yollarında farklı görüşlere sahip. Geçtiğimiz Cuma günü Yunan Parlamentosu vergilerde artırıma giden yasayı onayladı. Oylama da muhalefet milletvekilleri hayır oyu verirken; koalisyon milletvekillerinin oyuyla yasa parlamentodan geçti ve yasalaştı. Maliye Bakanı Yannis Stournaras’ın verdiği bilgiye göre, vergilerde artırım yapılarak gelecek 2 yılda 2,3 milyar Euro gelir sağlanması amaçlanıyor. Halkın ise bundan memnun olmayacağı aşikârdır. Bununla beraber SYRIZA ve sol kanattan Panayiotis Lafazanis karara tepkili. Hatta lafazanis Stournaras’ı politik terörist olmakla suçladı.

Yunanistan Ta nea gazetesinin verdiği habere göre münhasır ekonomik bölgeyle ilgili dış sınır koordinatlarını Birleşmiş Milletlere vermeye hazırlanıyor. Bu koordinatlara göre Yunanistan Ege’nin hemen hemen tüm adalarında söz sahibi olmayı ve Doğu Akdeniz’de de münhasır ekonomik bölge (MEB) tezini savunuyor. Hatta Türkiye’ye çok yakın olan Meis adasında bile MEB’in uygulanmasını istiyor. Bu karar direkt olarak Başbakan Antonis Samaras’ın istediği bir karar. Yunanistan dış işleri bakanlığı ise bunun Türkiye ile olan yakın zamanda ki işbirliğine gölge düşüreceği görüşünde. Yunanistan’ın bu kararı almasının en büyük nedeni diplomasi çevrelerinde, Ege denizinde petrol ve doğalgaz aramak istemesi olarak değerlendiriliyor. Yunanistan ekonomik krizden çıkmanın yollarını bu şekilde arıyor olsa da her yaratacağı ihtilaf, komşuları ile sorun kendisinin aleyhine olacaktır. Çünkü bu karara Türkiye Dışişleri Bakanlığı jet bir kararla karşı çıktı.

Yunanistan’ın MEB koordinatlarını BM’ye sunması bağlayıcı değil. Yunanistan, bu koordinatları vererek sözü edilen bölgelerin kendisine ait olduğunu dile getirecek.

İngiltere’nin seçkin gazetelerinden The Guardian’da çıkan bir habere göre Yunanistan doğalgaz şirketi DEPA’ya iki Rus şirket olan Gazprom ve Sintez talip. Alıcı adaylarının ikisinin de Rus şirketi olması Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’ni kaygılandırdı. Yunan hükümeti ise alıcı kim olursa olsun satın alanın AB normlarına uygun hareket etmesi noktasında garanti vereceklerini söyledi. Samaras’ın geçtiğimiz Temmuz ayında açıkladığı koalisyon hükümeti programında özelleştirmeler çok geniş yer tutuyor. Samaras’ın özelleştirilecekler arasında yer alan devlet demir yolları ve elektrik kurumu daha önce satılmıştı.

Yunanistan, Kosova KFOR’da görev yapan askerlerini de geri çekti. Nedenini ise askerlerin finansmanının ülkenin derinleşen ekonomik krizinin daha da kötüleşmesine neden olduğu şeklinde açıkladı. KFOR, NATO öncülüğündeki bir barış gücü. KFOR, Kosova’ya 12 Haziran 1999’da Birleşmiş Milletler mandası altında girmişti.

Yunanistan’ın işsizlik oranı %26,8 olarak belirleniyor. İşsizlik oranı, maaşların düşmesi, artan geçim sıkıntısı vb. gibi nedenlerle insanlar asabileşiyor ya da umudunu kaybediyor.  Bu durum bazı insanların Altın Şafak gibi ırkçı partilere ya da örgütlere üye olmasına neden oluyor. Irkçı saldırılarda gün geçtikçe artıyor. Bunun en son örneği, 9 Ocak günü yaşandı. Türkiye’nin Gümülcüne Başkonsolosu İlham Şener,  Kavala Belediye Başkanını ziyareti sonrasında binadan çıkarken ırkçı altın Şafak partisi grubunun protestosuna uğradı. Arabası tekmelenen ve şiddetli hakarete uğrayan konsolos binadan 1 saat sonra polis eşliğinde çıkabildi.

Ülkede protestolar hiç ton kaybetmeden devam ediyor. Geçenlerde doktorların protesto yapmasıyla hastanelerde aksayan işler, bu kez de mahkemelerde görülüyor. Hâkimler ve avukatlar ücretlerinde yapılan azaltılmaları protesto ediyor. Yüksek yargı organlarında 40,000; diğer yargı organlarında ise 50,000 dosya hali hazırda beklemekte. Ülkede ayrıca intihar vakaları da artmakta. Avrupa Birliği’nin dayattığı kesintiler ve tasarruf paketleri Yunan hükümeti tarafından hemen parlamentodan geçirilip onaylanıyor. Bunların yunan halkı üzerinde ki etkisi ise tabiri caizse korkunç. Çünkü bu kesinti ve krizden çıkma politikaları halkın umudunu söndürüyor. Umutsuz olan insanlarda ya ırkçı örgütlere üye oluyor, ya yurtdışına kaçıyor ya da intihar ediyor. Bir anlamda Yunan hükümeti halkını düşünmüyor. Aslında düşünmek istemiyor. Çünkü AB Yunanistan’a kredi açarken ülke içinde uygulanması istenen tasarrufları sert bir biçimde istiyor. Dolayısıyla Samaras hükümeti de zaman kaybetmeden bu politikaları yerine getiriyor ki kredileri alabilsin. Yani Yunan halkı şu an için kaderi ile baş başa.

(TUİÇ Akademi, Ekathimerini, Ta Nea, Milliyet, The Guardian, azınlıkça)

TUİÇ-BALKAM

Çağdaş Erdoğan

Sosyal Medyada Paylaş

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

NATO’nun Dünya İçin Anlamı

75 Yıl Sonra, İttifak Hâlâ Vazgeçilmez -  3 Temmuz'da...

Trump’ın Dönüşü Avrupa’yı Nasıl Dönüştürebilir?

Washington'un kucaklaması olmadan, kıta anarşik ve liberal olmayan bir...

Türk Dış Politikasında Teori İhtiyacı

T.C. Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından Nisan 2024'te...

Gavrilo Princip’in Saraybosna Suikastı Motifleri

YAZININ İNGİLİZCESİ BALKAN INSIGHT TARAFINDAN YAYINLANMIŞTIR.  A Violent Desire for...