God’s Own Country (2017)

0
92

Yönetmenliğini Francis Lee’nin yaptığı 2017 yapımı eşcinsellik temalı God’s Own Country filmi; Sundance Film Festivali, Berlin Uluslararası Film Festivali, Edinburgh Uluslararası Film Festivali ve Chicago Uluslararası Film Festivali gibi önemli festivallerden ödüller kazanmıştır (Canol, 2019). Film, Türkçe afişlerde “Tanrının Unuttuğu Yer” olarak çevrildiği adıyla izleyiciye de küçük ipuçları vermektedir. Filmin çekimleri için izole ve kırsal bir yer tercih edilmesi ile ana karakterin yalnız kişiliği arasında kurulan ilişki ise bu ipuçlarını destekler niteliktedir.

Film kendisiyle ve ailesiyle arası iyi olmayan Johnny adlı karakterin, çiftliğe yardıma gelen Romanyalı bir göçmen olan Gheorghe ile aralarında gelişen sevgi dolu ilişkiyle birlikte geçirdiği dönüşümü ham bir şekilde konu ediyor. Filmin ana karakteri olan Johnny’nin, filmin başında yarı felçli babası ve yaşlı babaannesi ile yaşadıkları çiftliğin bütün sorumluluklarını yüklenmek zorunda olduğu anlaşılıyor. Johnny yaşadığı zorlayıcı hayattan hıncını duygusuz birliktelikler yaşayarak, alkol kullanarak ve hayatını umutsuzca sürdürerek çıkarmaktadır. Ancak daha sonra çiftlikteki işlere yardım etmek için gelen kurtarıcı rolünde gördüğümüz, Johnny’e kıyasla daha duygusal, hassas ve bağ kurabilen Gheorghe karakteri ile yaşadıkları aşka, tutkuya ve bunun beklendik bir yansıması olan sevginin iyileştirici gücüne şahit oluyoruz. Özellikle Gheorghe’nin ölen kuzunun yünlü derisini yüzüp annesi olmayan bir kuzuya giydirerek ve bu kuzuyu yavrusu ölen anneye verdiği sahne filmin bu yönünü vurgulayan ve Gheorghe karakterini yansıtan sahnelerden biridir. Filmi izlerken çarpıcı bir beklenti içinde olan izleyicilerin, bu örüntüleri gördüklerinde filmi sıradan ve tek düze ilerleyen şekilde yorumlaması olasıdır, yine de gerek çekimler ve oyunculuklar olsun gerek filmin çekildiği mekân olsun filmi izlemeye değer bir filmdir. Ek olarak film içerisinde kullanılan mekânın pastoralliği ve ana karakterler arasındaki sevgi ile oluşturulan uyum filme sıcak bir hava katarken, sakin, olaysız diyebileceğimiz tarzda filmleri izlemeyi seven izleyiciler için gayet uygun bir film olma özelliği de vardır. 

Film eşcinselliği, alışılagelmişin dışında, sadece cinsellik üzerinden yürütmekle kalmayıp aşk temasına vurgular yapsa da bu bakış daha da derinleştirilebilirdi. Film ayrıca Romanya’dan İngiltere’ye gelen göçmen bir işçiye yer vermesiyle sınıfsal ayrımcılığa da yer vermiştir. Karakterlerin farklı kültürel geçmişe sahip olmalarına rağmen aralarındaki sevgi bağının birleştirici gücüne de atıfta bulunulmuştur. Tüm bunlar filmin “LOVE IS LOVE” konusunu sıradan ama aynı zamanda ince bir şekilde işlediğini gösteriyor. Zira aşk, LGBTQ+ topluluğu için devrimci değişimde bir araç ve kapsayıcılık ve anlayışa giden bir yoldur (Milan & Milan, 2016). Filmde görülmesi gereken başka bir önemli örüntü de; başlarda ailesiyle sorunları olan Johnny’nin Gheorghe ile aralarında bir şey olduğunu sezen babasının ikinci bir inme geçirerek hastaneye yatması, bu olayı takiben ana karakterlerin bir barda geleceklerine dair endişe barındıran konuşmaları, ardından Johnny’nin alkollü bir şeklide bar tuvaletinde Gheorghe’yi aldatması ve bu sırada bardaki yaşlı adamın Gheorghe’ye homofobik, düşmanca davranışları ve Gheorghe’nin çiftliği terk etmesini ardı ardına vermesidir. 

Bancroft’un yirminci yüzyılda eşcinsellikten bahsederken eşcinselliğin sosyal, tıbbi ve yasal sonuçlarını dikkate alan ve homofobiyi incelemek için yararlı bir çerçeve olan dört temasından ilki, eşcinselliğin devam eden zulmü ve bastırılmasıdır (Ahmad & Bhugra, 2010 alıntılandığı gibi). Böylece bizler de filmde homofobi kavramının yani eşcinselliğin devam eden zulmünün ve bastırılmasının yıkıcı sonuçlarını yine beklendik bir akışta görmüş oluyoruz. Filmde zaman zaman ana karakterlerin birbirlerine ‘ibne’ demeleri ve ardından ironik bir tarzda gülmeleri toplumsal algıyla bir dalga geçme şekli olarak yorumlanabilir. Filmin ana fikirlerinden biri olan sevginin iyileştirici gücüne geri bir bakış atacak olursak; Johnny’nin, hastaneden eve dönmesinin ardından babasına Gheorghe’yi çiftliğe geri getirmek istediğine dair yaptığı açıklamanın sonucunda babasıyla arasındaki buzların erimeye başlaması birbirini tamamlayan bu olay örgüsüyle kendini tekrar etmiştir. 

Sponsorlu

Sonlandırırken, filmin başına gelen üzücü bir olayı da paylaşmaktan geri kalınmaması gerekir. Tan’ın (2020) aktardığı habere göre, filmin Amazon Prime’a yüklenen versiyonunda eşcinsel karakterler arasındaki seks sahnelerinin olmadığı fark edilmiştir. Filmin yönetmeni, bu sansür olayı araştırılana kadar filmin bahsedilen platformdan izlenmemesi gerektiğine dair açıklamalarda bulunmuştur. Nihayetinde filmin sansürlenmiş hali Amazon Prime üzerinden kaldırılmıştır. 

Hülya Tulğar 

Toplumsal Cinsiyet Okumaları Staj Programı

Kaynakça

Ahmad, S., & Bhugra, D. (2010). Homophobia: an updated review of the literature. Sexual and Relationship Therapy, 25(4), 447–455.

Canol, D. (2019). God’s Own Country (2017). Retrieved June 11, 2021, from https://filmhafizasi.com/gods-own-country-2017/

Milan, T., & Milan, K. K. (2016). A queer vision of love and marriage. Retrieved August 7, 2021, from https://www.ted.com/talks/tiq_milan_and_kim_katrin_milan_a_queer_vision_of_love_and_marriage?referrer=playlist-lgbtq_pride

Tan, E. (2020). God’s Own Country’nin Yönetmeni Francis Lee, Filme Uygulanan Sansüre Tepki Gösterdi – FilmLoverss. Retrieved June 11, 2021, from https://filmloverss.com/gods-own-countrynin-yonetmeni-francis-lee-filme-uygulanan-sansure-tepki-gosterdi/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here