Kuşak ve Yol Projesi’nin Çin’in Enerji Güvenliğindeki Rolü

Kuşak ve Yol Projesi 

Kuşak ve Yol (KvY) girişimi, tarihte birçok nüfusu barındıran ve ticaretin yoğun olduğu tarihi İpek Yolu’ndan gelmektedir (Atawulla, 2020: 140). KvY, 2013 yılında Çin Devlet Başkanı’nı Xi Jinpin’in Kazakistan’da yaptığı konuşma ile KvY projesini hayata geçirdiklerini duyurmuştur. Çin’in bu yol ile hedefi dünya pazarına ekonomik açıdan açılmak olsa da ekonomisinin en önemli ayağı olan enerjisini de güvence altına almayı amaçlamaktadır. 

1976 yılından sonra yapılan reformlar sonucunda ülke ekonomisi büyümeye başlamış olup sanayisi gelişmeye başlamıştır. (Karaca, 2012: 94). Sanayisinin gelişmesiyle birlikte enerji ihtiyacı da artmıştır. Ekonomik büyümesinin temel ihtiyaçlarından olan hammadde ihtiyacını karşılamak için de daha kolay ve güvenli bir yoldan daha ucuz maliyette karşılamak istemektedir. 

KvY girişiminin planlanan iki yol güzergahı vardır: İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu. Bu ikisine ek olarak planlanan bir diğer yol ise Çin’in Arktik bölgesi için uyguladığı Kutup İpek Yolu projesidir.

Kaynak: www.beltroad-initiative.com
Kaynak: www.beltroad-initiative.com

Çin’in enerji politika ve güvenliğine değinmeden önce, enerji ve enerji güvenliği tanımlarını yapmak gerekmektedir. 

  • Enerji, bir ülkenin kalkınma, refah, ekonomik ve sosyal gelişiminde temel ihtiyaçlardandır. İnsanlığın varoluşundan itibaren enerji, insanların ulaşımını, ısınmasını, aydınlanmasını sağlayan temel unsurdur. Sanayiden, ticarete, eğitimden sağlığa kadar birçok alanda kullanılan enerji toplumsal yaşantıda öneme sahiptir. Bu açıdan enerjiye kesintisiz ve güvenli bir şekilde ulaşmak, enerji kullanımında başka ülkeye bağlı kalmamak devletler için önemli bir politikadır.
  • Enerji güvenliği kavramı, Uluslararası Enerji Ajansı’na göre kesintisiz ve makul fiyattan enerji kaynağına ulaşılması olarak tanımlanmıştır. Sanayileşme ve küreselleşmenin yoğun bir şekilde artmasıyla birlikte literatürde kullanılan bir kavram haline gelmiştir. 1991 yılından sonra güvenlik konularının çeşitlenmesiyle beraber dış politika karar alma süreçlerine de etki etmeye başlamıştır. 

Ulusal güvenlik, ekonomik güvenlik ve enerji güvenliği birbirleri ile yakından ilişkilidir. Çin için bu ilişkiler daha bağlantılıdır. Çin ulusal güvenlik politikalarını şekillendirebilmek için ekonomik gücünü bir araç olarak kullanmakta. Ekonomisini sürdürülebilir kılması için üretimini artırması gerekmektedir. Üretimini sürekli hale getirebilmek için de enerji kaynağına ihtiyacı vardır. 

Çin’in Enerji Politikası

Çin’in halihazırda enerjiyi çok fazla tükettiği bilinmektedir. 1949 yılından 1978 yılına kadar Çin, enerji kaynaklarının kullanımı ile ilgili herhangi bir sorun yaşamamıştır. Daha sonra enerji tüketimi artmış olup 1995 yılında ise petrol üretim ve tüketim oranı eşitlenince Çin artık petrol ithal eden bir ülke konumuna gelmiştir (İstikbal, 2019: 52).

1980-2005 yılları arasında enerji tüketim ve ekonomik artış dengesine bakıldığında; o dönem aralığında Çin ekonomisi 6,5 oranında artarken enerji kullanımı da 3,4 kat artmıştır (Narin, 2006: 250-251). Son 30 yıldaki ekonomik büyümesi çoğunlukla ithal ettiği enerji kaynakları üzerine kuruludur. Çin, sırasıyla kömür, petrol, doğalgaz ve diğer enerji kaynaklarını yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Bu enerjileri ithal etmekte ve ithal ettiği bölgeleri ise çeşitlendirmektedir. Bu çeşitlendirmesindeki amaç ise hem temin ettiği bölgelerin istikrarsızlığa açık olması hem de oluşabilecek herhangi bir sorun de enerji temininde tek bir yere bağlı kalmak istememektedir.

Kaynak: www.eia.gov

Petrolü, Suudi Arabistan, Rusya Irak, Angola, Brezilya gibi bölgelerden karşılamaktayken, bölge olarak sırasıyla ilk üçte Ortadoğu, Afrika, Rusya yer almaktadır. Doğalgazı; önceliği Orta Asya ülkeleri olmak üzere, en çok Türkmenistan, Avustralya, Katar ve diğer ülkelerden sağlamaktadır. 

Çin, enerji güvenliğine önem vermektedir ve bunu 2007 yılında Çin Devlet Konseyi tarafından yayımlanan Beyaz Kitap’ta enerji güvenliğine yer vermesinden anlaşılabilir

Enerji sürdürülebilirliği, enerjiye tehditle mücadele ve alt yapı çalışmaları yapmak gibi birçok konuya değinilmiştir. 2010 yılında enerji politikasını belirlemek için Çin, Ulusal Enerji Ajansı’nı kurmuştur. 2016-2020 yılları arasını kapsayan 13. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise enerjiye sürekli ve kesintisiz bir şekilde erişim ile ilgili konulara değinmiştir. 2012-2025 yıllarını kapsayan 14. Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ise enerji güvenliği hakkında açıklamalar yapılmış olup ilk kez enerji güvenliği ile ilgili hedefler belirlemişlerdir (Alagöz, 2016: 63-64).

Enerji tüketiminde ise 2021 BP enerji tüketiminde geçen yıla göre enerji talebinin büyük artış gösteren ülkedir. Çin, enerji tüketiminde en çok kömürü kullanmaktadır. Dünya genelinde kömür enerjisi ortalama %17 oranında kullanılırken BP 2020 yılı verilerine göre Çin toplam enerji tüketiminin %55’ini kömürden karşılamaktadır,

2021 Uluslararası Enerji Ajansı Raporu’na göre Çin son yıllarda ham petrol ithalatında kaynaklarını çeşitlendirmiştir. Son yıllarda Petrol ithalatı çok artmış olmasına rağmen 2021’de ithalatı 2001 yılından beri ilk kez azalmıştır. Ancak petrol tüketimini azalttığını söylemek yanlış olacaktır. 2021’de Orta Doğu’daki ülkeler tüm ham petrol ithalatın %50’sini oluşturmuştur. 

Çin’in Enerji Temininde Kullandığı Yollar ve Riskler

Enerji Güvenliğinde Mevcut Koşullardaki Riskler:

  • Enerji temin ettiği deniz yollarının yaklaşık %80’i Amerikan donanması tarafından kontrol edilmesi
  • Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek istemesi ancak enerjiyi temin edeceği enerji kaynağına erişimde sıkıntı yaşaması
  • Enerji kaynaklarına sahip olan bölgelerin istikrarsızlığa açık olması ve olumsuz koşulların fiyatlara etkisi
  • Enerji kaynaklarının başka güçler tarafından yönlendirilebilme ihtimali 
  • Küresel ısınma ve hava kirliliği gibi konularda üzerinde oluşabilecek baskı
  • Güney Çin Denizi’nde var olan sorunların büyüme ihtimali

Çin’in yoğun olarak enerji temin ettiği bölgeler Afrika Boynuzu ve Ortadoğu’dur. Bu bölgelerden enerji temin ettiği yollar ise Güney Çin Denizi, Malakka Boğazı ve Hürmüz Boğazı’dır (Tekir ve Demir: 2018, 198).

Güney Çin Denizi, ABD ve Çin arasında güç mücadelesinin olduğu bir bölgedir. Bu denizde yüksek miktarda doğalgaz ve petrol rezervi bulunmaktadır. Denize kıyısı olan yedi ülke (Çin, Filipinler, Malezya, Kaboçya, Tayvan, Vietnam, Brunei) vardır. Güney Çin Denizi, Malakka Boğazı aracılığıyla dünya ticaretinin yaklaşık %40’nın geçiş noktasıdır. Güney Çin Denizi’nde bulunan Amerikan donanması ve bölgede bulunan korsanlık faaliyetleri Çin’in enerji teminini tehlikeye sokmaktadır. 

Hint Okyanusu ile Büyük Okyanus arasında geçiş konumunda olan Malakka Boğazı enerji ithalatında en yoğun kullanılan yoldur. 2016 yılı itibari ile Çin petrol ithalatının yaklaşık %80’inini bu yol üzerinden karşılamaktadır. Güney Çin Denizi’ni Hint Okyanusu’na bağlayan bu yol için alternatif bir yol olmaması Çin açısından sorunu büyük bir hale getirmektedir (Oba, 2019: 311).

Kaynak: Güney Çin Denizinin Durumu, Bölge Ülkelerinin Tehdit Algılamaları ve İttifak Arayışları

Malakka Boğazı, Çin ve Hindistan arasında rekabet yaratan sorundur. Çin’in Hint Okyanusu’na artan ilgisi nedeniyle Hindistan ile arasında bir rekabet ortamı çıkmıştır. Çin’in yoğun olarak Suudi Arabistan’dan yaptığı petrol ithalatı buradan yapılmakta ve askeri anlamda savunmasız bir bölgedir. Çin’in petrol ithalatının büyük bir kısmı bu yol üzerinden gelmesi dolayısıyla Hint Okyanusu ve Malakka Boğazı’ndaki deniz ticaret yollarının güvenliğini sağlaması elzemdir. 

Kuşak ve Yol Girişimi İle Enerji Güvenliği Çalışmaları

Girişimdeki Önemli Bölgeler ve Yollar: 

Myanmar, Çin için önemli bir bölgedir. Çünkü Çin’e enerji kaynaklarının ulaştırılması bakımından Malakka Boğazı’nı bypass edecek alternatif bir güzergah sadace bu topraklarda kullanılabilmektedir (Tekir, 2015: 382). Myanmar, Çin için ek bir enerji güvenliği kaynağıdır. Myanmar’da bulunan Sittwe Limanı ile Çin’deki Kunming Limanı arasında açılan koridor Çin’in enerji rotalarını çeşitlendirmesini sağlamıştır.

Malakka Boğazı’ndaki petrol temini risklerine karşı Rusya, Çin için önemli bir yere sahiptir. Çin için daha güvenli bir yol olan Orta Asya ve Rusya ile enerji boru hatları ile enerji teminini gerçekleştirmek istemektedir (Turan, 2020: 121). 

Pakistan’daki KvY Girişimi kapsamında inşa edilen Gwader Limanı, Çin’in enerji ithal edeceği yol olarak öneme sahiptir. Hürmüz Boğazı’na yakın olan bu liman ile Çin enerji ithalatında mesafeyi önemli ölçüde azaltacaktır. Ayrıca bu liman ile birlikte Çin, Ortadoğu’daki varlığını da artıracaktır. Çin’in Ortadoğu’dan ithal ettiği petrol Çin, Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Malakka Boğazı aracılığı ile Çin’e ulaşıyor. Girişim ile birlikte Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru ile Çin’in batısında yer alan Sincan’ı Gwadar Limanı’na bağlaması beklenmektedir. 

Alternatif yol olarak ise Arktik Bölgesi için planlanan yol Kutup İpek Yolu’dur. Bölge, Çin’in deniz nakil yolunu çeşitlendirmesi ve orada bulunan kaynaklara erişimi açısından öneme sahiptir. Ayrıca yakıt tasarrufu için de öneme sahiptir.

a. Kuşak Ve Yol’un köşe taşı Sincan: Sincan bölgesi Orta Asya’dan gelen enerji kaynakları için geçit olabilecek büyük bir bölge olacaktır. 

b. Xian-Duisburg Yolu: Sincan’dan Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, İran ve Türkiye’yi geçerek üretilen malların Avrupa’ya ulaştırılması ve enerji arzını da Çin’e taşıyacak olan bir yoldur. Bu yol Çin için kritik bir yoldur. 

c. Orta Asya; hem enerji güvenliği hem de jeopolitik konum nedeni ile projenin kalbi konumundadır. Rusya, Pakistan, Bangladeş, Myanmar, Laos ve Kamboçya gibi bölgede Çin sempatisi taşıyan ülkeler proje için önemli ülkelerdendir.

d. Deniz’de Cibuti, Gwadar Limanı, Sri Lanka’yı bağlayan Venedik-Şangay koridoru kilit noktalardandır. 

Planlanan tüm yollar Uygur Özerk bölgesi Sincan’a çıkmaktadır. Bölgenin, Çin için değeri artmaktadır. Afganistan, Kazakistan, Hindistan, Moğolistan, Pakistan, Rusya ve Tacikistan’ın oluşturduğu 8 ülke ile komşu olan bu bölge Çin’in Orta Asya’ya nüfuz etmesi bakımından uygun geçit güzergâhıdır. 

KvY, Çin’in enerji güvenliğine 3 şekilde yardım edecektir: 

  1. Kaynak arama ve madenciliğe yatırımca bulunarak Çin’e kaynak erişimi sağlamak
  2. Kaynak ülkelerin çeşitlendirilmesi ve bu ülkeler arasında bağlantı yollarının inşa edilmesi ile güvenli yolların oluşturulması
  3. Var olan enerji geçiş yollarına alternatif yollar oluşturarak Malakka Boğazı’na bağımlılığı azaltmak

Planlanan yolların hayata geçirilmesi durumunda güzergah üzerindeki ülkeler ile işbirlikleri kurabilecektir. Ayrıca bu yol güzergahları kendi kontrolünde olacak olup güvenli bir alan oluşturacaktır. Çin’in bu girişiminde başarılı olması halinde enerji transfer yollarındaki riskleri daha aza indirgemiş olacaktır. Buna bağlı olarak Çin, ekonomik büyümesini sürdürebilecek ve küresel bazda hem enerjiye hakim olacak hem de ekonomik alanda güçlü olacaktır. Ayrıca Çin, temin yollarını kısaltarak daha uygun fiyatla enerjiye erişebilecektir. 

Ancak enerji yollarını ve enerji temini için bölgeleri her ne kadar çeşitlendirse de enerjiye bağımlı bir ülke olmaktan geri duramayacaktır. Önümüzdeki dönemlerde gündeminde enerji güvenliğine sıkça yer verecektir. 

Ecem GÜVEN

Kaynakça:

Akçadağ Alagöz, E. (2016). Çin’in Enerji Güvenliğinin İran ile İlişkilerine Etkisi. The Turkish Yearbook of International Relations. 47. 58-78. 

Atawulla, M. T. (2020). Çin: Ulusal Güvenlik Politikaları ve Küresel Rekabet Stratejileri. Ankara: Seçkin.

Belt and Road Initiative. https://www.beltroad-initiative.com/belt-and-road/ (Erişim Tarihi 03.05.2021).

BP. (2021). Statistical Review of World Energy 2021. https://www.bp.com/en/global/corporate/energy-economics/statistical-review-of-world-energy.html (Erişim Tarihi 02.05.2021).

Karaca, R. K. (2012). Çin’in Değişen Enerji Stratejisinin Dış Politikasına Etkileri. Uluslararası İlişkiler. 9(33). 93-118.

IEA. Energy Security. www.iea.org: https://www.iea.org/topics/energy-security (Erişim Tarihi 25.08.2022)

IEA. What Is Energy?. https://www.eia.gov/energyexplained/what-is-energy/ (Erişim Tarihi 25.08.2022),

İstikbal, D. (2019). Rejimin Meşrutiyeti ve Enerji Güvenliği: Çin Komünist Partisinin Enerji Politikaları. Uluslararası Ekonomi İşletme ve Politika Dergisi. 3 (1). 49-68 .

Narin, M. (2008). Büyüyen Çin Ekonomisinde Artan Enerji Talebi Ve Dünya Enerji Piyasasına Etkileri. Icanas 38. 249-270.

Oba, A. E. (2019). Geleceğin Güvenliği ve Asya. 8 Mart, 2020.

Tekir O. ve Demir, N. (2018). Ekonomik ve Siyasal Bir Araç Olarak Yeni İpek Yolu Projesinin Küresel Sisteme Etkileri. Sosyoekonomi, 26(38), 191-206.

Tekir, O. (2015). Küresel Güç Mücadelesinde Enerji Faktörü. 1. Avrasya Enerji Sorunları Sempozyumu. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi. 374-388.

Turan, İ. (2020). Çin’in Enerji Güvenliği Politikası. (1.Baskı). Ankara: Nobel.

 

Sosyal Medyada Paylaş

[td_block_social_counter open_in_new_window="y" social_rel="nofollow" facebook="tuicakademi" twitter="tuicakademi" youtube="c/TUİÇAkademi" manual_count_youtube="2586" instagram="tuicakademi"]
Ecem Güven
Ecem Güven
2019 yılında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Uluslararası İlişkiler lisans bölümünü tamamladı. 2021 yılında başladığı İnönü Üniversitesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler tezli yüksek lisans eğitimi hala devam etmekte. Çin ve AB ilişkileri, Kuşak ve Yol Projesi ve Orta Asya ilgi duyduğu konular arasında yer almaktadır.

1 Yorum

  1. Emeğine, yüreğine sağlık.
    Çin için Doğu Türkistan kalpgâh durumunda o zaman. Oradan vazgeçmemesinin nedeni bariz.
    Alternatif yol arama çalışmaları içinde, açılcak olan Zengezur koridoru büyük öneme haiz. Karabağ Türk topraklarında kuruluşu ilan olunan Zengezur Göyçe Cumhuriyeti bir nevi soykırımcı Çin’e de hizmet etmekle birlikte, Türk Dünyası’na açılan bir kapı olacaktır. Zaten Çin de bu koridoru ve gerçeleşme yollarını desteklemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

TUİÇ Akademi 2023 O-Staj Burs Başvuruları Başladı!

2023 yılı O-Staj programlarımız için burs başvuruları başladı! Seçilen 15 kişi 2023 yılı içerisinde bir programa burslu olarak katılabilecek.

Çeviri: Neoliberalizmden Sonra

Bu yazı, Rana Faroohar'ın ‘Foreign Affairs’ için kaleme almış olduğu “After Neoliberalism: All Economics Is Local” başlıklı görüş yazısından çevrilmiştir.

The Wind That Shakes the Barley (2006)

Avrupa çalışmaları stajyerimiz Ferhat Ege Aksaylı, The Wind That Shakes the Barley filmini sizler için analiz etti.

Paris Attacks and the Role of the European Union

Abstract This article analyzes the attacks of the Islamic State...