Mısır’ın Özgürlük Meydanında Kanlı İktidar Mücadelesi

0
102

Mısır’da gösterilerin yoğun bir şekilde sürdüğü günlerde Devlet Başkanı Mübarek kendisinden hiç beklenmeyen bir adım atarak 30 yıldır kimseyi atamadığı Devlet Başkanlığı koltuğuna Mısır İstihbarat Teşkilatı Muhaberat’ın Başkanını ataması oldukça önemlidir. Mısır Anayasası’na göre Devlet Bakanlığının herhangi bir nedenle yokluğu durumunda Devlet Başkanlığı görevi ilk etapta Devlet Başkan Yardımcısı olan kişinin denetimine geçer. Dolayısıyla göstericilerin talepleri doğrultusunda Mübarek istifa ederse, iktidar Anayasal olarak Ömer Süleyman’ın eline geçmesi ve seçimlere gidilen süreçte Süleyman’ın da iktidarını güçlendirmeye çalışacağını öngörebiliriz.

Ömer Süleyman Dönemi mi?

25 Şubatta kitlesel katılımlı eylemlere dönüşen Mübarek karşıtı gösteriler en sonunda Mübarek’in 2011 Eylül ayında düzenlenecek seçimlerde aday olmayacağını ve iktidara oğlu Cemal Mübarek’e devretmeyeceğini açıklamasıyla farklı bir zemine kaymıştır. Söz konusu açıklamaların yapıldığı günlerde, Mısır’da hükümetin istifası istenmiş ve hemen ardından da Sivil Havacılık Bakanı Ahmet Şefik liderliğinde yeni bir hükümet oluşturulmuştu. Yeni hükümetin ilan edildiği gün aynı zamanda 30 yıldır boş bırakılan Devlet Başkanlığı Yardımcılığına da Korgeneral Ömer Süleyman atanmıştır. Bu noktada sorulması gerekilen temel soru da neden 30 yıl sonra ve gösterilerin yoğunlaştığı bir dönemde Ömer Süleyman’ın Devlet Başkanlığı Yardımcılığına getirildiğidir. Esasında Ömer Süleyman’ın atanmasındaki en önemli neden sokağın taleplerini karşılamak yerine ABD ve İsrail’le iyi ilişkiler sahip olmanın yanı sıra generaller ve siviller hakkında da en fazla gizli bilgiye sahip kişinin Ömer Süleyman olmasından kaynaklanmasıydı. Mısır Milli İstihbaratı Başkanı ve aynı zamanda asker kökenli olan General Süleyman üzerine Ağustos 2009’da bir analiz yayınlayan ‘Foreing Policy’ dergisi de Süleyman’ı Mübarek sonrasının Mısır lideri olabilecek biri olarak tanımlamıştı.[1] Dergide bölgenin en tehlikeli istihbarat kişisi olarak tanıtılan Başkan Yardımcısı Süleyman hakkından verilen bilgilerden de anlaşıldığı üzere ilk önceleri SSCB’de askeri eğitim almış ardından 1967 ve 1973 Savaşlarına katıldıktan sonra 1980’lerde John F. Kennedy Özel Savaş Okulu ve Fort Bragg’da eğitim almıştır. Prof. Dr. Nurullah Aydın’a göre; uluslararası alanda en üst düzeydeki sivil/asker darbeciler de bu okulda yetişiyor. Bu okullara School Of Americas (SOA) deniliyor”.[2] Foreign Policy’de Süleyman’ın istihbarat ve askeri alanda CBS, CIA, FBI, Gizli Servis korunması ve son olarak da terörle savaş konularında ABD ile yakın bir işbirliği içinde yer aldığı belirtilmektedir. Ayrıca Filistin konusunda da İsrailli yetkililerle iletişim içerisinde yer almıştır. Korgeneral rütbesine sahip olmasına karşın aynı zamanda hükümetin içinde de Bakanlık görevini yürütmekteydi. Böylelikle Kabine toplantılarında doğrudan katılma hakkı elde etmiştir. Dergi Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman’ın Mısır’da hem sivil hem de askeri görevlerini birlikte yürüten birkaç kişiden biri olduğuna dikkat çekmektedir.

Sponsorlu

Mısır’da Mübarek dönemi kapanıp Ömer Süleyman dönemi başlarken otoriter rejim başta generaller olmak üzere tüm kesimler üzerinde etki sahibi olan yeni bir liderle varlığını sürdürmek için önemli bir adım atmış olmaktaydı.[3] Yeni liderin temel sloganının da “Ne Cemal Ne de Müslüman Kardeşler,  biz Ömer Süleyman’ı İstiyoruz” olması muhtemeldir.[4] Nitekim Süleyman’ın Başkan Yardımcısı olarak atanmasından saatler sonra ilk önce 1 Şubatta İskenderiye’de ardından da Kahire’de rejim yanlısı adı altında iyi organize edilmiş grupların askerler tarafından korunan barikatları ve kontrol noktalarını hiçbir sorun yaşamadan aşarak sivil göstericilere saldırmaları da dikkat çekicidir.5]   Salı günü başlayan saldırılar aralıksız bir şekilde sürmektedir. Bu durum Başkan Yardımcısı Süleyman’ın uzunca bir süre bekledikten sonra elde ettiği iktidarı kolay kolay bırakmaya niyetli olmadığını göstermiştir. Ayrıca bu noktada ordunun bir anlamda hareketsiz bırakılması da ya da göstericileri saldırılardan korumaması da muhalefet üzerinde oldukça önemli bir kırılma yaratabilir.

Açıkçası Mübarek iktidarının zayıflamaya başladığı 25 Ocak ve hemen ardından 28 Ocak gösterilerinden sonra Mübarek’in iktidardan çekilme kararı almak zorunda kaldığı ancak bu aşamada da iktidarı muhalefet gruplarına bırakmak yerine 29 Ocakta yaptığı açıklama ile yıllardır rejimin koruyucu konumunda olan İstihbarat Başkanı Ömer Süleyman’a devrettiği ileri sürülmektedir. Wikileaks tarafından açıklanan ABD’nin Mısır Büyükelçiliği tarafından hazırlanan bazı belgelerde; Başkan Mübarek’in bir dönem Başkan Yardımcılığı konumuna Süleyman’ı getireceğini ifade ettiği ancak daha sonra bu kararından vazgeçtiği yazılmaktadır. Bu durumun Mübarek ile Süleyman arasında da sorun yarattığı belgelerdeki bilgilerden anlaşılmaktadır.[6] Dolayısıyla son birkaç gündür ilk önce İskenderiye’de ve ardından da Kahire’de yaşanan şiddet olaylarını Mübarek yanlıları ile muhaliflerin çatışması olarak nitelendirmek yerine Ömer Süleyman’ın organize ettiği gruplar ile bir bütün olarak Mübarek rejiminin tüm kalıntılarını ortadan kaldırmak isteyen muhaliflerin iktidar mücadelesi olarak tanımlamak gerekmektedir. Artık şurası açıktır ki Mısır’da Mübarek dönemi fiili olarak bitmiş olmakla birlikte Ömer Süleyman’ın iktidarını koruyup koruyamayacağını Kahire’deki güç mücadelesinin sonunda göreceğiz.

 Nitekim 1 Şubattan itibaren Mısır devleti adına yapılan tüm üst düzey açıklamaları doğrudan Ömer Süleyman yapmaktadır. Gösteriler sonlandırılmadan muhalif kesimlerle hiçbir görüşme yapılmayacağını açıklayan kişi Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman’ın olması not edilmesi gerekilen bir ayrıntıdır. Hükümete yakın ve lider düzeyinde gösterilere katılım çağrısında bulunmayan partilerle diyalog kuran Süleyman protestoların sürmesi üzerine yasaklı olan Müslüman Kardeşler ile de görüşme çağrısında bulunmuştur. Diğer yandan 3 Şubat 2010’da Başbakan Ahmed Şefik Özgürlük Meydanında yaşanan çatışmalardan dolayı özür dilerken kendisinin de kişisel olarak protestoculara müdahale eden grupların nasıl örgütlendiğini ve o bölgeye nasıl geldiklerini bilmediği ve bu konuda kapsamlı bir soruşturma açacağını ifade etmişti. Aynı günün akşamı devlet televizyonuna konuşan Ömer Süleyman ise Mübarek’in görev süresi dolunca ayrılacağını ifade ettiğini ve artık protestoların sonlandırılması gerektiğini ve Mısır devletinin vatandaşlarının güvenliğini sağlayabilecek güçtü olduğunu ifade etmiştir.[7] 

Kahire’deki İktidar Mücadelesinin Tarafları  

30 yıl aradan sonra Hüsnü Mübarek’in bir devlet başkanı yardımcısı ataması birçok kesim tarafından olumlu bir adım olarak karşılanmışsa da esasında bu adım daha sonraki günlerde başta Kahire olmak üzere ülkenin bir çok bölgesinde yeni bir iktidar savaşının yaşanacağının da göstergesiydi. Mübarek, protestolar karşısında iktidardan çekilirken meydanı muhaliflere bırakmak yerine son bir hamle ile İstihbarat Başkanı Korgeneral Ömer Süleyman’a devrederek kendisini iktidar mücadelesinin dışına atmıştır. Zira, 3 Şubatta yaptığı bir diğer açıklamada da istifa etmeyi düşündüğünü ancak hemen istifa ederse bunun ülkede kaosa yol açacağından çekindiğini belirtmiştir.[8]

Bu kapsamda Mübarek sonrası dönemde Mısır’daki iktidar mücadelesinin en önemli iki liderliğinin bulunduğunu ve bunlar etrafında kümelenmesi düşünülen diğer küçük oluşumlar ve partilerin olacağı görülmektedir. Bu noktada birinci grupta Devlet Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Ömer Süleyman’ın liderliğinde yeni kurulan Mısır hükümeti, iktidar partisi olan Ulusal Demokratik Partisi, Kahire’deki olaylar öncesine kadar iktidarla pazarlık masasında ulusal diyalog adı altında görüşmelerde bulunan Yeni Wafd Partisi ve milliyetçi Nasırist Parti ve bazı üst düzey ordu mensupları geldiği varsayılmaktadır. [9]

İktidar mücadelesinin diğer ayağında ise liderliğini El Baradey’in yaptığı ve içerisinde liberallerin, hukukçuların, akademisyenlerin ve gençlik hareketlerinin bulunduğu Mısır için Değişim Hareketi, genç subaylar olarak adlandırılan askerler ile İslamcı Müslüman Kardeşler bulunmaktadır. Özellikle Tagammu Partisi ile Nasırist Parti’nin gösteriler başladıktan sonra liderlik düzeyinde doğrudan eylemlerde yer almak yerine sesiz bir şekilde olayların gidişatına göre politik tutumlarını belirlemeye çalışmaları dikkat çekici olmuştur. Müslüman Kardeşler ise 27 Ocak Cuma gününe kadar beklemiş gösteriler kitlesel katılımlı eylemlere dönüştükten sonra 28 Ocak Cuma günü muhalefet hareketine destek verme kararı almıştır. 3 Ocak Perşembe günü Başkan Yardımcısı Süleyman Müslüman Kardeşlerle diyalog çağrısında bulunarak en azından 4 Ocak Cuma günü yapılması öngörülen büyük gösterilerin önene geçmeye çalışmış ancak Müslüman Kardeşlerin liderlerinden Essam El Erian yaptığı açıklamada Süleyman’la görüşmeyeceklerini ifade etmiştir.[10] -Erian Hıristiyan Kipti Kilisesi de rejimle doğrudan karşı karşıya gelmemek için gösterilere katılmamış ancak bir çok Kipti gençlik kuruluşu doğrudan gösterilere katılım çağrısında bulunmuştur.

Sonuç olarak Kahire’deki iktidar mücadelesinden kimin galip çıkacağını şimdiden kestirebilmek oldukça güçtür. Bir yandan uluslar arası kamuoyunun ve başta Türkiye ve Avrupa olmak üzere bir çok ülkenin desteğini arkasında almış değişim hareketi öncüleri bulunurken diğer yandan da eski sistemin yeni bir liderle sürmesini destekleyen kesimler bulunmaktadır. 4 Şubat Cuma günü şayet Müslüman Kardeşler başta olmak üzere değişimi isteyen gruplar sokaklardan çekilirse en azından Başkan Yardımcısı Ömer Süleyman’ın sokağa hakim olma stratejinin başarıya ulaşmasında önemli bir aşama kaydedeceğini ileri sürebiliriz. Diğer yandan göstericiler tüm baskılara ve yıldırma politikalarına rağmen sokaktaki gücünü ve etkinliğini koruyabilmeyi başarırsa, uluslararası toplumun da soruna müdahale etmesi gündeme gelebilir.

Doç. Dr. Veysel Ayhan

ORSAM Danışmanı

Abant İzzet Baysal Üniversitesi


[1] Bkz., Issandr Amrani, “Egypt’s Next Strongman”,
Foreign Policy, 17 Ağustos 2009,

[2] Nurullah Aydın, “ABD’nin Darbe Okulları”, Çağın Polisi, http://www.caginpolisi.com.tr/102/14.htm

[3] Robert Baer, “The One Person Who May Know What Egypt’s Generals Will Do”, Jan. 30, 2011, http://www.time.com/time/world/article/0,8599,2045174,00.html#ixzz1CwHp8NSu

[4] Ömer Süleyman adına açılmış blog oldukça dikkat çekicidir, bkz.:: http://omarsolimaneng.blogspot.com/

[5] Al Jazeera News, “Tahrir: Shock and awe Mubarak”, Feb. 03, 2011, http://english.aljazeera.net/indepth/opinion/2011/02/20
112310224495606.html

[6]“The Wikileaks: The Egyptian Regime Chapter”,  http://wikileaks-egypt.blogspot.com/2010/12/ricciardone-we-believe-gamal-did-not.html

[7] Al Wafd News, http://www.alwafd.org/index.php?option=com_content&view=article&id=14309 :سليمان-دعونا-الاخوان-للحوار-لكنهم-مترددون&catid=98:محلية&Itemid=92

[8]Al Jazeera News, “ Mubarak says he ‘wants to go’,”, Feb. 03, 2011,  http://english.aljazeera.net/news/middleeast/2011
/02/201123195113546565.html

[9] Zvi Mazel, “Analysis: Mubarak will have to pay a significant price”, Jerusalem Post 01/28/2011, http://www.jpost.com/MiddleEast/Article.aspx?id=205586

[10] CNN News, “Mubarak tells ABC his resignation would chaos”, Feb 3, 2011, http://edition.cnn.com/2011/WORLD/africa/02/03/egypt.protests/index.html?eref=time_world; detaylı bilgi için bzk., The official English website of Muslim Brotherhood,  http://www.ikhwanweb.com/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here