Günümüzde sosyal medya ve diğer dijital iletişim araçlarının hızla gelişmesiyle birlikte bilgiye erişim daha kolay bir hale gelmektedir. Sosyal medya platformları, statü, yaş ve cinsiyet fark etmeksizin her insanın kendi profilini oluşturup, istekleri doğrultusunda mesaj yayabildiği bir ortam sağlamaktadır. İnsanlar bu mesajları diğer sosyal medya kullanıcıları ile tartışabildiği için etkileşim sürekli bir hale gelmektedir. İnsanlar artık kendi gündemini yaratıp bunu bir mesaj olarak yayma gücüne sahip ve bu gücün sınırlarının olmaması sayesinde, normal şartlarda sesimizi duyurmakta zorlanabileceğimiz kitlelere, bilgi sağlayıp sosyal medya üzerinden bir algı oluşturabilmek mümkün hale gelmektedir. Bu yönden bakıldığında bir sosyal medya kullanıcısın ürettiği içerikleri, ilgi alanları ve kullanım amacına göre ayırmak yerinde olacaktır.

İnsanlar genellikle haber niteliği taşıyan bilgileri paylaşmaya karşı oldukça ilgili davranmaktadır ve bu durumun altında birçok sebep yatmaktadır. Buna örnek olarak, bilgi birikimini paylaşmak, manipülasyon, bir topluluğa ait olduğunu kanıtlama, muhalefet etmek gibi durumlar verilebilir. Özellikle kriz dönemlerinde üretilen bilginin içeriğine dikkat çekmek gerekmektedir. Çünkü bu dönemlerde bir insanı yönlendirmek bir kitleyi de harekete geçirebilecek kadar etkili olmaktadır. Yanlış bir bilginin yayılması ve bu bilgiyle insanların yönlendirilmesi sonucunda kitleleri olumsuz yönde etkilemek daha kolay bir hale gelecektir. Pandemi boyunca sık sık maruz kaldığımız yanlış bilgileri gözlemlediğimiz zaman, sosyal medya gücünün ne kadar etkili olduğunu fark etmek mümkündür.  

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus Şubat 2020’de Münih’teki Güvenlik Konferansında “Sadece bir salgınla değil aynı zamanda infodemi ile savaş halindeyiz” açıklamasını yapmıştır (Gürsel Erozan, 2021). Bu kavram özellikle pandemi ile birlikte gündemde önemli bir yer tutmaktadır. “İnfodemi, pandemi, deprem, terör saldırıları gibi kriz zamanlarında büyük oranla yanlış bilginin yaygınlığı sebebiyle insanların güvenilir ve doğru bilgiye erişememeleri ve bu yanlış bilgilerin çok hızlı yayılması olarak tanımlanır. Kriz zamanlarında bilgiye olan ihtiyacın artmasıyla bireylerin doğru ve yanlış bilgileri ayırt edememesi infodeminin yayılmasına neden olur” (İnfodemi Eğitimi, 2021).

Son zamanlarda yaşanan salgın ve diğer kaygı verici durumlar toplum içerisinde panik havası oluşturmaya zemin hazırlamaktadır ve bu durumda insanlar o an erişebilecekleri en yakın kaynakları tercih etmektedir. Doğru bilgiye ulaşmaya çalışırken, yanlış bilgilere maruz kalmak ise panik ortamını desteklemektedir.

Sponsorlu

İnsanların bilgiye inanma süreçleri, bir bakıma bireysel bir deneyim olduğu için, bu durumu çeşitlendirmek mümkündür. Bilimsel bilgi paylaşan hesaplar dışında, sosyal medyada bazı içerik üreticilerinin sistematik bir şekilde komplo teorileri üretmesi de sağlıklı karar verme ve inanma sürecini olumsuz yönde etkiler. Siyasal ve duygusal kutuplaşmanın fazla olduğu toplumlarda ise insanlar ortaya çıkan bilgiye inanırken bazen sadece konunun siyasi yönüne dikkat etmektedir. Bilgi yanlış veya hatalı olsa bile inanmak istedikleri için o bilgiyi savunurlar. Hatta üretilen yanlış bilgiyi kendi görüşüne yakın kitlelere paylaşarak bilgi kirliliğine destek olduklarını söylemek mümkündür.

Salgın döneminin henüz başında doğrulanmamış veya tamamen komplo teorilerinden ibaret bilgiler, salgınla mücadele ederken en az hastalık kadar insanları olumsuz etkilemiştir ve etkilemeye devam etmektedir. Yapılan bir infodemi araştırmasında pandeminin başından bu yana dolaşımda olan yanlış bilgiler şöyle aktarılmaktadır: “Katılımcıların yüzde 49,5’i ‘İşkembe kelle paça çorbası gibi besinler bağışıklık sistemini güçlendirir korona virüsüne yakalanmamızı engeller’ diye düşünüyor. Salgının başladığı mart ayında sıkça duyduğumuz ‘Korona virüsü büyük bir ihtimalle yarasa çorbası yiyenlerden insanlara bulaştı’ önermesi ise hâlâ geçerliliğini koruyor. Bilimsel bir temeli olmayan bu önermeye inananların oranı yüzde 29.2. Öte yandan sıvı gümüş içerek virüsten korunabileceği düşünenlerin oranı ise yüzde 8.2″ (Tekin, 2021).

Bu süreçte en sık ortaya çıkan yanlış bilgilerden biri de sahte tedavi yöntemleri ve ilaçlardır. “Alternatif tıp” adı altında insan sağlığının ne yönde etkilenebileceğini bilmeden yapılan bilgi aktarımları sonucunda, bireyler yanlış yönlendirilmektedir. Bu bilgileri bazen bilim insanları kasıtlı olarak sunmaktadır. Bunun başlıca sebepleri, ismini duyurmak, rant elde etmektir. Bu kişiler, kargaşa ortamı yaşanırken kendi çıkarlarını ön planda tutarak sürecin yavaşlamasına sebep olmaktadır. Hastalığa karşı bilginin artmasıyla birlikte oraya çıkan iddiaların bazıları gündemden silinmekte, bazılarına ise inanç son günlerde bile devam etmektedir.

(Güngör, 2021).
(Güngör, 2021).

Yakın zamanda ortaya çıkan aşı ve aşılama süreciyle ilgili de birçok yanlış bilgi veren sosyal medya kullanıcıları bulunmaktadır. Hatta sadece yanlış bilgi vermekle kalmayıp kişileri hedef alarak o kişinin yaptığı açıklama üzerinde oynayıp, sosyal medya hesapları üzerinden yapılan paylaşımlar mevcuttur. Bu duruma “sahte ilişkilendirilme” denmektedir. Sahte ilişkilendirme, “başlıkların, görsellerin veya görsel alt yazıların içerik ile eşleşmediği durumlar için kullanılan bir tanımdır” (İnfodemi Eğitimi, 2021). Buna örnek olarak, 5 Ağustos 2021 tarihinde yapılan paylaşıma burada yer vermek yerinde olacaktır. Bu paylaşımda, Covid-19 aşılarının aşı olan kişiye koruyuculuk sağlamadığı ve bu kişilerin süper bulaştırıcı olarak virüsü bulaştırdığı iddia edilmiştir.

Yapılan paylaşım metni şu şekilde: “KARADENİZ Teknik Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Aydın, koronavirüse karşı yapılan aşıların koruyuculuk sağlamadığını kişilerin ‘süper bulaştırıcı’ olarak virüsü bulaştırabilir” (Özbilir, 2021).

Paylaşımda yer alan iddia 25 Nisan 2021’de Demirören Haber Ajansı tarafından yayımlanmış bir röportaja dayanmaktadır. “Aşı olanlar ‘süper bulaştırıcı’ olarak virüs taşıyabilir” başlığıyla haberleştirilen röportajda Aydın, bazı kişilerin virüs taşıyıcısı olmasına rağmen semptom göstermediğinden süper bulaştırıcı olduklarını, aşı olanların da bu özellikleri gösterebileceklerini ve önlem almaya devam etmeleri gerektiğini belirtmektedir. Aydın röportajda, aşının koruyucu olmadığına dair bir fikir belirtmemektedir. Hatta Covid-19 aşıları ile ilgili olarak 25 Aralık 2020 tarihinde Anadolu Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada da en iyi korunmanın aşı olduğunu vurgulamaktadır (Özbilir, 2021). 

Bu örnekte görüldüğü gibi ulaşılması oldukça kolay olan doğru bilgiyi bile değiştirerek sosyal medyada sunmak mümkün bir hale geliyor ve bu tür paylaşımları yapan hesaplar genellikle “trol” olarak bilinmektedir. “Trol, kullanıcıları kışkırtmak veya akışı bozmak amacıyla çevrimiçi bir topluluğa kasıtlı olarak saldırgan veya kışkırtıcı içerik paylaşma eylemi yapan hesaplardır. Troller, belirli bir grup ya da kişiyi hedef alarak onların değerlerine yönelik incitici ifadeler paylaşırlar. Troller, paylaştıkları içeriklerle sadece hedefi incitmeyi amaçladıkları için yanlış bilgilerin yayılmasına neden olmaktadır” (İnfodemi Eğitimi, 2021).

Yazımın başında belirttiğim gibi sosyal medya platformları statü, yaş, cinsiyet fark etmeksizin herkesin aktif olabileceği bir ortamdır. Durum böyle olunca normal şartlarda belki denk gelmeyeceğimiz insan veya gruplar ile burada karşılaşıp etkileşim kurmak mümkün bir hale geliyor. Bir denetleme mekanizmasının olmaması ise insanların istedikleri gibi “özgür” bir şekilde herhangi bir bilgiyi araştırmadan paylaşabilecekleri düşüncesini ortaya çıkartmaktadır.

Bir diğer üzerinde durmak istediğim şey ise “Deepfake” kavramıdır. Bu kavram, “Deep learning” ve “fake” kelimelerinden türetilmiştir. Yapay zekâ, mevcut video veya ses dosyalarının farklı unsurlarını sentezleyerek, insanların söylemediği kelimeleri söylüyormuş gibi gösteren ve gerçeğe dayalı olmayan eylemleri yeni içerik oluşturarak kullanıcılara sunan içeriklere deepfake denmektedir. Son zamanlarda yaygın olarak kullanılmaya başlayan deepfake içerikler dezenformasyon aracı olarak yanıltıcı işlevleri bulunmaktadır (İnfodemi Eğitimi, 2021). Özellikle analitik düşünme becerisi bulunmayan insanlar veya bilgi kaynağı olarak en yakınlarına başvuranlar bu tür gelişmiş bir bilgi kirliliğini ayırt etmekte zorlanacaktır.

Kriz anlarında sosyal medyada ortaya çıkan bilgilere inanırken hangi unsurlara dikkat etmemiz gerektiğini bilmemiz gerekmektedir.  Bunun için bize yardımcı olabilecek doğrulama kuruluşları bulunmaktadır. Bunlardan bazıları, Doğruluk payı, Malumatfuruş, Yalansavar, Teyit ve Evrim Ağacı gibi sitelerdir (Kurtoğlu, 2021).

Sosyal medya kullanıcılarının bir kısmı bu kuruluşları kullanarak gördükleri bilgilere eleştirel yaklaşmayı tercih etmektedir. Fakat doğrulama kuruluşlarının ismini bile duymayan insanlar bulunmakta ve bu kişilerin bir kısmı bireysel olarak bilgiye erişmede kısıtlı veya hiç ulaşamamaktadır. Örneğin yaşlılar, kadınlar, çeşitli etnik gruplar ve düşük eğitimli insanlar, dezavantajlı gruplara dâhil oldukları takdirde öğrenilen bilginin doğru olup olmadığı konusunda fikir sahibi olmakta zorlanabilmektedir. Bu gruplara özel olarak projeler geliştirilmeli ve bilginin asıl kaynağına gitme konusunda yol gösterilmelidir.

İnfodemiyi önlemenin bir diğer önemli aşaması ise hükümetlerin şeffaf bir şekilde bu kriz anlarını yönetmesi olacaktır. Otoritelerin topluma güç vermesi, komplo teorilerine olan inancın da zayıflamasına yardımcı olarak güvenilir bir ortam sağlayabilir.  Bireysel olarak internet üzerinde yaratabileceğimiz etkinin farkına varmak ve bu doğrultuda paylaşımlar yapmak önemlidir. Paylaşmak, katılımın bir türüdür ve paylaşımlarımız o konuya bir değer katmaktır. Bir şeyleri (herhangi bir şeyi) paylaştığınızda viral olma ihtimalinde rol oynarız. (Data Detox Kit, 2021).  

Sosyal medya üzerinde bilgi akışını sağlarken, kaynak kontrolü yaparak, acele etmeden, keşfederek doğru bilgiye ulaşılabilir ve böylelikle emin adımlarla paylaşım sağlanabilir. “Öğrendiğimiz haber ve bilgileri tek bir kaynak üzerinden değerlendirmek yerine, çeşitlendirmek filtre balonunu patlatmanın iyi yöntemlerinden biri olacaktır. Aldığınız haber ve bilgileri çeşitli sitelerden ve muhtelif perspektiflerden oluşan bir havuzdan toparlayacak hizmetlere üye olmak, geniş kapsamlı görüşlerin ve temaların yer aldığı RSS akışları, forumlar ve mail listeleri, balonunuzun dışını görmenize yardımcı olabilir. Global Voices ve The Syllabus başlangıç olarak şahane seçeneklerdir” (Data Detox Kit, 2021). Doğrulama kuruluşlarından faydalanarak bir süre sonra kendimiz de araştırmaya ve bunun sonucunda, doğru bilgiyi yaymaya yardımcı olabiliriz. Medya okur yazarlığına sunduğumuz katkılar infodemi ile mücadele etmede önemli bir yer tutmaktadır.

Dilara Ahsen ÖZKAN

 

Kaynakça

Data Detox Kit. (2021). İnternetteki Yanlış Bilgilerden Uzak Durmak İçin 6 İpucu. Erişim Adresi: https://datadetoxkit.org/tr/misinformation/steerclear/ (Erişim Tarihi: 25.08.2021).

Güngör, E. (2021). COVID-19 ile İlgili Söylentiler ve Komplo Teorileri. Erişim Adresi: https://www.dogrulukpayi.com/bulten/covid-19-ile-ilgili-soylentiler-ve-komplo-teorileri (Erişim Tarihi: 25.08.2021).

Gürsel Erozan, E. (2021). Pandeminin Sinsi Silahı: Infodemi. Erişim Adresi: https://datassist.com.tr/pandeminin-sinsi-silahi-infodemi/ (Erişim Tarihi: 25.08.2021).

İnfodemi Eğitimi. (2021). Erişim Adresi: http://infodemiegitimi.org/ (Erişim Tarihi: 25.08.2021).

Kurtoğlu, G. B. (2021). Doğrulama platformları ve dijital okuryazarlık. Erişim Adresi: https://www.habervesaire.com/dogrulama-platformlari-ve-dijital-okuryazarlik/ (Erişim Tarihi: 25.08.2021).

Özbilir, B. N. (2021). Erişim Adresi: https://www.dogrulukpayi.com/dogrulama/asilarin-koruyuculuk-saglamadigi-ve-asi-olanlarin-super-bulastirici-oldugu-iddiasi (Erişim Tarihi: 25.08.2021).

Tekin, A. (2021). İnfodemi araştırması: En güvenilir bilgi kaynağı ailem. https://www.gazeteduvar.com.tr/infodemi-arastirmasi-en-guvenilir-bilgi-kaynagi-ailem-haber-1509302 (Erişim Tarihi: 25.08.2021).

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here