Türkiye’de Nepotizm, Gençlik ve Gelecek

Bu yazı öncelikle, İstanbul Stratejik Düşünce ve Araştırma Merkezi – İSDAM’a ait düşünce dergisinin “Değişen Dinamikler ve Gençlik” konulu sayısında yayımlanmıştır. Dergiye ulaşmak için: İSDAM Düşünce Dergisi 2. Sayı

Kamu yönetimi, özel sektörden farklı olarak kamu yararını esas alır. Cicero’nun “Salus populi est suprema lex” olarak ifade ettiği, ortak çıkarın en yüksek yasa olması gerektiği, aslında kamu yönetiminin temel prensibidir. Bu prensip, kamu hizmetinin bütün bireylere doğru şekilde, yasalara uygun şekilde sunulmasını içerir. Kamu hizmetini gerçekleştiren kişi veya grupların, özel çıkar sağlamak adına görev ve davranışlarını saptırmaları ise yolsuzluk olarak adlandırılır. Yolsuzlukların önemli bölümü, siyasi otorite kaynaklıdır. Siyasi otorite kaynaklı yolsuzluklar, iktidardan muhalefete kadar siyasi mekanizmalarının içerisinde yer alanların, yasalara aykırı şekilde her türlü eylem ve politikalarıdır (Berkman, 2009: 22). Nepotizm, bu bağlamda sıkça karşılaşılan yolsuzluk türlerinden biridir. Bazı kaynaklarda kayırmacılık olarak da adlandırılan nepotizmin, gençlerin geleceğe bakışını ne derece etkilediği Türkiye’de sıkça tartışılmakta ve bu yazının da odak noktasını oluşturmaktadır.

Nepotizm, ‘Nephew’ (yeğen) kökünden gelir ve kökeni, Rönesans öncesinde geniş siyasi ve ekonomik nüfuzu bulunan Papa’ların liyakati göz ardı ederek yeğenlerini üst kademelere yerleştirme çabalarına dayanır (Asunakutlu ve Avcı, 2016: 96). Günümüzde ise kamu istihdamında yeterliliğe bakılmaksızın, belli bir yakınlık ilişkisine dayalı şekilde bir kişinin göreve atanması, görev yükseltilmesi ya da her türlü iltimas durumunu ifade eder. Demokrasinin olgunlaşmadığı, liyakatin yönetimde temel ilke olmadığı toplumlarda nepotizme sıkça rastlanır.

Türkiye’nin demokrasi açısından çeşitli problemleri bulunmaktadır. The Economist’in 2019 yılı Demokrasi Endeksi’nde Türkiye, demokrasi-otoriter yönetim arasında melez ülke olarak ifade edilmektedir. Çoğulculuk, siyasal katılım, sivil özgürlükler ve siyasal kültürün önemli yer tuttuğu çalışmada Türkiye’de demokrasi eksikliği ön plana çıkmaktadır (Doğruluk Payı, 2021). Bu eksikliğin çeşitli istihdam, işsizlik ve nepotizm problemlerini meydana getirdiğini, gençlerin siyasete ve kurumlara yönelik güvenini sarsacağını söylemek yanlış olmayacaktır.

Peki, kimler ‘genç’ kategorisinde yer alır? Birleşmiş Milletler, 15-25 yaş aralığındaki bireyleri, genç olarak kabul etmektedir. Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne göre 2020’de yapılan araştırmada Türkiye’nin toplam nüfusu ortalama 83 milyon iken 15-24 yaş grubundaki genç nüfusu yaklaşık olarak 13 milyondur. Avrupa Birliği’nin genç nüfus oranının %10,6 olduğu düşünüldüğünde, Türkiye Avrupa’ya göre genç bir ülkedir (TÜİK, 2021).

Şekil 1: TÜİK, 2021

Türkiye’deki genç nüfusun durumu nedir? Gençler mutlu mudur? Geleceğe nasıl bakmaktadır? Gençlerin sorunları nelerdir? soruları, yazı bağlamında kritik görünmektedir. Türkiye’deki gençlerin öne sürdükleri problemler incelendiğinde temelinde işsizlik ve istihdam sorununun bulunduğunu söylemek mümkündür (Türkiye Gençlik STK’ları Platformu, 2018). Türkiye’de gençlerde işsizlik oranının %25,4, istihdam oranının ise  %33,1 olması, gençlerin geleceğe bakışını ve mutluluk düzeyini olumsuz olarak etkilemektedir (Sosyal Demokrasi Vakfı, 2020).  Gençlere neden iş bulamadıkları veya işe girmelerinde hangi şartların yetersiz olduğu sorulduğunda %61,4’ü yeterli iş olanaklarının bulunmamasını söylerken, %31,1’i ise iş bulmalarını sağlayacak tanıdıklarının olmamasını ifade etmektedir.  Bu durum, istihdama yönelik bir problemi gözler önüne serdiği gibi öte yandan nepotizme dair kaygıyı da yansıtmaktadır (Habitat, 2021).

Şekil 2: Habitat, 2021

Konuya dair araştırmaları biraz daha derinlemesine incelediğimizde, gençlerin “Türkiye’de işe girmek için liyakat mi, kayırmacılık mı daha etken” sorusuna vermiş oldukları %74,7 oranındaki kayırmacılık ve torpil cevabı, torpil olmadan işe girme olanaklarının neredeyse mümkün olmadığını düşündüklerini gösterirken (MAK Danışmanlık, 2020) bireysel beceri ve yetkinliklerden ziyade işe girmede nepotizmin belirleyici olduğu kanaatini taşıdıkları görülmektedir.

Şekil 3: MAK Danışmanlık, 2020

Gençler iş bulamamaktan veya şartların yetersiz olmasından ötürü kaygı duymaktadır. Bu durumun temel nedeni olarak da nepotizmi görmektedir. Araştırmanın devamında gençlere yöneltilen “Eğitim veya iş amaçlı başka ülkede geçici süreli yaşama fırsatı tanındığında gitmek ister misin?” sorusuna verilen %76,4’lük “Evet, kesinlikle giderim” cevabı, gençlerin geleceğe yönelik plan ve ümitlerinde Türkiye’nin bulunmadığını işaret etmektedir (MAK Danışmanlık, 2020).

Şekil 4: MAK Danışmanlık, 2020

Niçin gitmek istersiniz sorusuna, gençlerin %59’u daha iyi bir gelecek, %14,6’sının ise daha huzurlu bir hayat cevabını vermesi, Türkiye’de umut ettikleri hayatı yaşayamayacaklarına ve mutlu olamayacaklarına inandıklarını göstermektedir (MAK Danışmanlık, 2020). 

Şekil 5: MAK Danışmanlık, 2020.

Başka ülkede yaşama isteklerine yönelik daha detaylı baktığımızda %57,3’lük iyi iş olanakları ön plana çıkarken geleceğinin net olmaması, ülkenin kötüye gidişi, eğitim olanakları vb. yanıtlar karşımıza çıkmaktadır (Habitat, 2021).

Şekil 6: Habitat Derneği, 2021

Türkiye’de nepotizm, gençlerin ideallerine ulaşabilme ümitlerini azaltıyor. Lisans eğitimini tamamlayan hatta üzerine lisansüstü eğitimine devam eden, farklı alanlarda beceri ve yetkinliklerini geliştiren deneyimli ve bilgili gençler, kamuda nepotizm dolayısıyla yer bulmakta zorlanıyor. KPSS’de yüksek puan alan gençler, düşük mülakat notlarıyla eleniyor. Kamu sınavlarında adayların ‘yeterliliği’ farklı kurumlardan ‘referans’ listeleriyle belirleniyor. Öğretim görevlisi olmak için açılan kadro şartları, nepotizmin açıktan yapıldığının ispatı konumundadır. Üniversitede yer alan personellerin ‘soyadı’ benzerlikleri bile durumun vahametini gözler önüne sermektedir. Üniversiteler ve bakanlıklar başta olmak üzere kamu kurumları adeta birer ‘aile şirketi’ gibi yönetiliyor. Hakkıyla kamu sektöründe yer alan kişileri haliyle bu durumun dışında bırakmakla birlikte, ifade etmek istediğim şey, kamu kurumlarının liyakati değil, sadakati esas alması ve gençlerde bu durumun yaratmış olduğu düşüncelerdir.

Nepotizm, Türkiye’nin kronikleşmiş problemlerinin biridir ve sadece bugünün meselesi değildir. Bugün belirgin hale gelen, nepotizmin kanıksanmış hal alması ve “gelen ağam, giden paşam” anlayışına erdemli insanların dahi belli kaygılarla ses çıkarmamasıdır. Son zamanlarda gençlerin ülkeleriyle ilgili beklentilerinin olmaması, mutsuzluklarının artması ve karamsar olmalarının temelinde nepotizm bulunmaktadır. Nepotizm, nasıl önlenebilir veya azaltılabilir sorusu, bu bağlamda önemli hale gelmektedir. Öncelikle bunu gerçekleştirmeyi hedefleyen siyasi iradeye ihtiyaç vardır. Bu irade, kısa ve orta vadede dijital araçları kullanarak kamu alımlarını şeffaf bir hale getirmeli ve etik yaklaşımın var olması adına hesap verilebilir mekanizmalar oluşturulmalıdır. Uzun vadede ve problemin de aslında esasını oluşturan etik anlayışının toplumda ve siyasette yaygınlaştırılması gerçekleştirilmelidir. Elbette bu hedeflere ulaşmak, demokrasinin olgunlaşması ve yerele ulaşması ile mümkündür.

Gençler ne yapmalıdır? Gençler yurt dışına çıkmalı, dünyayı tanımalı ve kendilerini geliştirmelidir. Aynı zamanda mutlu, refah ve huzurlu bir hayatı talep ederken, memleketlerine bunu getirmek için de mücadele etmelidir. Çünkü demokratik ve refah bir Türkiye var olacaksa, bu ancak gençlerin mücadelesiyle mümkündür. Nobel ödüllü bilim insanı Aziz Sancar’ın da belirttiği gibi: “Yurt sevgisi çok önemli. Yurt dışına gidin ama gittikten sonra geri dönün. Yurt dışında farklı dünya görüşü olan insanları görmek önemli. Onlardan öğrenecek şeyler var fakat bizim bu memlekete borcumuz var. O bakımdan yurt dışı fırsatınız olursa çıkın ama Türkiye’nin size ihtiyacı var mutlaka geri dönün.”

Ersin KOPUZ

TUİÇ Akademi Genel Direktör Yardımcısı

 

Kaynakça

Asunakutlu, T. ve Avcı, U. (2010). Aile İşletmelerinde Nepotizm Algısı ve İş Tatmini İlişkisi Üzerine Bir Araştırma. Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. Cilt: 15, Sayı: 2,  93-109.

Berkman, Ü. (2009). Gelişmekte Olan Ülkelerde Kamu Yönetiminde Rüşvet ve Yolsuzluk. Todaie Yayınları: Ankara.

Habitat Derneği. (2021). Türkiye’de Gençlerin İyi Hali Olma Araştırması.

İstanpol. (2020). Türkiye’de Gençlerin Güvencesizliği Araştırma Raporu.

MAK Danışmanlık. (2020). Türkiye Geneli Gençlik Araştırması.

Sosyal Demokrasi Vakfı. (2020).  Türkiye’nin Gençliği Araştırması.

Türkiye Gençlik STK’ları Platformu. (2018). Türkiye’nin Gençleri.

Doğruluk Payı (2020). https://www.dogrulukpayi.com/bulten/2019-demokrasi-endeksi-raporu-nda-turkiye-nin-yeri?gclid=Cj0KCQiAhMOMBhDhARIsAPVml-EDwr-5fsNgUWUIzqewDEJJZBSBZLyb9kuLIO8GbI9b7g2Q5tm5VCwaAld2EALw_wcB Erişim Tarihi: 12 Kasım 2021

TÜİK (2021). https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Istatistiklerle-Genclik-2020-37242 Erişim Tarihi: 11 Kasım 21

 

Sosyal Medyada Paylaş

48,093BeğenenlerBeğen
6,298TakipçilerTakip Et
8,654TakipçilerTakip Et
2,586AboneAbone Ol
Ersin Kopuz
İstanbul Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Doktora öğrencisidir. Lisans eğitimini Kocaeli Üniversitesi ve Yüksek lisans eğitimini "Kamu Politikası Aktörü Olarak Türkiye'de Derneklerin Özerkliği" teziyle İstanbul Medeniyet Üniversitesi'nde tamamladı. Türk Siyasal Hayatı, Siyaset Felsefesi ve Sivil Toplum alanında çalışmalarını sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Çin’in Son 10 Yılının En Önemli Siyasi Etkinliği: ÇKP 20. Ulusal Kongresi

2022 yılında, ülkelerin siyasi takvimlerinde önemli bir yere sahip...

1980 Darbesi’nin Türkiye’deki Sivil Toplum Kuruluşlarına Etkisi

Özet Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde sivil toplum kuruluşlarının önemli bir rolü...

Beden Toplumsallığının Biyopolitik Açılımları: Kadın Bedeni

Özet Sosyal etkileşimin en önemli faktörlerinden olan beden, toplumsal yapılara...

Effects Of Ukraine-Russia War On Security Policies Of NATO

Abstract The Russian invasion of Ukraine, which commenced in 2014...