Serkan Yıldız ile Askeri ve Operasyonel İstihbarat Üzerine Röportaj

0

Bu röportaj Güvenlik Uzmanı Serkan Yıldız ile “Askeri ve Operasyonel İstihbarat” üzerine yapılmıştır.

Merhaba Serkan Bey, bize kendinizden biraz bahseder misiniz?

İlk ve ortaöğretimimi Kütahya’da tamamladıktan sonra girdiğim sınavlarda kazandığım askeri okul sonrası mezun olmamın ardından, bir dizi kurs ve eğitim gördükten sonra, çoğunlukla Doğu Avrupa olmak üzere bir dizi yurt dışı çalışmalarında bulundum. Mecburi hizmet süremi doldurunca da emekli oldum. Şu an özel bir şirkette danışmanlık yapmakta olup, İngilizce, Rusça, İtalyanca ve Sırpça (Boşnakça ve Hırvatça dahil) dillerini bilmekteyim.

1. Askeri ve operasyonel istihbaratın en belirgin farkları nelerdir?

Aslında bu sorunuzu “kavram” olarak ikiye ayırmak ile başlamak doğru olur. Operasyonel istihbarat dediğiniz, ülkenin / ülkelerin silahlı kuvvetleri dışında direkt idareye bağlı istihbarat servisleri olduğunu kabul ediyorum. Askeri istihbarat, stratejik istihbarat temelli çalışır. Çok fazla operasyonel faaliyetlerde bulunmaz. Alan çalışmasında çok ender bulunur. Kendi bünyesinde, askeri yemin etmiş, “asker şahıslar” ve / veya özel kanunlarla belirlenmiş “sivil kaynaktan temin edilmiş” personelle çalışır. Ancak istihbarat servislerinin böyle bir kısıtlaması yoktur. Operasyonel istihbarat / istihbarat servislerinin çalışma şekli ise “askeri istihbarata” göre çok daha geniştir. Alan görevinde bulunurlar, operasyon dizayn edip, icra ederler ve hatta stratejik istihbarat birimleri de ayrıca faaliyet gösterir. İkisi arasındaki en belirgin farkı şöyle de izah edebiliriz: Askeri İstihbarat, ülkenin (ekseriyette) iç güvenlik sorunlarında, istihbarat toplama ve değerlendirme kısmında vardır. Gelen bilgi neticesinde aynı ülkenin “operasyonel gücü olan güvenlik unsurları” ile istişare edip, operasyon başlar. Ama istihbarat servisleri iç ve dış olmak üzere her türlü tehditte; bilgiyi alır, değerlendirir ve gerektiği an operasyona başlar. Elbette ki devlet hiyerarşik silsile yolunu izleyerek.

2. Operasyonel istihbaratta hedeflerin belirlenme süreci nasıl işler?

Operasyonel istihbarat, çok geniş bir kavramdır. Görev, çalışma ya da operasyon gerektiren analiz dosyasında mevcut bir hedef varsa bunun içinde bulunduğu koşullara göre bu süreç muhakkak değişkenlik gösterir. Her operasyonel istihbarat görevinde bir hedef olmayabilir de. Ancak var olduğunu kabul edersek operasyonun tarihi, yeri veya coğrafyası, operasyonun mevsimsel iklimi, operasyona katılacak ekibinizin mental ve fiziksel değerlendirmesi, operasyonun yapılacağı hedefin psikolojik–sosyolojik ve etimolojik durumları gibi birçok parametre vardır. Hedefin sizin kendi ülkenizle aranızdaki mesafeyi, yakınlığı, sosyal ve beşeri ilişkileri, hedefin ideolojik yapısı ya da hedefin bulunduğu konum, makam, sahip oldukları, sahip olmak istedikleri… Hedefin zaafları veya güçlü yanları. Hedefin kaybetmeye göze aldıkları ya da asla vazgeçemeyecekleri gibi birçok bilgi bu tip durumlarda çok mühimdir. Hedefin paranoid sentezi, septik semptomları, alışkanlıkları hatta evinden atık olarak çıkan çöpler bile muhteşem bilgiler verip, bu süreçte önemli rol oynayabilir. Günlük rutinleri, ailesel bağları, sağlık durumu ve akut-kronik hastalıkları vb. Bu bilgileri toplamak, derlemek, ilgili uzman birime konsolide etmek çok zaman almasa bile ilk adımda bu bilgilere sahip olmak bu işin belirleme sürecinde başrol oynar. Bu sağlandıktan sonra işin %70’i bitmiş demektir. Çok zorlu olduğunu düşündüğünüz hedef ile ilgili çokta tecrübeli olmayan bir alan görevlisinin elde edeceği bilgi size saatler içinde bir dosya oluşturabilir ancak çok kolay olduğunu düşündüğünüz bir hedef sizin haftalarınızı aylarınızı alabilir. Her iki durumda da yukarıda yazdığım maddeler kesin ve net olarak cevap bulunması gereken sorulardır. Ancak dediğim gibi, asıl önemli faktör hedefin durumudur.

3. İstihbarat örgütleri çalışanlarını nasıl seçer?

İstihbarat servisleri değişen ve gelişen çağla birlikte personel kaynaklarında da evrim geçirmeye başlamıştır. 1940’larda başka, 1970’lerde başka, 90’lar hatta bugün bambaşka kaynaklara yönelmişlerdir. Geçmiş dönemlerde, ülkemizde ve yurt dışında da istihbarat servislerinin temel kaynakları ülkenin silahlı kuvvetleridir. Ancak günümüzde bu durum değişti. Bir dönem gazete ilanıyla bile istihbarat uzmanı aldı istihbarat örgütleri. Sadece ülkemizde değil, birçok farklı ülkede de bu uygulandı. Asıl önemli olan başvurmak / kazanmak değildi. Başvurduktan sonraki kısımdı. Bunun çok iyi idare edilmesi gerekir. Bu da ilgili istihbarat servisinin elindedir. Ancak en temelinde yapılacak olan sınav ve mülakatlarda istenilen ya da hedeflenen personelin, hangi alanda–nerede ve ne amaçla çalıştırılacağına göre bir seçim yapılır. Alan görevinde çalıştıracağınız bir personelde kondisyon testlerine bakarken, kontrespiyonaj servisinde çalıştıracağınız görevlide başka niteliklere bakar, ona göre seçim yaparsınız. Espiyonaj –sosyal istihbarat ya da teknolojik istihbaratta çalıştırmak istediklerinizde bambaşka kriterler ararsınız. Sarışın bir uzmanı Ortadoğu’ya gönderemezsiniz. Bu bile küçük ama çok önemli bir kıstastır. Yabancı dillere hakimiyet, aksan, aksan değişimi gibi küçük ayraçlar vardır. Bunların hepsini değerlendirip, nokta atışı ile personel teminini sağlarsınız.

4. Operasyonu yapan kişilerin özellikle sahip olması gerektiğini düşündüğünüz özellikler var mı?

İlki ve en önemlisi; analitik zekâdır. Kriz anında çözüm oluşturabilme, yoğun baskı ve stres altında yaratıcılık, çözümsel teknikler ve tabii ki, teatral bir kişilik olması gerekir. Diğer tüm özellikler olmasa bile yerine koyulabilecek, oluşturabilecek niteliklerdir. Doğrusu ben bir istihbarat uzmanının su altında ne kadar nefes almadan durabildiği ile ilgilenmem. Yunanistan’a giriş yaparken İtalyan alabalık avcısı rolünü nasıl oynayıp, oynamadığını bakarım. Su altında nefes almadan durma eğitim ile tatbik ve uygulamalı kurslar ile verilip, kazandırılabilir ama bir alabalık avcısını, bir pasaport görevlisinin karşısında, o stresli durumda, yabancı olduğunuz bir dille oynamak, sahnelemek dünyanın en iyi eğitimcileri ile bile kazandırılamaz. 

5. Temelden kurulacak veya yetiştirilecek operasyon ekibine üye alınırken motivasyon ve kabiliyet olmalı mı? Bu iki özellikten en az biri mi olmalı yoksa motivasyon ve kabiliyeti hiç olmayan birine bile bu nitelikler eğitimle verilebilir mi?

Kabiliyet, yukarıda ki sorunuza cevapladığım gibi, hiçbir eğitim ile sağlanamaz. Siz bir insana piyano çalmayı öğretebilirsiniz, iyi de piyano çalar ama o piyano ile konser veremez hatta dandik bir beste bile yapamaz. Bu kadardır onun çapı ve yeteneği. Ve siz bu işte kazanç elde etmek istiyorsanız iyi bir piyanist ile çalışırsınız. Çok iyi ama ezbere tuşlara basan bir piyano çalıcısı (piyanist değil) bir taklitçiden farklı değildir. Bu yüzden kesinlikle ama kesinlikle kabiliyet olmazsa olmaz. Motivasyon bu sektörde en kolay olanıdır. Çok kolaylıkla artırabilirsiniz bunu. Diğer yandan; sadece motivasyon olursa asla olmaz ama. Gırtlağına kadar öfke, hırs, vefa ve azimle dolmuş, yeteneksiz bir alan görevlisi, pimi çekilmiş bomba gibidir. Nerede, ne zaman, nasıl patlayacağını bilemezsiniz. Ve patladığı zaman genelde en çok zararı bağlı bulunduğu servis veya ülke çeker. Kendisinin telef olup gitmesini saymıyorum bile. Ama kabiliyetli bir alan görevlisi işin içindeyse, en kötü durumlarda, en imkânsız görevlerden bile “kazanç” ve “alnının akı” ile çıkar. Kaybeden tek taraf, düşman unsurları olur.

6. Operasyon yapmayı hedefleyen ülke, operasyon yapılacak ülkede kendi unsurlarını mı hedef ülkeye sokup kullanması daha makbuldür yoksa hedef ülkenin kendi yerel güçlerini mi taşeron olarak kullanması makbuldür?

Bu operasyonun mahiyeti, türü ve amacına göre değişkenlik gösterir. Hedef ülkenin coğrafyası, kültürü, demografik yapısı ve diline göre bile seçiminiz değişebilir. İlk olarak operasyonun türü önemlidir. Bu nasıl bir operasyondur? Bir provokatif eylem, bir kitlesel sabotaj ya da terör unsuru içeriyorsa o hedef ülkeye yabancı birini oraya göndermeniz çok amatörce olur. O ülkede elemanlaştırılmış kaynaklardan faydalanırsınız. Sizin deyiminizle yerel güçleri taşeron olarak kullanırsınız. Kuzey İrlanda’da bir katolik kilisesi kundaklanması sonrası toplumda bir direnç oluşturmak istiyorsanız Manisa’da doğmuş – büyümüş bir görevliyi oraya gönderip ondan randıman ve başarı beklemek zekâya hakarettir. Ama Belfast’ta elemanlaştırdığınız ve karşılıklı çıkar antlaşması yaptığınız bir Kuzey İrlandalıdan bunu bekleyebilirsiniz. Ve başarı şansınız, ilgili operasyonda çok çok daha artar. Ama aynı Kuzey İrlanda’da kendi ülkeniz için risk teşkil eden bir hedefin ortadan kaldırılması ya da ülkeye getirilmesini istiyorsanız, pasaport kontrolünden geçerken iyi bir Polonyalı turisti oynayabilecek bir operasyon uzmanını gönderir, saatler içinde işini yapar ve hedefi etkisiz hale getirir. Bunun için o Manisalı arkadaşı gönderebilirsiniz. Sorun olmaz. Dediğim gibi, operasyonun mahiyeti, türü ve amacı önemlidir bu noktada. Ancak aynı ya da benzer bir hedef etkisiz hale getirme görevi İran’da ise, yine o bölgede olan, o bölgede yaşayan, o kültüre adapte olan bir operasyon uzmanınıza başvurursunuz. Çünkü sarışın ya da kumral, tüm o şehirde, “Ben buradayım” diyen Manisalı arkadaş için İran sokakları cehennemden beterdir. Ve işler sarpa sarabilir. Orada uzun yıllarını geçirmiş ve halen geçirmekte olan, yabancılık çekmeyecek, göze batmayacak operasyon uzmanlığı görevi verirsiniz. Hedefi etkisiz hale getirmek sadece tetiği çekmek ya da hedefi bayıltıp, bagaja atıp hızla oradan uzaklaşmak demek değildir çünkü. Caddeler, sokaklar, dükkânlar, oraların yoğunluğu, hangi saatlerde trafik tıkandığını ve hatta tabelalara bile çok hâkim olmanız gerekir. Ters şeride girmiş ve bagajınızda İranlı bir gazeteci eli kolu bağlı tepinirken, yerel bir trafik polisinin sizi kenara çekmesi muazzam krizlere sebep olabilir.

7. Türkiye’de eğitilip Suriye’ye IŞİD ile savaşmaya gönderilen ÖSO’dan bir grubun gidip IŞİD’e katılmasını da göz önünde bulundurursak operasyonlarda taşeron unsur kullanmanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

 “Yerel Elemanlaştırılmış Unsurları” kullanmanın en büyük dezavantajı sizin de belirttiğiniz gibi kaynağın “kimlik bunalımı” yaşamasıdır. Bu genellikle görülen bir semptomdur. Bal Tuzağı kurduğunuz hedefe, kendi görevlinizin âşık olması gibi düşünün. Kimlik bunalımına girer, kimliğini kaybeder ve ibre sizin aksinize döner. Bu en büyük ve en sık karşılaşılan kronik hastalıktır. Bu yüzden bu seçimleri yaparken, ilgili insan kaynakları biriminin işinde, insan psikolojisinde ve analiz yeteneğinde çok çok iyi olması gerekir. Temelinde insan faktörü olan her iş -5 puanla başlar. O insan faktörünü çok iyi seçmelisiniz ki, -5 faktörü bir an evvel 0’a çıksın ve şartlar eşitlensin. Yani bu tip operasyonlarda, yerel taşeronlar kullanılırken maça her zaman mağlup başlarsınız ama ne yazık ki öyle operasyonlar vardır ki başka seçeneğiniz yoktur. Bu yüzden seçtiğiniz kaynak çok çok önem taşır. Bunu da belirleyecek olan “insan kaynakları uzmanınızdır”. ÖSO görevlilerinde bu hata yapılmış olabilir, bu kimsenin suçu değildir. Ortada suçlu değil yanlış vardır. O yanlışta bu işte biraz amatörce davranılmasıdır. Zamanın olmaması ve elinizde ki kaynak veya konak seçeneğinin kısıtlı olmasıdır. 20 yıllık bir projeyi siz 1,5 yıla sıkıştırırsanız bunun olması çok normaldir.

8. Failinin bilerek veya bilmeyerek açığa çıkan operasyonlarda operasyona maruz kalan ülkenin diplomasi dışındaki tepkisi nasıl olur?

Bu ülkenin içinde bulunduğu konuma, sahip olduğu avantajlara ve karşı tarafın avantaj veya dezavantajlarına göre değişir. Ancak diploması her zaman ilk tercih edilen yol yöntem değildir. Açığa çıkan operasyonun hakkında spekülatif bir enformasyon yaratırsınız önce. İnkâr edersiniz. Ancak bu çoğu zaman yeterli gelmez. Operasyonun detayları ve karşı veya düşman satıhındaki  etkisi ve gücü hesaplanır. Operasyon görevlisinin içinde bulunduğu durum göz önüne alınır. Sahip oldukları, verebilecekleri. Bunların hepsini formülize edersiniz. Ve küçük bir matematik denklemi ile çıkan sonuca göre politika belirler, ona göre de davranmaya başlarsınız.

Diğer taraftan sizin ülkenize yapılan bir operasyon ifşa olduktan sonra da buna benzer bir formülize çalışmasına girersiniz. Karşı düşman ülkeden beklentileriniz, çıkarlarınız ve kazançlarınız bu denklemdeki en büyük paydır. Daha sonra o ülkedeki dezavantajlarını sıralarsınız. Diplomatik olarak kazanç ve kayıp listesi oluşturursunuz. Yine küçük bir matematik işlemi sonunda ona göre politikanızı belirlersiniz. Ancak en temelinde; hedef ülke sizken izleyeceğiniz yolda temel olarak, şiddetli ve balistik gücü yüksek bir siyasi patlamayla karşılık verirsiniz. Bu aksiyon sonucu oluşacak reaksiyon size yine bir politika çizer ve ona göre şekillendirirsiniz. Ülkenin devlet başkanının evinde yakalayacağınız düşman ülke istihbarat uzmanlarının tespitiyle ortaya çıkan bir operasyona vereceğiniz aksiyon başkadır aynı devlet başkanının evini gözetleyen veya dinleyen istihbarat uzmanlarının ifşa edilmesinde vereceğiniz aksiyon bambaşkadır. Tepkide, her iki durumda da ilk altı saat kuralı devreye girer. İlk altı saatte vereceğiniz aksiyona karşı alacağınız reaksiyon sizin tavrınızı da belirleyecektir. Karşı ülkede oluşacak panik ya da reflekssiz bir tavır size çok ciddi ipuçları verecektir bu yolda. Tabii operasyonu ifşa ettiğinizden sonraki altı saatten bahsediyorum. Yoksa 3 yıl önce yakaladığınız ya da tespit ettiğiniz bir operasyonu bugün ifşa etmeniz size pek bir şey kazandırmaz.

Damla Sarıkaya, Evrim Çiçek, Murat İşçi

İstihbarat Çalışmaları Staj Programı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here