Türkiye’de Erkeklik Tiplerinin İnşası: Kulüp Dizisi Üzerine Bir İnceleme

Özet

Ataerkil düzen biyolojik cinsiyetin doğrudan kadınlık ve erkeklik kavramlarını etkilediğini iddia etmektedir. Erkeklik ve kadınlık kavramı günümüzde toplumsal cinsiyet kategorisi olarak kabul edilmektedir. Erkeklik çoğu zaman erkek olmakla ilişkilendirilen roller ve davranışlarından oluşmaktadır. Connell, (2005) tarafından ortaya atılan erkeklik kavramı dört kategori altında incelenir. Bunlar hegemonik, işbirlikçi, marjinal ve madun erkekliklerdir.

Bu çalışmada Kulüp dizisindeki karakterler, Connell’ın belirlediği erkeklikler üzerinden incelenmiştir. Çalışma farklı erkekliklerin hangi söylem ve durumlarla inşa edildiği ve ortaya çıkan bu erkeklik tiplerini incelemek amacıyla eleştirel söylem analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu incelemede farklı siyasal, ekonomik, sosyal ve sınıfsal farklılıkların erkeklik tiplerini nasıl etkilediği belirtilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Erkeklik, dizi, hegemonik erkeklik, dijital televizyon, madun erkeklik, marjinal erkeklik, işbirlikçi erkeklik.  

Abstract

The patriarchy claims that biological sex directly affects the concepts of femininity and masculinity. The concept of masculinity and femininity is today accepted as a gender category. Masculinity often consists of roles and behaviors associated with being a man. The concept of masculinity according to Connell (2005) is examined under four categories which are hegemonic, complicit, marginal and subordinate masculinities. In this study, the characters in the series “Kulüp” were examined through the masculinities determined by Connell. The study has been examined with the method of critical discourse analysis in order to examine the discourses and situations in which different masculinities are constructed and these emerging masculinity types. In this review, it is stated how different political, economic, social and class differences affect masculinity types.

Key Words: Masculinities, TV series, hegemonic masculinity, digital TV, subordinated masculinity, marginalized masculinity, complicit masculinity. 

Giriş

Biyolojik cinsiyet kadın ve erkeği  tüm canlıların doğuştan sahip olduğu üreme sistemleriyle ayıran bir olgudur. Toplumsal cinsiyet ise kültürel yapıya işaret eder. Yani biyolojik cinsiyet doğaldır, toplumsal cinsiyet ise sunidir. Toplumsal cinsiyet biyolojik cinsiyetten bağımsız, kültürün bir sonucudur. Biyolojik cinsiyet (eğer bir doktor müdahalesi yoksa) stabildir, toplumsal cinsiyet ise dinamiktir. Anaerkil toplumdan ataerkil topluma geçiş toplumsal cinsiyetin dinamik oluşuna en net örneklerden biridir. Ataerkillik, erkek otoritesine dayanan bir tür toplumsal örgütlenme düzenidir. Bu düzenin temelini erkeğin üstünlüğü fikri oluşturur. Buna göre kadın ile erkek eşit değildir. Ataerkil düzen biyolojik cinsiyetin doğrudan kadınlık ve erkeklik kavramlarını etkilediğini iddia eder. Fakat erkeklik ve kadınlık kavramı günümüzde toplumsal cinsiyet kategorisi olarak kabul edilmektedir. Cinsiyet rejiminin en kritik noktası da kadınlık ve erkekliğe ilişkin bu yaygın ve köklü inanç ve değerlerdir (Bora, 2005). Toplum, bireyden değişmez bir ölçüt kabul ettiği biyolojik cinsiyetine göre davranışlar sergilemesini ister (Vatandaş, 2011). Bu değerler kadın ve erkeğin nasıl davranması gerektiğini dikte eder ve kadın erkek rolleri bu değerlere göre şekillenir. Ann Oakley, 1970’lerde toplumsal cinsiyet kavramını ortaya atmadan önce (Tahincioğlu, 2011) ‘cinsiyet rolü, erkek rolü, kadın rolü’ gibi terimler 1940’larda dahi kullanılmaktaydı (Connell, 1998). Kadınlara atfedilen bu değerler genellikle kadını ötekileştirir, erkekleri ise yüceltir. Kadınlar; muhtaç, zayıf, narin, ince, sessiz vb. sıfatlarla tanımlanırken erkekler ise güçlü, soğukkanlı, korkusuz, cesur gibi sıfatlarla tanımlanır.

Erkeklik çoğu zaman erkek olmakla ilişkilendirilen roller ve davranışlarından oluşur. Erkek olarak doğan bir bebek toplumla yaşamanın bir sonucu olarak “erkek olmayı” öğrenir ve bunu içselleştirir. Bu içselleştirme süreci toplum tarafından o kadar yoğun yapılır ki kişi bunu cinsiyetinin doğal bir sonucu olarak kabul eder ve hayatını toplumun dikte ettiği bu normlar etrafında şekillendirir. Peki bu içselleştirmeyi yapmayan erkeklerde durum nedir? Erkeklik kavramı, erkeksi ideallere göre hiyerarşik olarak sıralanır. Erkeklerin “gerçek” erkeklik normları içerisinde bu normlara ne kadar bağlı kaldığı ya da reddettiği, toplumdaki statülerini etkilemektedir. Erkeklik çalışmalarına en çok katkıyı sunan Connell’a (2005) göre toplumsal cinsiyet, etnisite, sınıf gibi değişkenlerin arasındaki etkileşimden dolayı farklı erkeklikleri tanımlamak mümkün hale gelmiştir. 

Connell dört erkeklik kategorisinden bahsetmiştir. Bu erkeklikler bir hiyerarşi içerisindedir ve en tepede olan hegemonik erkeklik diğerleri üzerinde tahakküm oluşturur ve kendini idealleştirir. Hegemonik erkeklik en şerefli ve en üstün olduğu için azınlıkta olduğunu iddia eder. Her toplumun kendine ait hegemonik erkek imajları vardır fakat bu imajlar kesiştiği noktalar vardır. Sancar (2009) , hegemonik erkekliğe ilişkin verdiği genel haritada özellikleri şöyle sıralamaktadır: “genç, kentli, beyaz, heteroseksüel, tam zamanlı bir iş sahibi, makul ölçülerde dindar, spor dallarının en azından birisini başarılı olarak yapabilecek düzeyde aktif bedensel performansa sahip erkeklerin temsil ettiği erkeklik”tir. Literatür taraması yapıldığında Türkiye’deki hegemonik erkeklik imajı bunlardan oluşur: “milliyetçi-muhafazakâr, duygularını ifade etmekten kaçınan, saldırganlığı, şiddeti ve gücü yücelten”.  İşbirlikçi erkek diğer adıyla seyirci erkek, teoride hegemonik erkek gibi güçlüdür, rekabetçidir, onun gibi düşünür ve onun gibi olmak isteyen fakat bunu pratiğe yansıtmayan erkeklerdir. Ataerkil sistemin kendisine sağladığı ayrıcalıkların farkında olup bundan hegemonik erkekler kadar yararlanamazlar (Sığın, 2018). Ataerkil sisteme karşı gelmelerinin sebebi kendilerinin de bir gün potansiyel hegemonik erkek olduğudur. Marjinal erkek farklı sınıf, ırk, mezhep ve engellilik durumu gibi toplumsal cinsiyet dışında kalan ancak toplumsal konumlanışı hakkında bilgi veren özellikleri itibariyle standardın veya “idealin” dışında olup “marjinal” olarak nitelendirilebilecek bütün erkeklikler marjinal erkeklik kategorisinde değerlendirilebilir (Sığın, 2018). Madun ise kelime anlamı olarak “en aşağı”dır. Bu hiyerarşinin de en altında madun erkeklik bulunur. Connell’a (2005) göre hegemonya, toplumda bir bütün olarak görülen kültürel tahakkümle ilintilidir. Madun erkeklik için ilk akla gelen homoseksüel erkekler olsa da madun erkeklik içinde birden çok örnek vardır. Madun erkek kimliğine sahip olduğu düşünülen erkekler hegemonik erkek kimliğinde gözlemlenen niteliklerin tam tersini sergilerler. Kısacası homoseksüel bir erkek madun erkek kategorisine girebildiği gibi duygularını dışa vuran ya da ağlayan bir erkekte madun kategorisine girer.

Bu erkeklikler kitle iletişim araçlarıyla tekrar tekrar inşa edilir. Özellikle Türkiye’deki hegemonik erkeklikler yüceltilirken dizi ve filmlerde başrol olurken diğer erkeklikler ya hiç görünmez ya da çok az görünürler. Bu çalışmada “Kulüp” dizisi üzerinden erkekliklerin inşası ve onlara atfedilen özellikler ve birbirleri üzerindeki baskı incelenecektir. İncelemeden önce dizi hakkında genel bilgi verilecektir. Dizide erkeklik türleri üzerinden Çelebi, İsmet, Kürşat, Selim ve Bahtiyar karakterleri incelenecektir. 

1. Kulüp Dizisi Genel Tanıtım

Kulüp; yönetmeni Zeynep Günay Tan olan, 2021 yılında Netflix dijital platformunda karşımıza çıkan ve 10 bölümden oluşan bir dram dizisidir. Dizide Gökçe Bahadır, Barış Arduç, Asude Kalebek, Salih Bademci, Metin Akdülger ve Fırat Tanış gibi yetenekli oyuncular yer almaktadır. Dizide eski bir mahkum olan Matilda, 1955 yılının en önemli gece kulüplerinden birinde çalışır. Matilda’nın kızı Raşel, o hapisten çıkana kadar varlığından bihaberdir. Kızı ile arasında güzel bir ilişki kurmaya çalışan Matilda, Raşel’i Pera’nın belalısı olan Fıstık İsmet’ten uzak tutmak için çabalar. Matilda aynı zamanda patronu olan Orhan, gece kulübü yöneticisi Çelebi ve sanatçı Selim’in egoları ile de mücadele etmeye çalışır. Kulübe ayak basmasıyla ortama farklı bir ruh katan Matilda, çalışanlar için cehennem olan kulübü bir yuva haline getirir (Beyaz Perde, 2022). 

2. Kulüp Dizisindeki Farklı Erkeklikler İnşası

Çelebi karakteri kulüpte çalışmadan önceki hayatında çaycılık yapmakta ve işçi sınıfında olduğu için ötekileştirilmektedir. Daha sonrasında Çelebi, kulüpte müdür olarak işe başladıktan sonra hegemonik erkeklik özelliklerini göstermeye başlamıştır. İlk bölümde “Orhan Bey, böyle gece hayatında erkek assolist pek görülmüş bir şey değil” diyerek kendisince alışılmışın dışında olan bu durumu küçümser ve madun erkeklik üzerinde tahakküm kurarak kendini hegemonik olarak tekrar inşa eder. Beşinci bölümde gelişen olaylar ile birlikte Mathilda ile kavga eden Çelebi gücünü ve erkekliğini Mathilda’ ya kanıtlamak için olayla hiçbir ilgisi olmayan ışık görevlisi Agop Efendi’yi işten kovar. Statüsünün verdiği güçle Çelebi hegemonik erkekliğini inşa eder.

İsmet karakteri ise taksi şoförü olarak çalışmakta ve hegemonik erkeklik özellikleri sergilemektedir. İsmet koruyucudur, heteroseksüeldir, bağımsızdır ve bağlanmaya karşıdır, şiddeti ve gücü yüceltir, agresiftir, duygularını gizler. Üçüncü bölümde bir taksi şoförü İsmet’ in hoşlandığı kişi olan Raşel’ e laf atmıştır. Bunun üzerine İsmet, taksi şoförüne yumruk atarak şiddeti yüceltmiş ve koruyuculuğunu göstererek hegemonik erkek imajı kurmuştur. Raşel asıl adını ve dinini İsmet’ten gizlemiştir. Raşel gerçeği söylediğinde İsmet ona tokat atarak bir kez daha hiyerarşinin en üstündeki erkekliği inşa etmiştir.

Bahtiyar karakteri, kardeşi Hacı ile köyden gelen kulüpte ayak işlerini yapmak için işe alınan biridir. Başlangıçta işçi sınıfından olduğu için marjinal erkek imajı yaratmıştır. İlk bölümde vitrinde olan takım elbisenin karşısında durup kendi yansımasına bakmıştır ama aslında burada olmak istediği hegemonik erkekliğin yansıması vardır. Kulüpte çalışan Tasula karakterine aşıktır. Daha sonrasında kulüpteki mevkisi yükseldikten sonra işbirlikçi erkeklik özellikleri göstermeye başlamıştır. Bahtiyar artık güçlünün yanındadır, işçi sınıfındakilerden üstündür hatta işçi sınıfında olan kendisiyle bir zamanlar aynı düzeyde olan kardeşi Hacı’yı işçi olduğu için marjinalleştirmektedir. Yedinci bölümde arkadaşı Hacı’ya para teklif eder ve bunu Hacı reddeder. Bunun üstüne kardeşinin olduğu statüyü aşağılar “Al şu parayı köylü gibi gezme” der. Hacı da kendisinin alabileceğini belirttikten sonra Bahtiyar asla alamayacağını ve daha fazla para kazanması için kendisiyle çalışmasını teklif eder. Kardeşi Hacı’yı marjinalleştirir ve onun marjinalliği yani işçi sınıfından olmasıyla hegemonik erkeklik inşa eder. Bir başka sahnede ise Bahtiyar dışarıda oluşan kaostan sevdiği kadını koruma adı altında bir odaya zorla kapatmıştır ve burada hegemonik erkeklik imajı sergilemektedir. Çünkü hegemonik erkek koruyucudur ve “güçsüz” olan kadını korumalıdır.  İşbirlikçi erkeğin en büyük hayali bir gün hegemonik erkek olacağıdır. Onuncu bölümde Bahtiyar “Göreceksin kız beni. Göreceksiniz. Olmuyorsa zorla göreceksiniz.” diyerek aslında istediği hegemonik erkekliğe sadece kısa süreli ulaştığı ve bu “yüce” erkeklik tipine uzun süre sahip olamadığı için öfkelenmektedir. Şartlar Bahtiyar’ın hegemonik erkek inşasına uygun hale geldiğinde sevdiği kadının onu reddetmesi üzerine saldırganlığı ve şiddeti yücelterek Tasula’yı taciz etmiştir ve idealleştirdiği hegemonik erkek olmuştur.

Selim Güngör, başlangıçtan itibaren seyircilere madun erkek imajı vermiştir. İlk bölümden itibaren hegemonik erkeklik özelliklerinin tersini sergilemiştir. Selim duygusaldır, üzüldüğünde ağlar hegemonik erkek gibi duygularını saklamaz. Selim makyaj yapar ve “kadınsı” giysiler giyer. Selim 1950’li yıllarda gece kulüplerinde sahneye çıkmak isteyen erkek bir şarkıcıdır. Oysa ki o dönemde gece kulüpleri ve pavyonlarda sadece kadınlar sahne alırdı. Selim bu yaşam tarzından dolayı aileden de dışlanmıştır. Ailesi tarafından Selim sürekli “anormal olmakla” suçlanmıştır. Sürekli itilen, kakılan ve şarkıcı olarak kulüplere kabul edilmeyen Selim sonunda yeteneğini ve hayalini kabul ettirmiştir ve başarılı bir kulüp şarkıcısı olmuştur. Selim hala duygusaldır, makyaj yapmakta ve kadınsı giysiler giymektedir ama artık Selim dışlanmamakta, hatta hegemonik erkeklikler tarafından saygı görülmektedir. Çünkü Selim artık sınıfı yükselen başarılı bir şarkıcıdır. Buradan hareketle erkeklik tiplerinin oluşumunda veya toplum tarafından yargılanma sürecinde tek bir etken olmadığı görülmektedir. Bu durum Türkiye’ de açıkça görülmektedir. Madun erkek olarak adlandırabilecek birçok sanatçı statüsünden dolayı saygı görüp diğer madun erkeklikler gibi ayrıştırılmamaktadır. Selim bu duruma iyi bir örnektir. Ayrıca bu erkeklik tipleri statik değildir. Duruma, olaya, kişiye göre farklı erkeklikler aynı kişi tarafından inşa edilir ve yıkılır. Selim dizi boyunca madun erkek özellikleri gösterse de hata yapan bir işçiye “Pılısını pırtısını toplasın gitsin benim gibi bir sanatçının ışığını buna mı bırakıyorsunuz” diye bağırarak statü ve gücünü kullanarak işçi sınıfındaki adamı marjinalleştirip ötekileştirerek hegemonik erkeklik imajı kurmuştur.

Son bölümlerde karşımıza çıkan Kürşat karakteri hegemonik erkekliğin vücut bulmuş halidir. Dayanaklıdır, milliyetçidir, agresiftir, rekabetçidir, kendine güvenen biridir. Saldırganlığı ve şiddeti oldukça yüceltir. Dokuzuncu bölümde Çelebi ile olan sohbetinde “Orhan, pek bir duygusal adam. Gece hayatına pek uygun değil. Ruh yapısı gece hayatının fırtınalarına uygun değil. Sizden sağ kolu olarak bahsediyor daima. Ben de size benim sağ kolum olmanızı teklif edeceğim” diyerek Orhan’ı duygusal yapısal olarak güçsüz görür ve bulunduğu konumun Orhan için uygun olmadığını belirtir. Bir başka bölümde ise Orhan’ın asıl kökenini öğrendikten sonra Kürşat ile Orhan arasında geçen bir diyalogda Kürşat: “Senin bu memleketteki tek hakkın bana köle olmak” diyerek Orhan’ı ötekileştirir ve kendini yüceltir. Kürşat, hegemonik erkeklik imajıyla birlikte marjinal erkeklerden yani gayrimüslimler üzerinden tahakküm kurar. Hatta bu tahakkümü ve marjinalleştirmeyi şiddete ve kana döker. Onuncu bölümde olan şiddet olaylarının arkasında Kürşat’ın ortam hazırlaması dokuzuncu bölümde Ali Şeker karakterine verdiği kağıtlardan ve her şeyi anlayıp anlamadığını, ortamın hazır olup olmadığını sormasından anlaşılmaktadır. Bu durumlara ve olaylara göre Kürşat, erkeklik hiyerarşinin en üst konumunda olan hegemonik erkekliğinin, diğer erkeklikler üzerinden baskı kurmasını somutlaştırabilecek bir şiddet ortamı hazırlamış olur.

“Atatürk’ün evine saldırmışlar. Selanik’te. Selanik bizim diyor Yunan. Ata’nızın evini başına çalarım diyor. Kıbrıs bizim diyor. İstanbul zaten bizim diyor. Kendi arasında Konstantin diyor. Kim bunlar? Kim? Bunlar bizim komşu esnafımız. Çık! Cadde-i Kebir’e çık. En müstesna binalar, mağazalar bunların. Onlardan mal alıyoruz. Ayakkabı alıyoruz. Elbise alıyoruz. Benim cebimden çıkan para nereye gidiyor? İşte buraya, bu bombaya gidiyor. Kıbrıs’ta kardeşimi vuran mermiye gidiyor. Çık! Cadde-i Kebir’e çık. Koynunda yılan besliyorsun kardeşim.” Hegemonik olma şansı bulan işbirlikçi erkekler bu sözlerle birlikte içten içe arzuladıkları hegemonik erkekliğin inşa sürecine başlıyorlar ve gayrimüslimleri marjinalleştirerek, onların mallarına, dükkanlarına zarar vererek hatta onlara şiddet uygulayarak marjinalleştirilen erkeklikler üzerinde baskı kurarak “milliyetçilik” üzerinden hegemonik erkek inşasını tekrar oluşturmuşlardır.

Medyada Hegemonik Erkeklik ve Temsil (Erdoğan, 2011) kitabında hegemonik erkeklik üzerine çalışmalar yapılmıştır. Türkiye’deki hegemonik erkeklikle ilgili genel olarak şu özellikler saptanmıştır: milliyetçi-muhafazakâr, duygularını ifade etmekten kaçınan, saldırganlığı, şiddeti ve gücü yücelten, hiyerarşik ilişkilere dayanan. Kürşat karakteri de milliyetçi duyguları ön plana getirerek işbirlikçi erkekliklerin hegemonik özellikler kurmasına olanak sağlamıştır.

Sonuç

Siyasal, sosyal ve ekonomik faktörler etrafında şekillenen erkeklik tiplerini tekrar inşa eden dizilerden olan ve bu çalışmada da kullanılan Kulüp dizisinin karakterleri incelenmiştir. Dizi boyunca farklı karakterler Connell’ın belirttiği dört erkekliklerden olan hegemonik, işbirlikçi, marjinal ve madun erkeklikler açısından ele alınmıştır.  Zamana ve mekâna bağlı olarak değişen hegemonik erkeklikler, medyada da karşımıza mücadele halindeki farklı erkekliklerin sentezleriyle çıkararak, toplumsal cinsiyet alanın gerilimli yapısına dikkat çeker (Baştürk Akça, 2014). Dizide aynı karakterler tarafından farkı erkeklik tipleri inşa edilip, yıkılmıştır. Bu da hegemonik erkekliğin statik değil dinamik oluşuna işaret eder. Dizinin başında işbirlikçi erkek özelliği gösteren Orhan asıl ırkı ve dini öğrenildikten sonra ötekileştirilmiş ve hiyerarşinin bir altına düşmüştür. Aynı şekilde geçmişte çaycı olan ve marjinalleştirilen Çelebi zamanla güç ve para kazandıkça hiyerarşinin en tepesine çıkmış ve hegemonik erkek inşası yapmıştır. Dizi boyunca erkek karakterler birbirleri ve kadınlar üzerinde baskı kurarak hegemonik erkeği tekrar ve tekrar oluşturmuşlardır. Dönemdeki olayların etkisiyle erkek tipleri arasındaki denge sık sık değişmiş olmasına rağmen bu erkekliklerin özellikleri stabil kalmıştır. Buradan hareketle herhangi bir erkeğin duruma, olaya göre farklı erkeklik tiplerinin özelliğini sergilediği gözlemlenmiştir. Literatürdeki diğer incelemeler göz önüne alındığında 1950’li yılları anlatan Kulüp dizisi ve güncel dizilerdeki hegemonik erkek özelliklerinin çok değişmediği fakat birebir aynı da kalmadığı söylenebilir. Sonuç olarak kitle iletişim araçları hegemonik erkek, işbirlikçi erkek, marjinal erkek ve madun erkeği dönemin siyasal, ekonomik ve sosyal yapısından etkilenerek tekrar inşa eder.

Rabia SÜNDÜK 

Sena DEMİR 

Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Staj Programı 

Kaynakça

Baştürk Akça, E. E. (2014). Televizyon dizilerinde erkeklik temsili: Kuzey güney Dizisinde hegemonik erkeklik ve farklı erkekliklerin mücadelesi. Global Media Journal: TR Edition 4(8).

Beyaz Perde. (2022, Ocak 24). Kulüp dizisi özet ve detaylar. Beyaz Perde: https://www.beyazperde.com/diziler/dizi-27487/ adresinden alındı

Bora, A. ve Üstün, İ. (2005, Eylül 1). Sıcak aile ortamı”: Demokratikleşme sürecinde kadın ve erkekler. Ocak 30, 2022 tarihinde https://www.tesev.org.tr/tr/research/sicak-aile-ortami-demokratiklesme-surecinde-kadin-ve-erkekler/ adresinden alındı

Connell, R. W. (1998). Toplumsal cinsiyet ve iktidar: Toplum, kişi ve cinsel politika. (Çev. Soydemir, C.). Ayrıntı Yayınları.

Connell, R. W. (2005). Masculinities. (2nd Edition). University of California Press.

Erdoğan, İ. (2011). Medyada hegemonik erkek(lik) ve temsil. İ. Erdoğan içinde, Erkek dergilerinde (Men’s health – FHM – esquire Türkiye örneğinde) hegemonik erkek(lik), beden politikaları ve yeni erkek imajı (s. 41-69). Kalkedon Yayınları.

Sancar, S. (2009). Erkeklik: İmkânsız iktidar. Ailede, piyasada ve sokakta erkekler. Metis Yayınları.

Sığın, A. ve Canatan, A. (2018). Connell’ın “Erkeklikler” Teorisinde İşbirlikçi Erkek, Madun Erkek Ve Marjinal Erkek: Hegemonik Erkekliğin Kavramsal Hegemonyası. Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Science, 32(32), 163-175.

Tahincioğlu, A. N. (2011). Namusun halleri. Postiga Yayınları. 

Vatandaş, C. (2011). Toplumsal cinsiyet ve cinsiyet rollerinin algılanışı. Istanbul Journal of Sociological Studies, 0(35), 29-56. 

Sosyal Medyada Paylaş

48,083BeğenenlerBeğen
6,275TakipçilerTakip Et
8,648TakipçilerTakip Et
2,586AboneAbone Ol

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Explained – Politik Doğruculuk Belgesel Analizi

Politik doğruculuk diğer bir deyişle siyaseten doğruculuk günümüz popüler...

Metropol ve Birey: Kapitalizmin Kıskacında Bir Çözülme Hikâyesi

Özet Bu çalışma metropol ve birey arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Ekonomi...

Çin’in Son 10 Yılının En Önemli Siyasi Etkinliği: ÇKP 20. Ulusal Kongresi

2022 yılında, ülkelerin siyasi takvimlerinde önemli bir yere sahip...

1980 Darbesi’nin Türkiye’deki Sivil Toplum Kuruluşlarına Etkisi

Özet Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde sivil toplum kuruluşlarının önemli bir rolü...