Türkiye’deki Türkiye Vatandaşı ve Suriyeli Kadın Seks İşçilerinin Sağlık Hizmetine Erişimi Hakkında Karşılaştırma

TÜRKİYE’DEKİ TÜRKİYE VATANDAŞI KADIN SEKS İŞÇİLERİNİN SAĞLIK HİZMETİNE ERİŞİMİ İLE TÜRKİYE’DEKİ GEÇİCİ KORUMA STATÜSÜNDEKİ SURİYELİ KADIN SEKS İŞÇİLERİNİN SAĞLIK HİZMETİNE ERİŞİMİNİN KARŞILAŞTIRMASI

 

Özet

Seks işçiliği bir taraftan dışlanan, kötülenen nitelikte değerlendirilse de bir taraftan gelişmeye devam eden bir yapıya sahiptir. Türkiye’de ise seks işçiliğini çeşitli yasal düzenlemelerle kontrol altına alabilme amacıyla yıllardan beri sağlık hizmeti başta olmak üzere çeşitli alanlarda kanunlar çıkarılmıştır. Ancak yine de bu grup, sağlık hizmetinden yeteri kadar yararlanamamakta ve hukuki anlamda maruz kaldığı sınırlamalar sonucunda toplumun dezavantajlı kesiminde yer almaktadır. Karşılaştırmanın yapıldığı geçici koruma statüsü altındaki Suriyelilerin savaştan kaçarak göç etmek zorunda kalmaları sonucunda yaşadıkları sosyal, ruhsal ve fiziksel zorluklara ek olarak Türkiye’de seks işçiliği yapıyor oluşları Türkiye’deki kadın seks işçilerinin mevcut durumu gözetilerek durumun her iki taraf için de anlaşılır olabilmesi amaçlanmıştır.

Anahtar Kelimeler: Göç, seks işçiliği, geçici koruma statüsü, Suriye, kadın

 

Abstract

Although sex work is regarded as being excluded and denigrated, it has a structure that continues to develop. In order to take control of the sex work and the sex workers, various regulations and laws have been applied especially concerning health services but these regulations are still not sufficient enough for this group. As a result of legal restrictions, this segment is among the disadvantaged segment of society. On the other hand, Syrians under temporary protection had to flee the war and migrate. As a result, they experience social, emotional and physical challenges. In this study, female sex workers in Turkey are compared based on their immigration history and it is intended to provide an understandable portrait of both sides, (Syrian and Turkish female sex workers in Turkey) considering the current situation.

Keywords: Migration, temporary protection, Syrian, sex worker, woman

 

 

GİRİŞ

Seks işçiliği kavramına bakıldığı zaman bu yazıda kastedilen şey para, mal veya başka birtakım karşılıklar edinmek amacıyla sunulan cinsel hizmettir. Yazının odağı olan seks işçisi kadınlar ise bu endüstri içinde hizmeti sunan kişilerdir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, seks işçiliğinin insan ticareti ve kadın/çocuk istismarı ile karıştırılmaması gerektiğidir ancak medyada bu kavramların bir arada kullanılması bu anlam farklılığının görünürlüğünü azaltmaktadır. Bu durumu destekleyici nitelikte olarak 2016 yılında Gazete Karınca tarafından yapılmış haberde Beyoğlu’nun savaştan kaçan Suriyeli kadınlara zorla seks işçiliği yaptırılan bölgelerden biri olduğuna değinilip insan ticareti ve istismarı “seks işçiliği” adı altında toplanması bu ayrımların medya tarafından göz ardı edildiğini gösteren örneklerden biridir (Gazete Karınca, 2016).

Türkiye’de yaşayan geçici koruma statüsündeki Suriyeli seks işçisi kadınlar ve Türkiye’de yaşayan Türkiye vatandaşı seks işçisi kadınların sağlık hizmetlerinden yararlanma karşılaştırılmasını yapmak için öncelikle göç kavramına ve geçici koruma statüsüne değinilecektir. Devamında ise Suriye’de yaşanan krizin sürecinden bahsedilerek Suriyelilerin Türkiye’deki mevcut hayat dinamiklerinin toplumsal alanda yaşamış oldukları bu değişimlerle etkileşim halinde olduğu ele alınacaktır. Üçüncü bölümde ise Türkiye’de seks işçileri üzerine yazılmış olan mevzuatların bilgisi verilip Türkiye vatandaşı olan seks işçilerin hukuki açıdan yaşadığı engellere vurgu yapılıp sonraki bölümde ise Türkiye’de yaşayan geçici koruma altındaki Suriyeli kadınların bu hukuki süreçten sağlık hizmeti bağlamında ne derece yararlandıkları ve yaşadıkları engeller anlatılarak karşılaştırma yapılacaktır. Sonuç bölümünde ise önerilerden ziyade mevcut çelişkiler üzerinden eksik durumlara ağırlık verilecektir.

 

GÖÇ KAVRAMI VE GEÇİCİ KORUMA STATÜSÜ

Göç kavramı; en temelde nüfus hareketliliğini açıklayıcı nitelikte olmakla birlikte değişmeler ve çeşitlenmeler arttıkça tanımların da sabit tutulması zorlaşmıştır, ek olarak çeşitlenen değişimler nedeniyle spesifik tanımlar ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte yapılmış mevcut tanımlara örnek verilecek olursa “Küresel Hareketlilik Çağında Göç Kuramları ve Temel Kavramlar” adlı makalede göç, Uluslararası Göç Örgütü(IOM) tanımını esas alarak göçün insanların yer değiştirdiği bir nüfus hareketi olarak tanımını yaparak göçün coğrafi bir yer değiştirme olarak da ele alınabileceği anlatılmıştır (Sirkeci, & Yaylaci, 2019). IOM tanımı ile genişletilecek olursa göç; bir kişinin çeşitli nedenlerle kalıcı veya geçici olarak yaşadığı yerden veya memleketinden ayrılmasıdır ve bu ayrılma ülke içerisinde veya ülkeler arası bir yer değişimi olarak görülebilir.

Uluslararası Göç Örgütü(IOM)’nün “Göç Terimleri Sözlüğü”nde, geçici koruma statüsü;yaşanan bölgenin tehlike arz etmesinden ötürü kitlesel olarak terk edilmesi ve bu nedenle bu kişilerin bireysel statü belirleme işlemine bağlı kalmadan mevcut devletin geçici koruma sağladığı kişilere verilen statü olarak tanımlanmıştır (IOM, Perruchoud, & Redpath-Cross, n.d.). Kitlesel bir kaçışın olduğu ve acil koruma sağlanması gerekliliğinden ötürü bireysel sığınma taleplerinin işletilmesinin mümkün olmadığı bu durum istisnai bir durumdur. Bu statü dünyada ilk olmamakla birlikte Türkiye’de karşılaşılan yeni bir durumdur.

 

SURİYELİLERİN TÜRKİYE’YE GİRİŞ SÜRECİ VE SÜRECİN DEVAMINDA YAŞANANLAR

Suriyeli geçici koruma altındaki seks işçisi kadınları anlayabilmek için öncelikle 2011 yılında başlayan krize, bu krizin neden olduğu sosyal ve siyasi yapılanmaya bakmak Suriyelilerin günümüzdeki yaşam şartlarını anlamakta faydalı olacaktır.

1973 yılında gerçekleşen askeri darbe sonucunda Baas Partisi iktidara geçmiştir ve bu dönemden sonra yaklaşık 40 yıl boyunca baskıcı bir siyasi rejim hüküm sürmüştür. Bu süreç içerisinde muhalif gruplara yönelik çeşitli saldırılar, işkence ve toplu katliam şeklinde görülse de 2010 Arap baharına kadar muhalefetin sesi duyulmamıştır (İnce, 2017). Arap baharının etkisiyle dile getirilmeye çalışılan taleplerin şiddet yoluyla bastırılmasıyla protesto muhalifler için de askeri bir hareketlenmeye dönüşmüştür. İktidar-muhalefet arasındaki çatışmanın yarattığı boşluktan faydalanan IŞİD, El-Nusra gibi birtakım terörist gruplar ise bu dönemde daha önce hiç olmadığı kadar güçlenme fırsatı bulmuştur. Terörist grupların da dâhil olmasıyla, mevcut kriz büyümüş ve en çok zarar gören grup olan siviller daimi ikametlerini terk etmek zorunda kalmıştır (Ördek, 2017).

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım İşleri Koordinasyon Ofisi verilerine göre, 2011’de Suriye’de başlayan iç savaş nedeniyle, Suriyeli vatandaşların yarısı göçe zorlanmıştır, bunların bir kısmı iç göç bir kısmı da dış göç olmak üzere yerlerinden olmuşlardır ve dış göç hedef ülkelerinin başında da Türkiye gelmektedir. Uluslararası Mülteci Hakları Derneğinin 7 Mart tarihli haberine göre evlerini terk eden 13 milyon Suriyelinin yarısı ülke içerisinde yer değiştirirken diğer yarısı da komşu ülkeler başta olmak üzere çeşitli ülkelere yerleşmiştir ve bu komşu ülkeler sıralamasında en çok Suriyeliye kapılarını açan ülke Türkiye olmuştur (OCHA,2017). Göç İdaresi Genel Müdürlüğünden alınan son verilere göre ise 59.877 kişi barınma evlerinde 3.559.041 kişi ise barınma evlerinin dışında geçici koruma statüsü altındadır.

Geçici koruma statüsü, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun 91.maddesine istinaden yürürlüğe giren Geçici Koruma Yönetmeliğinde belirtildiği üzere çeşitli nedenlerle ülkesinden ayrılmaya zorlanmış ve ülkesine dönemeyen bireysel ya da kitlesel olarak Türkiye sınırlarına gelen, sınırlardan geçen ancak bireysel olarak değerlendirmeye alınmayan yabancılara verilen bir statüdür(Geçici Koruma Yönetmeliği, 2014). Bu statüyü diğer statülerden ayıran en önemli kavramı yer değiştirmenin kitlesel şekilde gerçekleşmiş olmasıdır.

Göç sürecinin devamında Suriyelilere karşı birtakım önyargıların oluştuğunu ve bu önyargıların giderek arttığını medyada çıkan saldırı haberleri doğrultusunda söylemek mümkündür. Kayıt dışı ve düşük ücretlerde çalıştıkları için Türkiye vatandaşlarının ellerinden işleri aldıkları, Suriyeliler taşındıktan sonra mahallelerde olayların çıktığı, Suriyelilerin suç oranını arttırdığı, bulaşıcı hastalık taşıdığı, devlet tarafından maaş aldıkları gibi çeşitli gerekçelerle sosyal dışlanmayla karşı karşıya kalmışlardır. Sosyal dışlanmayı arttıran bir diğer unsur da dil sorunudur. Bu sorun Suriyelilerin birçok hizmete erişiminde engel niteliği taşımaktadır ve seks işçisi kadınlar bağlamında sağlık ve adalet alanlarında ortaya çıkan engeller baş sıralara yer almaktadırlar.

 

TÜRKİYE’DE SEKS İŞÇİLİĞİ VE TÜRKİYE VATANDAŞI KADIN SEKS İŞÇİLERİ

Türkiye’de seks işçiliğini temel olarak iki kategoriye ayırmak konu üzerinde ayrıntılara inmekte daha sistemli ilerlenmesini sağlayacaktır. Kategoriler; genelevlerde çalışan seks işçileri ve kayıtsız çalışan seks işçileri olarak ayrıldığında karşılaşılabilen dezavantajlı durumların kategoriden bağımsız olarak bütün seks işçilerini kapsamasının yanı sıra sağlık hizmetlerinden yararlanma imkânlarının da kendi içerisinde farklılaştığı söylenebilir. Aralarında en kontrollü, sistemli ve güvencesi yüksek olan genelevlerde çalışan kayıtlı seks işçileri olarak görünse de, çalışanların sigortalarının işverenler tarafından zamanında ödenmediği, primlerin eksik yattığı ve bulaşıcı hastalık tespiti halinde tedavi edilmekten ziyade iş akdinin sonlandırıldığı göz ardı edilmemesi gereken hususlardır (Çoker, 2017). Bu nedenle cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar (CYBE) ve diğer hastalıklar için genelevlerde çalışan seks işçilerinin çalışan olarak ne kadar kayıtlı olsalar da bir güvenceleri bulunmadığı sonucuna varmak yanlış olmayacaktır. Diğer bir taraftan ise kayıt dışı çalışanların kendi adlarına yapabilecekleri özel sağlık sigortası dışında seçenekleri yoktur. Hâlihazırda toplum tarafından dışlanan, ayrımcılığa uğrayan bu grubun hizmetlere erişiminin yasal düzenlemeler nedeniyle kısıtlı olması başta kayıtsız çalışan seks işçileri olmak üzere genel bağlamda seks işçilerinin tam anlamıyla sağlıklı koşullarda çalışmadıkları söylenebilir. Yine de genelev çalışanlarının haftada iki kez bulaşıcı cinsel hastalık kontrolünden geçiyor oluşları kadınların hastalıklarını önlemekten ziyade hastalıklı kadınları iş alanından uzak tutmaya yönelik olsa da seks işçilerine yönelik sağlık kontrolünün ve denetlemesinin mevcut olduğunu gösterir.

Aysun Balseven Odabaşı’nın doktora tezinden alınan bilgilere göre, genelev çalışanı 118 kadına sorulan cinsel hastalık sorusunda 69 kadın cinsel yolla bulaşan hastalık geçirmediği cevabını vermiştir. Hastalık geçirdiğini belirten kadınların ise %37,7’si gonore (bel soğukluğu), %30,6’sı sifiliz (frengi), %16,3’ü vajinit geçirdiği yanıtını vermiştir. Önyargıları haklı çıkaran bir sonuç olmamakla birlikte bulaşıcı hastalık partner çeşitliliği ve partner değiştirme hızıyla doğru orantılı iken, kayıtsız olarak çalışan seks işçilerinin geçirdiği veya taşıdığı bulaşıcı cinsel hastalıkların kaydının tutulması önyargıları doğrulayıcı ya da yalanlayan şekilde kapsamlı bir yargıya götürecek nitelikte olmayacaktır.

Türkiye’de seks işçiliği ve seks işçileri adına düzenlenen çeşitli kanunlara bakıldığında 1930 yılındaki Umumi Hıfzıssıhha Kanununda seks işçiliği kamusal alanda tanımlanmıştır ancak aynı sene çıkan “Fuhuşla Mücadele Hakkında Tamim” ile devletin fuhşu denetleyici ve düzenleyici yaklaşımından fuhşun yasaklandığı yaklaşıma geçilmiştir.

1926 tarihli Ceza Kanununa bakıldığında fuhuş, anayasanın 420.Maddesi kapsamında kamusal alanlardan yasaklanmış ve hapis cezasına tabii tutulmuş hem 2004 yılında değişen anayasaya kadar hemen hemen hiç kullanılmamış hem de kamusal alan dışında ve 21 yaş ve üzeri olup rıza dahilinde gerçekleşiyorsa şiddet uygulanmıyorsa seks işçiliğini suç olarak sayılmamıştır.

Fuhşun cezalarla ortadan kaldırılabileceği fikri “Fuhuşla Mücadele hakkındaki Tamim” ile aynı sene yürürlüğe giren “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu” ile değişerek düzenleyici ve denetleyici bir nitelik taşımaya başlamıştır. “Fuhuşla ve Fuhuş Yüzünden Bulaşan Zührevi Hastalıklarla Mücadele Nizamnamesi” ile fuhşun devlet denetimli ve ruhsatlı mekanlarda sürdürülmesine izin verilmiş ancak fuhşa aracılık edenlerin cezalandırılacağı ve gizli fuhuş mekanlarının kapatılacağı kararlaştırılmıştır. 420.madde hemen hemen hiç kullanılmasa da ceza yasasındaki diğer maddeler seks işçilerinin baskı altına alınmasında tek başına yeterli olmuştur yani suç işlemeden seks işçiliği yapmak neredeyse olanaksız bir eylem haline gelmiştir. Buna örnek olarak “Seks İşçileri ve Yasalar: Türkiye’de Yasaların Seks İşçilerine Etkileri ve Öneriler” raporunda değinildiği üzere sokakta çalışan seks işçisine trafiği engellemekten yazılan trafik cezası verilebilir (İKGV,2011). 2005 tarihinde uygulanmaya başlanan 5237 sayılı Yeni Türk Ceza Kanunu ile 420. Madde çıkarılmış ve her ne kadar önceki dönemde seks işçiliği bir suç olarak görülmemiş ve bu maddeden dolayı cezalandırılmamış olsa da yeni yasa ile birlikte seks işçisi olmak ve kamusal alanda pazarlık yapmanın suç olma özelliği net bir şekilde ortadan kalkmıştır. Yine de fuhuşun gizli yapılması halen yaptırımlara tabidir ve ceza yasasındaki bu değişiklik seks işçiliğinin Türkiye’de serbest olarak yapılabileceği anlamına gelmemektedir. Kısaca seks işçiliği bir suç değildir ancak seks işçilerinin çalışabilmek için gerçekleştirdikleri hemen hemen her fiil cezalandırılmaktadır. Seks işçilerine yönelik sağlık uygulamalarında olduğu gibi ceza yasaları seks işçilerine alternatifler sunmak, ya da seks işçilerini korumaktan ziyade toplumu seks işçiliğinin olumsuz etkilerinden koruyacak tedbirler olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

TÜRKİYE’DEKİ TÜRK VATANDAŞI KADIN SEKS İŞÇİLERİ İLE SURİYELİ KADIN SEKS İŞÇİLERİ DEĞERLENDİRMESİ

Türkiye’deki mevzuatın hem cezalandırıcı, hem yasaklayıcı, hem önleyici hem de yasallaştırıcı ve düzenleyici unsurlar içermesi Türkiye’deki kanunların bu konuda tutarlılığı olmadığını göstermektedir. Bu önlemlerin mevcut yaptırımları seks işçilerinin düzenli gelir elde edememelerine neden olmakla birlikte ev mühürlemeleri yüzünden kaybedilen çalışma mekânları ve yazılan para cezaları seks işçilerini yoksulluğa doğru sürüklemektedir. Koşullar ve imkânlar Türk vatandaşları için bile bu denli kısıtlayıcı ve zorlayıcı iken, Suriyeli seks işçilerinin koşullarının daha da ağır olduğu çıkarımını yapmak çok da zor olmayacaktır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki Türkiye’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayanların seks işçiliği yasaktır (Küntay, &Çokar, n.d.). Bu da, Suriyeli seks işçilerinin genelev çalışanları gibi haftada iki kez sağlık kontrolünden geçemediği ve sigortalarının olmadığı yani kayıtlı olmadıklarından devletin düzenleyici tutumunun değil önleyici ve cezalandırıcı tutumunun muhatabı olduklarını gösterir. Türkiye vatandaşı dışındaki seks işçilerinin “mağduriyet” öznesi olmadığı takdirde ülkesine geri gönderilecek oluşu bu alanda çalışan yabancı uyrukluların daha dezavantajlı ve kırılgan bir yapıda olduğunu ve bu nedenle daha riskli, korunmasız koşullarda çalışmaya mecbur bırakıldığı anlamına gelmektedir.

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununda “…hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya hürriyetinin tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez.” denmektedir. Aynı kanunun başka bir maddesinde ise Türkiye’de bulunduğu süre zarfı içerisinde gayri meşru yollardan ve kamu düzenine/güvenliğine/sağlığına tehdit oluşturanların sınır dışı edilebileceği söylenmiştir. Sınır dışı edilen kişilerin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde itiraz etme ve itiraz sonuçlanana kadar ülkede kalma hakkı vardır (Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, 2013). Yani Türkiye, savaştan kaçan ve gayri meşru yollardan para kazanan ve insan ticareti benzeri “mağduriyet” öznesi olmayan Suriyelileri kendi ülkelerine göndermese de sınır dışı etme hakkına sahiptir. Bu, Suriyeli seks işçilerinin ülkede kalma güvencelerinin olmadığının ve çalışma hayatlarının gizliliğini korumak için çeşitli risk ve tehlikeleri göze alabileceklerinin göstergesidir.

Kemal Ördek’in yazmış olduğu “Türkiye’de ‘Geçici Koruma’ Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği Raporu”nagöre, yapmış olduğu görüşmelerde Suriyeli seks işçilerin sağlık hizmetine erişimi hakkında bilgi ve farkındalıklarının düşük olduğu sonucuna varmıştır. Bilgi eksikliğinin ve farkındalığın en az olduğu grup ise natrans[1] kadın seks işçilerdir. Kayıt dışı ve geçici koruma altında olmaları, fuhuşu önleme operasyonlarının baş öznesi haline gelmiş olmaları devletten herhangi bir yardım alamayacaklarına dair bir kanı oluşturmuş ve devlete karşı güveni zedelemiştir. Seks işçileri olmalarından dolayı oluşan korkunun yanı sıra aracılarla çalışılıyor olmalarının da hizmet ve bilgi erişimlerinin kısıtlı olmasında etkili olduğu söylenebilir. Bununla birlikte kamu kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin seks işçilerine ulaşamamaları veya kuruluşlarda çalışanların da bilgi sahibi olmadıklarını da hatırlatmak gerekir.

Ördek, görüşme yaptığı Suriyeli seks işçilerinin özellikle natrans kadın seks işçilerinin cinsel sağlık bilgisinin düşük olduğunu aynı zamanda trans kadınlar veya erkek seks işçilerine kıyasla korunmasız ilişkiye en çok giren grup olduğu bilgisini vermiştir. Erişilemeyen sağlık hizmetleri de eklendiğinde bu grubun kayıt dışı çalışan Türkiye vatandaşı kadın seks işçilerine kıyasla daha yüksek bir risk grubunda olduğu çıkarımı yapılabilir. Türkiye vatandaşı kadın seks işçileri sağlık hizmeti almada kısıtlamalarla ve engellerle karşı karşıya kalsa da bir kısmı düzenli kontrolden geçmekle birlikte kayıtsız olan kadın seks işçilerinin başvurabilecekleri sağlık merkezleri ve kuruluşların bilgisine Suriyeli kadın seks işçilerinden daha hakimdirler.

Kurum ve kuruluşların Suriyeliler için sağlık alanında bilgilendirmeler ve hizmetleri olsa da görünürlüğü olmayan Suriyeli seks işçileri özelinde bir düzenlemeyle ve hizmetle karşılaşılmamıştır.

Ördek, Suriyeli seks işçileri ile ilgili görüşülen kamu kurum ve kuruluşlarında yaygın olan yaklaşımın Suriyeli seks işçilerinin cinsel sağlık durumunun iyileştirilmesinden çok, toplumun Suriyeli seks işçilerinin “taşıyıcısı” olduğu iddia edilen enfeksiyonlara karşı toplumun korunmasına yönelik atılabilecek adımlar üzerinden geliştirilmekte olduğunu ifade etmiştir. Benzer nedenlerle, genelevlerde çalışan Türkiye vatandaşı kadın seks işçilerinin haftada iki kez kontrole tabi tutulmasının altında yatan nedenin de aynısı olduğunu hatırlatmakta fayda olacaktır.

Türkiye vatandaşı olan seks işçileri arasında da birçok kadın seks işçisi, Suriyeli kadın seks işçilerinin gelmesi ile müşterilerinin azaldığını, Suriyelilerin düşük ücrete çalıştığını ve bu yüzden “piyasayı düşürdüğünü”, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara karşı korunmadıkları için “hastalık yaydıklarını” iddia ederek Suriyeli kadın seks işçilerine karşı önyargılı ve dışlayıcı bir tutum içerisindedirler. Ayrımcılık yalnızca bunlarla sınırlı kalmamakla birlikte Suriyeli natrans kadınlar ve Suriyeli trans kadınlar arasında da görülmektedir (Ördek, 2017).

Böylelikle en dezavantajlı grubun Suriyeli seks işçisi trans kadınların olduğunun altını çizerek genel hatlarıyla sağlık hizmetlerinden yararlanma konusunda da seks işçilerine yönelik özel bir çalışmanın olmadığını, hizmetlere erişim ve bu erişim hakkında bilgilendirmenin yapılamaması nedeniyle hem Türkiye vatandaşı hem de Suriyelilerin hizmetlere erişim anlamında kapsamlı bilgiye sahip olmadıkları, kuruluşların da benzer şekilde kapsamlı bilgilerinin olmadığı, bilgileri olsa dahi başta Suriyeliler olmak üzere kayıt dışı çalışan seks işçilerine erişimin zor olduğu söylenebilir.

 

SONUÇ

Bu yazıda yapılan karşılaştırmada öncelikle göç ve Türkiye’deki seks işçilerine dair mevzuata bilgi verilerek araştırma konusu olan kişilerin durumu ve karşılaştığı engellerin resmi dayanakları gösterilmiştir. İki dezavantajlı grup arasında karşılaştırma yapmak oldukça zor olsa da belirgin farklılıkların altı çizilmiştir. Dezavantajlı grup olmalarına rağmen vatandaş olmaları ve dil bilmeleri geçici koruma altındaki Suriyeli kadın işçilere göre Türk vatandaşı kadın seks işçilerinin imkanlarının görece elverişli olduğu söylenebilir, ancak bu imkanlar değişimlere tabi tutulmadığı sürece ancak teoride imkan olarak görülecektir. Her iki grupta da seks işçilerine yönelik bir bilgilendirme olmadığını, yalnızca kadın üreme sağlığı kapsamında genel düzenlemeler ve bilgilendirmeler olduğu söylenebilir.

Bu bağlamda, seks işçilerine yönelik sağlık hizmeti genel çerçevede çalışanın koşullarını iyileştirmekten ziyade dışlayıcı bir prensiple toplumun geri kalanının iyiliği temel alınarak kontrol altında tutulmak olarak değerlendirilebilir. Türkiye vatandaşı, kayıtlı, sigortalı kadın seks işçilerin dahi bulaşıcı hastalıklarının tespitinde çalışanın iş akdinin sonlandırıldığını hatırlatmak bu sağlık hizmetinin kişi için koruyucu ve tedavi edici temelli bir amacı olmadığını destekleyici niteliktedir.  Eğer bu yaklaşımın ve seks işçiliğini kayıt dışına yönlendiren olumsuz yaklaşımların önüne geçilebilirse devletin düzenleyici varlığının etkisi görülebilir. Bunun yanı sıra Türkiye vatandaşı olmayanların seks işçiliği yapmasının yasaklanması tarzı bir yaklaşım, mevcut yabancı seks işçilerinin varlığını bitirecek değildir. Seks işçilerine uygun sağlık koşulları sunulması, güvenlik ve adaletinin sağlanması sektöre özendirici ve teşvik olarak adlandırılmamalı, hak olduğu unutulmamalıdır.

 

 

EZGİ CANSIN ÇINAR

Göç Staj Programı

 

 

 

 

BİBLİYOGRAFYA

Balseven Odabaşı, A. (n.d.). Ankara İli Genelevlerinde Çalışan Kadınların Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıkları, Mesleksel Riskleri, Uğradıkları Şiddet ve İstismar Bağlamında  Bir Araştırma. Retrieved January 20, 2021, from https://dspace.ankara.edu.tr/xmlui/bitstream/handle/20.500.12575/34336/AYSUN_BALSEVEN_TEZ_YOK_TESLIM_EDILEN.pdf?sequence=1&isAllowed=y

Birgün Gazetesi. (2019, September 22). İHD’den Seyhan’daki ırkçı saldırılarla ilgili rapor: Birçok Suriyeli hâlâ evinden dışarı çıkamıyor. Retrieved January 19, 2021, from https://www.birgun.net/haber/ihd-den-seyhan-daki-irkci-saldirilarla-ilgili-rapor-bircok-suriyeli-hala-evinden-disari-cikamiyor-269600

Çoker, S. (2017). Dünyada ve Türkiye’de Seks İşçilerinin Sağlığı. Retrieved January 22, 2021, from https://www.ttb.org.tr/dergi/index.php/msg/article/download/595/558

Diken. (2017, April 09). İzmir’de Suriyelilere saldırı: 500 mülteci mahalleyi terk etmek zorunda kaldı. Retrieved January 19, 2021, from http://www.diken.com.tr/izmirde-suriyelilere-saldiri-500-multeci-mahalleyi-terk-etmek-zorunda-kaldi/

Evrensel Gazetesi. (2016, July 17). Ankara’da Suriyelilere ırkçı saldırı. Retrieved January 19, 2021, from https://www.evrensel.net/haber/285296/ankarada-suriyelilere-irkci-saldiri

Gazete Karınca. (2016, November 16). Beyoğlu’nda ‘fuhuş ağı’: Yaklaşık 200 bin mülteci seks işçisi olarak çalıştırılıyor. Retrieved January 19, 2021, from https://gazetekarinca.com/2016/11/beyoglunda-fuhus-agi-yaklasik-200-bin-multeci-seks-iscisi-olarak-calistiriliyor/

Geçici Korumamız Altındaki Suriyeliler. (n.d.). Retrieved January 19, 2021, from https://www.goc.gov.tr/gecici-korumamiz-altindaki-suriyeliler

Geçici Koruma Yönetmeliği. (2014, October 11). Retrieved January 19, 2021, from https://www.goc.gov.tr/kurumlar/goc.gov.tr/evraklar/mevzuat/Gecici-Koruma.pdf

Hangi ülkede ne kadar mülteci var? (2018, March 12). Retrieved January 19, 2021, from https://www.umhd.org.tr/2018/03/hangi-ulkede-ne-kadar-multeci-var/

İnce, E. (2017). Suriye’de Baas Rejiminin Kuruluşu ve Türkiye. Retrieved from https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/330065

Küntay, E., & Çokar, M. (Eds.). (n.d.). Bilgilendirme Dosyası -8- “Seks Ticareti”. Retrieved January 22, 2021, from https://www.cetad.org.tr/CetadData/Books/46/pdf-dosyasini-indirmek-icin-tiklayiniz.pdf

Ördek, K. (2017). Türkiye’de “Geçici Koruma” Altında Suriyeliler ve Seks İşçiliği (Rep.). Ankara, Türkiye: Kırmızı Şemsiye İnsan Hakları ve Cinsel Sağlık Derneği.

Sirkeci, I., & Yaylaci, F. (2019). Küresel Hareketlilik Çağında Göç

Kuramları ve Temel Kavramlar.

Uluslararası Göç Örgütü (IOM). (n.d.). Göç Terimleri Sözlüğü (1156953093 869186588 R. Perruchoud & 1156953094 869186588 J. Redpath – Cross, Eds.). Retrieved January 19, 2021, from https://publications.iom.int/system/files/pdf/iml31_turkish_2ndedition.pdf

Who is a migrant? (2019, June 27). Retrieved January 19, 2021, from https://www.iom.int/who-is-a-migrant#:~:text=IOM%20Definition%20of%20%E2%80%9CMigrant%E2%80%9D,for%20a%20variety%20of%20reasons

Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu. (2013, May 11). Retrieved January 21, 2021, from https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6458.pdf

Yılmaz Kayar, H., & Çokar, M. (2011). Seks İşçilerinin ve Transgender Bireylerin İnsan Haklarının Desteklenmesi Projesi, Seks İşçiliği Mevzuatı Çalışma Grubu Raporu (Rep.). İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı.

 

 

 

 

 

Sosyal Medyada Paylaş

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Tarih:

Beğenebileceğinizi Düşündük
Yazılar

Srebrenitsa Önergesi: Adalet ve Hafıza Yolunda Bir Adım

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yarın oylanacak olan Srebrenitsa önergesi,...

Güney Kore Kim Jong Un Şarkısını Yasakladı

Güney Kore, son dönemde Kuzey Kore'de üretilen ve TikTok'ta...

İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin Helikopter Kazasında Ölümü ve Olası Senaryolar

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin bir helikopter kazasında hayatını kaybetmesi,...

Seçim Otokrasisi: Meksika’nın Demokrasisi Tehlikede

Bu yazı 17 Mayıs 2024'te Foreign Affairs dergisinde ingilizce...